Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1446, sondan
4791. ayet;
10. sure ve
Yunus Suresinin
82. ayetidir.
Yunus Suresi 82. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
33 ve toplam ebced değeri ise
1464 olarak hesaplanmıştır.
Yunus Suresinin toplam ebced değeri
536028 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (4)
ل (6)
ر (2) bulunuyor.
ويحق الله الحق بكلماته ولو كره المجرمون
ويحقاللهالحقبكلماتهولوكرهالمجرمون
Veyuhikku(A)llâhu-lhakka bikelimâtihi velev kerihe-lmucrimûn(e)
Suçluların hoşuna gitmese de, Allah, hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.”
Mekkeli müşrikler tarafından bilinmekte olan Hz. Mûsâ ile Firavun arasındaki mücadelenin öyküsü Kur’an’ın birçok yerinde değişik yönleriyle ele alınmış, bir yandan bu kıssadan alınacak ibretlere dikkat çekilmiş, diğer yandan da daha çok İsrâiloğulları’nca aktarılagelen yanlış bilgiler düzeltilmiştir. Burada, Hz. Mûsâ’nın, kardeşi Hz. Hârun’la birlikte Firavun’a ve çevresindeki ileri gelenlere açık kanıtlarla gönderildiği belirtilmekte, halktan söz edilmemektedir. Bunu –tarihî bilgiler ve Kur’an’da yer alan açıklamalar ışığında– o dönemde halkın korkunç bir baskı altında bulunmasıyla izah etmek mümkündür. Firavun’un İsrâiloğulları’nın erkek çocuklarını tek tek katlettirdiği bir dönemde, Hz. Mûsâ’nın bizzat onun sarayında ve himayesinde büyütülmüş olması bile başlı başına bir mûcize ve ilâhî iradenin mutlak gücünün açık bir göstergesi olduğu halde, günaha gömülmüş olmaları bu gerçeği görmelerini önlemiş ve iman çağrısını kabullenmeyi kibirlerine yedirememişlerdi. Hz. Mûsâ’nın getirdiği mûcizeleri “sihir” diye itham etmeleri bile aslında bunlardan büyülenmiş gibi etkilendiklerinin ipuçlarını veriyordu. Fakat asıl engel, ellerinde tuttukları nüfuz ve gücün kendilerinden alınması endişesiydi. Güya atalarından aldıkları emanete sahip çıkarak muhafazakâr bir tavır sergilemeye çalışırken dahi “Bu yerde egemenlik ve nüfuz ikinizin olsun diye mi?” sözleriyle gerçek rahatsızlıklarını açığa vurmuş oluyorlardı.Böyle bir durumda yapılan çağrının gerçekliği üzerinde düşünmek yerine ne kadar ön yargılı olduklarını açıkça muhataba hissettirip mâneviyatını kırmak ve onun bu çabadan vazgeçmesini sağlamak en kestirme yol olabilirdi. Nitekim “Biz ikinize de inanacak değiliz” diyerek bunu denediler. Fakat sihrin çok revaçta olduğu böyle bir ortamda hem Mûsâ’nın getirdiklerini sihir olarak niteleyip hem ondan üstününü ortaya koyamamak Firavun’u kendi kamuoyu önünde küçük düşürecekti. Bu sebeple ülkesindeki en hünerli sihirbazları toplatıp Mûsâ’ya dersini vermelerini istedi. Ne var ki asıl sihir işte o büyücülerin ortaya koyduğuydu ve Allah’ın yardımıyla Hz. Mûsâ’nın gösterdiği mûcizeler karşısında bunların ipliğinin pazara çıkması kaçınılmazdı. Başka sûrelerde açıklandığı üzere, Mûsâ’nın mûcizeleri karşısında ilk etkilenenler de bizzat o ünlü sihirbazlar oldu (sihir hakkında bk. Bakara
2:102; Hz. Mûsâ’nın mûcizeleri ve Firavun tarafından düzenlenen sihir yarışmasının daha geniş anlatımı için bk. A‘râf
7:106-126).
Suçluların hoşuna gitmese de Allah sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır.
“Suçlular istemese de Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır!”
Suçlular hoşlanmasalar da Allah, kelimeleriyle¹ gerçeği ortaya çıkaracaktır.
Allah, mücrim olanlar (utanmaz günahkârlar) istemese de, Hakkı (Hakk olarak) Kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Adalet düzenini zuhur ettirecektir.)
Suçluların zoruna gitse de Allah, sözleriyle gerçeğin gerçek olduğunu izhar eder.
Allah, günaha gömülüp gidenlerin hoşuna gitmese de, kendi sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır.”
“Siz İslâm'a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların hoşuna gitmese de, Allah emri, vahyi ve icraatı ile toplumda hakça düzeni gerçekleştirecektir.” dedi.
Suçlular hoşlanmasalar da Allah sözleriyle hakkı ortaya çıkarır."
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir.
Günahkârlar hoşlanmasalar bile, Allah emir ve hükümleriyle hakkı gerçekleştirir.
“Suçlular istemese de Allah, kelimeleri (yasaları) ile hakkı gerçekleştirir.
Günahlılar istemezler ise de, sözleriyle Allah hakkı hak eder
Günahkârlar hoşlanmasalar da Allah, kelimeleriyle hakkı ortaya çıkarıp kanıtlayacaktır.
Bkz.
