Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2117, sondan 4120. ayet; 17. sure ve İsrâ Suresinin 88. ayetidir. İsrâ Suresi 88. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 76 ve toplam ebced değeri ise 7728 olarak hesaplanmıştır. İsrâ Suresinin toplam ebced değeri 473063 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل لئن اجتمعت الانس والجن على ان يأتوا بمثل هذا القران لا يأتون بمثله ولو كان بعضهم لبعض ظهيرا
De ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
Kur’an-ı Kerîm’in Allah tarafından gönderilmediğini, Hz. Muhammed’in sözü olduğunu iddia edenlere bir cevap olan bu âyetlerde, insanların görünmez varlıklardan da destek alarak Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymaya kalkışsalar da bunu başaramayacakları, çünkü Kur’an’ın, gerek ifade güzelliği, gerekse içeriğinin zenginliği ve kusursuzluğu dolayısıyla Allah’tan başkasının ortaya koyması mümkün olmayacak derecede mükemmel ve ulaşılamaz bir kitap olduğu anlatılmaktadır (Kur’an’ın i‘cazı konusunda bk. Bakara 2:23).
Mehmet Okuyan
De ki: “Bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, hatta birbirlerine destek de olsalar onun benzerini getiremezler.”
Bu ayet [tehaddî] denen “meydan okuma” ayetlerinin ilk ikisinden biridir. Sanıldığı veya iddia edildiği gibi bütün Kur’an’la ilgili herhangi bir meydan okuma olmamıştır. Çünkü ilk meydan okuma ayetleri geldiğinde Kur’an’ın henüz yarısı civarındaki kısmı indirilmişti. Meydan okuma ayetleri iniş sıralamasında (yaklaşık 60-70 surelik meydan okuma için) İsrâ 17:88, Tûr 52:34; (on surelik için) Hûd 11:13; (tek sürelik için ise) Yûnus 10:38 ve Bakara 2:23-24’tedir.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Andolsun, bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler.”
De ki: “Eğer ins¹ ve cinn¹ bu Kur'an'ın benzerini getirmek için bir araya gelseler ve birbirlerine yardımcı olsalar yine de onun benzerini ortaya koyamazlar.
1- “İns ve cinn”, Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, “insanlar ve cinler” şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: gördüğümüz-görmediğimiz, yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa demektir.
Ahmet Akgül
De ki: “Eğer bütün ins ve cinn (toplulukları), bu Kur’an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi bile olsalar- onun bir benzerini getiremezler (bu imkânsızdır) .”
De ki: İnsanlar ve cinler, bu Kur'an'ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler bir benzerini meydana koyamazlar, hatta bir kısmı bir kısmına yardım etse bile.
De ki: Bütün insanlar ve cinler, birbirlerine yardımcı ve destek olsalar, bu Kur'ân'ın bir benzerini meydana getirmek için bir araya gelseler, bir benzerini meydana koyamazlar.
“Andolsun, bu Kur'ân'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun bir benzerini meydana getiremezler” de.
De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek için toplansalar ve birbirlerine yardımcı da olsalar onun bir benzerini getiremezler."
88.İbnu İshak ve İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre yahudilerden bazı kimselerin Resulullah (a.s.)`a gelerek: "Sen bizim kıblemizi bıraktın, üstelik getirdiğin kitabın da Tevrat gibi uyumlu olduğunu göremiyoruz. Ya bize başka bir kitap getirirsin ya da biz de senin ortaya koyduğun gibi bir kitap ortaya çıkarırız" dediler. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.
Ali Bulaç
De ki: 'Eğer bütün ins ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, -onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bilebir benzerini getiremezler.'
