Vefath. 129
KünyeEbû Yahyâ
Nisbeel-Hemdânî, el-Hârifî, el-Müktib, el-Kûfî
Yaşadığı yerlerHamadan, al-Kufa
Tabaka6. tabaka
Cerh-ta'dîlsika (güvenilir)

Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.

Zincirde geçtiği hadisler

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımlarından bazıları ona, "Size hangimiz daha çabuk ulaşacak?" diye sordular. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, "Eli en uzun olanınız" diye cevap verdi. Bunun üzerine Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hanımları, bir kamışla, kollarını ölçmeye başladılar. En uzun kollu olan Sevde idi. Daha sonra anladık ki bu sözden kasıt "cömertlik" idi. O, hepimizden önce Resuiullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kavuştu. O sadaka vermeyi severdi.
Cabir İbn Abdullah el-Ensari r.a.'den nakledilmiştir: Babası (Abdullah) Uhud savaşında şehit edilmiş, geride altı kız ve borç bırakmıştı. (Cabir olayı şöyle anlatıyor:) Hurmalar devşirilip getirilince Allah Resulü'ne Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldim. "Ey Allah'ın Resulü! Biliyorsun ki babam Uhud savaşında şehit edildi. Çok da borcu var. Ben alacaklıların. seni görmesini arzuluyorum" dedim. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Git hurmaları cinsine göre ayrı ayrı ser" buyurdu. Ben de öyle yaptım. Sonra onu çağırdım. Alacaklılar hurmaları görünce üzerime üşüştüler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların bu yaptığını görünce en büyük harmanın/serginin etrafında üç kez dolaşıp oturdu. Sonra "alacaklılarını çağır" buyurdu. Hz. Nebi alacaklılara ölçüp ölçüp veriyordu. Böylece babamın borcu tamamen ödendi. Ben kız kardeşlerime tek bir hurma bile kalmayacak olsa da babamın borcunun ödenmiş olacağı için mutluluk duyuyordum. Sonuçta bütün hurma sergileri yerli yerinde duruyordu. Ben Allah Resulü'nün başında durduğu sergiye şöyle bir baktım. Sanki tek bir hurma bile eksilmemiş gibiydi.
Aişe r.anha'dan dedi ki: "Fatıma karşıdan yürüyerek geldi. Yürüyüşü sanki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşü idi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Kızıma merhaba, dedi. Sonra onu sağ tarafına -ya da sol tarafına- oturttu. Daha sonra ona gizlice bir söz söyledi. Bunun üzerine ağladı. Ben ona: Niye ağlıyorsun, diye sordum. Daha sonra yine ona gizlice bir söz söyledi, bu sefer güldü. Ben: Bugün gibi üzüntüye yakın bir sevinç görmüş değilim, dedim. Ona kendisine neler söylediklerini sordum. Dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklamam. Nihayet Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in ruhu kabzedilince ona (sebebini) sordum." Tekrar: 3625, 3715, 4433 ve 6285
"(Fatıma) dedi ki: Bana gizlice şunu söyledi: Cibril her yıl Kur'an-ı Kerim'i bir defa benimle karşılıklı okuyordu. Fakat bu sene benimle onu iki defa okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin yaklaşmış olmasıdır ve şüphesiz sen benim ehl-i beytim arasında bana ilk kavuşacak olansın. Bunun üzerine ağladım. Bu sefer dedi ki: Cennet ehlinin -ya da müminlerin- hanımlarının efendisi olmaya razı olmaz mısın? Bundan dolayı da güldüm." Tekrar: 3626, 3716
Cabir b. Abdullah r.a.'dan rivayete göre; babası Uhud günü şehit düştü. Geriye de ödenmesi gereken bir miktar borç ile altı kız çocuğu bıraktı. Hurmaların toplanma zamanı gelince (Cabir) dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve, benim babamın Uhud günü şehit düştüğünü ve geriye çok miktarda borç bıraktığını biliyorsun. Ben alacaklıların da seni görmelerini istiyorum, dedim. Allah Resulü: Git ve her bir hurmayı ayrı bir yerde topla, dedi. Ben de dediğini yaptım. Sonra onu çağırdım. (Alacaklılar) onu görünce o anda sanki bana güvenmediler (alacaklarının hemen ödenmesini istediler). Allah yaklaşarak etrafında üç defa dolaştı. Sonra onun yanıbaşında oturdu, sonra da bana: Arkadaşlarını çağır, dedi. Babamın emanetini (alacaklarını) ödemeyi Allah nasip edinceye kadar onlara ölçerek verip, durdu. Ben de babamın emanetinin (borçlarının) eksiksiz olarak ödenmesi halinde geriye tek bir meyveyi dahi kızkardeşlerime götürmemeye razı idim .. Fakat yüce Allah harman yerindeki bütün hurma kümelerini esenliğekavuşturdu. Öyle ki ben, Nebi sallall€ıhu aleyhi ve sellem'in yanıbaşında oturduğu hurma kümesine bakıyordum da tek bir hurma tanesi dahi eksilmemiş gibi geldi.
