

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhâri «Hacc ve Megâzî» bahislerinde; Tirmizî «Hacc ve Diyât» bahislerinde, Nesâî «Hacc ve İlim» bahislerinde muhtelif râvîîerden tahrîc etmişlerdir. Buûs:" «Ba's»'in cem'idir. Ba's göndermek mânâsına masdar olarak kullanıldığı gibi gönderilen şey mânâsına da gelir. Burada ondan murâd bir yere gönderilen ordudur. Amr b. Saîd bu orduyu Mekke'ye hicretin altmışıncı yılında Abdullah b. Zübeyr üzerine gönderiyordu. Bunun sebebi evvelce de işaret ettiğimiz şelide Abdullah b. Zübeyr'in Yezîd'e bey'at etmemesiydi. Hz. Muâviye vefat edince oğlu Yezîd Abdullah b. Zübeyr'den bey'at istemiş, o bunu kabul etmeyerek Mekke'ye gitmişti. Yezîd buna kızdı ve Mekke valisi Yahya b. Hakim'e mektup yazarak Abdullah b. Zübeyr'den bey'at alınmasını emretti. Hz. Abdullah çârnâçâr bey'at ettiyse de Yezîd mektupla bildirilen bu bey'ati kabul etmedi. Hz. Abdullah'ın bağlı olarak getirilmesini istedi. Yahya tekrar Abdullah b. Zübeyr'e müracaat ettiği vakit Hz. Abdullah Beyt-i Şerife sığındığını bildirdi. Yezîd bunu da kabul etmedi ve o gün Medine valisi bulunan Amr b. Saîde mektup yazarak Abdullah b. Zübeyr üzerine ordu göndermesini emretti, o da gönderdi. İşte hadîs-i şerifte beyân edilen muhavere bu sırada geçmiştir. Amr b. Saîd sahabi değildir. İbni Battâî Ehl-i Sünnet ulemâsına göre Hz. Abdullah b. Zübeyr'in hilâfete Yezîd 'den de Abdülmelik'ten de evlâ olduğunu söyler. Çünkü Hz. Abdullah sahâbî'dir. Kendisine ötekilerden önce bey'at edilmiştir. îmam Mâlik dahî: «İbni Zübeyr Abdülmelik'ten evlâdır» demiştir. Ebû Şureyh Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiği hadîsi: «Onu kulaklarım işitmiş; kalbim bellemiş ve konuşurken gözlerim görmüştür» diyerek her vecihle bellediğini mübalâğa suretiyle anlatmak istemiştir. Ruhsat: Hürmet delili mevcûd olmakla beraber kulların özürüne mebnî ikinci defa meşru olan şeydir. Harbe: Esâs itibariyle hırsızlık demektir. Ekseriyetle deve hırsızlığında kullanılır. Bâzılarına göre harbe dinde fesat çıkarmaktır. Bu kelimeye daha başka mânâlar verenler de vardır. Görülüyor ki, Ebû Şureyh Amr b. Saîd'in Mekke'ye ordu göndermesini doğru bulmamış, bütün varlığı ile onu bundan vazgeçirmeye çalışmıştır. Ebû Şureyh bu bâbda rivayet ettiği hadîsin umûmiyle istidlal etmiş, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke'de harbi haram kıldıktan sonra orada harb edilemiyeceğine ve İbni Zübeyr'in katli caiz olmadığına kaail olmuştur. Tıybî diyor ki : «Amr bunu işitince (Bunu ben senden daha iyi bilirim) diyerek Ebû Şureyh'in sözünü reddetmiş ve (Sen bu hadîsi Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den işitmiş ve bellemişsin ama mukaateden ne demek istediğini anlamamışsın. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu sözü bir yerin kahran feth edilmesi sebebiyledir. Yoksa Harem hâricinde öldürülmeyi hak eden bir kimse sebebiyle söylememiştir. Benim sadedinde bulunduğum hâdise bu ikinci kabildendir. Şu halde bana nasıl inkârda bulunuyorsun?) demek istemişti.» Zahirîler'den îbni Hazm bu bâbda Amr b. Said'e şiddetle hücum etmiş ve şunları söylemiştir: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sahâbîsinden daha âlim görünmek isteyen fâsık, dalkavuk, şeytan, alçak bir herifin kıymeti olamaz. Allah ve Resulüne âsî olan ancak bu fâsık ile onu iktidara getirenlerdir. Dünya ve Âhiret kepazeliğini üzerine alan da ancak kendisi ve onu tasvîb edenlerdir.» «Kendisi için harbe ruhsat» görmekten murâd; «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl harb etti ise ben de harb ederim» demektir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.