Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
1917, sondan
4320. ayet;
16. sure ve
Nahl Suresinin
16. ayetidir.
Nahl Suresi 16. ayetinin kelime sayisi
4, harf sayısı
22 ve toplam ebced değeri ise
1200 olarak hesaplanmıştır.
Nahl Suresinin toplam ebced değeri
557686 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وعلامات وبالنجم هم يهتدون
Ve’alâmât(in)(c) vebi-nnecmi hum yehtedûn(e)
15,16. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağlar; yolunuzu bulmanız için de nehirler, yollar ve nice işaretler meydana getirdi. İnsanlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.
Şimdi de sıra, insanı kuşatan tabii ortamın bir bölümü olarak deniz ve kara parçasına gelmiştir. Âyette denizin insanla ilgili başlıca üç özelliği söz konusu edilmektedir: a) Deniz önce bir besin kaynağıdır, b) Denizden mücevher elde edilir, c) Nihayet deniz taşımacılık açısından da büyük önem taşır. Bunlar denizin maddî faydalarıdır; ama âyette denizin sadece bunlar için değil, ayrıca insanlar, onu yaratan ve nimetlerle donatan Allah’ı tanıyıp O’na şükretsinler ve böylece denizi mânevî bakımdan da bir nimet olarak değerlendirsinler diye onların hizmetine verildiğine dikkat çekilmektedir. Şu halde 10-11. âyetlerde ifade buyurulduğu üzere, tatlı yağmur suyunu türlü ürünleriyle insanlara ve genel olarak tabiata bahşeden yüce kudret, tuzlu deniz suyunu da nimetlerle donatarak yararlı kılmıştır; bu da O’nun derin hikmetinin anlamlı tecellilerinden biridir. Eski tefsirlerde “O (Allah), sizi sarsmaması için yere sağlam dağlar yerleştirdi” ifadesi açıklanırken, dünyanın önce dümdüz ve üzerinde ikamet edilemeyecek kadar hareketli olduğu, daha sonra Allah’ın emriyle dağların yerleştirilmesi sayesinde yerin istikrarlı bir hale getirildiği ifade edilir. Gerek bu âyette gerekse Nebe’ sûresindeki (
78:7) dağların birer kazık veya destek yapıldığını ifade eden âyette yer kabuğunun sertleşme sürecine değinildiği; yani yer kabuğunun, yer altındaki mağma ve gaz tabakalarının üzerini kapatıp dışa püskürmesini büyük ölçüde önleyecek bir yapı kazanmasıyla dünyanın üzerinde yaşanabilir hale gelişine işaret bulunduğu yönünde Muhammed Esed’in ileri sürdüğü görüş (II, 531-532) bizce de mâkul görünmektedir. Özellikle yeryüzünün dağlık kısımlarında zemin sağlam olduğu için, yapıların depremlerde daha az hasar görmesine karşılık vadilerin ve ovaların nisbeten riskli olduğu da bilinmektedir. Bilinen bir diğer husus da dağların yer hareketlerinde denge ve düzeni sağlama (balans) işlevinin bulunduğudur. “Daha nice işaretler koydu” ifadesinden yeryüzünün, o dönem insanlarının henüz bilmedikleri, zamanla fizikî coğrafya, jeoloji, biyoloji gibi bilimlerin gelişmesiyle keşfedilecek olan daha başka sırlar taşıdığına işaret edilmektedir.
15,16. Sizi sarsmasıyla ilgili yer içinde ağır baskılar, (ayrıca gideceğiniz yerlere) ulaşmanız için ırmaklar, yollar ve işaretler yerleştirmiştir. Onlar, yıldızlarla da yollarını (yönlerini) bulurlar.
Yerin içine ağırlıkların yerleştirilmesi “sarsılmaması” değil de “sarsılması”yla ilgili bir mesaj vermektedir. Benzer mesajlar: Ra‘d
13:3; Hicr
15:19; Enbiyâ
21:31; Neml
27:61; Lokmân
31:10; Fussilet
41:10; Kâf
50:7; Mürselât
77:27.,Benzer mesajlar: Tâhâ
20:53; Enbiyâ
21:31; Zuhruf
43:10; Nûh
71:20.
15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
Ve işaretler. Onlar, yıldızla yol bulurlar.
Ve (Allah daha başka) alâmet ve işaretler de (var etmiştir ki;) onlar (insanlar) “Necmi” ile (Din Yıldızı veya Resulüllah’ın izah ettiği Kur’an kuralları ile) hidayeti (Hakk Dini ve adalet düzenini) bulabilir.
[Not: Hem kutup yıldızı ile geceleri okyanuslarda ve çöl sahralarında yön tayinine dikkat çekilmekte, hem de Hz. Peygamber Efendimize ve Mehdiyet rehberliğine işaret edilmektedir.]
Ve alametler halktemiştir ve yıldızla yollarını bulur onlar.
Ve daha nice alametler ve yıldızlar yaratmıştır ki, onlarla insanlar yollarını bulmaktalar.
Daha nice alâmetler, işaretler yerleştirdi. Onlar, yıldızlardan istifade ederek yollarını ve kıbleyi tayin ederler.
(Başka) işaretler de (yarattı). Yıldız(lar)la da onlar yol bulurlar.
Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler.
Daha bir çok alâmetler yarattı. Yıldızla da insanlar yollarını doğrulturlar.
Ve değişik işaret ve alametleri yaratan da O’dur. Ve onlar yıldızlarla yollarını buluyorlar.
Belgeler de yarattı, yıldızlarla onlar yolu doğrulturlar
(Allah) daha nice alâmetler/işaretler yaratmıştır. (Özellikle denizde veya çölde geceleyin) yıldızlar sayesinde yollarını bulabilirler.
Önceki ayette “siz” çoğul zamiri ile insana hitap edilirken, burada yıldızlar ve diğer daha farklı işaretler mevzu bahis olunca “onlar” çoğul zamiri ile genel bir ifade kullanılmıştır. Bu da insanın dışındaki canlıların, örneğin farklı mevsimleri farklı coğrafyalarda geçiren göçmen kuşların, düzenli periyotlarla göç eden bazı balıkların ve daha pek çok hayvanın yön bulabilmeleri için yıldızlardan ve başka işaretlerden faydalandıklarını göstermektedir.
15,16. Yeryüzünde, sarsılmayasınız diye, sabit dağlar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve işaretler meydana getirmiştir. Onlar yıldızla da yollarını bulurlar.
Daha nice alâmetler (yarattı). Onlar, yıldızlarla da yollarını doğrulturlar.
Ve göze çarpan işaretler... Yıldızlarla da yol bulurlar.
Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
Ve alâmetler, yıldızla da onlar yol doğrulturlar
(Yer yüzünde) daha nice alâmetler (peyda etdi). Yıldız (lar) la da onlar (insanlar) yollarını doğrulturlar.
Daha nice alâmetler (yarattı)! Onlar, yıldızla da doğru yolu bulurlar.
Ve (başka) işaretleri (koyduk), yıldızlar ile onlar gidecekleri yollarını bulurlar.
Bir de yol gösterecek tepeler, dereler gibi alâmetler, yıldızlar yapmıştır [¹].
[1] Yahut onlar bu alâmet ve yıldızlar ile yol bulurlar.
Ve (başka) işaretler (yarattı) ve onlar yıldızlarla yollarını bulurlar.
Ve Allah yönünüzü ve yolunuzu tayin edebileceğiniz daha nice alâmetler yaratmıştır.Sözgelimi, insanlar —özellikle de denizde veya çölde yolculuk ediyorlarsa— geceleyin yıldızlar sayesinde yollarını bulabilirler. İnsanın maddî anlamda doğru yolu bularak gideceği hedefe rahatça ulaşabilmesi için evrene bunca alâmetler, işâretler yerleştiren Allah’ın, onun ahlâkî ve rûhî ihtiyaçlarını görmezlikten geldiği veya doğru yolu gösterme işini başka varlıklara bıraktığı düşünülebilir mi?
