Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan
201, sondan
6036. ayet;
2. sure ve
Bakara Suresinin
194. ayetidir.
Bakara Suresi 194. ayetinin kelime sayisi
22, harf sayısı
107 ve toplam ebced değeri ise
6963 olarak hesaplanmıştır.
Bakara Suresinin toplam ebced değeri
1820072 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure
الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette
ا (22)
ل (15)
م (11) bulunuyor.
الشهر الحرام بالشهر الحرام والحرمات قصاص فمن اعتدى عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدى عليكم واتقوا الله واعلموا ان الله مع المتقين
الشهرالحرامبالشهرالحراموالحرماتقصاصفمناعتدىعليكمفاعتدواعليهبمثلمااعتدىعليكمواتقوااللهواعلموااناللهمعالمتقين
Eşşehru-lharâmu bi-şşehri-lharâmi velhurumâtu kisâs(un)(c) femeni-’tedâ ‘aleykum fa’tedû ‘aleyhi bimiśli mâ-’tedâ ‘aleykum(c) vettekû(A)llâhe va’lemû enna(A)llâhe me’a-lmuttekîn(e)
Haram ay, haram aya karşılıktır.[56] Hürmetler (saygı gösterilmesi gereken şeyler) kısas kuralına tabidir. O hâlde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın, (fakat ileri gitmeyin). Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki, Allah kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir.[57]
56. Haram ay, saygı duyulması gereken bir zaman dilimi olduğu için savaşın yasak olduğu ay demektir. Haram aylar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep olmak üzere dörttür. İslâm’da haram ay uygulaması kaldırılmıştır.57. Bu âyette haram aylarda kendilerine savaş açılması hâlinde müslümanların da bu aylarda mukabelede bulunabilecekleri ifade edilmekte, ayrıca bu hükmü de içerecek şekilde genel kısas prensibi getirilmektedir.
Haram “yapılması yasaklanmış olan, dokunulmaz, kutsal” anlamına gelir. “Haram ay” tabiri ise, savaş yapmanın yasak ve haram olduğu, diğer bir deyişle barış dönemi olan ayları ifade eder. Bunlar kamerî takvime göre birinci, yedinci, on birinci ve on ikinci aylardır (muharrem, receb, zilkade, zilhicce).
Hz. Peygamber hicretin 6. yılında, töre gereği savaşılması yasak olan aylardan zilkade ayında umre yapmak, muhacirlerin sıla özlemini gidermek, ashabın Kâbe’yi putlardan arındırma idealini canlı tutmak ve belki de diğer sorunların çözümüne daha çok zaman ve fırsat ayrılabilmesi için Mekkeliler’le bir barış antlaşması yapmak gibi düşüncelerle 1400 müslümanla birlikte Mekke’ye doğru yola çıktı. Yolda Mekke’ye 17 km. mesafedeki Hudeybiye denilen yerde konakladılar. Mekkeliler’in müslümanlar üzerine gönderdiği elli kişilik silâhlı birlik esir alındı; bununla birlikte Resûlullah barışçı niyetlerle geldiklerini göstermek için esirleri serbest bıraktı. Kâbe’yi ziyaret maksadıyla geldiklerini bildirmek üzere Huzâa kabilesinden bir müslümanı Mekkeliler’e elçi gönderdi; bundan sonuç alamayınca, Mekke’de büyük itibar sahibi olan Hz. Osman’ı gönderdi. Hz. Osman’ın dönmesi gecikince, durumdan kaygılanan Hz. Peygamber Mekkeliler’le mücadele edeceklerine dair müslümanlardan biat aldı. Onların kararlılığını öğrenen Mekkeliler, müslümanlarla barış anlaşması yapmak üzere bir heyet gönderdiler. Yapılan anlaşmanın ilk maddesine göre müslümanlar o yıl geri dönecekler, ancak ertesi yıl üç gün süreyle Mekke’yi ziyaret edebileceklerdi. İlk bakışta müslümanların aleyhineymiş gibi görünen bu anlaşma ile elde edilen barış ve güvenlik ortamı zamanla müslümanlar için büyük faydalar sağladı. İlk madde uyarınca müslümanlar ertesi yılın aynı haram ayında Mekke’yi ve Kâbe’yi ziyaret ettiler. Böylece âyetteki ifadesiyle “haram ayın karşılığı haram ay” oldu; yani 6. yılın haram ayında gerçekleşmeyen ziyaret 7. yılın haram ayında gerçekleşti. Aynı âyetin hükmüne göre haram aylarda savaş yasağına uyup uymamak da karşı tarafın tutumuna bağlıydı. Onların bu yasağı ihlâl edip müslümanlara karşı saldırıya geçmeleri, dengiyle karşılık verme hakkını doğuracaktı. Görüldüğü gibi bu âyette de “dengiyle” kaydı konularak, müslümanlar aşırıya sapmama konusunda uyarılmıştır. “Allah’ın hükmüne saygılı olun ve bilin ki Allah kendisine saygılı olanların yanındadır” şeklindeki ifadeler de aynı uyarıyı pekiştirmektedir.
