Vefath. 192
KünyeEbû Abdullah
Nisbeel-Havlânî, el-Hımsî, mevlâ, el-Kâdî
Yaşadığı yerlerDımaşk
Tabaka9. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Mahmûd İbnü'r-Rebi' şöyle demiştir: Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in ben beş yaşında iken bir kova daki su'dan ağzına alarak yüzüme püskürttüğünü hatırlıyorum. Tekrar: 189, 839, 1185, 6354, 6422.
Rivayet edildiğine göre İbn Abbas ile Hur İbn Kays İbn Hısn el-Fezârî Hz. Musa'nın (Kur'an'da buluştuğu bahsedilen) arkadaşı / bilge kişi hakkında görüş ayrılığına düştüler. İbn Abbas bunun Hızır olduğunu söyledi. Onların yanından Ubey İbn Ka'b geçiyordu. İbn Abbas onu çağırarak sordu: "Ben ve bu arkadaşım, Hz. Musa'nın kendisi ile buluşmak için yol sorduğu kişi hakkında tartıştık. Onunla ilgili olarak Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in bir şey söylediğini işitmiş miydin?" dedi. Ubey şöyle dedi: "Evet, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle dediğini işittim: "Hz. Musa, İsrailoğulhrından bir grup ile birlikte iken bir adam ona gelerek: -Senden daha bilgili bir kimse biliyor musun? Diye sordu. Hz. Musa "hayır" diye cevap verdi. Bunun üzerine Yüce Allah Hz. Musa'ya vahyederek şöyle dedi: "Evet senden daha bilgili bir kimse var. O da kulumuz Hızır'dır" dedi. Musa onun yanına nasıl gideceğini sordu. Yüce Allah balığı onun için bir alâmet kıldı. Musa'ya "Balığı kaybettiğinde dön, çünkü onunla buluşacaksın" denildi. Hz. Musa denizde balığın izini sürerdi. (Musa (a.s.)'ın yanındaki yol arkadaşı olan genç adam:) 'Gördün mü?" dedi, 'Kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı." O, şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti. Musa: 'işte aradığımız o idi' dedi. Hemen izlerinin üzerine geri döndüler". Ardından buldular. Daha sonra Hızır ile Musa arasında Allah ın kitabında haber verdiği olaylar yaşandı.
İbn Abbâs (r.a.)'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kalktı ve namaz'a durdu, ordunun bir kısmı da onunla birlikte namaza başladı. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tekbir getirdi ve cemaat de tekbir aldı. Ardından Nebi (s.a.v.) rükuya gitti ve kendisiyle birlikte namaz'a duranlar da rükuya vardı. Sonra Allah'ın Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem secde'ye gitti ve ashâb-ı kiram da secde etti. Resulullah s.a.v. ikinci rekat için kalktığında bu birinci grup da kalkıp gitti ve namaza başlayan İkinci gruptaki kardeşlerini korumak için nöbete geçtiler. İkinci gruptakiler de Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte rüku ve secde ettiler. O sırada ordunun hepsi namazdaydı, fakat bir grup diğer grubu korumak için kenarda bekliyordu."
Ümmü Seleme r.anha'dan rivayete göre; "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kendi evinde, yüzünde bir sarılık bulunan (ya da yüzünün rengi değişmiş) bir kız çocuğu gördü. Bunun üzerine: Buna rukye yapılmasını söyleyiniz. Çünkü buna bir nazar değmiş bulunuyor, buyurdu."
Ebu Katade'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Kim beni rüyada görürse muhakkak o hakkı görmüştür" buyurmuştur.
Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb, ZUbeydî'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Saîd b. El-Müseyyeb ile Ebu Selemete'bnü Abdirrahmân haber verdiler ki Ebu Hureyre: «Ben Resulullah (Sallallahu Aieyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken îşittim...» diyerek Yûnus hadîs'inde olduğu gibi rivayette bulunmuş.
