Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1910, sondan
4327. ayet;
16. sure ve
Nahl Suresinin
9. ayetidir.
Nahl Suresi 9. ayetinin kelime sayisi
10, harf sayısı
44 ve toplam ebced değeri ise
1452 olarak hesaplanmıştır.
Nahl Suresinin toplam ebced değeri
557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وعلى الله قصد السبيل ومنها جائر ولو شاء لهديكم اجمعين
وعلىاللهقصدالسبيلومنهاجائرولوشاءلهديكماجمعين
Ve’ala(A)llâhi kasdu-ssebîli veminhâ câ-ir(un)(c) velev şâe lehedâkum ecme’în(e)
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir. Yolun eğrisi de vardır.[302] Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.
Âyetin bu cümlesi, "Bu doğru yoldan sapanlar da vardır" şeklinde de tercüme edilebilir.
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir ve O, lutuf ve keremiyle kullarına doğru yolu mutlaka gösterir. İnsanların, bildikleri ve bilmedikleri bütün varlıkları yoktan yaratan, onların bir kısmından insanların yararlanmasını mümkün kılan Allah Teâlâ olduğu gibi, insanların doğru ve adaletli yolu görmelerine, o yolda yürümelerine, bu suretle evrenin en seçkin varlığı olarak insan olmanın şerefine uygun bir hayat tarzını benimseyip yaşamalarına imkân veren de O’dur. Yukarıdaki âyetlerde sıralanan delilleri iyi düşünüp değerlendiren bir insan, Allah’a giden doğru yolu da bulmuş olur. Ama yolun eğrisi de vardır; yani insan hayatı seçeneksiz, tek çizgi değildir; aksine insanlar kendi iradelerine göre Allah’ın doğru yol olarak bildirdiğini seçebilecekleri gibi yanlış bir yol da tutabilirler. “Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.” Ama O, bu konuda insanları özgür bıraktı, tercihlerinin sonucundan da sorumlu tuttu. Şu halde insan bu sorumluluğunu asla unutmamalı; kendisinin, özgürlükten yoksun oldukları için sorumluluk da taşımayan diğer canlılardan farklı olduğunu, özgürlüğünün bir ayrıcalık olduğu kadar bir imtihan sebebi de olduğunu bilmeli; nasıl bir yol tuttuğunu, nasıl inandığını, nasıl yaşadığını çok iyi düşünüp değerlendirmelidir.
Yolun doğrusu(nu göstermek) yalnızca Allah’a aittir. (Yolun) eğrisi de vardır.(Allah) dileseydi hepinizi doğru yola ulaştırırdı.
Benzer mesaj: Leyl
92:12.,Kur’an’da sadece bu ayette geçen [kasdü’s-sebîli] tamlaması “yolun en kestirme olanı”, “en doğru yol”, “eğrilik içermeyen yol”, “hidayet yolunu ifade etmek”, “yolun varacağı yeri göstermek”; yine Kur’an’da sadece bu ayette geçen [câir] kelimesi ise “eğri, sapan, saptıran, meyleden, sapkınlık yolu” gibi anlamlar içermekte, insan için söz konusu olan iki yolu dikkate sunmaktadır.,Benzer mesajlar: Mâide
5:48; En‘âm
6:35, 107, 149; Yûnus
10:99; Hûd
11:118-119; Ra‘d
13:31; Nahl
16:93; Secde
32:13; Şûrâ
42:8.
Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır. O, dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Yolun eğrisi de vardır. Eğer O dileseydi¹, hepinizi hidayete erdirirdi.
1- Size seçme hakkı tanımayarak, sizi irade sahibi kılmayarak hepinizi zorunlu olarak hidayete iletirdi.
Yolu doğrultmak (dini kurallar ve adaletli nizam koymak) Allah'a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer O dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.
Doğru yolu bildirmek, Allah'a aittir, yolların eğrisi de var ve dileseydi hepinizi de doğru yola sevk ederdi.
Yolun doğrusunu göstermek de Allah'a düşer; kimi yol ise eğridir. Allah dileseydi sizin hepinizi doğru yola çıkarırdı.
Bütün insanlara ve cinlere doğru, muhkem, güvenli, hakka götüren yolu, âdil bir şekilde göstermek Allah'ın üzerine borçtur, bu Allah'ın teminatı altındadır. Hayra, lütfa, mükâfata ulaştırmayan, cezaya maruz bırakan sapık yollar da vardır. Allah, sünneti, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı sizi, hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolun doğrusunu göstermek Allah'a aittir. (Yollardan) bazıları da eğridir. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolu doğrultmak Allah'a aittir, kimi (yollar) ise eğridir. Eğer dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.