Ey Rasûlüm, de ki: “- Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar, birbirlerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
De ki: “Andolsun ki, görünen ve görünmeyen bütün iradeli varlıklar bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
Bkz. 2:23, 10:38, 11:13 Bu ayet, Kur’an’ın inkârcıları âciz bırakmanın ve onlara meydan okumanın en kapsamlı ifadesidir. Burada Kur’an’ın sadece bilinen edebi şekillerden farklı olması, hiçbir beşerin ulaşamayacağı derecede fesâhat ve belâğatin zirvesinde olan bir nazım, tertip ve telif güzelliğine sahip olması kastedilmiyor, aynı zamanda Kur’an’ın işlediği konular, ortaya koyduğu üslup, muhteva zenginliği, bilim ve akılla çelişmemesi, ilmi hakikatleri ortaya koyması, insan idrakini aşan geçmiş ve geleceğe ait haberler ihtiva etmesi ve bunların doğru çıkması, kalplerde meydana getirdiği deruni ve manevi tesirli öğretileri, insanın ferdi, sosyal, manevi ve ahlaki bütün problemlerine çözüm getirmesi ve bunlar gibi daha pek çok özelliği kastediliyor.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "İnsanlar ve cinler, birbirine yardımcı olarak bu Kuran'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki, yine de benzerini ortaya koyamazlar."
De ki: Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.
De ki: "Tüm insanlar ve cinler bu Kuran'ın bir benzerini oluşturmak amacıyla toplansalar ve bu konuda birbirlerine destek olsalar bile onun bir benzerini oluşturamazlar."
Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."
De ki: «Andolsun, ins-ü cin şu Kur'ânın benzerini (meydana) getirmeleri için bir araya toplansa, yekdiğerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler».
(Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Yemîn olsun ki, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya gelseler, birbirlerine yardımcı da olsalar,(yine) onun benzerini getiremezler.”(1)
(1)“(Bu âyetin) ifâde ettiği azîm ma‘nâ ve büyük hakīkat, kāsırü’l-fehm (anlayışı kısa) olanlarca ve dikkatsizlikle mübâlağalı bir belâğat (abartılı bir ifâde tarzı) için muhâl bir sûret (imkânsız bir şekil)zannediliyor. Hâşâ! (Aslâ!) Mübâlağa değil, muhâl bir sûret değil, ayn-ı hakīkat (hakīkatin ta kendisi) bir belâğat ve mümkün ve vâki‘ (olmuş) bir sûrettedir. O sûretin bir vechi (yönü) şudur ki, yani ‘Kur’ân’dan teraşşuh etmeyen (süzülmeyen) ve Kur’ân’ın malı olmayan ins ve cinnin (insanların ve cinlerin) bütün güzel sözleri toplansa, Kur’ân’ı tanzîr edemez (benzerini yapamaz)’ demektir. Hem edememiş ki, gösterilmiyor.” (Zülfikār, 25. Söz, 40-41)Ayrıca bu âyetin geniş îzâhı için bakınız; (Zülfikār, 25. Söz, 190-253)
İlyas Yorulmaz
Deki “Bütün bildikleriniz (tanıdığınız insanlar) ve bilmediğiniz insanlar (cinler) bir araya toplansa ve bir kısmı diğer kısmına yardımcı da olsa, Onun (Kur’an’nın) benzerini meydana getiremezler.”
De ki: “Eğer bütün insan ve cin (toplulukları), bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansa, onların bir kısmı bir kısmına destekçi olsa bile, onun bir benzerini getiremezler.”
Ey Müslüman! Kur’an’ın bir insan tarafından uydurulduğunu iddia eden inkârcılara meydan okuyarak de ki: “Eğer bütün insanlar ve cinler, ifâde güzelliğinde, ortaya koyduğu mükemmel hayat tarzında, belâgat ve fesâhatteKur’an’la boy ölçüşebilecek, onun ayarında bir kitap meydana getirmek için bir araya gelseler, yine de onun bir benzerini ortaya koyamazlar; her alanda uzman gruplar hâlinde güçlerini birleştirip birbirlerine yardım etseler bile!”
De ki:
-“Yemin olsun, Cinnler ve İnsanlar bu Kur’ân’ın mislini / benzerini yapmak için toplansalar, birbirine arka çıksalar bile onun mislini getiremezler!”.