8:8,
42:24 Ayetteki “Allah’ın kelimeleri” nden kasıt, Allah’ın resullerine indirdiği vahiy olduğu gibi aynı zamanda, Allah tarafından koyulmuş tabiat kanunlarında kendini gösteren İlahi iradedir. “Kelimelerden” kasıt vahyi düşünürsek o takdirde anlamalıyız ki; Hakkı yok etmek ve faziletin ışığını söndürmek isteyenlerin hoşuna gitmese de Allah, A. İmran
3:110 ve 114. ayetlerde de buyurduğu gibi hem kendi yardımıyla hem de doğruluğu öneren ve kötülükten sakındıran insanların gayretiyle Hakkı yaşatacaktır.
81,82. Attıklarında, Musa: "Yaptığınız sihirdir, fakat Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini elbette düzeltmez. Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir" dedi.
«Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır.»
ALLAH sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Suçlular hoşlanmasa da...
Allah, hakkın hak ve gerçek olduğunu kelimeleriyle ispat eder, günahkârların hoşuna gitmese de
Allah, kelimatiyle hakkı ihkak edecek, isterse mücrimler hoşlanmasınlar
Allah, günahkârların hoşuna gitmese de, hakkın hak olduğunu kelimeleriyle isbat eder.
“Ve günahkârlar istemese de Allah, sözleriyle (hükümleriyle) hakkı gerçekleştirecektir.”
Allah, suçlular hoş görmese de, sözleriyle hakkı yerine getirecektir.
Allah günahkârlar istemeseler de yine hakkı sözleriyle sabit kılar.
“Suçlular istemese de Allah sözleriyle hakkı gerçekleştirecektir.”
“Ve suçluların hoşuna gitmese de, elçilerine vahyettiği sözlerive müminlere yardım ve inâyeti sayesinde, gerçeği açıkça ortaya koyacak ve hakkı egemen kılacaktır!” Bu sözlerin hemen ardından Mûsâ, o yılanların arasına asâsını attı. Dev bir yılana dönüşen asâ, sihirbazların yılan gibi gösterdiği iplerini, değneklerini birer birer yutup yok etti. Bu mûcize karşısında sihirbazlar derhal iman edip secdeye kapandılar. Diğerlerine gelince:
Suçlular hoşlanmasa da, Allah kendi sözleriyle Hakk’ı gerçekleştirir.
“...ve Allah günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu, sözleriyle ortaya çıkarır.” dedi.1
1 Bu ifâdelerden; bâtılın ancak Allah’ın Kelamı olan Kur’an ile boşa çıkarılacağı ve bâtıl düşüncelerin bir başka bâtıl düşünceyle yok edilemeyeceği açıkça anlaşılmaktadır. Zîrâ bâtıl, zâten yok olmaya mahkûmdur. Bk. (İsra: 81)
Tersine, kelimeleriyle 103 ancak hakkın ortaya çıkmasını sağlar; günaha gömülüp giden insanlar bundan hoşnut olmasalar da!”
Günahkârlar hoşlanmasa da Allah kelimeleriyle hakkı ortaya koyacaktır. 8/8
Evet, etkili müdâhalesiyle[1660] Allah hakkın (üstünlüğünü) gerçekleştirir; isterse günaha batmış olanlar bundan hoşlanmasın.”
[1660] Lafzen: “kelimeleriyle”. Kelimenin kök anlamının tercihimizi destekliyor olması, gerekçemizin sadece dilsel boyutunu oluşturmaktadır (Krş: 65. âyet, ilgili not). Buna ilaveten, buradaki “kelimelerin”, söze değil eyleme ilişkin olduğu, bu eylemin de Hz. Musa’nın elinde gerçekleşen ilâhî kudret delîli, bir başka ifadeyle ‘eşyada etkisi görülen ilâhî bir müdâhale’ olduğu açıktır. Çünkü, bu etkili müdâhalenin hemen ardından Firavun’un sihirbazlarının, üstün olan hakikat karşısında boyun eğdiklerini yine Kur’an’dan öğreniyoruz (
7:120;
26:46).
«Ve Allah Teâlâ, hakkı kelimeleriyle izhar eder, velev ki günahkârlar hoşlanmasınlar.»
81, 82. Onlar iplerini ve değneklerini atınca Mûsâ şöyle dedi: “Yaptığınız şey, sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. Mücrimler hoşlanmasa da, Allah sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır. ” [8, 8]
Ve suçlular istemese de Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkaracaktır!
Allah, sözleriyle gerçeği ortaya çıkarır; isterse suçlular hoşlanmasın.
Günahkarlar hoşlanmasa da Allah sözleriyle hakk ortaya koyacaktır.
“Mücrimler hoşlanmasa da, Allah sözleriyle(12) gerçeği ortaya çıkarır.”
(12) Vaadleriyle, vahiyleriyle, emirleriyle, kaza ve kaderiyle, hükümleriyle, yasalarıyla.
"Ve suçlular hoş görmese de Allah, hakkı, kelimeleriyle ortaya çıkarıp kanıtlayacaktır."
daħı ŝābit eyler Tañrı ḥaķķı sözleri-y-ile ya'nį buyruķlarıyıla eger düşħār gördiler ise daħı yazuķlular.
Daḫı ẟābit ider Tañrı Ta‘ālā ḥaḳḳı kelimeleri bile yaman kişilere güç gelsedaḫı.
Günahkarlar istəməsələr də, Allah sözləri (əmr və hökmləri) ilə haqqı gerçəkləşdirəcək (bərqərar edəcəkdir)!”
And Allah will vindicate the Truth by His words, however much the guilty be averse.
"And Allah by His Words(1465) doth prove and establish His truth, however much the sinners may hate it!"*
1465 Allah's Words or Commands have real power, while sorcerer's tricks only seem wonderful by deceiving the eye.