

Ahmed Davudoğlu açıklaması: Bu iki hadîsi Buhârî «Talâk» bahsinde tahrîc ettiği gibi birinci rivayeti Sûre-i Tahrim'in tefsiri ile «Eymân ve Nüzûr» de; aynı rivayeti Ebû Dâvûd «Eşribe» bahsinde; Nesâi «Eymân ve Nüzûr», «Işretü'n-Nisâ'», «Talâk» ve «Tefsir» bahislerinde muhtelif râvilerden tahrîc etmişlerdir. Meğâfîr: Muğfûrun cem'idir. Muğfûr, urfut denilen geniş yapraklı ve dikenli bir nebâtdsin çıkan fena kokulu yapışkan ve tatlı bir maddedir. Kirmani: «Meğâfîr bir ağaçtan çıkarılan bir nevi' zamktır; su ile karıştırılarak içilir; fena bir kokusu vardır.» diyor. Bu hadîsi okuyunca hâtıra şöyle bir suâî geliyor : Acaba Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ezâ veren bir hileye ümmehat-ı mü'minîn Hz. Âişe ile Hafsa (Radiyallahu anha) nasıl buyurmuşlardır? Bu caiz midir? Cevap: Bunu Hz. Âişe tertîb etmişti; fakat o zaman henüz yaşı küçük idi. Bir de bumu Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize eziyyet maksadiyle değil, kadınlar arasında daima görülegelen kıskançlık saikasiyle yapmıştır. Nitekim hadîsin Buhari 'deki bir rivayetinde Âişe (Radiyallahu anha) : «Ben kıskandım da Hafsa'nın yanında neden fazla kaldığını sordum.» demektedir. Görülüyor ki, birinci rivayette Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Zeyneb (Radiyallahy anha)'nın evinde, ikinci rivayette ise Hz. Hafsa binti Ömer'in yanında fazlaca kaldığı bildiriliyor. Hattâ Abd b.Humeyd'in tefsirinde Hz. Sevde'nin yanında kaldığı zikredilmiş: «Sevde'nin akrabası vardı. Ona Yemen'den bal hediyye etmişlerdi.» denilmiştir. Bu hal karşısında ulemâdan, bâzıları Hz. Zeyneb'in yanında fazlaca kaldığını tercih etmiş ve : «Hz. Âişe'nin beyânına göre Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevceleri iki grup olup birincide Âişe. Sevde, Hafsa ve Safiyye; ikincide Zeyneb, Ümmü Seleme ve diğerleri bulunuyordu.» demişlerdir. Diğer bir takım ulemâ ise vak'anın .müteaddit olduğuna kaildirler. Zîra Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in aynı sebeple bir defa Hz. Zeyneb'in, beş defa da Hz. Hafsa'nın yanında biraz gecikmesi imkânsız değildir. Bal'ı hediyye eden kadının ismi malûm değildir. İbni Abbâs (Radiyallahu anh)'ın rivayetinde balın Tâif'den gönderildiği zikredilmiştir. Buhari'nin rivayetinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz. Hafsa'ya cevaben : «Hayır! Meğâfîr yemedim; lâkin Zeyneb binti Cahş'ın yanında bal şerbeti içmiştim. Artık yemin ettim; bir daha bunu yapmayacağım; sen bunu kimseye söyleme!» buyurmuşlardır. Hz. Fahr-i Kâinat (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz bu suretle zevcelerini razı etmek istemişti. Bunun üzerine : «Ey Nebi ! Allah'ın sana helâl kıldığı bir şeyi niçîn kendine haram ediyorsun?» âyet-i kerîmesi nazil olmuştur. Gerçi ulema bu hususta İhtilâf etmiş; bâzıları bu âyetin Mâriye-i Kıbtıyye hakkında indirildiğini söylemişlerse de sahih olan kavle göre âyet bu hadîste zikredilen bal meselesi hakkında nazil olmuştur. Nevevî: «Mâriye kıssası hakkındaki rivayet sahîh değildir.» diyor. İmam Nesâî ise : «Bal hakkındaki Âişe hadîsi son derece sahihtir.» demiştir. Şu halde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden birine tevdî' ettiği sır Mâriye hakkında değil, bal meselesi hususundadır. Maamafîh mesele yine de ihtilaflıdır. Babımızın ikinci rivayetinde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ikindi namazından sonra zevcelerin yanlarına girerek her birine yakınlık gösterirdiği bildiriliyor. Rivayetlerin ekserisi bu şekilde ise de Hammâd b. Seleme rivayetinde ikindi yerine (sabah) denilmiştir. Yezîd b. Rûmân'ın Hz. İbni Abbâs'dan rivayet ettiği bir hadîs dahî bunu te'yîd ediyor. Zîrâ o hadisde de : «ResûluIlah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazını kıldığı vakit namazgahında oturur; cemaat dahî güneş doğuncaya kadar otururlardı. Sonra birer birer zevcelerinin yanına girer; onlara selâm verir ve kendilerine dua ederdi...» denilmektedir. Bu iki rivayetin arası şöyle bulunur: Hz. Âişe rivayeti mahfuzdur. Hammâd rivayeti ise şâzzdır. Sahih olduğunu teslîm etsek bile Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sabah namazından sonraki ziyareti mücerred selam vermek ve duada bulunmak için, ikindiden sonraki ziyareti ise konuşup muhabbette bulunmak maksadiyîe olurdu, şeklinde araları bulunabilir; yahud: bâzan günün evvelinde, bâzan da sonunda ziyaret ederdi denilir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın burada zevcelerine yaklaşmasından murâd cima' değildir. Hz. Âişe'nin Sevde (Radiyallahu anha)'ya. «Sus!» demesi hilesi meydana çıkacağından çekindiği içindir.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Müslim. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin sitedeki hadis kitaplarında geçtiği hadis sayısıdır.
Bu hadis 2 ayrı senedle (tarîk) rivayet edilmiştir; zincirler ayrı ayrı gösterilir.