

"Kesilen hayvan üzerine besmele çekmek ve kasten besmeleyi terk eden kimse(nin hükmü)." Buhari "kasten" sözü ile besmele çekmeyi kasten terk eden kimsenin durumunun farklı olduğunu tercih ettiğine işaret etmektedir. Böyle bir kimsenin kestiği hayvanın yenilmesi helal olmaz. Ancak unutarak terk edeninki helaldir. Çünkü Buhari bunaİbn Abbas'ın sözünü delil göstererek daha kuvvetli gördüğüne işaret etmiştir. Ayrıca daha sonra zikretmiş olduğu yüce Allah'ın: "Üzerlerine Allah'ın ismi anılmayanlardan yemeyin."(En'am, 121) buyruğunu da zikrettikten sonra: "Unutan kimseye ise fasık adı verilmez'I demiştir. Bununla da ayet-i kerimedeki yüce Allah'ın: "Çünkü o bir fısktır" buyruğuna işaret etmektedir. İşte bu lafızdan bu niteliğin, bu işi kasten yapan hakkında kuııanılacağı sonucunu çıkarmıştır .. Dolayısıyla hüküm de kasten besmeleyi terk eden hakkında özeııikle söz konusu olur. Kesim hususunda unutan ile kasten terk eden kimse arasında ayrım gözeterek hükümlerinin farklı olduklannı söylemek, İmam Ahmed'in ve bir grup fukahanın görüşüdür.
"Bunun üzerine Allah Rasulü tencerelerin dökülmelerini emir verdi ve içindekiler döküldü." Bu yerde iki şey hakkında ihtilM edilmiştir: Birincisi dökmenin sebebidir. İkincisi ise acaba et itiM edildi mi, edilmedi mi hususudur. Birincisi ile ilgili olarak Iyad şöyle demektedir: Askerler, İslam diyarına ve ortak olan ganimet malından ancak paylaştırmadan sonra yemenin caiz olacağı bir yere gelmişlerdi. Paylaştırmadan önce ganimet mallarından yemek ise ancak dar-ı harb'de kaldıkları sürece caizdir. Iyad devamla der ki: Bunun sebebinin, bu etleri bir çeşit talan edercesine almış olmaları ve ihtiyaç kadarı ile mutedil bir şekilde kuııanmamış olmaları ihtimali de vardır. Ayrıca bir başka hadiste buna delil teşkil edecek ifadeler bulunmaktadır.
İyad bu sözüyle Ebu Davud'un, Asım b. Kuleyb yoluyla babasından -ki sahabiliği de vardır-, onun da ensardan bir adamdan şöyle dediğine dair naklettiği rivayetine işaret etmektedir: "İnsanlar çok ileri derecede açlıkla ve kıtlıkla karşı karşıya kaldılar. Derken bir miktar koyun ganimet aldılar, onları adeta talan ettiler. Tencerelerimiz onların etleri içinde olduğu halde kaynıyorken Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem atı üzerinde geldi ve yayı ile tencerelerimizi döktü, sonra da etleri toprağa karıştırmaya koyuldu. Daha sonra: Talan hiçbir şekilde meyteden daha helal değildir, diye buyurdu."
İşte bu, onlara acelecilik etmeleri dolayısıyla maksatlarının tam zıttı ile kendilerine muamele ettiğini -nitekim miras bırakanı öldüren mirasçı katilin mirastan mahrum edilmesi muamelesine maruz kalışı gibi- göstermektedir. "Deve hızlıca kaçtı." Söz konusu deve paylaştırılmış develerden idi. ''Vahşi hayvanlar gibi kaçarlar." Onların da vahşileştiklerini, yabanileştiklerini kastetmektedir.
"Kanı akıtan", çokça akıp dökülmesini sağlayan ... "Diş ve tırnak hariç", yani diş ve tırnak ile kesmek mubah değildir yahut kesimde yeterli değildir. "Çünkü diş bir kemiktir." Beydav! dedi ki: Bu, ikinci önerme söz konusu edilmeden yapılan bir kıyastır. Çünkü bu önerme onlar tarafından iyice bilinen bir şeydir. İfadenin takdiri şöyledir: Diş bir kemiktir. Her bir kemik ile de kesim helal olmaz.