Alâmetler de!
Yıldız ile doğru yol bulurlar.
Ve (daha birçok) işaretler (yarattı. Hatta geceleyin) o (insanlar) o (yıldızlarla da) yol bulurlar.
ve daha [nice] işaretler: (söz gelimi) yıldızlar (ki, onlar)la da insanlar yollarını bulmaktadırlar. 12
Ve daha nice alametler... Nitekim insanlar yıldızlarla yollarını bulurlar. 6/97, 7/54, 25/61, 27/63
ve daha bir nice işaretler var… Mesela onlar, yıldızlarla yollarını buluyorlar.[2103]
[2103] Vavın tefsiriyye vurgusuyla. Zımnen: Geçici dünyanızda fizikî yolculuklarınız için yol gösterici kılavuzlar var eden Allah, sizi sonsuz mutluluğa götürecek yolun kılavuzu olarak da vahyini gönderdi.
Ve nice alâmetler (vücuda getirdi) ve onlar yıldızlar ile yollarını doğruturlar.
Yol bulmada yararlanacağınız daha birçok alâmetler, işaretler koydu. Yıldızlarla da bir kısım insanlar yol bulurlar.
(Yol bulmak için yararlanılacak) işaretler de (yarattı). Onlar yıldız(lar)la da yol bulurlar.
Birçok işaretler ve yıldızlarla yollarını bulurlar.
15,16. -Yeryüzünde sabit dağlar yarattı size; sarsılırsınız diye.(Gideceğiniz yere) ulaşmanız için de nehirler ve yollar.. ve işaretler.. Yıldız ile de onlar yollarını bulurlar.
Bunlardan başka yol gösterecek daha nice alâmetler yarattı. Onlar, yıldızlarla da yol bulurlar.(4)
(4) Daha önce sayılan nimetlerde birinci derecede ilgili taraf insan olarak gösterilirken, burada “onlar” gibi daha genel bir deyim kullanılmıştır ki, bundan, yıldızların veya yeryüzünde işaret taşı işlevini gören diğer alâmetlerin (meselâ yeryüzünün manyetik alanının) insanlar dışında da çok geniş bir kitleye rehberlik hizmeti vermekte olduğu anlaşılabilir. Nitekim kuşların, balıkların, sayısız kara ve deniz hayvanlarının, böceklerin, özellikle göçmen hayvanların yön bulma konusunda yıldızlardan ve daha başka işaretlerden yararlanmalarını sağlayan akıllara durgunluk verici yeteneklerle donatılmış olduğuna dair sürekli olarak yeni bilgiler edinilmektedir.
Ve nice işaretler! Yıldızla da onlar, yol ve yön doğrulturlar.
daħı nişānlar daħı yılduz-ıla anlar ŧoġru yol dutarlar.
Daḫı nişānlar yaratdı ve anlar ılduzla yol ṭaparlar.
(Yollarda dərə, təpə, çuxur kimi) əlamətlər də (müəyyən etdi). (İnsanlar gecə vaxtı) yollarını (və qibləni) ulduzlar vasitəsilə taparlar.
And landmarks (too), and by the star they find a way.
And marks and sign-posts; and by the stars (men) guide themselves.(2040)*
2040 See last note. Let us examine the completed allegory. As there are beacons, landmarks and signs to show the way to men on the earth, so in the spiritual world. And it is ultimately Allah Who provides them, and this is His crowning Mercy. Like the mountains, there are spiritual landmarks in the missions of the Great Teachers: they should guide us, or teach us to guide ourselves, and not shake hither and thither like a ship without a rudder or people without Faith. As rivers and streams mark out their channels, smoothing out levels, so we have wholesome laws and customs established, to help us in our lives. Then we have the example of Great Men as further signposts: "Lives of great men all remind us. We can make our lives sublime." In long distance travel, the polestar and the magnetic needle are our guides: so in our long distance journey to the other world, we have ultimately to look to heavenly guidance or its reflections in Allah's Revelations.