Haram ay(lar) haram ay(lar)a karşılıktır. Dokunulmazlıklar da karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de onun size saldırması gibi (ona misilleme olacak kadar) saldırın! Allah’a karşı [takvâ]lı (duyarlı) olun! Bilin ki Allah [muttakî]lerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.
İçinde savaş yapılmaması için saygın kabul edilen aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
Haram ay, haram aya karşılıktır. Barışa hürmet de karşılıklıdır. Kim size saldırırsa, siz de ona denk olacak şekilde saldırınız. Allah'tan sakınınız ve biliniz ki, Allah sakınanlarla beraberdir.
Haram ay¹, haram aya karşılıktır. Hürmetler de karşılıklıdır. Kim, size saldırırsa siz de onlara aynı şekilde karşılık verin. Allah'a karşı takvâlı² olun. Ve iyi bilin ki Allah, takvâlı olanlarla beraberdir.
1- Dokunulmazlık ayı. 2- Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendinizi korumaya/güvenceye alın.
Hürmetli ay, hürmetli aya karşılıktır. (Haklara ve anlaşmalara riayetler karşılıklıdır.) Haramlara (işlenen cinayet ve suçlara) karşı da (misliyle-dengiyle karşılık) kısas vardır. Kim size saldırırsa, siz de ona size yaptıklarının misliyle-dengiyle saldırın. (Ama daha ileri gitmeyin ve zulme meyletmeyin.) Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah müttakilerle beraberdir.
Haram ay, haram aya bedel. Saygı karşılıklıdır. Şu halde kim size tecavüz ederse onun tecavüz ettiği gibi siz de ona saldırın, düşmanlara tecavüzde bulunun. Sakının Allah'tan ve bilin ki Allah, ancak kendisinden korunanlarla ve sakınanlarladır.
Saldırmazlık kanununun geçerli olduğu aylarda size saldıranlara, siz de karşılık verin. Zira saldırmazlık kanununun geçerli olduğu aylarda, savaşmak suretiyle o geleneği bozma ve sakatlamaya adil karşılık kısas yasası uygulanır. Böylece size bir kimse bu aylarda saldırıda bulunursa, siz de onun saldırdığı gibi saldırın. Ve böylece hayat proğramınızı Allah'ın kitabıyla belirleyin. Ve iyi bilin ki Allah yolunu kitap ve Allah'la bulanların yanındadır.
Saldırmazlığın gelenek haline geldiği, Allah'ın savaşı haram kıldığı aylarda, size saldıranlara karşılık verin. Saldırmazlık kanununun, örfünün ihlâli kısas kanununa tâbidir. Kim size saldırırsa, size yapılan saldırıya misilleme yaparak aynıyla cevap verin.
Allah'a sığınıp emirlerine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunun. Bilin ki, Allah kendisine sığınıp emirlerine yapışarak günahlardan arınıp azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minlerle beraberdir.
Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler de karşılıklıdır. Size kim saldırıda bulunursa, onun size saldırdığı kadar siz de ona saldırın. Allah'a karşı gelmekten de sakının ve bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.
