Ebû Ma'mer

Kûfeli tâbiî, İbn Mes'ûd'un öğrencisi

Abdullah b. Sahbere

Vefath. 62
Nisbeel-Kûfî, el-Ezdî
Tabaka2. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Hakkında

Ebû Ma'mer künyesiyle bilinen Abdullah b. Sahbere, Ezd kabilesine mensup Kûfeli bir tâbiîdir. Hz. Peygamber'in hayatında doğduğu nakledilir. Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ûd, Ebû Mes'ûd el-Ensârî, Habbâb b. Eret ve Mikdâd b. Esved gibi sahâbîlerden ve Alkame'den rivayette bulundu. Kendisinden İbrâhim en-Nehaî, Mücâhid ve Umâre b. Umeyr et-Teymî gibi âlimler hadis aldı.

Yahyâ b. Maîn onu güvenilir bir Kûfeli olarak nitelemiş, İbn Sa'd da güvenilir olduğunu ve pek çok hadis rivayet ettiğini belirtmiştir; Zehebî ise sadûk der. Ubeydullah b. Ziyâd'ın valiliği döneminde Kûfe'de vefat etti; bir kayda göre bu h. 62 (m. 682) yılındadır.

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Ebu Ma'mer şöyle demiştir: "Habbâb'a, 'Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle ve ikindi namazlarında (Kur'an) okur muydu?' diye sorduğumuzda bize 'evet' diye cevap vermişti. Biz: 'Peki siz O'nun okuduğunu nasıl anlıyordunuz?1 diye tekrar sorunca şöyle demişti: 'Sakalının oynamasından. Tekrar: 760, 761 ve 777
Ebu Ma'mer (r.a.) şöyle demiştir: "Habbâb'a, 'Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle ve ikindi namazlarında Kur'an) okur muydu?' diye sorduğumuzda bize 'Evet' diye cevap vermişti. Biz peki siz O'nun okuduğunu nasıl anlıyordunuz?' diye tekrar sorunca şöyle demişti: 'Sakalının oynayıp durmasından anhyorduk."
Rivayet zinciri: Buhârî ← Ömer b. Hafs ← babam ← Süleymân A'meş ← Umâre b. Umeyr ← Ebû Ma'mer
Umare İbn Umeyr (r.a.)'in naklettiğine göre Ebu Ma'mer (r.a.) şöyle demiştir: "Habbâb İbn Eret'e 'Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle ve ikindi namazlarında (Kur'an) okur muydu?' diye sorduğumda bana: 'Evet' diye cevap vermişti. Ben 'Peki siz O'nun okuduğunu nasıl anlıyordunuz?' diye tekrar sorunca şöyle demişti: Sakalının oynayıp durmasından anhyorduk."
Ebu Ma'mer şöyle demiştir: "Habbâb'a, Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem öğle ve ikindi namazlarında (Kur'an) okur muydu?' diye sorduğumda bize: Evet' diye cevap vermişti. Biz 'Peki siz O'nun okuduğunu nasıl anlıyordunuz?' diye tekrar sorunca şöyle demişti: Sakalının oynayıp durmasından anlardık."
Abdullah İbn Mes'ud r.a.'den rivayet edilmiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'ye girdiğinde Kabe'nin etrafında tam 360 put vardı.Elindeki bir sopayla putları devirip devirip yıktı. Yıktığı sırada da: "Hak geldi, batıl yıkılıp gitti" [İsra 81] ayetini okuyordu.
Abdullah b. Mes'ud r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde ay iki parçaya ayrıldı. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Şahit olunuz, diye buyurdu." Tekrar: 3869, 3871, 4864 ve 4865 Diğer tahric edenler: Tirmizi Tefsirul Kur’an; Müslim, Sıfat-il Kıyame
Abdullah r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem fetih günü Mekke'ye girdiğinde Beyt'in etrafında üçyüz altmış dikili put vardı. Elinde bulunan bir sopa ile o putları dürterken: Hak geldi, batıl da can çekişerek yok oldu. Hak geldi, batıl ise ne bir şeyi baştan var edebilir, ne de tekraren bir şeyi iade edebilir, diyordu."
Abdullah İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'de iken onun yanına gelmişti. O esnada Ka'be'nin etrafında 360 adet put vardı. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem elindeki bir çubuk ile onlara dürtüyor ve şu ayetleri okuyordu: "Hak geldi, batı i yıkılıp gitti. Zaten batı i yıkılmaya mahkumdur. "(İsra 81) "Hak geldi, artık batıl ne bir şeyi başlatabilir, ne de geri' getirebilir. "(Sebe' 49)