NevevI de şöyle demektedir: Hadis: Kemiklerle kesmeyiniz. Çünkü kemikler kan ile necis olurlar. Ben de sizlere onları necasete bulaştırmayı yasaklamış bulunuyorum. Çünkü bu kemikler cinlerden kardeşlerinizin azığıdır, anlamındadır. "Tırnak ise Habeşlilerin bıçağıdır." Yani Habeşliler de kafirdir. Ben de size onlara benzemeyi yasaklamış bulunuyorum. Bu açıklamayı İbnu's-Salah yapmış, sonra Nevev! de ona uymuştur.
Bir diğer açıklamaya göre diş ve tırnak ile kesim yapmayı yasaklamasının sebebi, bunlar ile kesim yapılmasının hayvana işkence oluşundan dolayıdır. Bunlar ile çoğunlukla ancak -kesime şekil itibariyle çoğunlukla benzemeyen- boğulmak hadisesi gerçekleşir. Hadisten Çıkan Sonuçlar Az önce kaydedilenler dışında hadisten daha başka birtakım sonuçlar da çıkarılmıştır.
1- Ortak olan mallarda, az da olsa ve onlara ihtiyaç duyulsa dahi izinsiz tasarrufta bulunmak haramdır. 2- Ashab-ı kiram, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emrine ileri derecede ihtiyaç duydukları şeyleri terk etmek hususunda dahi kesin itaat ederlerdi. 3- İmamın, yönetimi altında bulunan raiyesini -eğer şer'! masıahat daha ağır basıyor ise- faydalı olan bir şeyi ya da benzerini telef etmek suretiyle cezalandırmak hakkı vardır.
4- Ganimetin paylaştırılması halinde farklı mallar arasında bir miktarını öbürüne denk kabul etmek ve değer biçmek caizdir. Her şeyin başlı başına ayrıca paylaştırılması şartı yoktur. 5- Evcil hayvanlardan olup yabanileşen bir hayvan, yabani hayvan hükmünü alır. Aksi de söz konusudur. 6- Demir olsun yahut olmasın maksadı gerçekleştiren başka şeyler ile de hayvan boğazlamak caizdir.
7- Kaçan bir hayvanın eğer zebhine imkan bulunmayacak olursa karei avı ve evcil olup yabanileşen hayvanlar gibi ayaklarından yaralanması caizdir. Bu durumda bütün çüzleri de kesilmiş olur. Eğer yapılan atış ile isabet eder ve bundan dolayı da ölürse, eti de helal olur. Ama kesilmesine güç yetirilen hayvan ya boğazından kesilmek yahut nahr sureti ile ancak mubah olur ve bu hususta icma' vardır.
8- Meytenin haram kılınış sebebinin, kanının içinde kalışı oluşuna da dikkat çekilmektedir. 9- Diş ve tırnak, hayvanın vücuduna ister bitişik olsun, ister ayrı olsun, ister tahir, isterse necis olsun, onlarla kesim yapmak yasaklanmıştır. Ancak Haı:ıefiler bedene bitişik bulunan diş ve tırnağı farklı kabul etmiş ve yasağın bu iki hale mahsus olduğunu, vücuttan ayrı bulunmaları halinde bunlarla kesim yapmayı caiz kabul etmişlerdir.
باب: ما ذُبح على النُّصُبِ والأصنام. 16. İBADET İÇİN DİKİLMİş TAŞLARA VE PUTLARA KESİLENLER حدثنا معلَّى بن أسد: حدثنا عبد العزيز يعني ابن المختار: أخبرنا موسى بن عقبة قال: أخبرني سالم: أنه سمع عبد الله يحدث، عن رسول الله صلى الله عليه وسلم: أنه لقي زيد بن عمرو بن نُفَيل بأسفل بَلْدَحَ، وذاك قبل أن يُنزل على رسول الله صلى الله عليه وسلم الوحي، فقُدِّم إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم سفرة فيها لحم، فأبى أن يأكل منها، ثم قال: إني لا آكل مما تذبحون على أنصابكم، ولا آكل إلا مما ذُكر اسم الله عليه.
