Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2231, sondan 4006. ayet; 18. sure ve Kehf Suresinin 91. ayetidir. Kehf Suresi 91. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 23 ve toplam ebced değeri ise 1844 olarak hesaplanmıştır. Kehf Suresinin toplam ebced değeri 495659 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
İşte böyle, onun yanında (eşyanın aslını oluşturan ve) özü kapsayan bilgi olduğundan (haberdar idikve yanında olup-biten her şeyi) Biz (ilmimizle) büsbütün kuşatıvermiştik.
Zülkarneyn burada da, tebliğde bulundu, ihtiyaç duydukları medeniyet araçlarını öğretti, kendilerine nasıl muamele yapacağını anlattı. Biz, onun sahip olduğu bilgiyi, medeniyet araçlarını, imkânlarını, gücünü, kudretini, tecrübesini biliyorduk.
3.Yahut "ondaki bilgi ve tecrübeyi" veya "yanında olan bütün araç, gereçleri" ya da "yanında olan bitenlerin tümünü biliyorduk." Ayette bu anlamların tümünün birden kastedilmiş olması da mümkündür.
Ali Bulaç
İşte böyle, onun yanında 'özü kapsayan bilgi olduğunu' (veya yanında olup-biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
İşte Zü'l-karneyn'in kudret ve saltanatı böyleydi. Halbuki onun yanında (asker ve harp vasıtaları gibi daha) neler vardı ki, biz, tamamını ilmimizle kuşatmışızdır.
İsmail Hakkı İzmirli Kehf Suresi 91. Ayet Açıklaması
[7] Bunlar hakkında da, evvelkiler hakkında olduğu gibi tahyir vaki olmuştur, veya kıssa böyleydi.[8] Askeri, esbaba şevketi, ilmimizden hariç değildir.
Kadri Çelik
İşte böyleydi, onun yanında olan her şeyi (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.
İşte Zülkarneyn, yeryüzünün doğusuna ve batısına hükmeden böyle kudretli ve bilge bir hükümdardı. Ve hiç kuşkusuz Biz, onun bütün yaptıklarından haberdar idik.
1 Yani önceki topluma yaptıklarının aynısını yaptığını biliyorduk.
Muhammed Esed
[Biz onları] işte böyle [bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hallerine bıraktı; 92] ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden geçenleri 93 kuşatmış bulunuyorduk.
[2441] Kezalikeye bu bağlamda verilebilecek en uygun anlam. Allah Rasûlü’ne, dünyanın Arabistan’dan, insanlığınsa Araplardan müteşekkil olmadığı gerçeğini hatırlatan bu âyet, ona, oluşturacağı hukuk ve iktidar pratiğini, tüm insanlığı kapsayacak bir fıtrat yasası üzerine oturtması gerektiğini îmâ eder. Bu âyet ve ona ilişkin açıklamamız, A’râf sûresinin 199. âyeti ve ilgili notlarımızla birlikte dikkate alınmalıdır.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte böylece. Ve şüphe yok ki, onun yanında neler olduğunu Biz ilmen ihata etmişizdir.