

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri ile İbni Mâce hacc bahsinde tahrîc etmişlerdir. Cedr'den murâd, Hicr'dir. Hz. Âişe'nin bunun Beyt-i şerîf'den sayılıp sayılamıyacağını sorması üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in evet cevâbını vermesi bütün Hicr'in Kabe'den ma'dûd olduğuna delildir. Abdullah b. Abbâs (Radiyallahu aniı) onun Beyt-i Şerîf'e dahil olduğuna fetva verir: «Ben de İbni Zübeyr gibi Beyt-i Şerîf'e hükmetsem bütün Hicr'i ona katardım. Beyt'ten olmasa hiç onun etrafından tavaf edilir miydi?» dermiş. Tirmizî 'nin Hz. Âişe 'den rivayet ettiği bir hadîsde Âişe (Radiyallahu anha) şöyle demiştir: «Ben Beyt-i Şerîf’e girerek içinde namaz kılmak istedim de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) elimden tuttu ve beni Hicr'e götürerek : — Beyt-i Şerif'e girmek istersen Hicr'de namaz kıl. Çünkü Hicr Beyt'in bir parçasıdır. Lâkın kavmin Kabe'yi bina ederken işi kısadan tuttular da onu Beyt'ten çıkardılar, buyurdu.» Tirmizî: «Bu hadîs hasen sahihtir.» demiştir. Aynı hadîsi Ebû Dâvûd ile Nesâî dahî tahrîc etmişlerdir. Mamafih ulemâ bütün Hicr'in Kabe'ye dahil olup olmadığında ihtilâf etmişlerdir. Aynî diyor ki: «Üstadımız Zeynü'd-Dîn (Rahimehullah) bu hadîs bütün Hicr'in Kabe'ye dahil olduğuna delildir derdi. Şafiî'nin «El-Muhtasar»daki sözünün zahiri ve Şâfiiyye ulemâsından bir cemaatın kavillerinin muktezâsı da budur. Nevevî : (sahih olan budur. Şafii'nin nassan kavli bu olduğu gibi ulemâmızın cumhuru da kat'iyyetle buna kaail olmuşlardır, diyor. Nevevî'den önce İbni Salâh da bu kavli tercih etmiştir. Râfiî ise: «Sahih olan kavle göre Hicr'in her yeri Beyt'e dahil değildir. Onun Beyt-i Şeriften sayılan yeri Beyt'te bitişik olan altı arşın miktarıdır) demiştir. Şâfiîler'den Ebû Muhammed Cüveynî ile oğlu İmâmû'l-Haremeyn, İmam Gazâlî ve Bağavî dahî buna kaaildir.» Az yukarda işaret ettiğimiz veçhile İbni Salâh bu bâbdaki rivayetlerin muzdarip olduğunu, bir rivayetle Hicr'den altı arşın, diğer rivayette beş, başka bir rivayette yedi arşına yakın yerin Kabe'ye dahil olduğu bildirildiğini söylemiş, bu hal karşısında farzın yakînen sakıt olabilmesi için en yüksek adetle amel etmek lâzımgeldiğini söylemiştir. Ulemâdan bâzılarına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in beyân buyurduğu kalp korkusundan murâd, müşriklerin iftiharı yalnız Kabe'ye giren hak eder diye endişeye düşmeleridir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.