Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 1190, sondan 5047. ayet; 8. sure ve Enfal Suresinin 30. ayetidir. Enfal Suresi 30. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 74 ve toplam ebced değeri ise 6392 olarak hesaplanmıştır. Enfal Suresinin toplam ebced değeri 375915 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
واذ يمكر بك الذين كفروا ليثبتوك او يقتلوك او يخرجوك ويمكرون ويمكر الله والله خير الماكرين
Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.[248]
Âyetteki “Allah’ın tuzak kurması” ifadesi mecazî olup, “Allah’ın, kurulan tuzağı bozması” veya “tuzak kuranları cezalandırması” anlamını ifade eder. Müşrikler, Hz.Peygamber’in Medine’ye hicret edeceğini öğrenince, ona engel olmak için bir çare bulmak üzere, Dâru’n-Nedve’de toplandılar. Zira hicretin gerçekleşmesi hâlinde Müslümanlığın önü alınamayacak, pek çok menfaatleri bu sebeple yok olacaktı. Toplantıda, Hz. Peygamber’in hapsedilmesi, sürgün edilmesi ve öldürülmesi yönünde teklifler getirildi. Öldürmek kesin çözümdü. Ama Haşimoğulları’nın problem çıkarmasından çekiniyorlardı. Ebu Cehil, şöyle bir çözüm teklif etti: “Her kabileden bir genç seçelim, ellerine birer kılıç verelim, hepsi birden hücum edip onu öldürsünler. Böyle yaparsak, Haşimoğulları bütün kabileleri karşısına alıp bir hak dava edemez.” Bu görüş kabul edilince, Cebrail durumu Hz. Peygamber’e haber vermişti. Hz. Peygamber, kendi yatağına Hz. Ali’yi yatırarak Hz. Ebubekir’le birlikte Mekke’den çıkmış ve hicreti gerçekleştirmişti. Âyette söz konusu edilen tuzak, işte müşriklerin bu planıdır. “Allah’ın tuzak kurması” kavramıyla ilgili olarak bakınız: Âl-i İmrân sûresi, âyet, 54 ve ilgili dipnot.
Medine’ye hicret izni verilince birçok müslümanın oraya göç ederek yeni bir yurt edinmeleri, kendi kabilelerinden olmayan kimselerle birleşip bütünleşmeleri, Hz. Peygamber’in de Medine’ye giderek müslümanların başına geçmesi ve Medine’de güçlenerek kendilerine zulmeden Mekkeliler’e karşı savaşması ihtimali müşrikleri korkuttu. Probleme bir çare bulmak üzere Dârünnedve denilen meclislerinde toplandılar. İleri sürülen şu teklifleri sırasıyla müzakere ettiler: 1. Daha önce gelip geçmiş ve içinde yaşadığı topluluğa ters düşmüş şairlerden Züheyr ve Nâbiga’ya yapıldığı gibi bunu da hapsedelim, bağlayalım, yiyecek içecek vermeyelim, ölüp gitsin. 2. Sürgüne gönderelim, bizden uzaklara gitsin, gittiği yerde ne yaparsa yapsın, bizi ilgilendirmez. 3. Her kabileden bir genç seçelim, birlikte gidip onu öldürsünler. Katiller bu kadar çok ve çeşitli kabilelere mensup olunca onun kabilesi bunların hepsine karşı intikam savaşı açamaz, diyete razı olur, onu da öderiz. Bu sonuncu teklif Ebû Cehil’den gelmişti. Tarihçilerin kaydettiğine göre Necidli bir ihtiyar kılığına girerek müzakereye katılan şeytan, birinci teklifi, “Gelip kurtarırlar”, ikinci teklifi “Gittiği yerde insanları, çekici kişiliği ile etkiler, taraftarlarını çoğaltır, sonra gelip sizi mağlûp eder ve dilediğini yapar” diyerek tenkit ve reddetti. Ebû Cehil’in teklifini ise beğendi ve kabul edilerek uygulanmasını telkin etti. Şeytanca olduğu için şeytana nisbet edildiği anlaşılan bu teklif oy birliği ile benimsendi. Ancak durum Resûlullah’a bildirildiği için o da tedbir aldı, yatağına Hz. Ali’yi yatırdı, kendisi de kuşatma altındaki evinden, Allah’ın yardımı ile kimseye görünmeden çıktı, Hz. Ebû Bekir ile birlikte Medine’ye hicret etti (İbn Hişâm, Sîre, II, 123-128). Müşrikler Hz. Peygamber’i tesirsiz hale getirmek için tuzak kurdular, o da Allah’ın izin ve irşadı ile onların tuzaklarını bozdu.