Hakka iletici doğru yolu (şeriati) beyan etmek Allah'a aittir. O yoldan sapan da var. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
Doğru yola ancak Allah iletir. Çünkü yollar içinde eğri olan vardır. Allah isteseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.
Allaha düşen doğru yolu göstermek, yolun eğrisi de var; isteseydi, hepinizi doğru yola götürürdü
Doğru yolu bildirmek Allah'a aittir. Ama o yoldan sapan da vardır. Allah dileseydi (doğru yolu bulmayı iradenize bırakmasaydı), hepinizi doğru yola iletirdi.
İnsanları bütün donanımlarıyla Allah yarattığına göre elbette ki insanın gideceği yolu göstermek de Allah’a düşer. Ancak hikmetine binaen hayat tarzını özgürce oluşturma konusunda insanı iradesiyle baş başa bıraktı. Allah dileseydi insana seçme hakkı tanımayarak ve ona özgür irade vermeyerek onu zorunlu olarak hidayete iletirdi. Ama bunu yapmadı, çünkü insan ancak kendi özgür iradesiyle doğru yolu seçtiği taktirde gerçek anlamda hidayete ermiş, yaptığı işin de ancak bu şekilde bir kıymeti olmuş olurdu.
Yolun eğri olanı da vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Yolları göstermek ALLAH'a aittir; bazısı eğridir. Dileseydi hepinizi doğruya iletirdi.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Onun eğrisi de vardır. Allah dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.
Yolu doğrultmak da Allaha aiddir, ondan sapan da var, maamafih Allah, dilerse hepinizi hidayette kılardı
Doğru yolu bildirmek Allaha âiddir. Kimi (yol) ise eğridir. (Allah) dileseydi muhakkak hepinizi topdan hidâyete erdirirdi.
Yolun doğrusu(nu göstermek) ise Allah'a âiddir; ondan (o yollardan) eğri olan da vardır. Hâlbuki (Allah) dileseydi, elbette sizi hep birlikte hidâyete erdirirdi.
Üzerinde yürünüp gidilen yollardan doğru olanını belirlemek, Allah’a aittir. Allah dileseydi sizi toplu halde doğru yola iletirdi.
Doğru yolu beyan Allah/a aittir. Bazı yol ise eğri büğrüdür. Tanrı dileseydi hepinizi doğru yola götürürdü.
Doğru yolu göstermek Allah'a aittir. Kimi (yollar) ise eğridir. Eğer o dileseydi, sizin tümünüzü elbette hidayete erdirirdi.
Peygamber ve Kitap göndererek insanlığı doğru yola iletmek ve bu yolu dikenlerden, engebelerden arındırmak Allah’a düşer. Çünkü mutlak doğruyu bulma konusunda insan aklı yeterli değildir ve bu yüzden, her zaman doğru yoldan sapanlar vardır ve olacaktırda.Nitekim insanlık tarihi, bunun örnekleriyle doludur. Gerçi Allah dileseydi, sizi tüm yaratılmışlara üstün kılan irâdenizi elinizden alır vehepinizi zorla imana getirerek doğru yola iletebilirdi. Fakat imtihân hikmeti gereğince, dilediğiniz inanç ve hayat tarzını özgürce seçmenize izin verdi. Zira insan, ancak kendi özgür irâdesiyle ve bilinçli olarak doğru yolu seçtiği takdirde gerçek anlamda ahlâk ve erdemliliğe ulaşabilir. Kaldı ki, etrafınızda sizi doğru yola iletecek o kadar mûcize, o kadar delil var ki:
Yol’un doğrusu-düzü Allah’a aittir.
Yanlış giden yollar da vardır.
Dileseydi, topluca sizi doğru yola eriştirirdi.
Hak yolu göstermek (sadece) Allah’a aittir. O (yolların) eğrisi de vardır. Eğer (Allah) dileseydi sizin hepinizi birden hak yola, ulaştırırdı.
