

"Sopayı suya ve çamura vurmak." Başlıktaki "en-nekt: etkileyici vurmak" demektir. İbn Battal dedi ki: Burada sopa ya da değnekten maksat, Nebi s.a.v.'in kendisine dayandığı baston olmalıdır. Hadiste bu, açıkça ifade edilmemiştir. Derim ki: Başlıktaki inceliğe gelince, böyle bir iş yapmak yerilen, boş işlerden sayılmaz. Çünkü böyle bir iş, akıllı bir kimsenin bir şey hakkında düşünüp de sonra da etkisi ile zarar verecek şeylerde kullanmayan kimsenin yaptığı bir iştir.
باب: الرجل ينكت الشيء بيده في الأرض. 120. ELİNDEKİ BİR ŞEYLE YERE VURAN KİMSE حدثنا محمد بن بشار: حدثنا ابن أبي عدي، عن شُعبة، عن سليمان ومنصور، عن سعد بن عبيدة، عن أبي عبد الرحمن السلمي، عن علي رضي الله عنه قال: كنا مع النبي صلى الله عليه وسلم في جنازة، فجعل ينكت الأرض بعود، فقال: (ليس منكم من أحد إلا وقد فرغ من مقعده من الجنة والنار). فقالوا: أفلا نتكل؟ قال: (اعملوا فكل ميسر، {فأما من أعطى واتقى}).
الآية. "Elinde bulunan bir şey ile yere vuran kimse." Buhari bu başlık altında Ali İbn Ebi Talib r.a.'ın rivayet ettiği: "Amel ediniz. Çünkü herkes ne için yaratılmışsa o, ona kolaylaştırılmıştır." hadisini zikretmektedir. İleride buna dair açıklamalar Kader bölümünde (6605 nolu hadiste) gelecektir. KİTABU’L-EDEB EK SAYFA – 2012-5 باب: التكبير والتسبيح عند التعجب.
121. HAYRET ETME SIRASINDA TEKBIR GETIRMEK VE TESBİH ETMEK حدثنا أبو اليمان: أخبرنا شعيب، عن الزُهري: حدثتني هند بنت الحارث: أن أم سلمة رضي الله عنها قالت: استيقظ النبي صلى الله عليه وسلم فقال: (سبحان الله، ماذا أنزل من الخزائن، وماذا أنزل من الفتن، من يوقظ صواحب الحجر - يريد به أزواجه حتى يصلين - رب كاسية في الدنيا عارية في الآخرة). "Hayret ve şaşkınlık dolayısıyla tekbir ve tesbih getirmek." İbn Battal dedi ki: Tesbih ve tekbir, Allah'ın tazim edilmesi, kötülükten tenzih edilmesi demektir.
Hayrete düşüldüğü ve bir işin büyüklüğünün görülmesi halinde kullanılması güzeldir. Böylelikle dil, Allah'ı zikretmeye de alışmış olur. Bu güzel bir açıklamadır. Sanki Buhari bu başlık ile bunu kabul etmeyen kimselerin kanaatlerinin reddedileceğine işaret etmiş gibidir. "Son on gün" ile burada kasıt, Ramazan'dan geriye kalan on gündür. Buradaki (son anlamında kullanılan el-ğaviibir lafzı) aynı zamanda geçen günler hakkında da kullanılır. O halde bu lafız zıt anlamlı lafızlardandır.
"Hazineler" lafzıyla rahmeti dile getirmiştir. Nitekim: "Rabbimin rahmetinin hazineleri" sözü de buna benzemektedir. Nitekim "fitneler"den de azap diye söz etmiştir. Çünkü fitneler, azaba götüren sebeplerdir. Yahut "hazineler"den kasıt, ümmetinin fethedeceği ülkelerden ganimet yoluyla elde edecekleri mallardır. Şüphesiz ki fitneler de bundan ortaya çıkar. Bu da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in meydana gelmeden önce haber verdiği hususlar arasındadır. Beyhaki de bu hususu "Oeliiilu'n-Nubuvve" adlı eserinde ele almıştır.
باب: النهي عن الخذف. 122. PARMAKLA KUÇUK ÇAKIL TAŞI ATMANIN NEHYEDİLİŞİ حدثنا آدم: حدثنا شُعبة، عن قتادة قال: سمعت عقبة بن صهبان الأزدي يحدث، عن عبد الله بن مغفل المزني قال: نهى النبي صلى الله عليه وسلم عن الخذف، وقال: (إنه لا يقتل الصيد، ولا ينكأ العدو، وإنه يفقأ العين، ويكسر السن). "Parmakla küçük taş atmanın nehyedilmesi." Buna dair açıklamalar ve hadisin şerhi, Sayd ve'z-zebaih bölümünde (5479 nolu hadiste) geçmiş bulunmaktadır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.