Mehmet Okuyan
Hani kâfir olanlar seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri veya seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kuruyorlar. Allah da (buna karşı) tuzak kuruyor. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Bu cümle “Allah onların tuzaklarını boşa çıkaracaktır” şeklinde anlaşılmalıdır. Bu tür ayetlerde kullanılan fiil insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen mesaj Allah’ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Âl-i İmrân 3:54; Nisâ 4:142; Enfâl 8:18; Tevbe 9: 67, 79.,Yüce Allah’ın tuzak kurması veya tuzakları boşa çıkarması bu ayet ışığında anlaşılmalıdır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:54; En‘âm 6:123; Enfâl 8:18; Ra‘d 13:42; İbrâhîm 14:46; Fâtır 35:10, 43; Mü’min 40:25; Tûr 52:42; Târık 86:15-16.
Bayraktar Bayraklı
Hani, inkârcılar seni bağlayıp bir yere hapsetmek ya da öldürmek veya seni yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür.
Gerçeği yalanlayan nankörler, seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.
(Ey Resulüm!) Hatırla o vakti ki; inkârcılar seni tutup bağlamaları (ve hapse atmaları) veya öldürmek (suretiyle Senden kurtulmaları, ya da Seni ülkenden çıkarıp) sürgüne yollamaları için, aleyhinde tuzak kuruyor (ve hesap yapıyorlardı) . Onlar Sana bu hileyi düşünürken, Allah da onlara tuzak kuruyordu. (Sana hicret emri vererek; Medine’ye gitmeni ve İslam devletini kurarak geri dönüp Mekke’yi fethetmeni ve müşrik düzenlerini tepelemeni kolaylaştırıyordu.) Doğrusu Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Hani bir zaman, kafir olanlar, seni bağlayıp hapsetmek, yahut öldürmek, yahut da yurdundan çıkarmak için düzenlere baş vurmuşlardı. Onlar, bu düzeni kurarken Allah da cezalarını hazırlamadaydı ve Allah hilekarları cezalandıranların en hayırlısıdır.
Dâr-ün-Nedve'de, yani Kureyş ulularının topluluk yerinde, Hz. Peygambere, bütün kabilelerden seçilen kişilerin birden hücum ederek öldürmeleri ve bu sûretle Haşimoğullarının kan dâvasına kalkmalarının önünün alınması kararlaştırılmıştı. Buna işaret edilmektedir.
Abdullah Parlıyan
Ve hatırla ey peygamber! Allah'tan gelen gerçekleri örtbas etmeye şartlanmış olanlar, seni tebliğden alıkoyup durdurmak yani tutuklamak, öldürmek, yahut sürgün etmek için sana karşı nasıl tuzaklar kuruyorlardı. Onlar hep böyle tertipler peşinde koşarlarken, Allah onların bu düzenlerini boşa çıkarıverdi, çünkü Allah bütün tuzak kuranların üstündedir.
Hani bir vakitler, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, seni tutup bağlamak veya seni öldürmek veya seni Mekke'den çıkarmak için sinsi planlar, tuzaklar kuruyorlardı. Onlar sana tuzak kurarlarken, Allah da karşı planlar yapıp uyguluyordu. Allah plan yapanların en hayırlısıdır.
