Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
154, sondan
6083. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
147. ayetidir.
Bakara Suresi 147. ayetinin kelime sayisi
7, harf sayısı
27 ve toplam ebced değeri ise
1949 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (3)
ل (3)
م (4) bulunuyor.
الحق من ربك فلا تكونن من الممترين
الحقمنربكفلاتكوننمنالممترين
Elhakku min rabbik(e)(s) felâ tekûnenne mine-lmumterîn(e)
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
“Tanıma, bilme” ifadesinden anlaşıldığına göre kitap verilenlerden maksat, özellikle yahudi ve hıristiyan din bilginleridir. Onların tanıdıklarının ne veya kim olduğu hususunda tefsirlerde farklı açıklamalar vardır. Taberî’nin naklettiği rivayetlerin tamamına göre tanıyıp bildikleri şey, Mescid-i Harâm’ın kıble olduğu gerçeğidir (II, 25-26). Ancak Râzî bu yorumu zayıf görmekte ve burada Hz. Muhammed’in peygamberliğinin kastedildiği yönündeki görüşü benimsemektedir. Çünkü: a) Bu ifadenin hemen öncesinde Hz. Peygamber’e bilgi geldiğinden söz edilmektedir ki, bu bilgi en genel ifadesiyle nübüvvettir. b) Kur’ân-ı Kerîm yahudi ve hıristiyan kutsal kitaplarında Hz. Peygamber’in geleceğine ilişkin bilgi bulunduğunu haber vermekte, fakat Kâbe’nin kıble olacağına ilişkin böyle bir bilginin geçtiğinden söz etmemektedir. Şu halde kitap ehlinin bilgi sahibi olduğu husus Hz. Muhammed’in peygamberliğidir. c) Ehl-i kitabın bir konuda vaktinden önce bilgi sahibi kılınmaları olayı bir mûcizedir; bu husustaki mûcize ise Hz. Muhammed’in gerçekten peygamber olduğuna dair kendi kutsal kitaplarında yer alan bilgidir. Kıble değişikliği ise vahiy yoluyla bildirilmiştir; vahye inanmak için öncelikle Peygamber’i kabul etmek gerekir. Âyette Ehl-i kitabın o Peygamber’i kendi kitaplarında verilen bilgilerle pekâlâ tanıdıkları, bundan dolayı da peygamberliğini kabul etmeleri gerektiği ifade edilmektedir. Sonuç olarak yüce Allah, Tevrat ve İncil’de Hz. Muhammed’in geleceği ile ilgili bilgi vermişti (İslâmî literatürde eski kutsal kitaplarda yer alan bu bilgiye “beşâret” [müjde] denir; genişbilgi için bk. A‘râf
7:157; Saf
61:6); yahudiler de bir peygamber bekliyor, ancak ırkçı ve bağnaz bir zihniyete sahip oldukları için, onun kendi kavimleri arasından çıkması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu sebeple Araplar arasından mütevazi bir aileden yetim bir çocuğun büyüyüp Allah tarafından peygamber seçilmiş olmasını hazmedemediler; onun peygamberliğini, diğer tebliğlerini, bu arada kıble ile ilgili yeni hükmü reddettiler; böylece aslında kendi kutsal kitapları vasıtasıyla bilgi sahibi oldukları bir gerçeği de gizlemiş oldular. 147. âyette Ehl-i kitap ne derse desin asıl gerçeğin, Allah katından ortaya konan bilgi ve hükümler olduğu belirtilerek Hz. Peygamber’in şahsında müslümanlar, gerek kıble değişikliği gerekse diğer dinî ve sosyal konularda yahudilerle hıristiyanların yanlış telkinlerine kapılarak kuşkuya düşmemeleri yönünde uyarılmaktadırlar. Böyle bir uyarı 145. âyetin sonunda da yapılmıştı. Diğer birçok âyette de benzer uyarılar yer almakta olup bütün bunlar, müslümanların yabancı kültürlerin etkisine kapılmadan öz değerlerini ve inançlarını korumaları gerektiği, ancak bu sayede ayakta kalabilecekleri gerçeğini kafalara ve kalplere işlemeyi amaçlamaktadır. Özellikle müslüman aydınların son yüzyıl boyunca yahudi-hıristiyan fikir dünyasının etki alanına girerek, dinî ve kültürel alanlarda kuşkucu, taklitçi ve giderek inkârcı anlayışlara kapılmaları ve bu yozlaşmanın doğurduğu kimlik bunalımları, bu bunalımların zamanla ahlâkî, sosyal, siyasî ve ekonomik çalkantılara ve krizlere dönüşmesi, Kur’an’ın bu uyarısının İslâm toplumları için ne kadar hayatî bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.
Gerçek olan, Rabbinden (gelen)dir. Sakın şüphelenenlerden olma!
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân
3:60; Yûnus
10:94.
Hakikat Rabbindendir. O halde şüphelenenlerden olma.
