

İbn Battal şöyle der: Alimlerin görüş birliğiyle geçerli ortaklık, ortaklardan her birinin diğerinin koyduğu malın mislini / aynı miktarını koyması ve bunların birbirinden ayrılamayacak derecede karıştırılması, sonra da bu malı ikisi birlikte alıp satmalarıdır. Ancak birbirlerini kendi yerlerine geçirirlerse (vekil tayin ederlerse) tek başlarına da işlem yapabilirler.
Altın ve gümüş ortaklığının da caiz olduğu konusunda görüş birliği etmişlerdir. Fakat ortaklık için bir taraf altın, diğer taraf gümüş verdiğinde bu ortaklığın geçerliliği hususunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir. Şafii, meşhur rivayete göre İmam Malik ve Sevrı dışındaki Kufe fakihleri bunu caiz görmemişlerdir. Şafii, ortaklık konusu olan altın ve gümüşün kaliteli ve kalitesiz olmak gibi, nitelik (ayar) açısından da farklı olamayacağını söylemiştir.
Buhari'nin başlığı genel koyması Sevrıinin görüşüne yakın olduğunu göstermektedir. Başka madenlerle karıştırılmış olan dirhemler ve henüz toprağından ayrıştırılmamış olan altın gibi, bozulabilen mallarda ortaklık konusunda alimler görüş ayrılığına düşmüştür. Alimlerin geneli, misll olan (standart olan) bütün mallarda ortaklığın caiz olduğu görüşündedir. Şafii mezhebindeki güçlü görüş de budur.
Hz. Nebi'in "Peşin olanı alınız, veresiye olandan vazgeçiniz" buyruğu, akdi ikiye bölmenin caiz olduğu görüşüne delil getirilmiştir. Buna göre akdin geçerli olan kısmı sahih; geçersiz olan kısmı ise batıl olur. Ancak bu görüş kabul edilemez. Çünkü hadiste iki ayrı akde de işaret edilmiş olabilir. Medine'ye Hicret bölümünde Ebu.'l-Minhal'den rivayet edilecek olan şu hadis bu ihtimali güçlendirmektedir: "Ortağım, çarşıda, birkaç dirhemi karşılığını hac zamanında almak üzere satmıştı. .. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye geldiğinde biz bu tür alış verişler hala yapıyorduk. Hz. Nebi bunu görünce, "Peşin Olanda bir sakınca yoktur. Ve res iye olanı ise yapmanız uygun değil" buyurdu.
Buna göre Hz. Nebi'in "Peşin olanı alın" buyruğunun anlamı "Satım meclisinde bedellerin alınıp verildiği akit geçerlidir, onu devam ettirin. Bedellerin alınıp verilmediği (karşılıklı teslimin gerçekleşmediği) akitler ise geçersizdir, onu bırakın" olur. Bu ifadeden, peşin ve veresiyenin tek akitte olması gerekmez. Doğru olanı Allah daha iyi bilir. باب: مشاركة الذمي والمشركين في المزارعة.
11. ZiMMET VATANDAŞLARI VE MÜŞRİKLERLE MÜZAREA ORTAKLIĞI حدثنا موسى بن إسماعيل: حدثنا جويرية بن أسماء، عن نافع، عن عبد الله رضي الله عنه قال: أعطى رسول الله صلى الله عليه وسلم خيبر اليهود، أن يعملوها ويزرعوها، ولهم شطر ما يخرج منها. Buhari, bu konuda İbn Ömer'in rivayet ettiği ve işletmeleri şartıyla Hayber'in Yahudilere bırakılması ile ilgili hadise kısaca yer vermiştir. Bu hadis Müzaraa (ekme ortaklığı) bölümünde geçmişti.
Bu hadisin ifadesi zimmet vatandaşları hakkında açıktır. Buhari, müşrikleri de onların kapsamında görmüştür. Çünkü müşrik, eman alınca zimmet vatandaşı statüsüne geçer. Musannif bu başlığı koyarak bu konuda, Sevri, Leys, İshak ve Ahmed gibi, zimmet vatandaşları ve müşriklerle ortaklık yapmayı caiz görmeyen fakihlerden ayrı düşündüğüne de işaret etmiştir.
İmam Malik de Müslümanın gözetiminde çalışması durumu dışında bunun caiz olmadığı görüşündedir. Caiz görmeyenlerin delili şudur: Müşrikle ortaklık durumunda Müslümanın malına, faiz, şarap ve domuz parası karışması sakıncaları vardır. Alimlerin geneli ise Hz. Nebi'in Hayber Yahudileri ile ortaklık yaptığını ileri sürmüşlerdir. Onlarla müzaraa ortaklığı yapmak caiz olduğuna göre diğer ortaklıklar da caiz olur. Ayrıca onların mallarında bu gibi sakıncalar bulunmasına rağmen onlardan cizye alınması meşru kılınmıştır.
باب: قسمة الغنم والعدل فيها. 12. KOYUNLARI ADİL OLARAK PAYLAŞTIRMAK

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.