Hani inkar edenler seni bağlayıp hapsetmek, öldürmek veya (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
30.İbnu Ebi Hatim`in Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre bu ayeti kerime Mekke müşriklerinin Dâru`n-Nedve`de Resulullah (a.s.)`ı ortadan kaldırmak için kurdukları planlarla ilgili olarak indirilmiştir. Resulullah (a.s.)`ın hicretinden kısa süre önce Dâru`n-Nedve`de toplanan Mekke müşrikleri Resulullah (a.s.)`ı ya yakalayıp bir yere bağlamak, ya Mekke dışına çıkarmak ya da öldürmek üzere görüşler ortaya atmışlardı. Abdullah bin Abbas (r.a.)`ın bildirdiğine göre şeytan da, tecrübeli bir ihtiyar görünümünde Mekke müşriklerinin karşısına çıkarak kendisinin Necidli olduğunu ve toplantılarına katılmak istediğini bildirdi. Müşrikler bunu kabul ettiler. Necidli ihtiyar Resulullah (a.s.)`ın yakalanıp bağlanması veya Mekke dışına çıkarılması görüşlerine itiraz ederek bunların olumsuz sonuç getireceğini söyledi. Bu sırada Ebu Cehil şöyle bir fikir ortaya attı: "Her kabileden güçlü bir genç alın. Sonra her bir gence keskin bir kılıç verilsin. Sonra onlar bir tek adamın öldürmesi gibi onu öldürürler. Böylece onun kanının sorumluluğu bütün kabilelere dağılmış olur. Bu durumda Haşim oğullarından şu küçük mahallenin bütün Kureyş halkıyla savaşa gireceğini sanmıyorum. Onlar bu durumu görünce diyet almayı kabul ederler. Böylece rahata kavuşmuş ve bize verdiği sıkıntıyı gidermiş oluruz." Necidli ihtiyar da bu görüşe muvafakat etti. Sonuçta bu görüşü kabul edip dağıldılar. Ancak Cibril (a.s.) Resulullah (a.s.)`a gelerek planı kendisine haber verdi ve o gece daha önce yattığı yatağında yatmamasını istedi. Resulullah (a.s.) da o gece (yatağında Hz. Ali (r.a.)`yi bırakarak) hicret için yola çıktı. Böylece müşriklerin tuzaklarından kurtulmuş oldu. Bu ayeti kerime ise Resulullah (a.s.)`ın Medine`ye hicretinden sonra indirildi. 31.İbnu Cerir`in Said bin Cubeyr`den rivayet ettiğine göre Mekke müşriklerinden Nadr bin Hâris, Kur`an-ı Kerim hakkında: "İstesek bunun gibisini biz de söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" derdi. Bu kişi Bedir savaşında Mikdad (r.a.) tarafından esir edildi ve Resulullah (a.s.) onun öldürülmesini emretti. Mikdad (r.a.): "Ey Resulullah (a.s.)! Bu benim esirimdir" deyince Resulullah (a.s.) onun daha önce Kur`an-ı Kerim hakkında söylediği sözleri hatırlattı ve öldürme emri yerine getirildi.
Ali Bulaç
Hani o inkâr edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.
Bir vakit, o kâfirler, seni bağlayıp hapsetmeleri, ya öldürmeleri, ya da Mekke'den çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar bu hileyi kurarlarken Allah, hilelerini başlarına yıkıveriyordu (hilelerinden seni kurtarmış bulunuyordu). Allah, hilekârlara ceza verenlerin en hayırlısıdır.
O vakti hatırla ki; o kâfirler, seni bağlamak veya öldürmek veya yurdundan çıkarmak için düzen kuruyorlardı. Kurarlarken, Allah da karşı düzen kuruyordu. Ve Allah, düzen kuranların en hayırlısıdır.
Hani inkârcılar seni tutuklamak, öldürmek ya da Mekke'den sürmek amacı ile sana tuzak kurmuşlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzaklarını boşa çıkarıyordu. Hiç kuşkusuz Allah tuzaklara karşılık verenlerin en güçlüsüdür.
İnkar edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarken, Allah da düzenlerini bozuyordu. Allah düzen yapanların en iyisidir.
Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir.
İnkarcılar seni etkisiz hale getirmek, veya seni öldürmek ya da seni sürmek için planlar yapıyorlardı. Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor. ALLAH plan kuranların en ustasıdır
Hani bir vakitler, o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek veya sürüp çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı da, onlar tuzak kurarken Allah da karşılığında tuzak kuruyordu. Öyle ya, Allah tuzakların en hayırlısını kurar.
Hani bir vakıt dı o kâfirler seni tutub bağlamaları veya öldürmeleri veya sürüb çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı, onlar tuzak kurarlarken Allah da karşılığını kuruyordu, öyle ya Allah tuzakların hayırlısını kurar
Hani bir zaman o küfredenler seni tutub bağlamaları, ya seni öldürmeleri, yahud seni (yurdundan zorla) çıkarmaları için sana tuzak kuruyor (lar) di. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da onun karşılığını yapıyordu. Allah tuzak kuranlara mukaabele edenlerin en hayırlısıdır.
