Hemmâm b. el-Hâris en-Nehaî, Kûfe'de yaşamış büyük tâbiîlerdendir. Zehebî onu ibadete düşkün âlimler arasında zikreder; Ebü'l-Hasan el-Medâinî de Kûfe'nin âbidleri arasında sayar.
Hz. Ömer, Abdullah b. Mes'ûd, Huzeyfe b. el-Yemân, Ammâr b. Yâsir, Mikdâd b. el-Esved, Cerîr b. Abdullah el-Becelî, Adî b. Hâtim, Ebû Mes'ûd el-Ensârî ve Hz. Âişe gibi sahâbîlerden hadis dinlemiştir. Kendisinden İbrâhim en-Nehaî, Süleyman b. Yesâr ve Vebere b. Abdurrahman rivayette bulunmuştur. Yahyâ b. Maîn onu sika saymış, İbn Hibbân da es-Sikât adlı eserine almıştır; hadisleri Kütüb-i Sitte'nin tamamında yer alır.
Vefat tarihi hakkında farklı bilgiler vardır. İbn Sa'd onun Haccâc'ın valiliği döneminde öldüğünü söylerken İbn Hibbân, Abdullah b. Yezîd el-Hatmî'nin Kûfe emîrliği sırasında h. 65 / m. 684 yılında vefat ettiğini kaydeder.
Râvi adları senedden otomatik ayrıştırılmış; kimlik ve hayat bilgileri ricâl kaynaklarından (Itqan râvi profilleri, muslimscholars.info) eşleştirilerek eklenmiştir.
Hemmâm İbnü'l-Hâris'ten şöyle nakledilmiştir: "Cerîr İbn Abdullah'ın idrarını yaptıktan sonra abdest alıp mestleri üzerine meshettiğini ve ardından da kalkıp namaz kıldığını gördüm. Ona neden bu şekilde abdest aldığı soruldu. O da şöyle cevap verdi; Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle yaptığını gördüm. İbrahim, Cerîr'in bu sözünün sahabenin hoşuna gittiğini söylemiştir. Çünkü o, en son Müslüman olanlardandı.
Ammar'dan dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde sadece beş köle, iki kadın ve Ebu Bekir'den başka kimse yokken gördüm." Tekrar: 3857
Ammar b. Yasir dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i beraberinde beş köle, iki kadın ve Ebu Bekir'den başka kimse olmadığı halde görmüşümdür."
Adiy b. Hatim r.a.'dan, dedi ki: "Ey Allah'ın Rasulü! Bizler eğitilmiş köpekleri salıyoruz, diye sordum. O: Onların senin için yakaladıklarını ye, diye buyurdu. Ben: Ya öldürseler, diye sordum. O: İsterse öldürsünler, diye buyurdu. Ben: Biz mi'radı da atıyoruz, dedim. O: (Sivri ucuyla) deldiği avı ye, ancak enli tarafıyla isabet edeni yeme, diye buyurdu."
Hemmam'dan, dedi ki: "Biz Huzeyfe ile birlikte idik. Ona: Bir adam var ki Osman'a söz götürüyor, denildi. Huzeyfe: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Cennete koğuculuk yapan hiçbir kimse giremez, buyururken dinledim, dedi."
Huzeyfe r.a. şöyle demiştir: "Ey kurra topluluğu! Dos-doğru olunuz. Siz uzun bir mesafe aldınız. Eğer sağa ve sola saparsanız, büsbütün sapıtmış olursunuz.
Adiy b.Hatim şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Öğretilmiş köpeklerimi avın üzerine salıyorum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e öğretilmiş olan köpeklerini Allah'ın ismini zikredip de av üzerine saldığında onlar (av) yakalamışlarsa ondan yiyebilirsin. Mi'rad denilen demirli okunu ava attığında avı yaralamışsa onu da ye!" buyurdu.
Bize Ali b. Hucr es-Sa'di ve İshak b. İbrahim tahdis etti. İshak dedi ki: Bize Cerir, Mansur'dan haber verdi. O İbrahim' den, o Hemmam b. Haris'den şöyle dediğini nakletti: Bir adam konuşulanları emire taşıyordu. Bizler de mescitte otururken oradakiler: Bu konuşulanları emire taşıyanlardan birisidir dediler. (Hemmam) dedi ki: Sonra o adam gelip yanımıza oturdu. Bu sefer Huzeyfe (r.a.) şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i: "Cennete kattat (laf taşıyan kimse) girmeyecektir" buyururken dinledim.
Bize Ömer bin Hafs b. Gıyas da rivayet etti. (Dediki): Bize babam, A'meş'ten, o da İbrahim'den, o da Esved ile Hemmam'dan onlarda Aişe'den menî hakkında rivayet ettiler: Aişe: ''Ben onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in elbisesinden ovalardım'' demiş. Esved'in hadisini yalnız Müslim rivayet etmiştir; Tuhfetu'l-Eşraf, 15963; Hemmam'ın hadisinin kaynakları ise 669 numarada gösterilecektir.
Bana Muhammed b. Hatim de rivayet etti. (Dedi ki) : Bize İbni Uyeyne Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Hemmam'dan, o da Aişe'den naklen yukandakilerin hadisi gibi rivayette bulundu.
Bize İshak b. İbrahim El-Hanzalî rivayet etti. (Dediki): Bize Cerir, Mansur'dan, o da İbrahim'den, o da Hemmam b. Haris'den, o da Adiyy b. Hâtim'den naklen haber verdi Adiyy şöyle demiş: — Ya Resulallah ben öğretilmiş köpekleri şalıyorumda bana (av) tutuyorlar. Üzerine besmelede çekiyorum dedim. Bunun üzerine «Öğretilmiş köpeğini saldığın üzerine besmelede çektiğin vakit ye!» boyarda. — Ya avı öldürürlerse? dedim. «isterlerse öldürsünler (ama) onlarla beraber olmayan köpek onlara iştirrak etmemek şartıyla» buyurdu. Kendilerine: — Bir de ben av'a ok atıyor ve vuruyorum, dedim. «Ok atar da hayvanı delerse onu yel Genişliğine isabet ederse onu yeme!» buyurdular.
Bize Muhammed b. Müsennâ ile Muhammed b. Beşşar da rivayet ettiler. Lâfız ibni Müsennâ'nındır. (Dedilerki): Bize Muhammed b. Ca'fer rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Mansur'dan, o da ibrahim'den, o da Hemmam b. Hâris'den naklen rivayet etti ki: Bir adam Osman'ı medhetmeye başlamış. Bunun üzerine Mikdâd davranarak iki dizinin üzerine oturmuş, kendisi iri yarı bir zatmış. Ve adamın yüzüne çakıl taşı serpmeye başlamış. Osman ona : — Sana ne oluyor? demiş. Mikdâd da şunu söylemiş: — Şüphesiz ki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem); «Meddahları gördüğünüz vakit, yüzlerine toprak serpin!» buyurdular.
Bize bu hadîsi Muhammed b. Müsennâ ile ibni Beşşâr da rivayet ettiler. (Dedilerki): Bize Abdurrahman, Süfyân'dan, o da Mansur'dan naklen rivayet etti. H. Bize Osman b. Ebî Şeybe dahî rivayet etti. (Dediki): Bize Eşcaî Ubeydullah b. Ubeydirrahman, Süfyan-ı Sevrî'den, o da A'meş ile. Mansur'dan, onlar da ibrahim'den, o da Hemmâm'dan, o da Mikdâd'dan, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti.