Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
2084, sondan
4153. ayet;
17. sure ve
İsrâ Suresinin
55. ayetidir.
İsrâ Suresi 55. ayetinin kelime sayisi
15, harf sayısı
65 ve toplam ebced değeri ise
5924 olarak hesaplanmıştır.
İsrâ Suresinin toplam ebced değeri
473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
وربك اعلم بمن في السموات والارض ولقد فضلنا بعض النبين على بعض واتينا داود زبورا
وربكاعلمبمنفيالسمواتوالارضولقدفضلنابعضالنبينعلىبعضواتيناداودزبورا
Verabbuke a’lemu bimen fî-ssemâvâti vel-ard(i)(k) velekad faddalnâ ba’da-nnebiyyîne ‘alâ ba’d(in)(s) veâteynâ dâvûde zebûrâ(n)
Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.[318]
Peygamberler arasındaki bu üstünlük farkı maddî açıdan değil, manevî değerler ve yüce kabiliyetlere sahip olma yönündendir. Hatta, Hz. Dâvûd’un ulaştığı şeref, kendisine verilen mülk ve saltanatla olmayıp, Zebûr’un vahyedilmesiyledir.
Allah, kullarını en iyi bilen olduğu gibi göklerde ve yerde bulunanları, yani evreni ve evrendekileri de en iyi bilendir; dolayısıyla evrende olup biten bütün olaylar O’nun bilgisiyle oluşmakta ve gerçekleşmektedir. Şu halde Allah’ın hükümlerinde, yapıp yarattıklarında bir eksiklik, yanlışlık, haksızlık aramak abestir. Allah, Hz. Muhammed’i son peygamber olarak seçtiğine göre, bu da O’nun yüce bilgisi ve hikmetiyle olmuştur ve bunda bir yanlışlık, haksızlık yoktur. Peygamberlerden her birinin kendilerine özgü üstünlükleri vardır. Nitekim Allah Teâlâ çeşitli âyetlerde Hz. İbrâhim’i kendisine dost (halîl) edindiğini, Hz. Mûsâ ile konuştuğunu, Hz. Îsâ’yı babasız yarattığını ve küçük yaşta kendisine mûcizeler lutfettiğini, Hz. Süleyman’a ihtişamlı bir hükümdarlık verdiğini, Hz. Muhammed’i âlemlere rahmet olarak gönderdiğini bildirmiştir. Hz. Dâvûd’a büyük bir saltanat verildiği halde âyetin sonunda bu saltanatın değil de, ona verilen kutsal kitabın bir üstünlük sebebi olarak zikredilmesi, ilimde ve dinde üstünlüğün mal-mülk üstünlüğünden daha değerli olduğuna işaret eder. Bir rivayete göre Kureyş Arapları aklî ve mantıkî tartışma usul ve âdâbını bilmedikleri (veya eski dinler hakkında bilgileri olmadığı) için Hz. Peygamber’le tartışmaya girmeden önce yahudilerden taktik alırlardı; yahudiler de onlara son peygamberin Hz. Mûsâ, son ilâhî kitabın da Tevrat olduğunu söylerlerdi. Âyette Dâvûd’a verilen Zebûr hatırlatılarak bizzat yahudi tarihinin bu iddiayı çürüttüğü ortaya konmaktadır (Râzî, XX, 230). Ancak Mekke’de böyle bir yahudi topluluğu bulunmadığına göre Araplar bu görüşmeleri ticarî amaçlı gezileri sırasında veya panayırlarda karşılaştıkları yahudilerle yapmış olabilirler.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilendir. Yemin olsun ki biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına (farklı oldukları noktalarda) üstün kıldık; Davud’a da Zebur’u verdik.
Bu ayet Bakara
2:136, 285, Âl-i İmrân
3:84, Nisâ
4:152 ve Ra‘d
13:4. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetteki “üstünlük”, aslında farklılık demektir. Çünkü peygamberler belirli noktalarda birbirlerinden farklıdır ve farklı oldukları bu noktalarda birbirlerinden üstündür. Ancak prensip olarak peygamberler arasında ayrım yapılmamalıdır. Çünkü peygamberlik [kesbî] (çalışıp kazanmaya bağlı) olarak değil, [vehbî] (ilahî bir ikram) olarak verilmiştir.,Bu ayet “nebilere (peygamberlere) kitap verilmediği” şeklindeki anlayışın yanlış olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara
2:213; Meryem
19:30.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik.
