Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2102, sondan 4135. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 73. ayetidir. İsrâ Suresi 73. ayetinin kelime sayisi 13, harf sayısı 64 ve toplam ebced değeri ise 7365 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
وان كادوا ليفتنونك عن الـذي اوحينا اليك لتفتري علينا غيره واذا لاتخذوك خليلا
Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi.
Önceki âyetler grubunun sonunda bu dünyada kör olanların âhirette de kör olacakları belirtilmişti. Burada ise bu dünyada kör olanların körlüklerine Mekke putperestlerinin Hz. Peygamber’e karşı sergiledikleri tutumlarından bir örnek veriliyor. Onlar genellikle benzeri her zaman görülen diğer bâtıl inanç ve ideoloji sahipleri gibi doğru olan düşünce ve hayat tarzının güçlenip yaşamasından rahatsız oluyor, kendileri yoldan saptıkları gibi Resûlullah’ı da kendi çizgilerine çekmeye çalışıyorlardı. İşte âyet metnindeki fitne kavramının buradaki anlamı, bizzat Peygamber’in, düşmanları tarafından böyle bir tehlikenin içine çekilmeye çalışılmasıdır. Eski tefsirlerde müşriklerin Hz. Peygamber’i kendi yollarına çekmeleriyle ilgili çeşitli rivayetler sıralanmışsa da (bk. Taberî, XV, 129-130; Kurtubî, X, 304-305) İbn Âşûr haklı olarak bu rivayetleri temelsiz bulmakta ve şöyle demektedir (XV, 172): Peygamber’in putperestleri İslâm’a çekmek ve müslümanlara güvenlik ortamı sağlamak istemesi, onun içinde putperestlerin bazı önerilerini olumlu karşılama eğilimi doğurdu. Bu öneriler, onlara karşı daha yumuşak bir üslûp kullanma, kendilerini dinleme, liderlerine meclislerde yer açma gibi Peygamber’in onları memnun etmesini sağlayacak, gönüllerini kazanmaya ve sonuçta dini yaymaya yarayacak davranışlardı; en azından bunlar müslümanlara bir zarar doğurmayacaktı. İşte âyet Resûlullah’ı bu tür tutumlar hususunda dikkatli olmaya çağırmaktadır.
Mehmet Okuyan
(Müşrikler), sana vahyettiğimizden (Kur’an’dan) başka bir şeyi bize iftira etmen için neredeyse seni fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
Onlar, fitneyle¹ neredeyse seni, sana vahyettiğimizden ayırarak, ondan başkasını Bize karşı uyduran bir iftiracı konumuna düşüreceklerdi.² O zaman seni halil³ edinirlerdi.
1- Sınavı kaybetmeni sağlayacak şeylerle. 2- Müşrikleri kazanmak adına kimi ilkeleri yumuşatarak, vahyin özü ile bağdaşmayan onları hoşnut edecek, onlara birtakım ayrıcalıklar sağlayacak ödünler verecektin. 3- Yoldaş, dost. İz bırakan önder.
Ahmet Akgül
(Ey Resulüm!) Onlar (müşrikler) neredeyse, Sana vahyettiğimizden başkasını Bize karşı düzüp uydurman (ve Kur’an’ı onların keyfine göre yorumlaman) için Seni fitneye düşüreceklerdi. (Sen onların isteğine uyarsan) O zaman Seni de dost edineceklerdi.
Onlar, sana vahyettiğimizden başka şeyler düzüp bize iftira etmen için az kaldı ki seni bile fitneye düşüreceklerdi ve o vakit seni dost edineceklerdi işte.
O yolunu şaşırmış kimseler, bizim sana vahyettiğimizden, başka birşey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz gerçeklerden uzaklaştırmaya çalışmaktalar. Öyle ki, bunu başarabilselerdi, seni hemen kendilerine dost edinirlerdi.
Seni sana vahyettiklerimizden ayırarak, vahyimizin dışında, bizim adımıza, gelişigüzel şeyler uydurman konusunda az kalsın büyük bir sıkıntıya sokacaklardı. Bunu başarabilselerdi, kesinlikle seni dost edineceklerdi.