İbn Mes'ud'dan rivayet edildiğine göre, o "Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz," . ayeti hakkında şöyle demiştir: İki Kureyşli ve bir de onların hanım tarafından Sakif kabilesinden olan akrabaları veya iki Sak1f1i bir de onların hanım tarafından Kureyş kabilesinden olan akrabaları bir evde konuşuyorlardı. İçlerinden biri diğerlerine "Allah'ın bizim sözlerimizi işittiğini düşünüyor musunuz?" diye sordu. Diğeri "Bir kısmını işitiyor," diye cevap verdi. Diğer biri de "Eğer bir kısmını işitiyorsa, hepsini işitir," dedi. Bunun üzerine "Siz ne kulaklarınızın, ne gözlerinizin, ne de derilerinizin aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz," ayeti nazil oldu. Hadisin geçtiği diğer yerler: 4817, 7521.
İbn Mes'ud r.a.'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde ay, bir parçası dağın üst kısmında, bir parçası da onun alt tarafında olmak üzere ikiye ayrıldı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şahid olun!" dedi.
İbn Mes'ud'dan dedi ki: "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, -elim onun iki eli arasında olduğu halde- Kur'an'dan bir sureyi öğretireesine bana teşehhüdü şöylece öğretti: et-Tahiyyatu lillahi vessalavatu vettayyibat; esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh; esselamu aleyna ve ala ibadillahissalihln. Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu en ne Muhammeden abduhu ve rasuluh: Bütün esenlik dilekleri, güzel dualar ve övgüler yalnız Allah'ındır. Ey Nebi! Selam sana, Allah'ın rahmetleri ve bereketleri de üzerine olsun. Selam bizim ve Allah\n salih kullarının üzerine. Şehadet ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed onun kulu ve Rasulüdür. Allah Rasulü, aramızdayken biz böyle derdik. Ama ruhu kabzedildikten sonra esselamu alennebiyyi demeye başladık."
Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Ebu Nuaym rivayet etti. (Dediki): Bize Seyf b. Süleyman rivayet etti. Dediki: Mücâhid'i, bana Abdullah b. Sahbera rivayet etti, derken işittim. Demiş ki: İbni Mes'ud'u şöyle derken işittim: Bana Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) avucum avuçları arasında olduğu halde Kur'ân'dan bir sure öğretir gibi teşehhüdü öğretti. İbni Mes'ud Teşehhüdü yukarıki râvilerin naklettikleri tarzda rivayet etti.
Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdrîs ile Ebu Muâviye ve Vekî', A'meş'den, o da Umaretü'bnü Umeyr et-Teymî'den,, o da Ebu Ma'mer'den, o da Ebu Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Ebu Mes'ud şöyle demiş: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazda bizim omuzlarımıza dokunur ve: «Doğrulun karışık durmayın ki kalpleriniz de karmakarışık olmasın. Benim arkama aklı başında olanlarınız, daha sonra derece itibariyle onlardan sonra gelenler onların arkasına daha sonra gelenler dursun!» buyurdular. Ebu Mes'ud: «Bugün en ziyâde karışıklığı siz yapıyorsunuz.» demiş.
Bize Züheyr b. Harb rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem île Mansûr'dan, onlar da Mücâhid'den, o da Ebu Ma'mer'den naklen rivayet ettiki: Mekke'de emirlik yapan bir zat (Namazdan çıkarken) iki defa selam verirmiş. Bunun üzerine Abdullah b. Mes'ûd: «Bu zat, bu doğru sünneti nereden elde etti ?» demiş. Hakem kendi hadîsinde: «Hakîkaten Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu yapardı.» demişdir.
Bana Ahmed b. Hanbel rivayet etti. (Dediki) : Bize Yahya b. Saîd, Şu'be'den, o da Hakem'den, o da Mücahid'den, o da Ebu Mâmer'den o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Şu'be (bir defasında bu hadîsi Abdullah b. Mes*ûd'a ref ederek) şunu söylemiş: Hakikaten bir emir veya bir zât (namazdan çıkarken) iki kere selâm vermiş de Abdullah: —Bu zât, bu doğru sünneti nereden elde etti!, demiş.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Şu'be b. el-Haccâc
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ile Amru'n-Nâkıd ve ibnl Ebî Ömer rivayet ettiler. Lâfız ibni Ebî Şeybe'nindir. (Dedilerki): Bize Süfyân b. Uyeyne, ibnı Ebî Necîh'dan, o da Mücâhid'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da AbduIIah'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'ye, Kâ'be'nin etrafında üç yüz altmış put olduğu halde girdi. Ve onlara elinde bulunan bir sopa ile dokunarak: «Hak geldi; bâtıl muzmahil oldu! Bâtıl zâten müzmahiI olagelmiştir! Hak geldi; bâtıl ne yoktan var eder; ne de yok olanı iade!» diyordu. ibni Ebî Ömer: «Fetih günü» kaydını ziyâde etmiştir.
