Ebû Abdullah künyeli Kays b. Ubâd, Dubayaoğulları'na mensup Basralı bir tâbiîdir. Hz. Ömer'in hilâfeti döneminde Medine'ye gelmiştir. Mescid-i Nebevî'de ön safta namaz kılarken Übey b. Ka'b'ın onu geriye çekip yerine geçtiği ve bunun Hz. Peygamber'in öğrettiği bir uygulama olduğunu söylediği nakledilir.
Hz. Ömer, Hz. Ali, Ebû Zer, Ammâr, Sa'd b. Ebû Vakkâs, İbn Ömer ve Abdullah b. Selâm gibi sahâbîlerden rivayette bulunmuştur. Buhârî'deki rivayetleri arasında Abdullah b. Selâm'ın cennetle müjdelenmesine dair haber öne çıkar. Ondan oğlu Abdullah, Hasan-ı Basrî, Muhammed b. Sîrîn ve Ebû Miclez hadis nakletmiştir. İbn Sa'd onu az hadisli ve güvenilir, İclî ise salihlerin büyüklerinden biri olarak nitelendirmiştir.
İbnü'l-Eş'as'ın Haccâc'a karşı ayaklanmasına katılmış ve bu isyandan sonra Haccâc tarafından öldürülmüştür; ölümü h. 80'den sonraya (m. 699 sonrası) tarihlenir.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Kays b. Ubad dedi ki: "Medine mescidinde oturuyorken yüzünde huşu'un izleri görülen bir adam mescide girdi. Bu, cennet ehlinden bir adamdır, dediler. Hafifçe iki rekat namaz kıldı, sonra çıktı. Ben de arkasından giderek dedim ki: Sen mescide girdiğinde bu cennet ehlinden bir adamdır dediler. Şu cevabı verdi: Allah'a yemin ederim kimsenin bilmediği bir şeyi söylememesi gerekir. Ben sana bunun sebebini anlatayım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem döneminde bir rüya gördüm. Ben de o rüyamı ona anlattım. Kendimi bir bahçedeymişim gibi gördüm. -Bahçenin genişliğini, yeşilliğini de zikretti- ortasında alt tarafı yerde, üst tarafı semada olan demirden bir direk vardı. Üst tarafında da bir kulp vardı. Bana, ona çık denildi. Ben, buna gücüm yetmez dedim. Daha sonra yanıma bir hizmetçi geldi, arkamdan elbiselerimi kaldırdı. Ben de o direğe yükseldim ve nihayet onun en üst tarafına kadar çıktım. O kulpu yakaladım. Bana, iyice tutun denildi. Uyandığımda hala o kulp elimde idi. Rüyamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatınca şöyle buyurdu: O gördüğün bahçe İslamdır, direk İslamın direğidir, o kulp ise sapasağlam olan kulptur, sen ölene kadar İslam üzere kalacaksın." İşte sözü geçen o adam Abdullah b. Selam'dır. Kays b. Ubad'dan, o İbn Selam'dan: (Hizmetçi demek olan) "Minsafi yerine "vasıf' lafzını kullanmıştır. Tekrar: 7010 ve 7014
Ali b. Ebi Talib r.a.'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir:"Kıyamet gününde davalaşmak için Rahman'ın huzurunda dizleri üzerine çökecek ilk kişi benim." (Ravilerden) Kays b. Ubad dedi ki: Yüce Allah'ın: "Bu ikisi Rableri hakkında davalaşan iki hasımdırlar."[Hacc,19 ] buyruğu onlar hakkında inmiştir. (Devamla) dedi ki: "Bunlar Bedir günü teke tek çarpışanlar (mübareze edenler)dır. Hamza, Ali ve Ubeyde --yahut da Ebu Ubeyde b. el-Haris-- ile onlara karşı çıkan Şeybe b. Rabia, Utbe b. Rabia ve el-Velid b. Utbe'dirler." Tekrarı: 3967 ve 4744
Ebu Zer' r.a. dedi ki: "Bu ikisi Rableri hakkında davalaşan iki hasımdırlar." [Hacc,19] buyruğu Kureyş'ten şu altı kişi hakkında inmiştir: Ali, Hamza ve Ubeyde b. el-Haris ile karşılarına çıkan Şeybe b. Rabia, Utbe b. Rabia ve el-Velid b. Utbe'dirler." Tekrarı: 3968, 3969, 4743
Kays b. Ubad dedi ki: "Ebu Zer' r.a.'i şuna dair yemin ederken dinledim: Andolsun şu ayetler Bedir günü şu altı kişi hakkında inmiştir ... " diyerek hadisi buna yakın zikretmiştir.