"Dikili taşlara ve putlara kesilenler." Dikili taşlar (en-nusub), üzerlerinde putlar adına kesim yapılan ve Ka'be'nin etrafında dikilmiş birtakım taşlardı. Menakib bölümünün son taraflarında hadise dair yeterli açıklamalar (3826.hadisin şerhinde) geçmiş bulunmaktadır. باب: قول النبي صلى الله عليه وسلم: (فليذبح على اسم الله). 17. NEBİ S.A.V.'IN: "ALLAH ADINA KESSİN" BUYRUĞU حدثنا قتيبة: حدثنا أبو عوانة، عن الأسود بن قيس، عن جندب بن سفيان البَجَلي قال: ضحَّينا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم أضحية ذات يوم، فإذا أناس قد ذبحوا ضحاياهم قبل الصلاة، فلما انصرف رآهم النبي صلى الله عليه وسلم أنهم قد ذبحوا قبل الصلاة، فقال: (من ذبح قبل الصلاة فليذبح مكانها أخرى، ومن كان لم يذبح حتى صلينا فليذبح على اسم الله).
"Cariyenin ve kadının kestiği." Buhari bu başlıkla bunu kabul etmeyen kimselerin kanaatinin reddedildiğine işaret ediyor gibidir. Muhammed b. Abdulhakem, Malik'ten bunun mekruh olduğunu nakletmiştir. el-Müdewene'de ise caiz olduğu belirtilmektedir. Şamlerin bir görüşüne göre de kadının kurbanlık kesmesi mekruhtur. Said b. Mansur sahih bir sened ile İbrahim en-Nehaı'den kadının ve küçük çocuğun kestikleri hakkında şunları söylediğini belirtmektedir: Eğer kestiği hayvanı zaptedebiliyor ve besmeleyi bellemiş ise bir sakıncası yoktur. Aynı zamanda bu, cumhurun da görüşüdür.
Hadisten Çıkarılan Sonuçlar 1- Emin kabul edilen, ücretle çalıştırılan işçi emanet edilen şeyler hususunda aleyhine hainlik ettiğine dair delilortaya çıkıncaya kadar güvenilir (söyledikleri) kabul edilir. 2- Yanına vedia bırakılan kimse gibi emin bir kimsenin, malın sahibinin izni olmaksızın maslahata uygun tasarrufu caizdir. 3- Sahibinin izni olmaksızın kesilen hayvanın yenilmesi -kesenin tazminat ödemesi gerekse dahi- caizdir.
4- Kadının kestiğinin yenilmesi caizdir. Hür yahut cariye, yaşlı ya da küçük, Müslüman ya da kitap ehli olması, temiz ya da ay hali iken kesmiş olması arasında fark yoktur. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının kestiğinin yenilmesini emir buyurmuş ve buna dair herhangi bir tafsilata girilmemiştir. Bunu da Şafii açıkça dile getirmiştir. Cumhurun görüşü de budur.
باب: لا يُذكَّى بالسن والعظم والظفر. 20. DİŞ, KEMİK VE TIRNAK İLE TEZKİYE (ŞER'i KESİM) YAPILMAZ حدثنا قَبِيصة: حدثنا سفيان، عن أبيه، عن عَبَاية بن رفاعة، عن رافع بن خديج قال: قال النبي صلى الله عليه وسلم: (كل - يعني - ما أنْهَرَ الدَّمَ، إلا السن والظفر). el-Mühelleb dedi ki: Bu hadis, kesilen hayvan üzerine besmele çekmenin vacip olmadığının asll delillerindendir. çünkü besmele çekmek vacip olsaydı, her durumda şart olması gerekirdi. Oysa fukaha yemek yerken besmele çekmenin farz olmadığı hususu üzerinde icma' etmişlerdir. Yemek yerken besmele çekmek, keserken besmele çekmenin yerini tuttuğu na göre, bu sünnet olduğuna delildir. Çünkü sünnet olan bir iş, farzın yerini tutmaz.
