Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3362, sondan 2875. ayet; 29. sure ve Ankebut Suresinin 22. ayetidir. Ankebut Suresi 22. ayetinin kelime sayisi 17, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 2978 olarak hesaplanmıştır. Ankebut Suresinin toplam ebced değeri 274256 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (10) ل (8) م (8) bulunuyor.
Arapça Metin
وما انتم بمعجزين في الارض ولا في السماء وما لكم من دون الله من ولي ولا نصير
Bu bölümün, Hz. İbrâhim ve onun halkıyla ilgili önceki âyetlerin devamı sayılabileceği gibi –bir tür parantez içi ifadesi olarak– Hz. Peygamber ve onun kavmiyle ilgili olabileceği de belirtilmektedir. Her iki durumda da önemli olan, varlığı, oluşu ve hayatı başlatanın da devam ettirenin de Allah olduğunun ortaya konmasıdır. Bu gerçeğin “... görmezler mi?” şeklinde soru ifadesiyle dile getirilmesi ise insanın duyu ve zihin imkânlarını kullanmasının gerekliğine işaret etmektedir. Ayrıca sağlıklı bir şekilde incelenip üzerinde düşünüldüğünde varlığın arkasındaki hikmeti, planı ve o planın sahibini anlama imkânının elde edilebileceğine de işaret vardır. Bu yaratılış olgusunun hatırlatılmasında, –Kur’an’da değişik vesilelerle sık sık altı çizildiği gibi– aynı yaratıcı kudretin âhiret denilen ikinci hayatı gerçekleştirmeye de muktedir olduğuna bir ima bulunmaktadır. 19. âyeti şu şekilde anlayanlar da vardır: “Görmez mi onlar, Allah varlığı ilk baştan nasıl yoktan yaratıyor? Sonra O, yaratılışı tekrar gerçekleştirecektir.” Bu yoruma göre önce evrendeki sürekli yaratılış hatırlatılmakta, ardından da âhiret hayatının başlangıcı olmak üzere ikinci yaratılışın gerçekleşeceğine dikkat çekilmektedir. İlk yaratılışın geniş zaman (muzâri) fiiliyle zikredilmesi bu yaratılışın sürekliliğine işaret eder (bk. Kurtubî, XIII, 349; İbn Âşûr, XX, 228). Ancak âyetin bütününde dünyadaki yaratılışa, bu yaratılışın sürekliliğine dikkat çekildiği şeklindeki görüş daha isabetli görünmektedir. 20. âyette ise hem dünyadaki yaratma hem de dünya hayatının sona ermesinin ardından ikinci hayat için diriltme söz konusu edilmiş; ilk yaratma, ikinci yaratmanın mümkün olduğuna delil olarak gösterilmiştir (Taberî, XX, 138-139). 21. âyette ikinci yaratılışın yani âhiret hayatının gerçekleşme sebebi dolaylı bir ifadeyle belirtilmiştir ki bu da Allah’ın dilediğine azap etmesi, dilediğine de merhametiyle muamele edip azaptan esirgemesidir. Kuşkusuz Allah, adalet ve hikmet sahibi olduğu için, dünya hayatını inkâr ve isyanla geçirenleri cezaya çarptıracak, iman ve itaatle geçirenleri de azaptan koruyup lutuf ve merhametiyle onlara ikramda bulunacaktır. Nitekim 23. âyet, ilâhî rahmetin ve cezanın adalet temeline dayandığına dikkat çekmektedir.
Mehmet Okuyan
Yerde ve gökte (O’nu) asla aciz bırakamazsınız. Sizin için Allah’a rağmen dost da yardımcı da yoktur.
Sizin ne yerde, ne gökte Allah'ın azabından kurtulup kaçacağınız bir yer yoktur. Sizin için Allah'ın dışında, O'ndan gelecek felaketlere karşı, sizi koruyacak herhangi bir dostunuz ve yardımcınız da yoktur.
Siz, yerde ve gökte Allah'ı âciz bırakamazsınız, koyduğu kanunların dışına çıkarak yakanızı kurtaramazsınız. Allah'ın dışında, kulları durumundakilerden size, ne bir koruyucu, ne de bir yardım eden bulunur.
Siz ne yerde ne de gökte (Allah'ı) aciz bırakacak değilsiniz (O'nun yapacaklarına engel olamazsınız). Ayrıca, kendinize O'ndan başka ne bir dost bulabilirsiniz ne de bir yardımcı!
İlâhî hükümden kurtulmak için ne yeryüzünün en gizli yerine saklanmanın, ne de gökyüzüne çıkmanın fayda vermeyeceği anlatılmakta, insanların göğe çıkacaklarına da dolaylı olarak işaret edilmektedir.
Edip Yüksel
Siz ne yeryüzünde ne de gökte bunu engelleyemezsiniz. Sizin ALLAH'tan başka Sahibiniz ve Yardımcınız yoktur.
Sizler yeryüzünde saklansanız da gökte olsanız da [²] Allah/ı mücazaatta âciz kılacak değilsiniz. Allah/tan başka sizin ne yârınız var, ne medetkârınız var.
Ve siz ey zâlimler; ne yerde, ne de gökte Allah’ın elinden kaçıp kurtulabileceğinizi sanmayın! Yerin derinliklerine de saklansanız, göklere de tırmansanız, her hâlükârda Rabb’inizin huzuruna getirileceksiniz. İşte o zaman, kendinize O’ndan başka ne bir dost bulabilirsiniz, ne de bir yardımcı!
Ne yeryüzünde ne de gökte Allah'ı başınızdan savamazsınız, [bunu hiç beklemeyin;] Sizi ne Allah'ın elinden alabilecek, ne de size yardım edebilecek kimse bulamazsınız.”
Siz, ne yeryüzünde ne de gökyüzünde Allah’ın elinden kaçıp kurtulamazsınız, İyi bilin ki sizin Allah’tan başka veliniz de yardımcınız da yoktur. 2/107, 32/4