

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadisi Müslim «Cihâd» bahsinde, Buhâri, «Hacc, Cizye ve Cihâd» bahislerinde, Ebû Dâvûd «Hacc ve Cihâd» bahislerinde; Tirmizî «Siyer» bahsinde, Nesâi «Siyer, Bey'at ve Hacc» bahislerinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. «Artık hicret yoktur» cümlesinden murâd Mekke 'nin fethinden sonra Mekke 'den hicret yoktur demektir. Çünkü Mekke İslâm diyarı olmuştur. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu sözü bir mucize tazammun etmektedir. Nitekim asırlar boyunca Mekke-i Mükerreme bir Dâr-ı İslâm olarak kalmış; bu suretle mûcize-i Resul (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zahir olmuştur. Ulemâ Dâr-ı Harb denilen küfür diyarından Dâr-ı İslâm'a kıyamete kadar hicretin devam edeceğine, kaail olmuşlardır. «Lâkin cihâd ve niyet vardır» cümlesinden murâd : «Sizin için hicretten hâsıl olacak sevsbın yolu cihâd ve her şeyde hayır niyettir.» demektir. Tıybi'ye göre mezkûr cümlenin mânâsı: «Hicret ya kâfirlerden kaçmak yahut cihâd veya ilim tahsili gibi başka bir sebeple olur. Birinci hicret sona ermiş, diğerleri kalmıştır. Binâenaleyh bunları ganimet bilerek onlardan geri kalmayın; çağrıldığınız zaman hemen gidin. Halâ: Yaş ot demektir. Bunun tahsis edilmesi kuru otunun koparılabileceğine işarettir. Şâfiîler'den rivayet olunan iki kavlin esah olanı da budur. Çünkü kuru ot ölü av mesabesindedir. Hanbelîler'den İbni Kudâme diyor ki: «Lâkin hadisde izhır'in istisna edilmesi kuru ot koparmanın da haram kılındığına işarettir. Ebû Hureyre rivayetlerinden birinde (Mekke'nin kuru otu da koparılnmoz.) buyurulması bunu gösterir.» îzhir: Güzel kokulu bir nebattır. Yaylalarda, sıcak ve kuru yerlerde ve keza vadilerde yetişir. Buna «Tıybu'l-Arab» ve «Halfâ-i Mekke» dahî derler. Kayn: Demirci demektir. Taberî :«Kayn Araplarca sanatını bizzat işleyen sanatçı mânâsına gelir. Hz. Abbâs b. Abdülmuttalib'in: «Yâ Resûlallah! Yalnız izhır müstesna» sözü bir istisnâ-i telkinidir. Çünkü Hz. Abbâs (Radiyallahu anh) bu sözle kendisi istisna yapmak istememiş; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e istisna yapmasını telkin etmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın buradaki istisnasının vahiy suretiyle mi, yoksa kendi içtihadı ile mi yapıldığı ihtilaflıdır. Bâzılarına göre vahiy suretiyledir. Yani Allah Teâlâ daha önceden bir istisna talebinde bulunan olursa isteğini yerine getir diye vahiyde bulunmuştur. Bir takımları bu meselede hüküm mutlak surette Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize havale buyrulmuştur, demişlerdir. İbni Battal 'in rivayetine göre El-Mühelleb buradaki istisnanın zarurete mebnî olduğunu ve zarurette ölü hayvan eti yemek kabilinden helâl kılındığını söylemiştir. Zira Hz. Abbâs İzhırden Mekke'lilerin müstağni kalamıyacaklarını söylemekle bu zarureti beyân etmiştir. Ancak El-Mühelleb 'in bu müteâlâsı kabule şâyân görülmemiştir. Çünkü zarurete binâen mubah kılınan şeyde mutlaka zaruret bulunmak îcab eder. Eğer izhır kullanmak lâşe yemek kabilinden olsaydı zarureti olmayanların onu kullanamaması îcâb ederdi. Halbuki onu kullanmak zaruret kaydı olmaksızın mutlak surette mubahtır. Bu bâbda icmâ' vardır. İzhirin evlere lâzım olması, evlerin çatılarını örtmek ve yakmak içindir. Mekkeliler bu ot'u kabirlerinde de kullanırlardı. Lükata yerde bulunan sahipsiz maldır. Esâs itibariyle kendi malı olmayan bir şeyi hiç bir kimsenin alması caiz değilse de iîân ederek sahibini aramak için alınmasına müsâade edilmiştir. Fıkıh kitaplarında lükata'nın ahkâm'ı ayrı bahisler hâlinde beyân edilmiştir. Bu sayfanın devamı niteliğindeki sayfa

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.