

İbn Abbas'ın ..........1lla ta'dulDhünne ifadesini bu şekilde tefsir ettiğini gösteren rivayet, İmam Taberi ve İbn Ebi HMim tarafından Ali İbn Ebi Talha kanalıyla naklediimiştir. Bu ayet (Nisa 19) o dönemdeki Arapların şu uygulamasını anlatıyor: Bazıları, hoşlanmadığı karısından ayrılmak isterdi. Fakat ona mehir borcu olurdu. Bunu da ödemek istemezdi. Bu yüzden mehirden vazgeçip ayrılması için hanımını rahatsız etmeye başlardı.
Mücahid'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Tıpkı Bakara suresinde olduğu gibi,(Bakara 232) bu ayetin muhatabı, kadının ailesidir. Sonra bu görüş zayıflamaya başladı ve diğeri tercih edilir oldu." İbn Abbas'ın "';......huben kelimesini "günah" şeklinde tefsır etmesi, İbn Ebı Hatim tarafından Davud İbn Ebı Hind ve İkrime kanalıyla senetli olarak nakledilmiştir. Bu rivayete göre, İbn Abbas bunu ......innehCı kane hCıben kebıra "Bu, büyük bir günahtır," şeklinde tefsır etmiştir.
İbn Abbas'ın ....nihleten kelimesini mehir olarak tefsır etmesi ise, İbn Ebı Hatim ve Taberı tarafindan Ali İbn Ebı Talha kanalıyla nakledilmiştir. İsterlerse kadınla evlenirler, isterlerse onu başkasıyla evlendirirler, isterlerse evlendirmezlerdi. Kadının ailesinden çok, onun hakkında söz sahibi idiler. Ali İbn Ebı Talha kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle söylediği nakledilmiştir: "Adamın biri öldüğü zaman geride bir hanım bırakırsa, yakını olan kimse hanımının üstüne bir elbise atardı. Böylece onun diğer insanlarla ilişki kurmasına engelolurdu. Kadın güzelse, onunla evlenirdi. Şayet kadın çirkinse, ölünceye kadar onunla ne evlenir, ne de onu başkasıyla evlendirirdi. Kadın ölünce de ona varis olurdu."
باب: {ولكل جعلنا موالي مما ترك الوالدان والأقربون والذين عاقدت أيمانكم فآتوهم نصيبهم إن الله كان على كل شيء شهيدا} /33/. 7. "KADıN-ERKEK HERKESE, ANNE-BABALARIN, AKRABALARIN VE YEMİNLİ SÖZLEŞMELER YAPTIĞINIZ KİMSELERİN MİRASLARINDAN PAY AYIRDIK. BU PAY SAHİPLERİNE PAYLARINI VERİN. HİÇ ŞÜPHESİZ ALLAH HERŞEYİN ŞAHİDİDİR, "[Nisa 33] AYETİNİN TEFSİRİ وقال معمر: أولياء موالي، وأولياء ورثة، عاقدت أيمانكم: هو مولى اليمين، وهو الحليف، والمولى أيضا ابن العم، والمولى المنعم المعتق، والمولى المعتق، والمولى المليك، والمولى مولى في الدين.
Ma'mer şöyle demiştir: أولياء Evliya kelimesi hem "mevalf', hem de "mirasçılar" anlamına gelir عاقدت Akadet eymeı.nüküm (Nisa 33) "yemin mevlası", "yeminle müttefik olan kimse" anlamına gelir. Mevla'nın diğer manalarını şu şekilde sıralayabiliriz: a)- Amcaoğlu. b)- İhsanda bulunup köleyi özgürlüğüne kavuşturan kimse. c)- Özgürlüğüne kavuşturulmuş köle. d)- Sahip. e)- Dini bakımdan mevıa.
حدثني الصلت بن محمد: حدثنا أبو أسامة، عن إدريس، عن طلحة بن مصرف، عن سعيد بن جبير، عن ابن عباس رضي الله عنهما: {ولكل جعلنا موالي}. قال: ورثة. {والذين عاقدت أيمانكم}: كان المهاجرون لما قدموا المدينة يرث المهاجر الأنصاري دون ذوي رحمه، للأخوة التي آخى النبي صلى الله عليه وسلم بينهم، فلما نزلت: {ولكل جعلنا موالي}. نسخت. ثم قال: {والذين عاقدت أيمانكم}: من النصر والرفادة والنصيحة، وقد ذهب الميراث، ويوصي له.
سمع أبو أسامة إدريس، وسمع إدريس طلحة. "(Erkek ve kadından) her biri için, varisler kıldık," ayeti indi ve bu uygulamayı yürürlükten kaldırdı, rivayetinden, yeminleşen kimselerin mirasçı olduklarına dair hükmün bu ayet ile neshedildiği anlaşılır. İmam Taberı, Ali İbn Ebı Talha kanalıyla İbn Abbas'tan, onun şu sözünü nakletmiştir: İslam'dan önce insanlar birbirleri ile akit yaparlardı. Bu akit gereğince, onlardan biri öldüğü zaman, diğeri ona varis olurdu. Bunun üzerine Allah Teala şu ayeti indirdi: "Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine, diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlannıza uygun bir vasiyyet yapmanız müstesnadır.
"(Ahzab 6) Bu ayette Allah Teala yeminleşilen dostlara vasiyyette bulunabileceğini gösterdi. Katade'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Cahiliyye döneminde insanlar birbirleri ile akit yaparlardı. Birbirlerine 'benim kanım, senin kanındır, sen bana, ben de sana mirasçı olurum' derlerdi. İslam dini gelince bu insanlara, mirastan payları olan 1/6'yı vermeleri emredildi. Sonra bu uygulama miras ayeti ile neshedildi. Bu konuda Yüce Allah şöyle buyurdu.
"Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar." Farklı senetlerle ilk dönem alimlerinden bir çoğundan bu görüş nakledilmiştir. Kabul gören görüş de budur .

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.