Göklerde ve yeryüzünde kimlerin olduğunu Rabb'in daha iyi bilir. Ant olsun ki Biz nebilerin kimini kiminden, kimi nitelikleriyle üstün kıldık. Dâvûd'a Zebûr'u verdik.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi (ve her şeyi en küçük ayrıntısıyla) en iyi bilir. Andolsun Biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına faziletli (marifet ve meziyetleri değişik) kıldık ve Davud'a da Zebur (İlahi ahlâk kaideleri ve kasideler kitabı) verdik.
Ve Rabbin pek iyi bilir ne varsa göklerde ve yeryüzünde. Andolsun ki bazı peygamberleri bazısından üstün ettik ve Davud'a Zebur'u verdik.
Çünkü göklerde ve yerde bulunan her varlığı, her bakımdan bilen senin Rabbindir; fakat şu da bir gerçektir ki, bazı peygamberleri bazısından üstün kıldık. Davûd'a da Zebûr'u verdik.
Rabbin göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsini iyi bilir. Gerçekten biz, lütufta bulunarak peygamberlerin bir kısmını, diğerlerine üstün kıldık. Dâvûd'a da, Zebûr'u verdik.
Rabbin göklerde ve yerde olanları daha iyi bilir. Andolsun biz peygamberlerin bazılarını bazılarına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Andolsun, biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.
Rabbin, göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir, (onlardan dilediğine Peygamberlik verir.) Muhakka ki, biz, peygamberlerin bazısını (faziletçe) bazısına üstün kıldık. Dâvud'a da (ahir zaman peygamberinin faziletini bildiren) Zebûr'u verdik. (Bu âyet-i kerime, “Ebû Tâlib'in yetimi nasıl peygamber olabilir? diyen Kureyş kâfirlerini reddetmektedir.)
Ve Rabbin göklerdeki ve yerdeki herkesi çok daha iyi bilendir. Ve andolsun! Biz, peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. (Örneğin) Davud’a (hem devleti, hem) Zebur’u verdik.
Tanrı bilir pek iyi göklerde, yerde olan her şeyi; peygamberlerden nicesini, üstün kıldık nicesine; Davud'a da Zebur verdik
Ve Rabbin göklerde ve yerde bulunan kimseleri çok iyi bilmektedir. Andolsun, peygamberlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler verdik. Tıpkı, Davud'a (rahmetimizin bir belirtisi olarak) Zebur'u verdiğimiz gibi.
Bkz.
2:136, 253,
2:285,
3:84“Göklerde ve yerde bulunan kimseler” ifadesi, dünyanın dışındaki gezegenlerde de hayatın olabileceğine ve oralarda da bizim gibi varlıkların yaşayabileceğine işaret etmektedir. “Peygamberlerin bir kısmının bir kısmına üstün kılınması”, aldıkları vahyin ağırlığına, yüklendikleri misyonun etki sahasına göre farklıdır. Mesela Hz. Peygamberin dışındaki peygamberler zamana ve bölgeye peygamber olarak gönderilmiş iken Hz. Muhammed bütün âleme ve sonunu bilemediğimiz bir zamana peygamber olarak gelmiştir. “Ulu’l-azm” dediğimiz büyük peygamberler, Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Hz. Muhammed bu özellikleriyle diğer peygamberlerden farklıdırlar. Hatta ayetin sonunda geçen “Davud’a da Zebur’u verdik” ifadesi bu hususu teyit etmektedir. Ancak ümmetlere düşen, peygamberleri farklılıklarıyla ve özellikleriyle yarıştırmak değil, onların tebliğ ettikleri ve örnekliğiyle onlar gibi yaşamaya çalışmaktır.Hz. Davud, İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdendir. Hem peygamberdi hem de hükümdar. Soy bakımından Yakup Peygamberin Yehûda adlı oğluna dayanır. Hz. Süleyman’ın babasıdır. Kudüs’te doğdu ve orada yaşadı. Kendisine İbrani dilinde Zebur kitabı verildi. Sesi çok güzel ve tesirliydi. İsmi Kur’an’da on altı yerde geçmektedir. Ayette özellikle Hz. Davud’un ve Zebur’un zikredilmesi. Kureyş kabilesi Hz. Peygamberle mücadelede Yahudilerden yardım isteyince, onlar da “Musa’dan sonra peygamber, Tevrat’tan sonra da kitap gelmemiştir.” demelerinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu özel ifade hem peygamber hem de hükümdar olan Hz. Davud’un hükümdarlığına değil de Tevrat’a dikkatlerin çekilmesi, üstünlüğün makamda, servette, mülkte, şöhrette değil ilim ve hikmette olduğunu göstermektedir. Bu konuda Nisa suresi
4:163 ayetine ve açıklamasına da bakabilirsiniz.