Bana Muhammed b. Râfi' rivayet etti. (dediki): Bize Abdurrazzâk rivayet etti. (dediki): Bize İbni Cüreyc haber verdi. (dediki) Bana, Atâ' haber verdi ki ibni Abbâs, ibni Zübeyr'e ilk biyat edildiği zaman ona: «Ramazan Bayramı günü, bayram namazı için ezan okunmazdı. Binâenaleyh onun için sen de ezan okutma!» diye haber göndermiş; o da, o gün bayram namazı için ezan okutmamış, ibni Abbâs, bu haberle blrlikde ibni Zübeyr'e: «Hutbe de namazdan sonra okunur. Bu, böyle yapılırdı.» diye haber göndermiş. Bunun üzerine ibni Zübeyr, bayram namazını hutbeden önce kıldırmış.
Bize Hâcib b. Velîd rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Velîd Ez-Zübeydî, Zührî'den rivayet etti. Zührî şunları söylemiş: «Kesîr b. Abbâs, İbni Abbâs'ın güneş tutulduğu gün Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kıldığı namazı Urve'nin Âişe'den rivayet ettiği gibice rivayet ettiğini anlatırdı.»
Bana İshak b. Mensur rivayet etti. (Dediki): Bize İsâ b. Münzir El-Hımsî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Zübeydî, Zühri'den, o da Ebû Selemete'bnü Abdirrahman ile Cüheynilerîn azatlısı Ebû Abdillah El-Eğarr'dan naklen rivayet eyledi, Ebû Abdillah Hz. Ebû Hureyre'nin ashabındanmış. Bu iki zat Ebû Hureyre'yi şöyle derken işitmişler : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mescidinde kılınan bir namaz başka mescidlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir; yalnız Mescid-i Haram müstesna! Çünkü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi've Sellem) Nebilerin sonuncusudur. Onun mescidi de mescidlerin sonuncusudur.» Ebû Seleme ile Ebû Abdillah (Demişlerki): «Biz Ebû Hureyre'nin Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hadîsini söylediğinde şüphe etmedik. Bu da hadîs hakkında Ebû Hureyre'den isbat istememize mâni oldu. Ebû Hureyre dünyadan gidince bunu aramızda müzakere ettik. Şayet hadîsi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den işittiyse bu hususta Ebû Hureyre'ye söz edip niçin hadîsi ona isnad ettirmedik diye birbirimizi müâhaze eyledik. Biz bu halde iken yanımıza Abdullah b. İbrahim b. Kaarız oturdu. Kendisine bu hadîsi ve hadîs hakkında Ebû Hureyre'nin nassan Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayeti hususunda yaptığımız kusuru anlattık. Bunun üzerine Abdullah b. İbrahim bize şunu söyledi: Şehadet ederim ki, ben Ebû Hureyre'yi şöyle derken işittim : «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Çünkü ben Nebilerin sonuncusuyum; Mescidim de mescidlerin sonuncusudur.» buyurdular.
Bana bu hadîsi İshâk b. Mansûr da rivayet etti. (Dediki): Bize Yezîd b. Abdi Kabbih haber verdi. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bana Züheydî, Zührî'den bu isnadla rivayette bulundu. Yalnız o şöyle dedi: «İbni Ömer demişki: Bunun üzerine ben karıma ric'at ettim. Yapmış olduğum talâk da kadın için talâk sayıldı.»
Bana Ebu'r-Rabi' Süleyman b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b, Harb rivayet etti. Bana Muhammed b. Velid Ez-Zübeydî, Zührî'den, o da Urve b. Zübeyr'den, o da Zeyneb binti Ümmü Seleme'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in zevcesi Ümmü Seleme'den naklen rivayet etti ki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zevcesi Ümmü Seleme'nin evinde bîr cariyenin yüzünde sarılık görerek : «Bu cariyeye nazar değmiş, ona hemen rukye yapın!. buyurmuşlar. Yâni yüzünde sarılık varmış.