İbnu't-TIn dedi ki: Kendilerinin bilgisi dışında başkalarının üstlendiği kesim üzerine besmele çekmek hususunda onların bir mükellefiyetieri söz konusu değildir. O halde bu, hilafının ortaya çıkması halinde sahih olmayışa yorumlanır. Bununla birlikte, şu anda sizin besmele çekmeniz ile üzerinde Allah'ın adının anılıp anılmadığını bilmediğiniz etleri yemenizin size mubah olduğunu anlatmak istemiş olma ihtimali de vardır. Elverir ki böyle bir hayvanı kesen bir kimse, besmele çektiği takdirde kestiği sahih olan ve yenilebilen kimselerden olsun.
Hadisten Çıkarılan Sonuçlar Hadisten anlaşıldığı na göre: 1- Müslümanların pazarlarında bulunan her şeyin durumu sıhhate göre yorumlanır. 2-Çölde yaşayan müslümanların kestikleri de böyledir. Çünkü çoğunlukla onlar besmele çekmeyi bilirler. İbn Abdilberr de bu son hükmü kat'i olarak ifade ederek şöyle demiştir: Müslümanın kestiği yenilir ve onun besmele çektiği kabul edilir. Çünkü Müslüman bir kimse hakkında, her hususta aksi açıkça ortaya Çlkıncaya kadar hayırdan başka bir zan beslenmez.
باب: ذبائح أهل الكتاب وشحومها، من أهل الحرب وغيرهم. 22. HARB EHLİ OLAN VE OLMAYAN KİTAP EHLİNİN KESTİKLERİ HAYVANLAR VE BUNLARIN İÇ YAĞLARI وقوله تعالى: {اليوم أحِلَّ لكم الطيبات وطعام الذين أوتوا الكتاب حِلٌّ لكم وطعامكم حِلٌّ لهم} /المائدة: 5/. وقال الزُهري: لا بأس بذبيحة نصارى العرب، وإن سمعتَه يسمِّي لغير الله فلا تأكل، وإن لم تسمعه فقد أحلَّه الله لك وعلم كفرهم. ويُذكر عن عليٍّ نحوه .وقال الحسن وإبراهيم: لا بأس بذبيحة الأقلف .وقال ابن عباس: طعامهم: ذبائحهم.
Ayette yüce Allah’ın ‘’Size iyi ve temiz olan şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği size helaldir. Sizin yiyeceğiniz de onlara helaldir [Maide 5] buyruğu Zühri dediki: Arap hristiyanlarının kestiklerini yemekte bir sakınca yotur. Eğer Allah'tan başkasının adını anarak kestiğini işitirsen ondan yeme, şayet işitmezsen Allah onu onların kafir olduklarını bildiği halde helal kılmıştır.
Ali'den de buna yakın bir söz söylediği nakledilmektedir. el-Hasen ve İbrahim de: Sünnet olmamış erkeğin kestiğini yemekte bir sakınca yoktur, demişlerdir. İbn Abbas da: "Onların yiyecekleri" ile kastedilen, onların kestikleridir demiştir. حدثنا أبو الوليد: حدثنا شعبة، عن حميد بن هلال، عن عبد الله بن مُغَفَّل رضي الله عنه قال: كنا محاصرين قصر خيبر، فرمى إنسان بجراب فيه شحم، فنزوت لآخذه، فالتفتُّ فإذا النبي صلى الله عليه وسلم فاستحييت منه.
"Harb ehli olan ve olmayan kitap ehli kimselerin kestikleri ve iç yağlar!." Bu başlıkla bunun caiz olduğuna işaret etmektedir. Cumhurun görüşü de budur. Malik ve Ahmed'den nakledildiğine göre Allah'ın kitap ehline haram kıldığı iç yağı gibi şeyler de haramdır. İbnu'l-Kasım da: Çünkü yüce Allah'ın mubah kıldığı, onların yedikleridir. İç yağlar! ise onların yediklerinden değildir ve hayvan kesimi esnasında iç yağı elde etmek maksadıyla da kesmezler, demiştir.