Göklerde ve yerde olan kimseleri Rabbin daha iyi bilir. And olsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Davud'a Zebur vermişizdir.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.
Peygamberlerin kendi aralarındaki bu derece farkı, maddî ve bedenî yönden olmayıp ruhî ve mânevî fazilet ve kabiliyetler yönündendir. Nitekim, Hz. Davud’a Zebur’un gönderildiğine işaret buyurulmakla bu husus teyit edilmiştir.
Rabbin göklerdekileri ve yerdekileri en iyi bilendir. Peygamberlerden bir kısmını diğerlerine üstün kıldık. Örneğin, Davud'a Zebur'u verdik
Peygamberleri yaratan ve görevlendiren Tanrı herbirisine farklı özellikler ve üstünlükler vermiştir. Onları üstünlük yarışına sokmak bize düşmez. Bak
2:285.
Rabbin göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.
Hem rabbın Göklerde ve Yerde kim varsa hepsine a'lemdir, celâlim hakkı için Peygamberlerin de ba'zısını ba'zısına tafdıl ettik ve Davûda bir Zebûr verdik
Rabbin göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Andolsun ki biz peygamberlerin kimini kiminden üstün kılmışızdır. Dâvuda da Zebur verdik.
Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri de en iyi bilendir. And olsun ki, peygamberlerin bazısını bazısına üstün kıldık; Dâvûd'a da Zebûr'u verdik.
Ayrıca Rabbin, göklerde ve yerde olan kimselerin hepsini en iyi bilendir. Biz, peygamberlerin (vahyin habercilerinin) bir kısmını diğer bir kısmından üstün tuttuk ve Davud’a içinde emirlerimizin bulunduğu sayfaları (zebur) verdik.
Rabbin, göklerde ve yerde olanı daha iyi bilir [⁵]. Peygamberlerin bazısını bazısından üstün kıldık, Davud/a da Zebur verdik [⁶].
[5] Bunun için dilediğine nübüvvet verir.[6] Davud'a Zebur vermekle üstün tuttuk, yoksa saltanat vermekle üstün tutmadık.
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilir. Şüphesiz biz peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık ve Davud'a da Zebur verdik.
Hiç kuşkusuz Rabb’in, göklerde ve yerde olan bütün varlıkları her yönüyle ve en mükemmel şekilde bilmektedir. O, sonsuz ilim ve hikmeti uyarınca, insanlar arasından dilediğini seçip elçi olarak görevlendirir. Doğrusu Biz, Peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kılmışızdır. Kimilerini görsel mûcizelerle, kimilerini de hikmet dolu kitaplarla destekleyip yücelttik. Nitekim, Davud’a da Zebur’u vermiştik. Ve işte sana da ey Muhammed, Kur’an gibi eşsiz bir mûcize gönderdik.
Rabbiniz, Yer ve Gökler’deki kimseleri de çok iyi bilir.
And olsun, Nebiyyler’in bir kısmını bir kısmına üstün kıldık!
Davud’a da bir zebûr / kitap verdik.
Şüphesiz Rabbin göklerde ve yerde olan herkesi çok iyi bilir. Yemin olsun Biz Peygamberlerin her birine, birbirinden üstün özellikler verdik1 ve Dâvût’a da Zebûr’u verdik.2
1 Âyetin bu bölümü: ”Gerçekten Biz, Peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık.” şeklinde de tercüme edilebilir. Bk. (Bakara: 253)2 Burada bilhassa Dâvut (a.s) ve Zebûr’un zikredilmesinin sebebi: a- Kureyş, Peygambere karşı mücadele için Yahûdîlere müracaat edince, Yahûdîlerin “Mûsa’dan sonra Peygamber, Tevrât’tan sonra kitap yoktur” demelerine bir cevaptır. b- Aynı zamanda büyük bir melik de olan Dâvut (a.s)’ın mülkü değil de Zebûr’un zikredilmesi, üstünlüğün mal ve mülk ile değil, ilim ve din ile olduğunu gösterir. c- Zebûr’da Peygamberimiz (a.s)’ın adı ve onun ümmeti’nin en hayırlı ümmet olduğu yazılmıştır. Konu ile ilgili olarak Bk. (Nisâ: 163)
çünkü, göklerde ve yerde bulunan her varlığı her bakımdan bilen senin Rabbindir. Fakat şu da bir gerçektir ki, Biz bazı nebîlere diğerlerine göre daha büyük bir yücelik tevdî etmişizdir; 63 tıpkı Davud'a [rahmetimizin bir belirtisi olarak] ilahî hikmetle dolu bir kitap verdiğimiz gibi. 64
Çünkü senin Rabbin, göklerde ve yerde her kim varsa hepsini en iyi bilendir. Biz bazı nebileri farklı özelliklerle her birini diğerine göre faziletli kılmışızdır. Bu çerçevede Davud’a Zebur’u verdik. 2/253, 4/163...165, 27/16
Zira, göklerde ve yerde bulunan her varlığı Rabbin çok iyi bilmektedir; dahası Rabbin nebîlerden her birine diğerinden farklı olarak üstün nitelikler vermiştir: Nitekim, Dâvud’a (hükümdarlıkla birlikte) hikmet yüklü sayfalar verdiğimizi (hatırlayın).[2284]
[2284] Zebur’a verdiğimiz bu anlamın gerekçesi için bkz:
16:44, not 48.