(Bize Hâcib b. Velid de rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Harb Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivâyet etti. ki): Bana Sâlim b. Abdillah, İbn Ömer'den naklen haber verdi. İbn Ömer Şöyle dedi: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim: köpekleri öldürün, iki çizgili yılanla ebteri de öldürün. Çünkü onlar gözü kapar ve gebelere çocuk düşürtürler.» buyuruyordu. ki: Biz bunu bu iki yılanın zehirlerinden zannediyoruz. Allah daha iyi bilir. şunu söylemiş: Abdullah b. Ömer dedi ki: Artık ben bir yılan gördüm mü onu öldürmeden bırakmaz oldum. Bir gün ben evlerde yaşayan yılanlardan birini kovalarken yanımdan Zeyd b. Hattâb yahut Ebû Lübâbe geçti. Ben (hâlâ) yılanı kovalıyordum. Yavaş ol yâ Abdellah! dedi. Ben: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların öldürülmesini emir buyurdu, dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlerde yaşayanları öldürmekten nehıy buyurdu, dedi
(Bize Hâcib b. Velid de rivâyet etti. ki): Bize Muhammed b. Harb Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivâyet etti. ki): Bana Sâlim b. Abdillah, İbn Ömer'den naklen haber verdi. İbn Ömer Şöyle dedi: Ben Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)'i köpeklerin öldürülmesini emrederken işittim: köpekleri öldürün, iki çizgili yılanla ebteri de öldürün. Çünkü onlar gözü kapar ve gebelere çocuk düşürtürler.» buyuruyordu. ki: Biz bunu bu iki yılanın zehirlerinden zannediyoruz. Allah daha iyi bilir. şunu söylemiş: Abdullah b. Ömer dedi ki: Artık ben bir yılan gördüm mü onu öldürmeden bırakmaz oldum. Bir gün ben evlerde yaşayan yılanlardan birini kovalarken yanımdan Zeyd b. Hattâb yahut Ebû Lübâbe geçti. Ben (hâlâ) yılanı kovalıyordum. Yavaş ol yâ Abdellah! dedi. Ben: Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onların öldürülmesini emir buyurdu, dedim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) evlerde yaşayanları öldürmekten nehıy buyurdu, dedi
Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Demişki): Bize Muhammed b. Harb Zübeyrî'den rivayet etti. (Demişki): Bana Zührî, Ubeydullah b, AbdiIIah'dan naklen haber verdi ki, İbni Abbâs veya Ebû Hureyre'nin rivayetine göre: Bir adam Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelmiş. H. Bana Harmele b. Yahya Et-Tücîbi de rivayet etti. Lâfız onundur. (Demişki): Bize İbni Vehb haber verdi. (Demişki): Bana Yûnus İbni Şihab'dan naklen haber verdi. Ona da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe haber vermişki: İbni Abbâs bir adam'ın Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek şunu söylediğini rivayet etmiş: — Yâ Resûlallah! Ben bu gece rü'yamda yağ ve bal yağdıran bir bulut gördüm. Halkın da bundan elleriyle avuçladıklarını gördüm. Kimisi çok alıyordu, kimisi az. Bir de gökyüzünden yere ulaşan bir ip gördüm. Senin onu alarak yükseldiğini gördüm. Sonra senin ardından onu bir adam alarak yükseldi. Sonra onu bir başka adam aldı. Onda ip koptu. Sonra onun için ipi eklediler ve yükseldi. Ebû Bekr dediki: — Yâ resûlallah! Babam sana feda olsun! Vallahi bana müsaade buyurursan onu çok iyi ta'bir edeceğim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem): «Onu ta'bir et!» buyurdu. Ebû Bekr : — Bulut İslâm'ın bulutudur. Yağan yağ ve bal ise Kur'ân'dır, Onun lezzeti ve yumuşaklığıdır. İnsanların bundan avuçlamalarına gelince kimi Kur'ân'ı çok öğrenir, kimi az. Gökden yere ulaşan ip ise senin üzerinde bulunduğun hakdır. Onu tutuyorsun, Allah da seni onunla yükseltiyor. Bilâhare senden sonra gelen bir adam onu tutuyor ve onunla yükseliyor. Sonra; (yine) başka bir adam onu tutuyor. Ve onunla yükseliyor. Sonra onu başka bir adam tutuyor, onda ip kopuyor. Sonra bu adam için ip ekleniyor. Ve onunla yükseliyor. İmdi babam sana feda olsun bana haber ver yâ Resûlallah, isabet mi ettim? Hatâ mı? dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem): «Bâzısında isabet ettin; bâzısında yanıldın.» buyurdular. Ebû Bekr: — Vallahi yâ Resûlallah! Bana illâ söyle! Hata ettiğim nedir? dedi. «Yemin etme!» buyurdular.