Amir'den rivayete göre el-Bera şöyle demiştir: "Bir gün Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bayram namazı kıl(dır)dı ve şöyle buyurdu: Kim bizim kıldığımız namazı kılar, kıblemize yönelir ise namazdan ayrılıncaya kadar kurbanını kesmesin. Ebu Burde b. Niyar ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü, ben böyle yaptım, dedi. Allah Resulü: Bu, erken davranarak yaptığın bir iş oldu, diye buyurdu. Ebu Burde: Benim yanımda yaşını doldurmamış bir dişi keçi var ve o, yaşını doldurmuş iki koyundan hayırlıdır. Onu kesebilir miyim, diye sordu. Allah Rasulü: Evet. Fakat bundan sonra artık hiç kimse için yeterli olmaz, diye buyurdu." Amir (eş-Şa'bl): "İşte o, onun kestiği iki kurbanın hayırlı alanıdır" dedi.
Rivayet zinciri: Buhârî ← Mûsâ b. İsmâil ← Ebû Avâne ← Firâs b. Yahyâ ← Âmir eş-Şa'bî ← Berâ b. Âzib
Mu'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan dedi ki: "Bizler, yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri aramızdan birimiz eksik olmamak üzere hep birlikte onun yanında bulunuyarken Fatıma aleyhisselam, karşıdan yürüyerek geldi. Allah'a yemin ederim ki onun yürüyüşü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşünden hiç farklı değildi. t)nu görünce güzel bir şekilde onu karşıladı ve: Kızıma merhaba' dedikten sonra onu sağ -yahut sol- tarafına oturttu. Daha sonra ona gizlice bir şeyler söyleyince, Fatıma çok şiddetli bir şekilde ağladı. Onun bu kadar üzüldüğünü görünce, ikinci bir defa ona gizli bir şey daha söyledi. Bu sefer güıüverdi. Sonra Nebiin diğer hanımları arasında ben ona: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızdan özelolarak sana gizlice bir şeyler söyledi, sonra sen ağladın, dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gittikten sonra ona: Sana ne söyledi, diye sordum, o: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklayacak değilim, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra Fatıma'ya: Senin üzerindeki hakkım için senden mutlaka bana (Allah Ras(ı!ünün sana gizlice söylediklerini) haber vermeni istiyorum, dedim. Fatıma: Şimdi söyleyebilirim deyip bana haber vererek şunları söyledi: Birinci defada benimle gizlice konuştuğunda şunu haber vermişti: Cibril her sene bir defa Kur'an-ı Kerim'i başından sonuna kadar onunla karşılıklı olarak okuyordu. Bu sene ise benimle Kur'an'ı iki defa karşılıklı olarak okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin oldukça yaklaşmış olduğudur. O halde sen de Allah'a karşı takvalı ol ve sabırlı ol. Şüphesiz ki bep senin için senden önce gidecek en iyi bir kimseyim, demişti. (Fatıma devamla) dedi ki: İşte bundan dolayı ben de senin o gördüğün şekilde ağladım. Benim dayanamadığımı görünce, bana ikinci defa gizlice bir şeyler söyleyerek: Ey Fatıma! mu'minierin kadınlarının efendisi -yahut bu ümmetin kadınlarının efendisi- olmaya razı değil misin, buyurdu."
Mu'minlerin annesi Aişe radıyallahu anha'dan dedi ki: "Bizler, yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in zevceleri aramızdan birimiz eksik olmamak üzere hep birlikte onun yanında bulunuyarken Fatıma aleyhisselam, karşıdan yürüyerek geldi. Allah'a yemin ederim ki onun yürüyüşü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yürüyüşünden hiç farklı değildi. t)nu görünce güzel bir şekilde onu karşıladı ve: Kızıma merhaba' dedikten sonra onu sağ -yahut sol- tarafına oturttu. Daha sonra ona gizlice bir şeyler söyleyince, Fatıma çok şiddetli bir şekilde ağladı. Onun bu kadar üzüldüğünü görünce, ikinci bir defa ona gizli bir şey daha söyledi. Bu sefer güıüverdi. Sonra Nebiin diğer hanımları arasında ben ona: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aramızdan özelolarak sana gizlice bir şeyler söyledi, sonra sen ağladın, dedim. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem gittikten sonra ona: Sana ne söyledi, diye sordum, o: Ben Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sırrını açıklayacak değilim, dedi. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem vefat ettikten sonra Fatıma'ya: Senin üzerindeki hakkım için senden mutlaka bana (Allah Ras(ı!ünün sana gizlice söylediklerini) haber vermeni istiyorum, dedim. Fatıma: Şimdi söyleyebilirim deyip bana haber vererek şunları söyledi: Birinci defada benimle gizlice konuştuğunda şunu haber vermişti: Cibril her sene bir defa Kur'an-ı Kerim'i başından sonuna kadar onunla karşılıklı olarak okuyordu. Bu sene ise benimle Kur'an'ı iki defa karşılıklı olarak okudu. Gördüğüm kadarıyla bunun tek sebebi ecelimin oldukça yaklaşmış olduğudur. O halde sen de Allah'a karşı takvalı ol ve sabırlı ol. Şüphesiz ki bep senin için senden önce gidecek en iyi bir kimseyim, demişti. (Fatıma devamla) dedi ki: İşte bundan dolayı ben de senin o gördüğün şekilde ağladım. Benim dayanamadığımı görünce, bana ikinci defa gizlice bir şeyler söyleyerek: Ey Fatıma! mu'minierin kadınlarının efendisi -yahut bu ümmetin kadınlarının efendisi- olmaya razı değil misin, buyurdu."