Kays b. Ubad dedi ki: "Ben Ebu Zer'i yemin ederek (şöyle dediğini) dinledim: Şüphesiz şu: "Bu ikisi Rableri hakkında davalaşan iki hasımdırlar."[Hacc, 19] ayeti Bedir günü teke tek çarpışan şu kimseler hakkında inmiştir: Hamza, Ali ve Ubeyde b. Haris ile (karşılarındaki) Rabia'nın oğulları Utbe ve Şeybe ile el-Velid b. Utbe."
Ebu Zerr'den rivayet edildiğine göre, o, "Şu iki gurup, Rableri hakkında çekişen iki hasımdır," ayeti hakkında yemin ederek şöyle söylemiştir: Bu ayet, Bedir savaşında karşılıklı düelloya hakkında inmiştir.
Ali İbn Ebi Talib'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Kıyamet günü Rahman'ın huzurunda [müşriklerle] muhakeme olmak üzere ilk diz çöken ben olacağım. Kays şöyle demiştir: "Şu iki grup, Rab/eri hakkında çekişen iki hasımdır," ayeti onlar hakkında nazil olmuştur. Onlar, Bedir savaşında birbirleri ile düelloya çıkan, Ali, Hamza, Ubeyd ile Şeybe İbn Rabia, Utbe İbn Rabia ve Velit İbn Utbe'dir.
Kays b. Abbad şöyle demiştir: Ben Sa'd b. Malik ve İbn Ömer'in yer aldığı bir halkada idiin. Derken Abdullah b. Selam uğradı. Oradakiler "Bu, cennet ehlinden olan bir adamdır!" dediler. Ben de ona "Buradakiler senin hakkında şunu şunu söylediler" dedim. Abdullah b. Selam "Sübhanallah! Onlara hakkında bilgileri olmayan bir sözü söylemeleri uygun olmaz. Ben sadece şöyle bir rüya görmüştüm: Sanki yemyeşil bir bahçenin içine konulmuş bir sırık vardı. Bu sırık orada dikilmişti. Bu sırığın başında da bir kulp vardı. Aşağısında ise bir minsaf (hizmetçi) vardı. Bana 'Bu sırığa çık' denildi. Ben de çıktım ve hatta tepedeki kulpu elime aldım. Nihayet bu rüyamı Resulullah'a anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Abdullah, bu en sağlam kulpa yapışmış olarak vefat edecektir" buyurdu.
Abdullah b. Selam şöyle demiştir: Kendimi rüyada bir bahçe içinde gördüm. Bahçenin ortasında bir direk vardı. Bu direğin en yüksek yerinde de bir tutulacak kulp vardı. Bana "Haydi bu direğe çık!" denildi. Ben "Gücüm yetmez!" dedim. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi geldi ve arkamdan elbisemi kaldırdı. Ben direğe çıktım ve oradaki kulpa sımsıkı yapıştım. Derken o kulba sımsıkı yapışır bir halde iken uyandım. Daha sonra bu rüyamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattım. Bana "Gördüğün bu bahçe, İslam bahçesidir. O direk de İslam'ın belkemiğidir. O kulp da çok sağlam olan kulptur. Sen ölünceye kadar İslam dinine yapışarak yaşayacaksın" dedi.
Bize Muhammed b. Müsennâ El-Anezi rivayet etti. (Dediki): Bize Muâz b. Muâz rivayet etti. (Dediki): Bize Abdullah b. Avn, Muhammed b. Sirin'den, o da Kays b. Ubâd'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Medine'de bir takım insanların içinde bulunuyordum. Aralarında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in ashabından bâzıları da vardı. Derken yüzünde huşu'dan eser bulunan bir zât geldi. Cemaattan bazısı: — Bu cennetliklerden bir zâttır; bu cennetliklerden bir zâttır, dedi. Bu zât caiz olacak kadar okuyarak iki rek'at namaz kıldı, Sonra çıktı. Ben de peşine düştüm. Ve evine girdi. Ben de girdim. Biraz konuştuk. Bana kalbi yatışınca kendisine şunu söyledim : — Biraz önce sen girdiğin vakit bir adam şöyle şöyle dedi. Şunu söyledi : — Sübhânellah! Hiç bir kimseye bilmediği bir şeyi söylemek yakışmaz. Bunu niçin söylediğini sana anlatayım: Ben Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında bir rüya gördüm de, onu kendisine anlattım. Kendimi bir bahçede gördüm. —Abdullah burada bahçenin genişliğini, çimenini ve yeşilliğini anlatmış.— Bahçenin içinde demirden bir direk vardı ki, alt kısmı yerde, üst kısmı gökte idi. Tepesinde bir kulp vardı. Bana: Buna çık! denildi. Ben ona: Yapamam! dedim. Derken bana bir nıinsaf geldi. (İbni Avn: Minsâf, hizmetçidir, demiş.) Ve arkamdan elbisemi tutarak kaldırdı. —Abdullah kendisini arkasından tutarak kaldırdığını eliyle tarif etmiş. — Ben de çıktım. Tâ direğin tepesine vardım ve kulpdan tuttum. Bana : Tutun! denildi. Bir de uyandım ki, kulp elimdedir. Bu rü'yayı Nebi (SallaUahü Aleyhi ve Sellem)''e anlattım da: «O bahçe İslâm'dır. Bu direk de İslâm'ın direğidir. Kulp da Urve-i Vüska'dır. Sen ölünceye kadar İslâmiyet üzere kalacaksın!» buyurdular. Râvi: Bu adam Abdullah b. Selâm'dır, demiştir.
