Yüseyr b. Amr

Ebû · Muhadram tâbiî, Kûfeli, İbn Mes'ûd öğrencisi

Vefath. 85
KünyeEbû
Nisbeel-Kindî, el-Kûfî, el-Abdî, eş-Şeybânî
TabakaNebî'yi görmüştür
Cerh-ta'dîlkavî değil

Hakkında

Yüseyr b. Amr, adı Üseyr olarak da kaydedilen, Kûfe'ye yerleşmiş eski kuşak bir râvidir. Kûfeliler onu Üseyr b. Amr, Basralılar ise Üseyr b. Câbir diye anar; bu adların tek bir kişiye mi ait olduğu tartışılmıştır. Hz. Peygamber vefat ettiğinde on ya da on bir yaşında olduğu nakledildiğinden Nebî'yi gördüğü söylenir ve muhadramlar arasında sayılır.

Hz. Ömer ve Abdullah b. Mes'ûd'dan rivayette bulundu; İbn Mes'ûd'un büyük öğrencilerinden kabul edilir. Üveys el-Karenî ile ilgili meşhur haberi Hz. Ömer'den nakleden odur. Kendisinden oğlu Kays, Ebû Amr eş-Şeybânî, Ebû İshak eş-Şeybânî, Zürâre b. Evfâ, İbn Sîrîn ve Humeyd b. Hilâl gibi râviler rivayet etti. İclî ve İbn Hibbân onu güvenilir sayarken hakkında pek kuvvetli olmadığı yönünde değerlendirme de vardır. h. 85 / m. 704 yılında vefat etti.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Yuseyr b. Amr şöyle demiştir: Sehl b. Huneyfe " Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den Haricıler hakkında herhangi bir şey söylerken işittin mi?" diye sordum. Sehl şöyle cevap verdi: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den elini Irak tarafına doğru uzatarak şöyle buyurduğunu ışittim: "Bu taraftan bir kavim çıkacak, onlar Kur'an okurlar, Kur'an onların köprücük kemiklerinden öteye geçmez. Onlar atılan bir okun avı delip çıkması gibi İslam'dan çıkarlar."
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyu'bnü Müshir. Şeymâni'den, o da Yüseyr b. Amr'dan naklen şöyle demiş: Sehl b. Huneyy'e sordum; — «Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Hâricileri anarken hiç işittin mi?» dedim. Sehl şunları söyledi: — «Evet işittim, eliyle şark tarafına doğru işaret ederek: — Bir kavim dilleri ile Kur'ân'ı okuyacaklar, amma (okudukları Kur'ân) köprücük kemiklerini geçmiyecak. Dînden, ok'un av'ı delip geçtiği gibi çıkacaklar; buyurdu.»
Bize bu hadisi Ebû Kâmil de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdülvâhid rivayet etti. (Dediki): Bize Süleymân-ı Şeybânî bu isnâdla rivayette bulundu ve: — «Ondan bir takım kavimler çıkacak.» Dedi.
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile İshâk hep birden Yezid'den rivayet ettiler. Ebû Bekir (Dediki):Bize Yezid b. Hârûn, Avvâm b. Havşeb'den rivayet etti. (Demişki): Bize Ebû İshâk Eş-Şeybânî, Useyr b. Amr'dan, o da Sehl b. Huneyf'den, o da Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen rivayet .etti; — «Şark tarafından başları traşlı bir kavim hak yoldan sapacaklardır.» buyurmuşlar.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Aliyyü'bnü Müshir, Şeybânî'den, o da Yüseyr b. Amr'dan, o da Sehl b. Huneyf'den naklen rivayet etti. Sehl şöyle demiş: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eliyle Medine'ye işaret ederek: — Burası emniyetli bir haremdir, buyurdular.