Abdullah İbn Amr Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Büyük günahlar Allah'a şirk koşmak, ana babaya isyan etmek, adam öldürmek ve yalan yere yemin etmektir. Bu hadis aynca 6780 ve 6920'de de yer almaktadır.
Abdullah b. Amr'ın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Büyük günahlar Allah'a ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek -veya - yalan yere yemin etmektir (yeminü'l-ğamus)" demiştir. Ravi Şu'be hadisi böyle şüpheli rivayet etmiştir. Muaz'ın Şu'be'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Büyük günahlar, Allah'a ortak koşmak, yalan yere yemin etmek (ğamus yemini), anababaya karşı gelmek -yahut adam öldürmektir-" buyurmuştur.
Abdullah b. Amr şöyle anlatmıştır: "Bir bedevi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e geldi ve "Ya Resulallah! büyük günahlar nelerdir?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Allah'a ortak koşmaktır" buyurdu. Bedevi "Bundan sonra nedir?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bundan sonra anaya-babaya asi olmaktır" buyurdu. Bedevi "Bundan sonra nedir?" dedi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yalan yere yemindir (yeminü'l-ğamus)" buyurdu. Ravi diyor ki: Ben "yeminü'l-ğamus nedir?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yalandan yere yemin ederek Müslüman bir kimsenin malını elinden alan kimsenin yeminidir" buyurdu.
Bana Ebû Kâmil Fudayl b. Hüseyn Eİ-Cahderî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne Firâs'dan, o da Zekvân Ebû Sâlih'den, o da Zâzân Ebû Ömer'den naklen rivayet eyledi. Şöyle demiş: îbni Ömer'e geldim; bir köle âzâd etmişti. Yerden bir çöp veya bir şey alarak: Bunda bana değer ecir yoktur; şu var ki, ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i; »Her kim kölesine tokat atar veya döğerse keffâreti o köleyi âzâd etmesidir.» buyururken işittim, dedi.
Bize Muhammed b. El-Müsennâ ile İbni Beşşâr da rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındir. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Firâs'dan rivayet etti. (Demişki): Ben Zekvân'ı, Zâzân'dan naklen rivayet ederken dinledim ki, îbni Ömer bir kölesini çağırarak sırtında bir eser görmüş de ona: — Senin canını acıttım mı? demiş. Köle: Hayır! cevâbını vermiş. İbni Ömer: Sen âzâdsın! demiş. Râvi diyor ki: Sonra yerden bir şey alarak: Benim için bunda bu işe değer ecir yoktur. Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: «Her kim bir kölesini (mûcebini) yapmadığı bir kabahat için döğer veya tokatlarsa onun keffâreti o köleyi âzâd etmesidir.» buyururken işittim, dedi.
Bize bu hadîsi Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Vekî' rivayet etti. H. Bana Muhammed b. El-Müsennâ dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahmân rivayet etti. Her iki râvi Süfyân'dan, o da Firâs'dan Şu'be ile Ebû Avâne'nin isnadı ile rivayet etmişlerdir. İbni Mehdî'nin hadîsinde «Mûcebini yapmadığı bir kabahat için» ibaresini zikretmiş; Vekî'in hadîsinde ise «Her kim kölesini tokatlarsa» demiş; kabahati anmamıştır.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe ← Vekî' ← Süfyân b. Uyeyne ← Firâs b. Yahyâ
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← Muhammed b. Müsennâ ← Abdurrahman b. Mehdî ← Süfyân b. Uyeyne ← Firâs b. Yahyâ
Bize Ebû Bekir b. Ebî Şeybe de rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Numeyr rivayet etti. H. Bize îbni Numeyr de rivayet etli. (Dediki): Bize babam rivâyeî. etti. (Dediki): Bize Zekeriyya, Firâs'dan, o da Amir'den, o da Berâ'daıı naklen rivayet etti. (Şöyle demiş) : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): Her kim bizim namazımızı kılar, kıblemize döner ve kurbanımızı keserse, namaz: kılmadıkça kurban kesmesin! buyurdu. Onun üzerine dayım : — Yâ Resûlallah! Ben bir oğlum namına kurban kestim, dedi. O da: «Bu senin aîlen için acele yaptığın bir iştir! buyurdu. Dayım : — Bende bir koyun var ki, iki koyundan daha hayırlıdır, dedi. «Onu kes! Çünkü o en hayırlı kurbandır.» buyurdular.