Bize Muhammed b. Ebi Ömer EI-Mekkî rivayet etli. (Dediki): Bize Süfyan, Mansûr'dan, o da Mücâhid'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da İbni Mes'ud'dan naklen rivayet etti. Şöyle demiş: Kâ'be'nin yanında üç kişi toplandı. İkisi Kureyşli, birisi Sakifli yahut ikisi Sakifli, birisi Kureyşli idi. Kalblerinİn anlayışı az, karınlarının yağı çoktu. Bunlardan biri: Allah'ın bizim konuştuğumuzu işittiğini zanneder misiniz? dedi. Diğeri : — Aşikar konuşursak işitir. Gizli konuşursak işitmez, cevâbını verdi. Öteki: — Aşikâre konuştuğumuz zaman işitirse, gizli konuştuğumuzda da işitir, dedi. Bunun üzerine Allah (Azze ve Celle) : «Kulaklarınızın, gözlerinizin ve ciltlerinizin aleyhinize şehâdef edeceğinden korunduklarınızı da... ilâ ahir.» [Fussilet 22] âyetini indirdi.
Bana Ebû Bekr b. Hallâd EI-Bâhilî de rivayet etti. (Dediki): Bize Yahya (yâni; îbni Saîd) rivayet etti. (Dediki): Bİze Süfyân rîvâyet etti. (Dediki): Bana Süleyman, Umara b. Umeyr'den, o da Vehb b. Rabîa'dan, o da Abdullah'dan naklen rivayet etti. Ve dedi ki, bize Yahya rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyân rivayet etti. (Dediki): Bana Mansûr, Mücâhid'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Yahyâ ← Süfyân ← Mansûr b. el-Mu'temir ← Mücâhid b. Cebr el-Mekkî ← Ebû Ma'mer ← Abdullah b. Mes'ûd
Bize Amru'n-Nâkıd ile Züheyr b. Harb rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Süfyan b. Uyeyne, İbni Ebî Necih'dan, o da Mücâhid'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'tlan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında ay ikiye ayrıldı. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Şahid olun!» buyurdular.
Bize Ubeydullah b. Muâz El-Anberî rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah b. Mes'ud'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında ay iki parçaya yarıldı da, parçanın birini dağ örttü, diğer parça dağın üzerinde idi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Allahım! Şahid ol!» dedi.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe ile Muhammed b. Müsennâ hep birden îbni Mehdî'den rivayet ettiler. Lâfız ibni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Abdurrahman, Süfyan'dan, o da Habib'den, o da Mücahid'den, o da Ebû Ma'mer'den naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : — Bir adam kumandanlardan birini medhü sena etmeye kalktı. Bunun üzerine Mikdâd onun üzerine toprak serpmeye başladı ve : — Bize Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) meddahların yüzlerine toprak serpmemizi emir buyurdu, dedi.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. İdris, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan naklen Allah (Azze ve Celle)'nin : «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler, Rablerinden vesileyi dileyerek her bîri ona daha yakın olmak isterler.» [İsra 57] Âyet-i kerîmesi hakkında rivâyette bulundu. Abdullah şöyle demiş : Cinlerden bir cemâat müslüman olmuşlardı. Bunlara tapanlar vardı. Tapanlar ibâdetleri üzere kaldılar, cinler'den bu cemâat müslüman oldu.
Bana Ebû Bekr b. Nâfi' El-Abdî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. (Dediki): Bize Süfyan, A'meş'den, o da İbrahim'den, o da Ebû Ma'mer'den, o da Abdullah'dan : «Bunlar o kimselerdir ki, dua ederler. Rablerinden vesileyi dilerler.,.» âyeti hakkında rivayette bulundu. Abdullah şöyle demiş : İnsanlardan bir cemâat, cinlerden bir cemaata taparlardı. Derken cinlerden olan cemâat müslüınanliği kabul etti. İnsanlar İbâdetlerinde sabit kaldılar. Bunun üzerine : «Onlar öyle kimselerdir ki, dua ederler; Rablerinden vesileyi dilerler.» âyeti indi