Gerçek, Rabb'inden gelendir. Sakın kuşku duyanlardan olma.
(En doğru) Gerçek (Hakk) Rabbinden (gelen Kur’an-ı Kerim) dir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma. (Şüphe ve vesvese imanı tahrip edicidir.)
Gerçek, Rabbindendir. Artık sakın şüpheye düşenlerden olma.
Gerçek Rabbinden gelendir. Öyleyse sen şüphe edenlerden olma.
Kesin doğrular, Rabbinden gelen Kur'ân âyetleriyle bildirilen doğrulardır. Ehl-i kitabın kutsal kitaplardaki tahrifatına aldanarak sakın şüpheye düşenlerden olma.
Gerçek Rabbin tarafından bildirilmektedir. Sakın şüpheye düşenlerden olma.
Gerçek (hak) Rabbinden (gelen)dir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma.
Rabbinden olan her şey hak ve gerçektir. O halde sakın şüphe edenlerden olma. (Bu hitap yine ümmete aittir.)
Gerçek, Rabbinden geldiği gibidir. Artık şüphe edenlerden olma!
Hak, Tanrı katındandır, sanıya düşen kimselerden olmayasınız
Hakikat, Rabbinden (gelen)dir. Bu konuda asla şüpheye düşenlerden olma!
Gerçek Rabb'indendir, sakın şüphelenenlerden olma.
Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma!
Bu, Rabbinden gelen gerçektir; artık kuşkulanma
O hak, Rabbindendir. Artık şüpheye düşenlerden olma sakın!
O hak rabbından, artık şüpheye düşenlerden olma sakın
Hak, Rabbindendir. O halde sakın şüphecilerden olma.
Hak, Rabbinden (gelen)dir; öyle ise sakın şübhe edenlerden olma!
Gerçek, doğru (hak) Rabbindendir. Asla şüphelenenlerden olma.
Hak Rabbindendir, artık sakın şüphe edenlerden olma.
Hak (kıble değişimi) Rabbindendir, sakın şüphelenenlerden olma.
Gerçek, sizden veya onlardan kaynaklanan kuruntu ve iddialar değil, Rabb’inden gelendir. Ve Rabb’inden sana, hakikatin ta kendisi olan bu Kur’an gelmiştir.O hâlde, sakın şüpheye kapılanlardan olma!İnkârcıların körükledikleri fitnelerle, yanıltıcı yorumlar ve asılsız söylentilerle oyalanma! Onların aldatıcı propagandalarına kulak asmadan, kendi yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam et! Unutma ki:
Gerçek senin rabbindendir. Kuşkulananlar’dan olma!
Gerçek Rabbindendir. Şu halde sakın kuşkuya kapılanlardan olma.1
1 Küçük farkla aynı âyet için. (Âlu İmrân: 60)
Rablerinden gelen hakikati! 122 O halde sen, şüphe edenlerden olma:
Hak, Rabbinden gelen Kuran’dır. Öyleyse sakın şüpheye düşenlerden olma! 10/94
İşte (bu) gerçek sana Rabbin tarafından bildirildi; sakın ha sakın, asla tereddüt edenlerden olma.[292]
[292] Kıble konusu bağlamında bu âyet “Hakikatin kaynağı nedir?” sorusuna da cevaptır: Allah.
O hak, Rabbindendir. Artık şüphe edenlerden sakın olma.
Hak ve gerçek olan, Rabbinden gelendir, bunda hiç tereddüdün olmasın.
Resûlullaha hitaben “Hiç tereddüdün olmasın.” hitabı tehyic kabilindendir. Yoksa, bundan, onun tereddüt ettiği mânasının çıkarılması doğru değildir. İnsanın bir arkadaşına te’kid gayesiyle, o hiç endişe ve merak etmese de:” Hiç endişen olmasın, hiç merak etme, ben hallederim, o iş tamamdır!” kabîlinden söz söylemesi, belagat bakımından yerinde bir iştir.
Gerçek, Rabbinden gelendir, artık kuşkulananlardan olma.
Gerçek, senin Rabbinden gelendir. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
Hak, Rabbindendir. Öyleyse şüpheye düşenlerden olma!
Hak, Rabbinin katındandır; sakın şüpheye düşenlerden olma.
Gerçek, Rabbinden gelir. O halde sakın kuşkuya düşenlerden olma!
ḥaķ ya'nį uşbu ḥaķ, çalabuñdandur; pes olmaġıl gümān eyleyicilerden.
Ḥaḳ budur, seni yaradandur. Pes olma sen yā Muḥammed şek eyleyenler‐den.
(Ya Rəsulum!) Haqq sənin Rəbbindədir, buna heç vaxt şübhə edənlərdən olma!
It is the Truth from thy Lord (O Muhammad), so be not thou of those who waver.
The Truth is from thy Lord(152); so be not at all in doubt.*
152 Truth only comes from Allah, and it remains truth, however men might try to conceal it or throw doubts on it.