Haram ay, haram aya karşılıktır; hürmetler (de) karşılıklıdır. Öyleyse kim size saldırırsa, onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup-sakınanlarla beraberdir.
Onlar, savaşın haram olduğu geçen yılki zilkade ayında (Hüdeybiye'de) bu ayın hürmetini çiğnediler; siz de onların hareketine karşı o ayda savaşmakta beis görmeyin ve umre haccını kaza edin. Hürmetler karşılıklıdır. Bunun için, kim sizin üzerinize saldırırsa, siz de aynen ona, size yaptığı tecâvüz gibi saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah takvâ sahipleri ile beraberdir.
Yasak ay, yasak aya karşılıktır. (Onlar yasağa riayet etmedikleri kadar siz de etmeyin.) Yasaklar karşılıklıdır. Kim size saldırırsa, saldırdığı kadar siz de ona saldırın. Allah’tan sakının ve biliniz ki; Allah sakınanlarla beraberdir.
Haram olan ay, haram olan aya karşılıktır, saygılar karşılıklı, biri size bir taşkınlık ederse, siz de ona öylecene taşkınlık edin, Allahtan sakınınız, biliniz ki, Allah sakınçlarla biledir
Haram ay, (saldırmazlık örfünün geçerli olduğu aylar: Zilka'de, Zilhicce, Muharrem ve Recep düşmanlarınızın uyduğu) haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) da karşılıklıdır (düşman hangi aya hürmet gösterip savaş yasağına uyuyorsa siz de o aya hürmet gösterip savaş yasağına uymalısınız). Öyleyse kim size (savaş yasağına uyması gerektiği ayda) saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'ın emirlerine uygun yaşayın, ona karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah, kendisine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlarla beraberdir.
Bkz.
2:217Eski Arap geleneğine göre her türlü savaşın yasak sayıldığı “haram aylar”, birinci, yedinci, on birinci ve on ikinci kamerî takvim aylarıdır. Bu aylarda savaşmama geleneğine çevredeki bütün toplumlar uyuyordu. Allah bu geleneğe Müslümanların da uymasını emretmişti. Müşrikler haram aylarında Müslümanların savaşmayacaklarını öğrenince, bunu fırsat bilerek Zilkade ayında savaşa hazırlandılar. Bunun üzerine, “Onların hürmet göstermediği ayda siz tek taraflı olarak ateşkes ilan etmek zorunda değilsiniz ve onlarla savaşabilirsiniz.” emriyle Müslümanlara da savaş izni verildi.
Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşılıklıdır; o halde, size tecavüz edene (saldırana), size saldırdıkları gibi saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın sakınanlarla beraber olduğunu bilin.
Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın. Allah'tan korkun ve bilin ki Allah müttakîlerle beraberdir.
Resûlullah (s.a.) hicretin altıncı yılında umre yapmak maksadıyla Mekke’ye doğru yola çıkmıştı. Mekke yakınlarındaki Hudeybiye’ye gelince müşrikler Mekke’ye girmelerini önlediler. Orada çetin münakaşalar oldu. Sonunda İslâm tarihinin en mühim hadiselerinden biri olan Hudeybiye antlaşması yapıldı. Bu antlaşmada yer alan maddelerden birine göre, müslümanlar o sene Harem-i Şerif’i ziyaret etmeden geri dönecekler, ertesi sene aynı haram ayı içinde Mescid’i ziyaret edip umre yapacaklardı. Müşrikler bunu başarı saydılar. Allah, müslümanları ertesi sene aynı ayda Mescid-i Haram’a getirdi. Böylece haram ay, haram aya karşılık oldu.
İslâm hukukuna göre saldırıya ancak misli ile mukabele edilir, aşırı gitmek suçtur. Bütün harplerde önce insanlar dine çağrılır. Müslüman olmayı yahut cizye vermeyi kabul etmeyenlerle savaşılır.
Kutsal ay ancak iki taraflı gözetilebilir. Ateşkese uymak karşılıklıdır. Size saldırırlarsa onlara aynen saldırın. ALLAH'ı dinleyin ve bilin ki ALLAH erdemlilerin yanındadır.
Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının aynıyle saldırın da ileri gitmeye Allah'tan korkun ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.
hürmetli Ay hürmetli Aya ve bütün hürmetler biribirine kısastır, o halde kim size tecavüz ettiyse siz de ona ettiği tecavüzün mislile tecavüz edin de ileri gitmeye Allahdan korkun ve bilin ki Allah müttekilerle beraberdir
Haram ay, haram aya bedeldir. Hürmetler karşılıklıdır. Onun için kim sizin üzerinize saldırırsa siz de, tıbkı onların üstünüze saldırdıkları gibi, ona saldırın. (Fakat dâima) Allahdan korkun ve bilin ki şübhesiz Allah takvaa saahibleriyle beraberdir.
Haram ay haram aya bedeldir ve hürmetler karşılıklıdır. Öyle ise (o ayda) size kim saldırırsa, artık (siz de) ona, size saldırdığının misliyle saldırın; fakat Allah'dan sakının ve bilin ki, şübhesiz Allah, takvâ sâhibleriyle berâberdir.
Haram aylar, yasaklar karşılıklı olduğu (iki gurup yasaklara uyduğu) sürece, haram aylar ile denktir. Yasaklara uymayan tarafa, aynıyla karşılık (kısas) vardır. İşte bundan dolayı, haram aylarda size karşı saldırmazlık ihlali yapılırsa, sizde onlara yaptıklarının misliyle karşılık verin. Allah’dan sakının. Bilin ki Allah kendisinden sakınanlarla beraberdir.
Haram olan ay haram olan ay bedelindedir [⁵], hürmetler karşılıklıdır [⁶], Herkim size el uzatırsa, size el uzandığı gibi, siz de ona el uzatın, Allah/tan sakının, biliniz ki Allah sakınanlarla beraberdir.
[5] Kendisinde kıtal haram olan ay Zilkadedir. Fahrül'e-nbiya Sallallahü Aleyhi vesellem efendimiz hazretleri Hicretin altıncı senesinin Zilkadesinde eshab-ı kiramiyle Umre kastetmişler idi. Müşrikin-i Kureyş buna mâni olarak Hudeybiye musalâhasiyle Umre sene-i âtiyeye kalmış idi. İşte «yedinci senenin Zilkadesi, öndeki Umre, altıncı senenin Zilkadesine öndeki Umre'ye mukabildir.»[6] İhtiramı vacip olanlar, muhafazası vacip olan hürmetler karşılıklıdır. Onlar ihtiramı terk ederler ise siz de terk edin, bu sene kıtale girişilirse siz de kıtale girişin.
Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır; o halde kim size saldırırsa, size saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın takva sahipleriyle beraber olduğunu bilin.
Savaş yasağına uymanız gereken Haram Ay, ancak düşmanlarınızın uyduğu Haram Aya karşılık olmalıdır. Yani, düşmanınız hangi aya hürmet gösterip onda savaş yasağına uyuyorsa, siz de ancak o aya hürmet gösterip savaş yasağına uymalısınız. Onların hürmet göstermediği Haram Aylarda, siz tek taraflı olarak ateşkes ilân etmek zorunda değilsiniz. Çünkü yasaklara saygı, karşılıklı olmalıdır. Öyleyse, Haram Aylarda size saldıranlara karşı, size saldırdıkları ölçüde saldırabilirsiniz fakat aşırıya gidip haksızlık etmekten, yani Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah, kötülüklerden sakınıp korunanlarla beraberdir.
Haram ay, haram aya karşılıktır.
Hurmetler karşılıklı (kısas)dır.
Kim size saldırdıysa, saldırdığının misli / benzeri ile ona saldırın!
Allah’tan sakınıp korunun!
Bilin ki Allah, Müttakîler’le / Sakınıp Korunanlar’la birliktedir.
Haram ayın, haram aya karşılık olduğu gibi yasaklar da karşılıklıdır.1 Buna göre size saldırana, onun size saldırdığı gibi siz de ona karşılık verin. Allah’a karşı hata etmekten sakının. Şunu iyi bilin ki Allah, kendisinden hakkıyla sakınanlarla beraberdir.
