Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1588, sondan
4649. ayet;
11. sure ve
Hûd Suresinin
115. ayetidir.
Hûd Suresi 115. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
29 ve toplam ebced değeri ise
1870 olarak hesaplanmıştır.
Hûd Suresinin toplam ebced değeri
537792 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الر hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (6)
ل (4)
ر (2) bulunuyor.
واصبر فان الله لا يضيع اجر المحسنين
واصبرفاناللهلايضيعاجرالمحسنين
Vasbir fe-inna(A)llâhe lâ yudî’u ecra-lmuhsinîn(e)
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.
Gündüz, “tan yerinin ağarmaya başladığı andan güneşin batmasına kadar geçen süre” demektir. Gece ise “güneşin battığı andan başlayıp tan yerinin ağarmasına kadar geçen süre”yi ifade eder. Gündüzün iki tarafından maksat, geceyle birleşen iki tarafı, yani başı ve sonu olup tan yerinin ağardığı ve güneşin battığı zamanlardır. Buna göre gündüzün iki tarafında kılınması emredilen namazlardan biri sabah namazıdır; diğeri ise güneş batmadan önceki kısım (taraf) olarak alındığında öğle ve ikindi, battıktan sonraki taraf olarak alındığında akşam ve yatsı olarak yorumlanmıştır. “Gündüze yakın saatler” diye tercüme ettiğimiz zülef kelimesi ise zülfenin çoğulu olup gecenin gündüze yakın olan ilk saatlerini ifade eder; bu saatlerde kılınması emredilen namaz da yatsı namazıdır. Âyette namazın şekli ve zamanı belirlenmediği için âyet, vakti detaylı olarak tanımlamadan işaret edilen zamanlarda namaz kılmanın önemini vurgulamaktadır (Şevkânî, II, 603). Bu âyetin bütün farz namazların vakitlerini belirlediği kanaatinde olanlar da vardır (bk. Elmalılı, IV, 2831). Namaz vakitlerini ve şeklini mütevâtir sünnet açıklamıştır. Hz. Peygamber’in uygulamalarına göre farz namazların vakitleri şöyledir: Sabah namazının vakti tan yerinin ağarmasıyla başlar, güneş doğuncaya kadar devam eder; öğle namazının vakti gün ortasından hemen sonra başlar, eşyanın gölgesi kendinin bir veya iki misli oluncaya kadar sürer; ikindi namazının vakti öğle vaktinin sona erdiği andan başlar, güneş batıncaya kadar devam eder; akşam namazının vakti güneş batınca başlar, batı tarafındaki kırmızı veya beyaz şafak kayboluncaya kadar devam eder; yatsı namazının vakti ise şafak kaybolduktan sonra başlar, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder; vitir namazının vakti yatsı ile aynı olup yatsı namazını müteakip kılınır. Âyet, kötülüklerin ortadan kalkması veya bağışlanması için ibadetlerle iyiliklerin çokça yapılmasının gereğine işaret etmektedir. Bunların başında da namaz gelir (Ankebût
29:45). Âyetin son cümlesi yukarıdaki emir ve yasakların Kur’an’ın hidayetinden yüz çevirenler için değil, ona yönelenler için güzel bir öğüt olduğunu ifade buyurmaktadır. 115. âyet Hz. Peygamber’in şahsında bütün insanlara hitap ederek yukarıda geçen ilâhî emir ve yasakları yerine getiren kimselerin bazı sıkıntılarla karşılaşacağına işaret etmekte ve sabretmeyi öğütlemektedir.
Sabırlı ol! Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez.
Sabırlı ol! çünkü Allah, güzel iş yapanların ödülünü zâyi etmez.
Sabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız bırakmaz.
(Ey Nebim ve ümmeti, ibadet ve hizmete ve kâfirlerden gelen zahmete) Sabret! Çünkü Allah iyilik ve ihsan sahiplerinin (ve kendi yolunda mücadele edenlerin) ecrini asla zayi etmeyecektir.
Ve sabret, çünkü Allah, gerçekten de iyilik edenlerin ecrini zayi etmez.
Ve her türlü zorlukluğa karşı dirençli ol sonuna kadar dayan; çünkü Allah iyilik yapanların hakettiği karşılığı hiçbir şekilde boşa götürmez.
Sabrederek mücadeleye devam et. Allah, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderlerin, idarecilerin, müslümanların mükâfatını zâyi etmez.
Sabret. Allah iyilik yapanların ecirlerini zayi etmez.
Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
(Ey Rasûlüm, kavminin eziyetlerine ve ibadete) sabret; çünkü Allah, iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.
Ve sabret. Çünkü Allah, iyilerin ücretini zayi etmez.
Sabredesin, iylik. eden kimselerin sevapların hak yitirmez
Ve sabr(ederek mücadeleye devam)et. Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez!
Sabret, Allah iyi davrananların ecrini elbette zayi etmez.
(Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.
Sabret, çünkü ALLAH, iyilik yapanların ödülünü savsamaz.
Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.
Ve sabr et zira Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmez
Sabr-u sebat et. Zîrâ Allah iyi hareket edenlerin mükâfatını zaayi etmez.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Artık sabret! Zîrâ şübhesiz ki Allah, iyilik edenlerin mükâfâtını zâyi' etmez.
Sabredin. Allah, yapılan iyilikleri asla zayi etmez.
Katlan. Çünkü Allah iyi işleyenlerin mükâfatını zâyi kılmaz.
Sabret, Allah ihsan sahiplerinin ecrini elbette zayi etmez.
Ve bu emirleri yerine getirirken, karşılaşacağın zorluk ve sıkıntılara karşı sabret!İnanmıyorlar diye de üzülme; sen üzerine düşeni yap, ötesini bize bırak! Unutma ki, Allah iyilik yapanların mükâfâtını elbette zayi etmeyecektir. Nitekim insanlık tarihini inceleyecek olursanız, zulme karşı seslerini yükseltmedikleri için zâlimlerle birlikte helâk olan nice toplumların bulunduğunu göreceksiniz:
Sabret! Allah, Muhsinler’in / İyilik-Güzellik Edenler’in ödülünü yitirmez.
Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların mükâfatını asla boşa götürmez.
Ve sabret, sonuna kadar dayan: çünkü Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez!
Ve sen (sıkıntı ve zorluklara karşı) sabret! Zira Allah sebat eden iyilerin mükâfatını asla zayi etmez. 2/153, 16/127, 39/10
Ve diren: unutma ki Allah iyilerin hak ettiği karşılığı asla zayi etmez!
Ve sabret. Zira şüphe yok ki, Allah Teâlâ muhsin olanların mükâfaatını zâyi etmez.
Sabret, zira Allah iyi davrananların mükâfatını zayi etmez.
Sabret, çünkü Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez.
Sabret. Allah güzel davrananların ödülünü eksiltmez.
Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez.
Sabret; iyilik yapan ve iyi kulluk edenlerin ödülünü Allah zayi etmez.
Sabret! Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.
daħı śabr eyle bayıķ Tañrı żāyı' eylemez müzdini eylük eyleyicilerüñ.
Daḫı ṣabr‐ıla Tañrı Ta‘ālā yitürmez muḥsinler ecrini.
(Müşriklərin və kafirlərin əzab-əziyyətinə) səbr et. Allah yaxşı işlər görənlərin mükafatını zay etməz!
And have patience, (O Muhammad), for lo! Allah loseth not the wages of the good.
And be steadfast in patience; for verily Allah will not suffer the reward of the righteous to perish.