

"Selem konusunun aslı", selem konusu mal anlamındadır. Bir görüşe göre ise, söz konusu malın kaynağı / üretildiği yer anlamına gelir. Buna göre hububatın aslı ekindir. Meyvenin aslı ağaçtır. Başlıkta kullanılan ifadelerle, selem akdinde, selem konusu malın aslının bulunmasının şart olmadığını ortaya koymak amaçlanmıştır. "Nabatiler", Acem ve Rum beldelerine girip nesepleri karışmış, dilleri bozulmuş olan bir arap topluluğudur. Acemlerle karışan gruplar, Basra ile Kufe arasındaki (Irak sevad bölgesine) vadiye konaklardı.
Rumlarla karışanlar ise Suriye vadisine konaklardı. Bunlara, Nabat denilirdi. Çiftçilerle çok ilgili oldukları ve su çıkarmakla meşgul oldukları için, Enbat (Nebat) olarak isimlendirilmişlerdir. "Teslim edeceği şeyin aslı bulunan kimseye mi bunu yapardınız?" ifadesindeki, aslı, selem konusu olan mal anlamında kullanılmıştır. "Bu konuda hiç soru sormazdık" ifadesi ile, söz konusu meselede bir açıklama yapılmamasından ve Resulullah s.a.v.'in takririnden yola çıkılarak hükme varılmaktadır.
Bu hadis, selem akdinde malın teslim yerinin belirtilmemesi halinde akdin geçerli olacağına delil olarak getirilmiştir. Ahmed, İshak ve Ebu Sevr bu görüştedir. Malik de aynı görüşü benimseyerek, "Selem akdinin yapıldığı yerde teslim alır" demiştir. Bu konuda görüş ayrılığına düşerlerse, satıcının sözüne göre heküm verilir. Sevri, Ebu Hanife ve Şafii şöyle demiştir: Malın taşınmasının gerekli olduğ'nu ve bunun birtakım külfetler getirdiği durumlarda, malın teslim yeri belirlenmedikçe, selem akdi yapmak caiz olmaz.
Vade geldiğinde teslimi mümkün ise, akit sırasında mevcut olmayan mallar hakkında selem akdi yapmak caizdir. Alimlerin çoğunluğu bu görüştedir. Söz konusu malın, vadeden önce ya da sonra piyasada bulunmaması akde zarar vermez. Ebu Hanife'ye göre, vadeden önce piyasada bulunmayan mallarda yapılan selem akdi geçerli olmaz. Selem akdi, belirli bir bölge için değil de, genel olarak yapılsa, daha sonra mal, akit gerçekleştirilen piyasada bulunmasa (inkıta'a uğrasa) alimlerin çoğunluğuna göre selem akdi geçersiz olmaz.
İbn Ebi Evfa hadisi, zimmilerle alım-satımda bulunmanın, onlarla selem akdi yapmanın caiz olduğunu göstermektedir. Taraflar bir konuda anlaşmazlığa düştüğü zaman sünnete başvurmak gerekir. Resulullah (s.a.v.)'in bir konudaki takriri (öğrendiği bir şeye karş çıkmaması) ile hüküm çıkartılabilir. Bir hüküm, Hz. Nebi'in takriri ile sabit olunca artık bu, kendi başına geçerli bir asıl (kaynak) olur. Başka bir aslın (nassın) ona aykırı bir görüş bildirmesi bu hükme zarar vermez.
"Muhafaza altına alma" şeklinde tercüme ettiğimiz ..... ifadesi, Kuşmiheni'nin rivayetinde, .... şeklindedir. Buna göre, "tartma ve tahminde bulunma" anlamına gelmektedir. Bu işlemde, mal sahipleri tasarrufta bulunmadan önce, fakirlerin hakkının ne kadar olduğunun bilinmesi gibi bir fayda amaçlanmıştır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.