Bize Hâcib b. Velîd rivayet etti, (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki) : Bize Muhammed b. Velîd Ez-Zübeydî, Zührî'den rivayet etti. (Demişki): Bana Enes b. Mâlik haber verdiki, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlar, H. Bana bu hadîsi Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bana İbni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus, îbni Şihâb'dan, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen Mâlik'in hadîsi gibi rivayette bulundu.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Harmele b. Yahyâ ← İbn Vehb ← Yûnus b. Yezîd ← İbn Şihâb (ez-Zührî) ← Enes b. Mâlik
Bize Kuteyhe b. Saîd ile Ebû Bekir b. Ehî Şeyle ve Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyân rivayet etti. H. Bana Harmele b. Yahya da rivayet etti. (Dediki): Bize ibni Vehb haber verdi. (Dediki): Bana Yûnus haber verdi. H. Bize Hâcib b. Velîd dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb, Zübeydî'den rivayet etti. H. Bize İshâk b. İbrahim EI-Hanzalî ile Muhammed b. Râfi' ve Abd b. Humeyd, Abdürrazzâk'dan, o da Ma'mer'den naklen rivayet ettiler. Bunların hepsi Zührî'den Mâlik'in isnadı ile onun hadîsi gibi rivayette bulunmuşlardır. Yalnız: «O yüz çevirir; bu da yüz çevirir.» cümlesi müstesna. Çünkü bu râvilerin Mâlik'den mâda hepsi hadîslerinde: «O yan döner; bu da yan döner.» demişlerdir.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Harmele b. Yahyâ ← İbn Vehb ← Yûnus b. Yezîd ← İbn Şihâb (ez-Zührî)
Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb Zübeydî'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Humeyd b. Abdirrahman haber verdiki: Ebû Hureyre şöyle demiş: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Kuvvetli kimse pehlivan değildir.» buyururken işittim. Ashâb : O halde kuvvetli kimdir yâ Resûlallah? dediler. «Kızgınlık ânında kendini tutandır.» buyurdular.
Bize Hâcib b. Velid rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb Zubeydî'den, o da Zührî'den naklen rivayet etti. (Demişki): Bana Saîd b. Müseyyeh, Ebû Hureyre'den naklen haber verdiki, şöyle diyormuş; Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Hiç bir doğan çocuk yoktur ki, fıtrat üzere doğmuş olmasın. Sonra onu annesi, babası yahûdileştirir; hıristiyanlaştınr ve mecûsîleştirirler. Tıpkı bir hayvanın dertop bir hayvan doğurduğu gibi. Bu hayvanda hiç bir kesik aza hissediyor musunuz?» buyurdular. Sonra Ebû Hureyre: İsterseniz şu âyeti okuyun! dedi. «O fıtrata ki, Allah insanları onun üzerine yaratmıştır. Allah'ın halkettiğini değiştirmek yoktur.» [Rum 30]
Bana Ebû'r-Rabî' Süleyman b. Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Muhammed b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bana Zübeydî rivayet etti. Zührî demişki: Bana Humeyd b. Abdİrrahman b. Avf, Ebû Hureyre'den naklen rivayet etti. (Şöyîe demiş): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Bir kul kendine israf etti...» buyururken işittim. Râvi: «Allah da onu affetti...» cümlesine kadar Ma'mer'in hadîsi gibi rivayette bulunmuş. Kedi kissasındaki kadının hadîsini anmamıştır. Zübeydî'nin hadîsinde: «Dediki, bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) ondan bir şey alan her nesneye: Ondan aldığını ver! buyurdu...» cümlesi vardır.