73.İbnu Merdeviye ve İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre başlarında Umeyye bin Halef ve Ebu Cehil olmak üzere Kureyş müşriklerinden bazı kimseler Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Ey Muhammed! Gel sen bizim ilâhlarımıza el sür biz de senin dinine girelim" dediler. Resulullah (a.s.) onların Müslüman olmalarını çok istiyordu. Bu teklifleri karşısında onlara biraz yumuşak davrandı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.Bu ayeti kerimenin iniş sebebi hakkında daha başka rivayetler de nakledilmiştir. Ancak bu rivayetlerin her birinde müşriklerin Resulullah (a.s.)`a kendilerine bazı imtiyazlar tanıması ve din konusunda bazı tavizler vermesi yolundaki teklifleriyle ilgili farklı gelişmelerden söz edilmektedir.
Ali Bulaç
Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi.
Az kalsın seni bile, sana vahy ettiğimizden başkasını bize iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi. (Bu âyet-i kerime, Sakîf kabilesinin, Hz. Peygamber efendimizden din hükümlerini kendi menfaatlerine uygun olarak değiştirmesini istemeleri üzerine nâzil olmuştur.)
(Bu inkârcılar,) az kalsın, sana vahyettiğimiz (Kur'an) dışında birtakım sözler uydurup bize yakıştırman (ve Kur'an'ın ayetleriymiş gibi insanlara okuman) için seni fitneye düşüreceklerdi. (Bunu başarabilselerdi) o zaman seni dost edineceklerdi.
Bu ayet, müşriklerin Hz. Peygambere karşı hazırladıkları entrikaları dile getiriyor. Bu entrikaların başında onların Hz. Peygamberi Allah’ın kendisine vahyettiği gerçeklerden saptırıp, O’nun adına iftirada bulunmasını sağlamaktı. Kureyş müşrikleri, Hz. Peygambere bir uzlaşma teklifinde bulunarak, onların kabile tanrılarını tanımasını ve bu tanımayı da Allah’a dayandırmasını istiyorlardı. Buna karşılık da onun peygamberliğini kabul edeceklerini vaad ediyorlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
Seni, sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi Bize karşı uydurman için uğraşırlar. O zaman seni dost edinirler.
Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.
(Ey Muhammed!) Az kalsın seni bile, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftira edesin diye, fitneye düşüreceklerdi ve o takdirde seni dost edineceklerdi.
(Akıllarınca) onlar sana vahy etdiğimizden başkasını uydurub bize (atf ve) iftira edesin diye seni bile hemen hemen fitneye düşürecekler, o takdirde seni (candan) dost edineceklerdi.
(Habîbim, yâ Muhammed!) Neredeyse (o müşrikler) seni dahi, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı iftirâ edesin diye, gerçekten fitneye düşüreceklerdi ve(sen onlara uysaydın) o takdirde seni dost edineceklerdi.
Sana vahy ettiğimizden başka sözleri, bizim adımıza uydurman için, neredeyse seni yanıltacaklardı. (Bizim adımıza yalan uydursaydın) O zamanda sana yakınlaşacaklardı.
(Mecme’ul Beyan’da yer aldığına göre müşrikler Peygamber’e şöyle dediler: “Eğer putlarımıza dil uzatmazsan, bizleri beyinsiz olarak nitelendirmezsen ve etrafındaki bu kötü kokan aşağılık kimseleri uzaklaştırırsan biz de yanına oturur ve dediklerini dinleriz.” Peygamber belki hidayet olurlar niyetiyle yapılan teklifi değerlendirirken bu ayet nazil oldu ve onu bu işten sakındırdı.)
Mahmut Kısa
Ey Muhammed! Bu inkârcılar, sana vahyettiğimiz Kur’an haricinde birtakım sözler uydurup Bize yakıştırman ve o sözleri Allah’ın ayetleriymiş gibi insanlara okuman için az kalsın seni kandırarak, gönderdiğimiz bu Kur’an’dan saptıracaklardı! Ve dediklerini yapmış olsaydın, o zaman seni kendilerine en yakın dost edineceklerdi.
(Ey Muhammed!) O (müşrikler) Bizim sana vahyettiğimizin dışında, Bize karşı başka şeyler uydurursan seni dost edineceklerini (bile söyleyerek) seni deniyorlar.