1 Haram ayın saldırı yasağına uymayanın cezâsı, bu ayın güvencesinden yoksun kalmak olacağı gibi, başkasının dokunulmazlığını çiğneyenlerin dokunulmazlıkları da gözetilmez. Dokunulmazlıklar karşılıklıdır.
Saldırmazlık örfünün geçerli olduğu aylarda size saldıranlara siz de karşılık verin: 171 zira saldırmazlık örfünün ihlali, adil karşılık [yasasın]a tâbidir. Böylece, eğer bir kimse size saldırıda bulunursa siz de onun saldırdığı gibi saldırın; ancak Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun ve Allah'ın, kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyanların yanında olduğunu bilin. 172
Dokunulmaz aydaki saldırıya dokunulmaz ayda cevap verilir ve dokunulmazlıklarda denklik esastır. O halde, kim size saldırırsa, siz de ona aynısıyla karşılık verin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve iyi bilin ki Allah emirlerine karşı gelmekten korunanlarla beraberdir. 2/217, 5/97, 9/5-36
Dokunulmazlık ayında saldırana cevap, yine dokunulmazlık ayında verilir. Zira dokunulmazlıkta denklik esastır.[384] Her kim de size saldırırsa, onun yaptığının aynısıyla siz de karşılık verin ve fakat Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun; Allah’ın, sorumluluk bilincini kuşananların yanında olduğunu bilin!
[384] Müşrikler mü’minlere bu aylarda saldırı düzenliyor, lâkin mü’minler tarafından misilleme yapıldığında hemen onları “haram aylara hürmetsizlikle” suçluyorlardı. İşte “dokunulmazlıkta denklik esastır” ilkesi bu gerçeği ifade eder. Zaten hicretin 9. yılında inen Tevbe sûresinin ilk âyetleriyle İbrahimî geleneğin izlerini taşıyan “dokunulmazlık ayları” uygulamasının yerini, istisnaî durumlar hariç insan canının daimi dokunulmazlığı alacaktır (Bkz:
9:5, not 9).
Şehr-i Haram, şehr-i Haram'a mukabildir. Ve bütün hürmetler birbirine kısastır. O halde her kim size tecavüz ederse siz de ona size olan tecavüzünün misliyle tecavüz ediniz. Ve Allah'tan korkunuz. Ve biliniz ki Allah Teâlâ şüphesiz muttakîler ile beraberdir.
Haram ay, Haram aya bedeldir. Hürmetler karşılıklıdır. O halde kim size saldırırsa siz de aynısıyla karşılık verin. Allah'a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah bu sakınanlarla beraberdir.
Haram ay: Saygı gösterilmesi gereken güvenli aylar olup Zilka’de, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır.
Haram ayı, haram aya karşılıktır. Hürmetler, karşılıklıdır. Kim size saldırırsa, onun size saldırdığı kadar siz de ona saldırın; Allah'tan korkun, bilin ki Allah (günahlardan) korunanlarla beraberdir.
Hz. peygamber (s.a.v.), ömre yapmak maksadıyle Mekke'ye doğru hareket etti. Fakat müşrikler onun Mekke'ye girmesine engel oldular. Taraflar arasında süren çetin tartışmalardan sonra Hudeybiye Barış Andlaşması yapıldı. Andlaşmanın şartlarından biri de müslümanların, bu yıl dönüp, ertesi yıl ömreye gelmeleriydi. Olay, harâm aylarından Zu'l-Ka'de ayında olmuştu. Müşrikler, müslümanları geri çevirmekle övündüler. Yüce Allah da müşriklerin, bu ayda müslümanların, Mekke'yye girmelerini önlemelerine karşılık, bir yıl sonra aynı ayda müslümanları Mekke'ye sokmak suretiyle bu ayla o ayı değiştirdi. Müslümanlara, bir yıl önceki ay yerine, bir yıl sonraki aynı ayda istediklerini yapma fırsatı verdi. Âyette ayrıca hangi ayda olursa olsun, saldırıya cevap verme prensibi getirilmiştir. Kamunun güvenliği ve İslâmın otortitesi için saldırıya misliyle karşılık vermek gereklidir.