Rivayet zinciri (2. tarîk): Müslim ← İbn Nümeyr ← babam ← Zekeriyyâ' b. Ebû Zâ'ide ← Firâs b. Yahyâ ← Âmir eş-Şa'bî ← Berâ b. Âzib
Bize Ebû Kâmil El-Cahderi Fudayl b. Hüseyn rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Avâne Fıras'dan, o da Amir'den, o da Mesruk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti. Şöyle demiş : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri yanındaydılar. Onlardan hiç birini terk etmemişti. Derken yürüyerek Fâtıme geldi. Yürüyüşü Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yürüyüşünden hiç ayrılmıyordu. Onu görünce kendisine hoş beşde bulundu. Ve : «Merhaba kızım!» dedi. Sonra onu sağına yahut soluna oturttu. Sonra kendisine bir şeyler fısıldadı. Bunun üzerine Fâtıme şiddetle ağladı. Onun feryadını görünce, ikinci defa kendisine bir şeyler fısıldadı. (Bu sefer) Fâtıme güldü. Ben kendisine : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kadınlarının arasından sır söylemek için seni seçti. Sonra sen ağlıyorsun ha? dedim. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yanımızdan) kalktığı vakit Fâtıme'ye : — Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sana ne söyledi? diye sordum. — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşa edemem! dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vefat edince (Fâtıme'ye): — Senin üzerinde olan hakkım nâmına yemin ediyorum. Bana Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sana ne dediğim söyle! dedim. Fâtıme : — Şimdi (olur). Evet! Birinci defa bana fısıldadığında Cibril'in her sene kendisine bir veya iki defa Kur'ân-i arzedettiğini; bu sefer iki defa arzettiğini haber verdi. Ve : «Ben ecelimin yaklaştığını görüyorum. Allah'dan kork! Sabret! Zira ben senin için ne iyi selefim.» buyurdu. Ben de gördüğün şekilde ağladım. Benim feryadımı görünce bana tekrar fısıldayarak: «Yâ Fâtıme! Mü'mİnlerin kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin? Yahut bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi olmak istemez misin?» buyurdu. Ben de gördüğün şekilde güldüm, dedi.
Bize Ebû Bekr b. Ebi Şeybe ile Abdullah b. Numeyr Zekeriyya'dan rivayet ettiler. H. Bize İbnü Numeyr de rivayet etti. (Dediki): Bize babam rivayet etti. (Dediki); Bize Zekeriyya, Firas'dan, o da Âmir'den, o da Mesrûk'dan, o da Âişe'den naklen rivayet etti, Âişe şöyle demiş: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in kadınları toplandı. Onlardan hiç birini bırakmadı. Derken Fâtune yürüyerek geldi. Yürüyüşü sanki Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yürüyüşü idi. (Ona) : «Merhaba kızım!» dedi ve sağına yahut soluna oturttu. Sonra kendisine bir söz fısıldadı. Fâtıme de ağladı. Sonra ona bir şeyler fısıldadı, bu sefer güldü. Kendisine: Niye ağlıyorsun? dedim, — Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşa edemem! Cevâbını verdi. Ben bugünkü gibi kedere daha yakın bir sevinç görmedim, dedim. Ağladığı vakit Fâtıme'ye : Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşmak için bizi bırakıp seni seçti, sonra bir de ağlıyorsun, dedim. Ve Ona ne söylediğini sordum. Fâtıme (yine): Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sırrını ifşâ edemem, dedi. Nihayet o vefat edince kendisine sordum: — Cibril'in her sene bir defa ona gelerek Kur'ân-ı arzettiğini; o sene iki defa arzettiğini söylemişti: «Kendimi ecelim gelmiş görüyorum. Ailemden bana ilk katılacak sensin! Ben senin için ne iyi selefim.» demişti. Ben de bunun için ağlamıştım. Sonra baha tekrar fısıldayarak: «Sen mü'min kadınlarının yahut bu ümmetin kadınlarının hanımefendisi olmana razı değil misin?» demişti. Ben de buna gülmüştüm, dedi.
Rivayet zinciri (1. tarîk): Müslim ← Ebû Bekir b. Ebî Şeybe