Ve Rabbin göklerde ve yerde olanları pek ziyâde bilendir. Andolsun ki, peygamberlerin bazılarını bazıları üzerine tafdil ettik ve Dâvud'a Zebur'u verdik.
Hem senin Rabbin, göklerde ve yerde olan kim varsa hepsini pek iyi bilir. Biz nebîlerden bazısını bazısına üstün kıldık, nitekim Davud'a da Zebûr'u verdik. [2, 253; 33, 7; 42, 13]
Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir (O, peygamber olmağa kimi layık görürse onu seçer). Andolsun ki biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık, Davud'a da Zebur'u verdik.
Göklerde ve yerdeki kimseleri en iyi Rabbin bilir. Biz, nebilerin kimini kiminden üstün kıldık ve Davud’a da Zebur’u verdik.
Rabbin, göklerde ve yerde olan kimseleri en iyi bilendir. Bazı peygamberleri de diğerlerinden üstün kılmışızdır. Davud'a Zebur verdik.
Göklerde ve yerde kim varsa, Rabbin onların hepsini pek iyi bilir. Peygamberlerden kimini Biz diğerlerinden üstün kıldık; Davud'a da Zebur'u verdik.
Rabbin, göklerdeki ve yerdeki kimseleri de daha iyi bilir. Yemin olsun, biz, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kılmışızdır. Dâvûd'a da Zebur'u verdik.
daħı çalabuñuz bilürirekdür anı kim göklerdedür daħı yirde. daħı bayıķ artuķ eyledük bir nicesini peyġamberlerüñ bir nice üzere. daħı virdük dāvud’a zebur kitābın.
Ya‘nī seni yaradan Tañrı bilicidür göklerde olanları yirlerde olanları daḫı.Daḫı biz efḍal ḳılduḳ nebīlerüñ yaḫşısını, yaḫşı üstine. Daḫı biz virdükDāvūda Zebūrı.
(Ya Rəsulum!) Rəbbin göylərdə və yerdə olanları (Özünün bütün yaratdıqlarını) çox gözəl tanıyır. Biz peyğəmbərlərin bə’zisini digərlərindən üstün etdik və Davuda Zəbur verdik.
And thy Lord is best aware of all who are in the heavens and the earth. And we preferred some of the Prophets above others, and unto David We gave the Psalms.
And it is your Lord that knoweth best all beings that are in the heavens(2240) and on earth: We did bestow on some prophets more (and other) gifts than on others: and We gave to David (the gift of) the Psalms.(2241)*
2240 Not only are we not to judge other ordinary men and carp at them, we are not to set up false standards for judging the Prophets of Allah, If one was born of the unlearned Arab race, he yet was a mercy to all the worlds. If one spoke to Allah as Kalim Allah or another's life as Ruh Allah begun with a spiritual miracle; it does not imply superiority. It only means that Allah's wisdom is more profound than we can fathom. (R). 2241 The spiritual gifts with which the prophets came may themselves take different forms, according to the needs of the world and the times in which they lived, as judged by the wisdom of Allah. A striking example here given is the gift of song and music as given to David, but it implies no superiority of David over others. David was given the Zabur, the psalter or Psalms, intended to be sung for the worship of Allah and the celebration of Allah's praise. For the Book of Psalms, see the last part of n. 669 to
4:163, where exactly the same words are used about David.