(Ey Muhammed! Kâfirlere): “Eğer bütün insan ve cin (toplulukları), birbirlerine destek vererek bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar bile onun bir benzerini asla meydana getiremezler” 1 de.
1 Bu âyet; Yahûdîlerden bir grubun Peygamberimize: “Ey Muhammed! Bize şu getirdiğin sözler, Allah katından mıdır? Bu senin getirdiğin gibisini biz de getiririz.” demeleri üzerine indirilmiştir. Bk. (Bakara: 23, Yûnus: 38, Hûd: 13, Tûr: 34)
Muhammed Esed
De ki: “Bütün insanlar ve görünmeyen varlıklar 103 bu Kur’an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelselerdi ve, birbirlerine (bu konuda) destek olmak için ellerinden gelen her şeyi yapsalardı, yine de onun benzerini ortaya koyamazlardı!
De ki: “Andolsun ki görünür ve görünmez bütün varlıklar, bu Kuran’ın bir benzerini meydana getirebilmek için bir araya gelip toplansalar; hatta sırt sırta verip birbirlerine destek olsalar, yine de bunun benzerini ortaya asla koyamazlar. 2/23, 10/37-38, 11/13, 52/33-34
De ki: “Bütün görünen ve görünmeyen iradeli varlıklar[2326] bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya toplansalar ve bu konuda birbirlerine var güçleriyle destek verseler, yine de onun bir benzerini ortaya koyamazlardı!”[2327]
[2326] İns ve cinni çevirimiz için bkz: 6:112, not 94.
[2327] Kur’an’ın muârızlarını âciz bırakan bu meydan okuyuşunu her boşa çıkarma teşebbüsü hüsranla sonuçlanmıştır. Tarih bunun canlı şahididir.
Ömer Nasuhi Bilmen
De ki: «Andolsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir mislini getirmek üzere toplanacak olsalar, elbette onun bir mislini getiremeyeceklerdir. Velev ki, bazıları bazılarına yardımcı olsun.»
De ki: “Yemin ederim! Eğer insanlar ve cinler, bu Kur'ân'ın benzerini yapmak için bir araya toplansalar, hatta birbirlerine destek olup güçlerini birleştirseler bile, yine de onun gibi bir Kitap meydana getiremezler. ”
Bu âyet i’caz konusunda meydan okumanın en kapsamlı ifade edildiği âyettir. Kısaca şunları ihtiva eder: 1.Üslubu, delilleri, konuları, öğretileri, muhtevasının zenginliği, gaybe dair verdiği haberler gibi yönlerden mûcizedir. Değil bir insan, bütün insanlar ve cinler bir araya toplansalar da Kur’ân’ın benzerini yapamazlar. 2.Hz. Muhammed daha önce içinizde kırk yıl yaşadı, bu misyonunun en ufak bir emaresi bile onda görülmedi. 3.Vahiy hali dışında söylediği sözlerle vahiy olduğunu bildirdiklerini kıyaslayın. Arapça’ya vakıf olan herkes, hadîslerle Kur’ân’ın ayrı ayrı zatların sözleri olduğunu kabul eder.
Süleyman Ateş
De ki: "Andolsun eğer insan(lar) ve cin(ler) bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine arka ol(up yardım et)seler yine onun benzerini getiremezler.
(13) 2:23-24, 10:38 ve 11:13-14 ve açıklamalarına bakınız.
Yaşar Nuri Öztürk
De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler şu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine de destek olsalar, onun bir benzerini yine de ortaya getiremezler."
eyit “eger dirileler ādemįler daħı perrįler anuñ üzere kim getüreler uşbu ķur’ān gibi getürmeyeler ancılayın eger oldı-sa daħı bir nicesi anlaruñ bir niceye arķa virici.”
Eyit yā Muḥammed: Eger dirilse ādemīler ve cinnīler daḫı getürme‐ge bu Ḳur’ān gibi belāġatda kelām, anuñ gibi getürmek bilmezler, eger biribirine arḳa olsa daḫı.