Bana Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Hâşim b. Kaâsım rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman b. Muğire rivayet elti. (Dediki): Bana Said El-Cüreyri, Ebû Nadra'dan, o da Useyr b. Câbir'den naklen rivayet etti ki, Kûfeliler Ömer'e gelmişler. İçlerinde Uveys'le alay eden bir adam varmış. Ömer: — Burada Karanilerden kimse var mı? diye sormuş. Hemen bu adam gelmiş. Ömer: — Şüphesiz ki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Size Yemen'den Uveys denilen bir adam gelecek. Yemen'de bir annesinden başka kimse bırakmıyor. Kendisinde beyazlık vardı. Allah'a duâ etti de onu kendisinden giderdi. Yalnız bir dinar veya dirhem yeri kadar kaldı. İmdi ona sizden kim rastlarsa sizin için istiğfar ediversin!» buyurdular, demiş.
Bize İsbâk b. İbrahim El-Hanzali ile Muhammed b. Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. İshâk; Ahberanâ, ötekiler: Haddesenâ tâbirlerini kullandılar. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dediki): Bize Muâz b. Hişâm rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Katâde'den, o da Zürâra b. Evfâ'dan, o da Useyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. Useyr şöyle demiş: Ömer b. Hattâb kendisine Yemenlilerin imdadı geldiği vakit onlara: Uveys b. Âmir aranızda mı? diye sorardı. Nihayet Uveys'e rastladı. Ve : __ Sen Uveys b. Âmir misin? diye sordu. (O da) : Evet! cevâbını verdi. — Murad kabilesinden sonra Karen'den mi? dedi. Uveys: — Evet! cevâbını verdi. — Sende baras illeti vardı. Ondan iylleştin de yalnız bir dirhem yeri kadar kaldı öyle mi? dedi. Üveys : — Evet! cevâbını verdi. — Validen var mı? diye sordu. Uveys : — Evet! cevâbını verdi. Ömer : — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Size Uveys b. Âmir Yemenlilerin İmdat bölüğü ile gelecek. Kondisi Muraddan sonra Karendendir. Onda baras illeti vardı. Bu derdden iyileşti. Ancak bir dirhem yeri kadar kaldı. Bir validesi vardır. Ona çok mutidir. .Allah'a yemin etse, kendisini mutlaka yemininde sâdık çıkarır. Sana istiğfar etmesine imkân bulursan bunu yap!» buyururken işittim. Benim için istiğfar ediver! dedi. O da Ömer için İstiğfarda bulundu. Ömer ona : — Nereye gitmek istiyorsun? diye sordu. Uveys : — Kûfe'ye! dedi. — Senin için oranın valisine mektub yazayım mı? dedi, Uveys : — İnsanların el ayak takımı arasında olmam benim için daha makbuldür, cevâbını verdi. Üseyr demiş ki: Ertesi yıl gelince Kûfe'nin eşrafından bir adam hacca gitti. Ömer'e rastlamış. Ömer kendisine Uveys'i sormuş. O zât : — Ben onu evi perişan, eşyası az bir halde bıraktım, demiş. Ömer : — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i : «Size Uveys b. Âmir Yemenlilerin imdat bölüğü ile gelecek. Kendisi Muraddan sonra Karendendİr. Onda baras illeti vardı. Bu derdden iyileşti. Ancak bir dirhem yeri kadar kaldı. Bir validesi vardır. Ona çok mutidir. Allah'a yemin etse, kendisini mutlaka yemininde sad-k çıkarır. Sana istiğfar etmesine imkân bulursan bunu yap!» buyururken işittim, demiş. O zât Uvays'e gelerek : — Benim için istiğfar et! dedi. Uveys : — Sen hayırlı bir yolculuktan yeni geliyorsun, benim için sen istiğfar et! dedi. O zât yine : — Benim için istiğfar et: dedi. Uveys (tekrar) : — Sen hayırlı bir yolculuktan yeni geliyorsun. Benim için sen istiğfar et! Ömer'e rastladın mı? dedi. O zât: — Evet! cevâbını verdi. Bunun üzerine onun için istiğfar etti. Halk da onun kim olduğunu anladı. Müteakiben çekib gitti. Üseyr demişki: Elbisesi çizgili bir kumaştı. İnsan onu gördükçe: Acaba Uveys bu kumaşı nerden buldu? diyordu.