(Ey Habîbim!) Bir zaman inkâr edenler seni tutup bağlamak veya seni öldürmek veya seni (yurdundan) çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlardı(1)(ama) Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
(1)“Kureyş kabîlesi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı öldürtmek için, kat‘î ittifâk ettiler. Hattâ insan sûretine girmiş bir şeytanın tedbîriyle, Kureyş içine fitne düşmemek için, her kabîleden lâekal (en az) bir adam içinde bulunup, iki yüze yakın, Ebû Cehil ve Ebû Leheb’in taht-ı hükmünde olarak, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın hâne-i saâdetini bastılar. Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın yanında Hazret-i Ali vardı. Ona dedi: ‘Sen bu gece benim yatağımda yat!’ Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm beklemiş, tâ Kureyş gelmiş, bütün hânenin etrâfını tutmuşlar. O vakit çıktı, bir parça toprak başlarına attı. Hiçbirisi O’nu görmedi, içlerinden çıktı gitti.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 63)
İlyas Yorulmaz
Doğruları kabul etmeyen inkârcılar senin mücadeleni durdurmak yahut seni öldürmek veyahut da seni yurdundan çıkarmak için planlar hazırlıyorlardı. Onlar plan hazırladı, Allah da plan hazırladı. Allah plan hazırlayanların en hayırlısıdır.
Hani kâfir olanlar seni hapsetmek [⁵] veya öldürmek veya Mekke/den çıkarmak için hakkında Darünnedve/de mekr ve hilede bulunmuşlardı. Onlar mekr ve hile ederler. Allah da mekirlerine mukabelede bulunur. Allah mekr ve tedbirde bulunanların hayırlısıdır [⁶].
İsmail Hakkı İzmirli Enfal Suresi 30. Ayet Açıklaması
[5] Veya elini, kolunu bağlamak.[6] Tedbirde en kuvvetlisi, tesiri en şiddetli olanıdır.
Kadri Çelik
Hani küfre sapanlar seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Onlar düzen kurarken, Allah da düzen (tedbir) kuruyordu. Allah düzen kuranların en iyisidir.
Ey Muhammed! Hani o kâfirler, İslâm’ın Mekke’de yayılmaya başladığını görünce, seni yakalayıp hapsetmek veya geceleyin ani bir baskınlaöldürmek, ya da öz yurdundan sürüp çıkarmak amacıyla, sana karşı sinsice tuzaklar kuruyorlardı. Fakat onlar bu tuzaklarla uğraşırken, Allah daonların bütün hesaplarını altüst edecek müthiş bir plân kuruyordu. Ve Allah, ancak adâleti gerçekleştirmek ve zâlimlere gereken cezayı vermek için tuzak kurar; zira O, plân kuranların en hayırlısıdır. O zâlimler ki;
Hani, inkâr edenler, seni hapsetmek veya öldürmek veya sürgün etmek için sana mekir / tuzak kuruyorlar.
Tuzak kuruyorlar; Allah da tuzak kuruyor.
Allah Tuzak Kuranlar’ın da hayırlısıdır.
(Ey Muhammed!) Hani bir zamanlar, o kâfirler seni tutup bağlamak yahut öldürmek, ya da (Mekke’den) sürüp çıkarmak için sana tuzak kurarlarken,1 Allah da onlara tuzak kuruyordu. Zîrâ Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.2
1 Müşrikler, Medîneli Müslümanların Peygamberimize gelip biat ettiklerini öğrenince, telâşlandılar ve hemen, Dar’ün-Nedve’de toplandılar. Aralarına şeytanlığı kuvvetli olan ve Necidli olduğunu söyleyen bir ihtiyar da katıldı. İçlerinden birisi; “Peygamberi bağlayıp, bir odaya hapsetmeyi” teklif edince ihtiyar: “Bu olmaz! Çünkü onun kavminden size silâh çekip gelirler ve onu kurtarırlar.” dedi. Birisi de; “Onu bir deveye yükletip, Mekke’den dışarıya çıkarmayı” önerdi. Yine o ihtiyar: “Böyle de olamaz! Çünkü o, gider başka bir toplumu ifsat eder, sonra gelir sizinle savaşır.” dedi. Sonunda Ebû Cehil: “Her kabîleden birer delikanlı alalım, ellerine birer kılıç verelim, hepsi birden vursunlar, öldürsünler. Haşim Oğulları bütün Kureyş ile savaşamaz. Şâyet diyet talep ederlerse de veririz.” dedi. Bunun üzerine ihtiyar: “işte bu görüş çok iyi.” dedi. Müşrikler sonunda buna karar verip dağıldılar. Derhal Cebrâil gelip, Peygamberimize durumu haber verdi ve hicret emrini getirdi. (Suyûtî)2 Yani Allah’ın tuzak kurması, bir şerri ortadan kaldırmak ve tuzak kuranlara haddini bildirmek içindir.
