Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3211, sondan 3026. ayet; 27. sure ve Neml Suresinin 52. ayetidir. Neml Suresi 52. ayetinin kelime sayisi 11, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 3954 olarak hesaplanmıştır. Neml Suresinin toplam ebced değeri 334427 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طس hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) bulunuyor.
Arapça Metin
فتلك بيوتهم خاوية بما ظلموا ان في ذلك لاية لقوم يعلمون
Semûd kavmi ve Sâlih peygamber hakkında daha önce ilgili yerlerde bilgi verilmişti (bk. A‘râf 7:73-79; Hûd 11:61-68; Şuarâ 26:141-159). Müfessirler, 45. âyette birbiriyle çekiştiği bildirilen iki gruptan birinin Sâlih peygambere iman eden güçsüzler ve zayıflar, diğerinin ise ona inanmayan güçlü, mağrur kimseler olduğunu belirtmişlerdir (bk. Taberî, XIX, 170; ayrıca krş. A‘râf 7:75). 48. âyette geçen şehirden maksat Hz. Sâlih’in yaşadığı ve peygamber olarak görev yaptığı Hicr şehridir (bk. Hicr 15:80; Taberî, XIX, 172). Bu şehirdeki dokuz elebaşından oluşan bir grup, geceleyin bir baskınla, uğursuz saydıkları Sâlih aleyhisselâm ve ailesini öldürüp yok etmeyi (peygamber ve ona inananların inkârcılar tarafından uğursuz sayılması hakkında bk. A‘râf 7:131); kan davasında bulunacak olan akrabasına da, “Biz Sâlih ailesinin yok edilişi sırasında orada değildik” veya farklı kıraate göre, “Onun ailesini kimin öldürdüğünü görmedik” demeyi planlamıştır. Onlar bu planları kurarlarken Sâlih kendisine inananlarla birlikte yurdu terkedip kurtulmuş, Semûd kavmi ise şiddetli bir depremle yok olup gitmiştir (bk. A‘râf 7:78; Hûd11:66-67). Bu kıssada Hz. Peygamber için bir teselli, Kureyş müşrikleri için de bir ikaz vardır. Çünkü Semûd kavminin Sâlih peygamber hakkında düşündüklerinin aynını, Kureyşliler Hz. Peygamber hakkında düşünmüşler ve onu yok etme teşebbüsünde bulunmuşlardır (bilgi için bk. Enfâl 8:30).
Mehmet Okuyan
İşte haksızlıkları yüzünden çökmüş, ıssız kalmış evleri! Gerçeği bilen bir toplum için şüphesiz ki bunda bir ders vardır.
İşte (şu harabeler), zulümleri yüzünden başlarına çökmüş evleri (ve şehirleridir). Şüphesiz (düşünüp gerçeği) bilen bir kavim için bunda büyük ayetler-dersler vardır.
Ve işte onların yaşadığı yerler, yaptıkları haksızlıklardan dolayı, şimdi bomboş. Bu olayda bilmek, öğrenmek isteyen insanlar için, mutlaka bir ders vardır.
İşte, haksızlıkları, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemeleri, zulümleri yüzünden çökmüş evleri. Anlayış kabiliyeti olan, ders almak niyetine sahip bilgi toplumları için elbette bunda ibretler, uyarılar vardır.
İşte onların yaşadığı evler, işledikleri haksızlıklardan ötürü (şimdi) bomboş! Bu (olayda), ibret anlamak isteyen bir toplum için mutlaka bir ders vardır.
İşte onların, zulümleri yüzünden çökmüş (ve harâbeye dönmüş) evleri! Şübhe yok ki bunda, bilecek (ve ibret alacak) bir kavim için apaçık bir delil vardır.
İşte, zulümleri yüzünden yıkılıp viraneye dönmüş, bomboş kalmış evleri! Hâlen ayakta duruyor. Hiç kuşkusuz bunda, öğüt almasını bilen insanlar için apaçık bir uyarı veibret verici bir ders vardır. İşte zâlimlerin âkıbeti böyle oldu, müminlere gelince:
ve işte onların yaşadığı yerler, işledikleri haksızlıklardan ötürü [şimdi] bomboş! Bu [olayda], bilmek, öğrenmek isteyen insanlar için mutlaka bir ders vardır;
İşte bunlar kendilerine zulmederek yazık etmiş kimselerin harap olmuş evleri. Şüphesiz Salih kıssasında bilinçli bir toplum için alınacak ders vardır. 18/54, 26/69...103
Bak işte onların mekânları:[3329] İşledikleri zulümler yüzünden viran ve ıssız kalmış![3330] Elbet bunda, işin bilincinde olan bir toplum için alınacak bir mesaj mutlaka vardır.
[3329] İlk muhatapların sürekli gidip geldikleri kervan yolu üzerindeydi. Her geçişte görüyorlardı.
[3330] Hâviye, “boşalmak, ıssız kalmak” ve “düşmek, yıkılıp viran olmak” anlamındaki havâdan (İbn Fâris). Kelimenin bu iki kök anlamı, birbiriyle sebep-sonuç ilişkisine sahip olsa gerektir. Yani: viran olan ıssız kalır, ıssız kalan viran olur.
Ömer Nasuhi Bilmen
İşte onlar, onların zulümleri sebebiyle çökmüş olan haneleridir. Şüphe yok ki, bunda bilir bir kavim için elbette bir ibret vardır.
İşte sana onların, işledikleri zulümler yüzünden çöküp ıpıssız kalmış evleri. Hiç kuşkusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk için kesin bir ibret vardır.