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Ali b. Hucur ikisi bîrden İbni Uleyye'den rivayet etliler. Lâfız İbni Mucur'undur. (Dedilerki): Bize İsmail b. İbrahim, Eyyub'dan, o da Humeyd b. Hilâl'den, o da Ebû Katadele'l-Adevî'den, o da Kuseyr b. Câbir'dcn naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Kûfe'de kızıl bir rüzgar esti. Derken işi gücü sâdece ya Abdellah b. Mes'ud kıyamet yeldi demek olan bir adam geldi, bunun üzerine Abdullah oturdu, dayanmıştı ve şunu söyledi : — Miras taksim edilmez olmadıkça ganimetle ferahlanma bulunmadıkça kıyamet kopmaz, dedi. Sonra eliyle şöyle yaptı (eliyle Şam tarafına doğru işaret etti) da dediki: Düşman ehl-i İslâm için (ordu) topluyor. Ben : — Romalıları mı kastediyorsun? dedim. — Evet! İşte o harbinizde şiddetli bir hücum olacak. Müslümanlar ölüm için bir öncü fırka kuracak. Öyle ki, gâlib olmadıkça geri dönmeyecek, tâ gece aralarına girinceye kadar çarpışacaklar, nihayet onlar da, înmlar da dönecek, hiç bir taraf gâlib gelmeyecek, öncü fırka bitecektir. Sonra müslümanlar tekrar ölüm için bir öncü fırkası kuracak. Öyle ki, gâîip gelmeden geri dönmeyecek ve tâ gece aralarını ayırıncaya kadar çarpışacaklar. Onlar da, bunlar da geri dönecekdir. Hiç biri galib gelmeyecektir, bu fırka da bitecektir. Sonra müslümanlar ölüm için bir öncü fırkası teşkil edecek, Öyle ki, galip gelmedikçe geri dönmeyecek ve akşama katlar çarpışacaklar. Nihayet onlar da, bunlar da geri dönecek. Hiç biri galib gelmeyecektir. Öncü fırka bitecektir. Dördüncü gün gelince düşmanlara karşı ehl-i İslâm'ın bakıyyesi ilerleyecek, Allah düşmanlar üzerine hezimeti halkedecek ve düşmanları — ya misli görülmeyen yahut misli görülmedik demiştir— bir şekilde tepeleycceklerdir. O derece ki, yanlarından kuş geçecek, onlar ölü olarak yere serilmeden geride bırakmıyacaktır. Bir tabanın oğulları birbirlerini sayacak, yüz kişi oldukları halde onlardan yalnız bir adam kaldığını göreceklerdir. Şu halde hangi ganimete sevinilecek yahut hangi miras taksim edilecektir. Onlar bu halde iken aniden bundan daha büyük bir musibet işitecekler. Kendilerine: Deccal zürriyetiniz hususunda sizin yerinizi aldı, dîye bir yaygaracı gelecek, hemen ellerindeki şeyleri atacaklar ve yola koyulacaklar, öncü olarak on süvari göndereceklerdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Selletn): «Ben onların isimlerini, babalarının isimlerini, atlarının renklerini pek âlâ biliyorum. Onlar o gün yeryüzünde en iyi süvarilerdir. Yahut o gün yeryüzünde en iyi süvarilerdendir.» buyurdular. İbni Ebî Şeybe kendi rivayetinde : «Üseyr b. Câbir'den naklen.» dedi.
Bana Muhammed b. Ubeyd EI-Guberî de rivayet etti. (Dediki): Bize Hammad b. Zeyd, Eyyûb'dan, o da Humeyd b. Hilâl'den, o da Ebû Katâde'den, o da Yuseyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): İbni Mes'ud'un yanındaydım, derken bir kızıl rüzgâr esti... Râvî hadîsi yukarki gibi anlatmıştır. Ama İbni Uleyye'nin badîsi daha tamam ve daha doyurucudur.
Bize Şeyban b. Ferrûh da rivayet etti. (Dediki): Bize Süleyman (yâni; İbni Muğîra) rivayet etti. (Dediki): Bize Humeyd (yâni; İbni Hilâl) Ebû Katâde'den, o da Useyr b. Câbir'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Abdullah b. Mes'ud'un evinde idim. Ev doluydu. Derken Kûfe'de kızıl bir rüzgâr esti... Ve râvî ibni Uleyye hadîsi gibi rivayet etmiştir. - Metinlerde hata yok arapça metinlerde de Useyr b. Cabir ve Yuseyr b. Cabir diye geçiyor