Muhammed Esed
VE [HATIRLA, ey Peygamber,] hakikati inkara şartlanmış olanlar seni [tebliğden alıkoyup] durdurmak, öldürmek yahut sürgün etmek için sana karşı nasıl ince tuzaklar kuruyorlardı: onlar [hep] böyle tertipler peşinde koşarlarken 30 Allah onların bu tertiplerini boşa çıkarttı, çünkü Allah bütün o tuzak kuranların üstündedir.
Hani bir zaman, kâfirler seni tutuklamak yahut öldürmek veya sürgün etmek için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kuruyorlardı ama Allah da o tuzakları bozuyordu. Zira Allah tuzakları bozanların en iyisidir. 16/26, 27/48- 49- 50, 35/10
HANİ bir zaman da inkârda direnenler senin önünü kesmek, öldürmek ya da sürgün etmek için sana tuzaklar kuruyorlardı. Nitekim onlar hep tuzak kurmuşlar, Allah da onların tuzağını sürekli boşa çıkarmıştır; zira Allah tuzakları boşa çıkaranların en hayırlısıdır.[1359]
Mustafa İslamoğlu Enfal Suresi 30. Ayet Açıklaması
[1359] Lafzen: “Allah da onlara tuzak kurmuştur; zira Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” Bu lafzî anlamdaki “hayır”, Allah’ın kurduğu tuzağın insanınkine benzemeyip, hep onun hayrına olduğu şeklinde anlaşılmalıdır (Râzî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve hani bir zamanda o kâfirler, seni tutup bağlamaları veya seni öldürmeleri veya seni çıkarmaları için sana hud'ade bulunuyorlardı. Ve onlar mekrde bulunurlar. Allah Teâlâ da mekr eder ve Allah Teâlâ mekr edenlerin en hayırlısıdır.
Bir vakit de o kâfirler senin elini kolunu bağlayıp zindana mı atsınlar, yahut öldürsünler mi, yahut seni ülke dışına mı sürsünler diye birtakım tuzaklar planlıyorlardı. Onlar tuzak kuradursunlar, Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Allah tuzak kurmaz. Sadece tuzak kuran olursa, tuzağı boşa çıkarması anlamında, müşakele babından, bu fiil O’na isnad edilir. Müşakele: Muhatabın lafzını kullanarak, farklı bir mâna kasdetmektir. Mesela itaatsizlik edip sırıtan çocuğuna babası: “Sen gül bakalım, ben de sana gülerim!” derken, babanın gülmesi gibi. Müşakele üslubunda olmaksızın Allah Teâlâ hakkında tuzak, istihza, hud’a vb. kavramları kullanmak caiz değildir.
Süleyman Ateş
İnkar edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri, ya da sürmeleri için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir. (O, kendisine karşı tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirir).
Kafirler seni hapsetmek, öldürmek veya sürgün etmek için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en iyisidir.
Hani o inkâr edenler seni yakalayıp zindana atmak veya öldürmek yahut yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Oysa onlar tuzak kurdukça Allah da onların tuzağını başlarına geçiriyordu. Zira Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Küfre sapanlar, seni tutup bağlamaları yahut öldürmeleri ya da yurdundan çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar. Ama Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
daħı ol vaķt kim yavuz śanur-ıdı anlar kim kāfir oldılar yā yıġalar seni yā depeleyeler seni yā çıķaralar seni. daħı yavuz śanurlar daħı yavuz śanur Tañrı daħı Tañrı yigregidür yavuz śanıcılaruñ.
Ẕikr eyle ol güni ki mekr eylediler senüñle kāfirler, seni ḥabs eylemeg‐içün,yā seni öldürmeg‐içün, yā seni yirüñden çıḳarmaġ‐ıçun. Anlar mekr eyler‐ler, Tañrı Ta‘ālā daḫı mekr ider seni ḫalāṣ ider. Daḫı Tañrı Ta‘ālā ḫayrlusıdurmekr idicilerüñ.