

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu hadîsi Buhari «Talâk» bahsinin bir-iki yerinde, Ebû Dâvud ile Nesâî dahî «Talâk» bahsinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir. Tahâvî onu sekiz tarîkten rivayet eder, Görülüyor ki, hadîsin bütün rivayetleri Abdullah b. Ömer (Radiyallahu anh) Kıssasına âiddir. Hz. Abdullah'ın boşadığı karısının ismi Âmine binti Gifâr'dır. Bâzıları Âmine binti Ammâr olduğunu söylemişlerdir. îmam Ahmed b. Hanbel'in Müsmedinde bu kadının ismi Nevâr diye zikredilmiştir. İsminin Âmine, lâkabının da Nevâr olması muhtemeldir. Nevevî diyor ki : «İbni Ömer'in bu hadîsinde kendisine ricat emri verilmiş; karısını o hayızdan sonra gelen temizlik devresinde değil de daha sonra gelen temizlik devresinde boşaması tenbih edilmiştir. Acaba bu geciktirmenin faydası nedir? denilirse dört vecihle cevap verilir: 1- Kadına ricattan maksat boşama olmasın diye talâk ikinci temizlik devresine te'hîr edilmiştir. Bu sebeple kadını, içerisinde talâk helâl olacak bir müddet nikâhında tutması vâcib olmuştur. Nikâhında tutması ric'atın faydası görülmek içindir. Ulemâmızın cevâbı budur. 2- Bu te'hir ona bir ceza ve günahına tevbe olmak içindir. 3- İçerisinde karısını boşadığı hayızdan sonra gelen temizlik devresi, o hayızla birlikte bir kur gibidir. Binâenaleyh o temizlik devresinin başında boşasa, hayız halinde boşamış gibi olur. 4- Te'hîr, kadınla uzun müddet beraber kalsın diyedir. Zira bu müddet zarfında onunla cima' ederek talâk sebebinin ortadan kalkması me'muldur.» Kaadî Iyâz'a göre İbni Ömer (Radiyallahu anh)'ın (fe meh) sözünden murâd istifhamdır. (Meh) kelimesinin aslı (mâ) olup (elif) (ha) ye tebdil edilmiştir. Ve: «Ben bu talâkı hesaba katmazsam ne olur?» mânâsına gelir. Maamâfih bu kelimenin zecir mânâsına kullanılmış olması da ihtimâl dahilindedir. Bu takdirde maksad: «Böyle konuşmaktan vazgeç! Talâk vaki' olduğunda şüphe etme!» demek olur. «Aciz gösterip ahmaklık etse de mi?» cümlesi de Hz. İbni Ömer'in sözüdür. Bu sözü ile kendini kasdetmiştir. Nitekim bir rivayette: «Aciz gösterip ahmaklık etsem de mi?» demiştir. Hattâbî'ye göre bu cümlede hazif vardır. Mânâsı: «Aciz gösterip ahmaklık etse de onun bu aciz ve ahmaklığı yapmış olduğu talâkın hümünü ıskat eder mi?» demektir. Nevevî bu sözün bir istifhâm-ı inkârı olduğunu söylemiştir. Bu takdirde mânâ: «Evet, talâk hesaba katılır; onun aczi ve hamakatı buna mâni' değildir.» demek olur. Kirmani: «İhtimâl buradaki (in) edatı nefi içindir. Yâni îbni Ömer ne aciz göstermiş, ne de ahmaklık etmiştir; mânâsını ifâde eder.» diyor. Ona göre bu cümle ile: «îbni Ömer çocuk veya deli değildir ki, talâkı vâki' olmasın.» denilmek istenmiştir. Çünkü aciz çocuğun, ahmaklık da deliliğin lâzımıdır. Cümlede lâzım zikredilmiş, melzum murâd olunmuştur. Kirmânî cümledeki (in) edatının (enne)den muhaffef olmasına da ihtimâl vermekte de : «Edatın (en) şeklinde rivayeti sahîh olsa mânâ daha zahirdir» demektedir. Bu cümle hakkında daha başka te'vîller yapanlar da olmuştur. Hadîsin ilk rivayetlerinde geçen : «işte kadınların kendisi için boşanmasını Allah (Azze ve Celle)'nin emrettiği iddet budur» cümlesi ile : «Ey Nebiler, kadınları boşamak isterseniz iddetlerini karşıladıkları halde boşayın!» [ Talak 1 ] âyet-i kerimesine işaret olunmuştur. Bu âyetin kimin hakkında indirildiği müfessirler arasında ihtilaflıdır. Vâhidî'nin Katâde yolu ile Hz. Enes'den rivayetine göre Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem} Hz. Hafsa'yi boşadığı vakit inmiştir. Bir rivayete göre Hz. Abdullah b. Ömer hakkında, başka bir rivayete göre: Abdullah b. Ömer'le, Ukbe b. Amr Tufeyl b. Haris ve Amr b. Saîd haklarında nazil olmuştur. Âyet-i kerîmedeki iddetlerini karşılamadan murâd: Kadınları münasebet-i cinsiyyede bulunmamak şartı ile temizlik devresinde boşamak ve iddetleri geçinceye kadar yanlarına varmamaktır. Ahsen-i talâk da budur. Yalnız bu hüküm medhûlün bihâ (yâni cima' edilen) kadınlar hakkındadır. Cima' edilmeyen kadınlara iddet yoktur. Müslim'in son rivayetinde âyetin sonu İbni Ömer'le İbni Abbâs (Radiyallahu anh) kıraatlarına göre tesbit edilmiştir. Fakat bu rivayet şâzzdir. Şâzz kıraat için bilicmâ' Kur'ân hükmü verilemez.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.