Bize Muhammed b. Amr b. Abbâd b. Cebele b. Ebi Revvâd rivayet etti. (Dediki): Bize Haremi b. Umare rivayet etli. (Dediki): Bize Kurre b. Hâlid, Muhammed b. Sirin'den rivayet etti. (Demişki): Kays b. Ubad şunu söyledi: İçlerinde Sa'd b. Mâlik ile İbni Ömer de bulunan bir halkada idim. Derken (oraya) Abdullah b. Selâm uğradı. Cemâat: — Bu cennetliklerden bir zâttır, dediler. Ben hemen kalkarak kendisine : — Bunlar şöyle şöyle dediler, dedim. Şu karşılığı verdi : — Sübhanellah! Onlara bilmedikleri bir şeyi söylemek yakışmazdı. Ben sadece rüyamda gördümki: Yeşil bir bahçenin içine bir direk konulmuş ve oraya dikilmiş. Tepesinde bir kulp var. Aşağısında da bir minsaf! —Minsaf, hizmete yarayan küçük çocuk demektir.— Bana: Buna çık! denildi. Ben de çıktım. Tâ kulpu tuttum. Bu rü'yayı Resûlullah (Saliallahu Aleyhi ve Sellem) anlattım da, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Abdullah Urve-i Vüska'dan tutunmuş olarak ölecek!» buyurdular.
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşâr rivayet ettiler. Lâfız İbni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den, o da Ebû Nadra'dan, o da Kays b. Ubâd'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ammâr'a: — Harbetmenize ne dersiniz? Bunu kendi re'yinizle mi yaptınız. Şüphesiz ki re'y bazan hata eder bazan isabet! Yoksa bu size Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yaptığı bir vasiyet mi? diye sorduk. O da : — Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bütün insanlara vasiyet etmediği bir şeyi bize vasiyet etmiş değildir, cevâbını verdi. Ve şunu söyledi: — Şüphesiz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ümmetimin içinde...» buyurdular. Şu'be demiş ki: Zannederim bana Huzeyfe rivayet etti, dedi. Gunder şöyle demiş : Zannederim: Ümmetim içinde on iki münafık vardır. Bunlar deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremeyecek, onun kokusun da bulamıyacaklardır. Onlardan sekizine senin namına dübeyle (yâni) omuzlarında meydana çıkacak tâ göğüslerinden yükselecek ateşten bir kandil yetecektir, dedi.
Bize Amr b. Zürâra rivayet etti. (Dediki): Bize Hüşeym, Ebû Hâşim'den, o da Ebû Miclez'den, o da Kays b. Ubad'dan naklen rivayet etti. (Şöyle demiş): Ebû Zer'i: «Bunlar Rableri hakkında mücâdele eden iki hasımdır.» [ Hac 19 ] âyeti, Bedir gününde mübarezeye çıkan Hamza, Alî, Ubeyde b. Haris, Rabia'nın iki oğlu Utbe ile Şeybe ve Velîd b. Utbe hakkında nazil olmuştur, diye yemin ederken işittim.
Bize Ebû Bekr b. Ebî Şeybe rivayet etti. (Dediki) : Bize Veki' rivayet etti. H. Bana Muhammed b. Müsennâ da rivayet etti. (Dediki): Bize Abdurrahman rivayet etti. Her iki râvi Süfyan'dan, o da Ebû Hâşim'den, o da Ebû Miclez'den, o da Kays b. Ubad'dan naklen rivayet etmişlerdir. Kays şöyle demiş: Ben Ebû Zer'i: «Bunlar iki hasımdır...» âyetinin indiğine yemin ederken işittim... Râvi Hüseyin'in hadîsi gibi nakletmiştir.