O [YOLUNU şaşırmış] kimseler, Bizim adımıza, vahyettiğimizden başka bir şey ortaya atasın diye seni ayartarak, seni vahyettiğimiz [gerçeklerden] uzaklaştırmaya çalışmaktalar; öyle ki, bunu başarabilselerdi seni hemen kendilerine dost edinirlerdi! 88
Az kalsın seni ayartıp, sana vahyettiğimiz Kuran dışında; bizim adımıza birtakım şeyler uydurtarak, böylece bize iftira etmeni sağlayacaklardı ve o takdirde seni Halil/dost edineceklerdi. 5/48-49, 11/12, 28/87
İŞTE o (tipler), eğer ellerinden gelseydi, sana vahyettiğimizin dışında Bizim adımıza birtakım şeyler tedarik edesin diye seni dahi baştan çıkararak tuzağa düşürmeye kalkışmışlardı; o zaman bunu başarabilselerdi, seni de dost edineceklerdi.[2309]
[2309] Âyette, Kâfirûn sûresindekine benzer başarısız pazarlıkların tasarlandığından söz ediliyor. Rivayetlere göre, Taifli Sakîf kabilesi Allah Rasûlü’ne gelerek şehir putu olan Lât’ı terk etmeden müslüman olmak isterler. Lât’ın kendilerine kurak yıllarda yağmur getirdiğini söylerler. Eğer bunu diğer kabileler de isterse “Bunu bana Allah emretti dersin” diye de akıl verirler. Allah Rasûlü bu ısrarlı teklifi her defasında geri çevirir. Onlar Nebi’nin bu teklifi kabul etmesi halinde, kabilelerini İslam’a kolay sokacaklarını söylerler. Allah Rasûlü, o zor günlerin de baskısıyla bir ara onlara istedikleri vermenin ne getirip götüreceği üzerinde düşünür, bu teklifin müzakere edilip edilmemesi hususunda tereddüt yaşar. İşte bunun üzerine bu âyetler iner.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlar az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden başkasını Bize iftira edesin diye seni fitneye düşüreceklerdi. O zaman seni elbette dost edineceklerdi.
Az kalsın, seni bile sana vahyettiğimizden başka bir şeyi uydurup, Bize mal etmen için akılları sıra kandıracak ve ancak o takdirde seni dost edineceklerdi.
Hz. Peygamberin ve müminlerin kritik imtihanlarını anlayabilmek için Mekke döneminde Peygamberimiz (a.s.)’ın yaşadığı halleri düşünelim: Baskı, tehdid, büyük servet teklifleri, kral yapma, en güzel kadınları sağlama, tuzaklar kurma, kendine ve taraflarına yıllarca süren sosyal ve ekonomik boykotlar uygulama gibi. Bunlardan bir tekinin bile nice dâva adamlarını çekip götürdüğü düşünülürse, meselenin kolay olmadığı ortaya çıkar. Âyet, Peygamberimizin bunlara önem verdiği mânasına gelmeyip, müminleri çok ciddî imtihanlara hazırlama gayesine mâtuftur.
Süleyman Ateş
Az daha onlar, baskı ile seni, sana vahyettiğimizden ayırarak ondan başkasını üstümüze atman için kandıracaklardı. İşte o zaman seni dost edinirlerdi.
Bu âyetin, dînde bazı ödünler isteyen müşrikler hakkında indiği rivâyet edilir. Demek ki kâfirler müslüman olmak için Hz. peygamber(s.a.v.)den bazı ödünler istemişlerdi. peygamber de onları İslâma çekebilmek için bu isteklerine yüreğinde biraz eğilim duymuştu. Bu âyet, onu ödün vermekten menetmiştir. Çünkü gerçekten ödün verilmez. Hak eğriltilemez. Tevhîd inancından aslâ dönülemez.
Süleymaniye Vakfı
Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.
Az kalsın seni, sana vahyettiğimizden uzaklaştırarak ondan gayrısını uydurup bize isnat edesin diye fitneye düşüreceklerdi. İşte o takdirde seni dost edinirlerdi.
daħı bayıķ yaķın oldılar kim fitneye bıraġalar seni andan kim vaḥy eyledük saña tā yalan baġlayasın üzerümüze andan ayruķ daħı andan dutalar seni dost.