Ve [sizin yaratıcınız O olduğu için] size yolun doğrusunu göstermek de Allah'a düşer; 7 çünkü o yoldan sapıp da yolunu kaybeden [çok insan] var. Oysa, Allah dileseydi sizin hepinizi doğru yola çıkarırdı. 8
Doğru yolu göstermek Allah’a aittir isteyen kimse Allah’ın gösterdiği yola girer1 ama saptırıcı başka yollar da vardır. Eğer Allah isteseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.2, 12/120, 3/72-73, 10/35, 28/50, 92/12, 26/148, 10/99, 28/56
İşte (O tek yaratıcı olduğu için), yolun istikamet tayini de O’na düşer;[2093] zira bazı yollar saptırıcıdır.[2094] Eğer Allah tercih etseydi, hepinizi doğru yola yöneltirdi.[2095]
[2093] Zımnen: Yaratan kim ise, yarattığının amacını belirleme hakkı da ona aittir. İnsanın doğru yolu görmesini sağlayan iç ve dış donanımı, aklî ve naklî belge ve delilleri vermek de O’na düşer (Ferrâ). Âyetteki ‘alallah (Allah’a düşer, Allah’a ait bir görevdir) ibaresi, ‘zâtı için rahmeti ilke edindiğini’ dile getiren âyetteki ‘alâ nefsihi ile aynı anlama sahiptir. Bu, ilâhî iradenin tecellisinin ilâhî gayretin değil ilâhî rahmetin bir eseri olduğunu gösterir. Bir amaç uğruna yarattığı insanı, o amaca ulaştıracak yolu tayin etme hakkı da yalnızca Allah’a aittir.
[2094] Her ne kadar zamir yola atıf olduğu için “sapan yolcudan” değil, “saptıran yoldan” söz edilmişse de, saptıran yolda yürüyüşü sürdürmenin sapan yolcu olmak demeye geldiği âşikârdır.
[2095] Söz geliminden, cümlenin sonunun “…ama bunu istemedi, sizin seçimizin belirleyici olmasını istedi” şeklinde olduğunu anlıyoruz. Zira “eğer” anlamına gelen lev edatı, tasarım dışı bir şeyin farz-ı muhal düşünülmesi durumunu ifade etmektedir. Bu âyetin bir üstteki âyetle bağlantısı açık: Fizikî yolculuğunuzun at, katır ve eşek gibi araçlarını O yarattığı gibi, mânevî yolculuğunuzun akıl, irade, bilinç gibi araçlarını yaratan da O. Akıl terbiyeden geçmemiş yılkı atı ya da inatçı katır gibi davranırsa, sizi maksadınıza taşıyamaz.
Ve (maksut olan) doğru yolu beyan da Allah Teâlâ'ya aittir. Maahaza ondan sapan da vardır ve eğer Allah Teâlâ dilese idi, elbette sizi cümleten hidâyete erdirirdi.
Doğru yolu bildirmek Allah'a aittir. Kimi yollar ise eğridir. Şayet O dileseydi, hepinizi toptan doğru yola getirirdi. [76, 3; 6, 153] [10, 99; 11, 117-119]
Kısa ve doğru yolu Allah gösterir. Ama o yoldan sapan da var. Allah dileseydi, hepinizi doğru yola iletirdi.
Allah doğru yolu gösterir. Yolun eğrisi de vardır. Tercihi Allah yapsaydı hepinizi yola getirirdi[1].
[*] "Şâe = شاء" fiili, bir şeyi var etti, demektir (Müfredat). Allah bazı şeyleri kulunun tercihine göre yarattığından öznesi kul olursa "tercih edip yaptı", Allah olursa "tercih edip yarattı" anlamına gelir..
Yolun doğrusunu göstermek Allah'a aittir. Eğri yol da vardır. Eğer dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Doğru yolu bildirmek Allah'a aittir. Fakat o yoldan ayrılan yollar da vardır. O dileseydi, hepinizi birden doğru yola iletirdi.
Yolu doğrultup denge noktasını bulmak Allah'ın işidir. Ondan sapan da var. Allah dileseydi, sizi toptan hidayete erdirirdi.
daħı Tañrı üzeredür yoluñ ŧoġrulıġı daħı andan ol yoldan bir nicesi egri yoldur. daħı eger dilesedi ŧoġru yol gösteredi size dükelcügüñüze.
Tañrı Ta‘ālā doġru yol göstericidür ve niçe ümmetler ḍalāl üstinedür veeger dilese‐y‐di Allāh barçañuza hidāyet virürdi.
Doğru yolu (islamı) göstərmək Allaha aiddir. Ondan (haqdan) kəc olan yol (və ya haqdan kənara çıxan) da vardır. Əgər (Allah) istəsəydi, sizin hamınızı doğru yola salardı.
And Allah's is the direction of the way, and some (roads) go not straight. And had He willed He would have led you all aright.
And unto Allah leads straight(2029) the Way, but there are ways that turn aside: if Allah had willed, He could have guided all of you.*
2029 Through material things "the Way" does always lead to Allah. But some minds are so obsessed with material things that they miss the pointers to the spiritual. Allah could have forced all to the true Way, but in His Will and Plan is the training of man's will, and that is done by the Signs in nature and Revelation.