Haram[1] aya saygı, haram aya saygı duyanlara karşıdır; yasaklar karşılıklıdır[2]. Size kim saldırırsa, o saldırıya denk bir saldırı yapın. Allah’tan çekinip korunun. Bilin ki Allah, kendisinden çekinip korunanlarla beraberdir.
[1] Haram aylar, Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. [2] Haram ayda savaş yasağı, o yasağa saygı gösterenlere uygulanır.
Hürmetli ay, hürmetli aya karşılıktır ve hürmetler de karşılıklıdır. O halde, size tecavüz edene, onun size saldırdığı gibi siz de saldırın. Allah'tan sakının ve Allah'ın takva sahipleriyle beraber olduğunu bilin.
Haram ay, haram aya karşıdır; hürmetler karşılıklıdır. Size tecavüz eden olursa, siz de o tecavüzün aynıyla karşılık verin. Allah'tan korkun; bilin ki Allah takvâ sahipleriyle(96) beraberdir.
(96)
2:2’nin açıklamasına bakınız.
Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler ve yasaklar karşılıklıdır. O halde, azgınlık edip size saldırana, size saldırdığı şekilde ve ölçüde saldırın. Allah'tan sakının ve bilin ki Allah, sakınanlarla beraberdir.
ḥarām olmış ay, ḥarām olmış ayadur. daħı ḥarāmlar beñdeş eylemekdür. pes her kim artuķlıķ eyleye sizüñ üzere, artuķlıķ eyleñ anuñ üzerine, ancılayın kim artuķlıķ eyledi sizüñ üzereñüze śaķınuñ Tañrı’dan; daħı bilüñ kim bayıķ Tañrı śaķınıcılarıladur.
Muḥarrem aylar muḥarrem aylar biledür, daḫı muḥarremlere ḳıṣāṣ vācib‐dür. Pes kim ta‘addī eylese sizüñ üstüñüze, siz ta‘addī eyleñüz anuñ üstine anlar ta‘addī eyledügi gibi üstüñüze. Tañrıdan ḳorḳuñuz, daḫı bilüñüz kiTañrı Ta‘ālā müttaḳīler biledür.
(Döyüş) haram olan ay [hicrətin 7-ci ilinin zülqə’də ayı) (döyüş)] haram olan ay (hicrətin 6-cı ilinin zülqə’də ayı) müqabilindədir. Hörmətlər qarşılıqlıdır.Sizə qarşı həddini aşanlara siz də həmim ölçüdə həddi aşın (cavab verin).Allahdan qorxun (qədərindən artıq əvəz çıxmayın) və bilin ki, Allah müttəqilərlədir.
The forbidden month for the forbidden month, and forbidden things in retaliation. And one who attacketh you, attack him like manner as he attacked you. Observe your duty to Allah, and know that Allah is with those who ward off (evil).
The prohibited month for the prohibited month(209),- and so for all things prohibited,- there is the law of equality. If then any one transgresses the prohibition against you, Transgress ye likewise against him. But fear Allah, and know(210) that Allah is with those who restrain themselves.*
209 Haram = prohibited, sacred. The month of Pilgrimage (Dhu al Hijjah) was a sacred month, in which warfare was prohibited by Arab custom. The month preceding (Dhu al Qa'dah) and the month following (Muharram) were included in the prohibition, and Muharram was specially called al Haram. Possibly Muharram is meant in the first line, and the other months and other prohibited things in "all things prohibited." In Rajab, also, war was prohibited, If the pagan enemies of Islam broke that custom and made war in the prohibited months, the Muslims were free also to break that custom but only to the same extent as the others broke it. Similarly the territory of Makkah was sacred, in which war was prohibited. If the enemies of Islam broke that custom, the Muslims were free to do so to that extent. Any convention is useless if one party does not respect it. There must be a law of equality. Or perhaps the word reciprocity may express it better. (Cf,
9:2). 210 At the same time the Muslims are commanded to exercise self-restraint as much as possible. Force is a dangerous weapon. It may have to be used for selfdefence or self-preservation, but we must always remember that self-restraint is pleasing in the eyes of Allah. Even when we are fighting, it should be for a principle, not out of passion.