Ancak buna karşı şöyle cevap verilmiştir: İbn Abbas onların yemeklerini ileride başlığın sonunda geleceği üzere "onların kestikleri" diye tefsir etmiştir. Onların kestikleri mubah kılındığına göre, kestikleri hayvandan gözettikleri maksadın ne olduğunu tespite ihtiyaç kalmaz. Hayvan kesimi (tezkiye) ise kesilen hayvanın bir kısmı dışarıda kalarak, diğer bir kısmı hakkında söz konusu değildir. Eğer bu tezkiye işlemi hayvanın tamamı hakkında söz konusu ise, o takdirde iç yağının da kaçınılmaz olarak bunun içine girmesi gerekir.
"Size hoş ve temiz şeyler helal kllındı."(Maide, 3) Ebu Zerr rivayetiyle (Buhari nüshasında) böyledir. Başkası ise ayet-i kerimeyi yüce Allah'ın: "Onlar için helaldir" buyruğuna kadar zikretmiş bulunmaktadır. Bu fazlalık ile Buhari'nin helal oluşa delil' getirmekteki maksadı da ortaya çıkmaktadır. Çünkü o, harbiler arasında zimmi kimseleri özellikle tahsis etmediği gibi, eti de iç yağından ayrı özel bir hükme tabi olarak kabul etmemiştir. İç yağlarının kitap ehline haram kılınmasının da bir zararı olmadığını göstermiştir, Çünkü iç yağları onlar için haram kılınmıştı, bizim için haram kılınmamıştır. Kitap ehlinin kestiklerinin bize helal olduğu kesinlik kazandığına göre bunun nihai maksadı da şöyle olur: Kestiklerinden kitap ehline haram kılınan şeyler hakkında bizim şeriatimizde de bize haram kılındığına dair bir söz söylenmiş değildir. O halde bunlar da mubahlıktaki asıl ilkeye göre bize mubah olur.
"el-Hasen ve İbrahim, sünnetsiz kimsenin kestiğinde bir beis yoktur, de" mişlerdir." el-Hasen'den bu görüşü Abdurrezzak, Ma'mer yoluyla rivayet ederek şöyle demiştir: el-Hasen, büyük yaşta İslam'a girmiş bir adam eğer sünnet 01duğutakdirde kendisine zarar geleceğinden korkarsa sünnet olmayabileceğini söylemiştir. Ayrıca böyle birisinin kestiğini yemekte de bir sakınca görmezdi. Fakat buna muhalif rivayet de gelmiş bulunmaktadır. İbnu'l-Münzir, İbn Abbas'tan şunu nakletmektedir: Sünnet olmamış kimsenin kestiği de yenilmez, namazı da şahit1iği de kabul edilmez.
İbnu'l-Münzir de şöyle demektedir: İlim ehlinin cumhuru (büyük çoğunluğu) onun kestiği caizdir, demektedir. Çünkü şanı yüce Allah kitap ehlinin kestiklerini mubah kılmıştır, onlardan sünnet olmayan kimseler de vardır. Daha sonra musannıf (Buhari) Abdullah b. Muğaffel'in şu hadisini zikretmektedir: "Bizler Hayber'de bir burcu muhasara ediyorduk. Bir adam içinde iç yağı bulunan bir dağarcık attı, ben de onu almak için ileri atıldım ... " Bu hadiste ise iç yağı gibi kitap ehline haram kılınmış olan şeyleri de bize yasak kabul eden kimselere karşı bir delil bulunmaktadır. Çünkü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem İbnu'l-Muğaffel'in sözü geçen dağarcıkta bulunanlardan yararlanmasına itiraz etmemiştir.
Ayrıca hadiste kitap ehlinin kestiklerinin -o esnada harb ehli olsalar dahiyenilmesinin, iç yağının kullanmasının caiz olduğu da anlaşılmaktadır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.