Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 4003, sondan 2234. ayet; 38. sure ve Sâd Suresinin 33. ayetidir. Sâd Suresi 33. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 30 ve toplam ebced değeri ise 1162 olarak hesaplanmıştır. Sâd Suresinin toplam ebced değeri 227837 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure ص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ص (0) bulunuyor.
32,33. Süleyman, “Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim” dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman[463], “Onları bana geri getirin” dedi. (Atlar gelince de) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
Bu âyetin bu kısmı, “Nihayet güneş perde arkasına çekilince (batınca)” şeklinde de tercüme edilebilir.
Diyanet İşleri (Yeni) Sâd Suresi 33. Ayet Tefsiri
Tefsirlerde bu âyetlere, bizim tercih ettiğimizden oldukça farklı bir anlam daha verilmektedir. Buna göre söz konusu âyetlerin meâli şöyledir: Bir gün akşama doğru alımlı, soylu koşu atları Süleyman’ın önüne getirilmişti. Süleyman, “Ben mal sevgisini rabbimi anmaya tercih ettim (Mal sevgisi bana rabbimi anmayı, ikindi namazını kılmayı unutturdu)!” dedi. Artık güneş perdesinin arkasına çekilip gözden kaybolmuştu. Süleyman “Atları bana geri getirin” dedi; getirilince de (günah işlemesine sebep oldukları için) bacaklarını ve boyunlarını bir bir kestirmeye başladı. Tefsirlerde her iki meâl istikametinde de yorumlar yer almaktadır. Ancak biz, bu ikinci meâli isabetli görmüyoruz. Çünkü öncelikle bir peygamberin, Allah’ı unutacak kadar kendisini mal sevgisine kaptırması, ayrıca çok sayıda (bazı rivayetlerde yirmi bin) atı katliamdan geçirecek kadar insafsız, kendi hatasının bedelini mâsum hayvanlara ödetecek kadar adaletten uzak olması mümkün değildir. Bu anlayışa bakılırsa Hz. Süleyman kendisini atların sevgisine kaptırmışken güneş batmış, ikindi namazının vakti geçmişti. Öncelikle âyette güneş kelimesi geçmiyor; atlardan söz edilirken mecazi bir ifadeyle onun / onların gözden kaybolduğu bildiriliyor (Burada “gözden kaybolma” anlamındaki “tevâret” fiili nin gizli öznesi tekil de çoğul da olabilir). Gözden kaybolanın atlar olması sözün akışına daha uygun düşmektedir. Öyle anlaşılıyor ki Süleyman’ın peygamber kişiliğiyle bağdaşmayan, bu sebeple de bizim tercih etmediğimiz yorumun aslı İsrâiliyat kaynaklıdır. Ayrıca hikayeye ikindi namazı gibi bazı İslâmî unsurlar da katılmıştır. Yahudi geleneğinde babası Dâvûd gibi Süleyman da bir kral olarak telak ki edildiği için ona peygamberlikle bağdaştırılması imkânsız bu tür kötü isnatlarda bulunulmuş olabilir (bazı örnekler için bk. Kitâb-ı Mukaddes, I. Krallar, 11:1-10). İslâm inancında Dâvûd gibi Süleyman da peygamber olduğundan, peygamberler hakkında son derece yüceltici ifadeler kullanan Kur’an’da Süleyman’ın Allah’ı unutacak kadar mal tutkunu, zalim ve insafsız biri olarak tanıtılması mümkün değildir. Nitekim Kitâb-ı Mukaddes’in anılan bölümünde Hz. Süleyman’ın âhir ömründe ecnebi asıllı eşlerinin telkiniyle tek tanrı inancından saptığı, putlara taptığı bildirilirken Kur’ân-ı Kerîm’de bu iddialar, “şeytanların uydurmaları” olarak nitelenmekte ve Süleyman hakkında böyle bir inancı benimseyen yahudiler eleştirilmektedir (Bakara 2:102).
Mehmet Okuyan
(Sonra) “Onları (atları) tekrar bana getirin!” demiş ve ayaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
Bu ayette Hz. Süleyman’in atlarının boyunlarını ve bacaklarını sıvazlamasından söz edilmektedir; iddia edildiği gibi atların katledilmesi söz konusu değildir.
Bayraktar Bayraklı
“Onları bana tekrar getiriniz” dedi. Bacaklarını ve boyunlarını ovmaya başladı.
1- Sevgiyle okşamaya. 2- Bu ayete, kimi çevirilerde: “Bacaklarını ve boyunlarını kesti” şeklinde anlam verilerek önemli bir hataya düşülmektedir. Böylesi kötü bir davranışı, bir nebiye yakıştırmak, “kör” bir anlayıştan ve İsrâîlliyât'tan başka bir şey değildir.
Ahmet Akgül
(Hz. Süleyman;) “Onları (tutup) bana geri getirin” (dedi) . Sonra (onların) bacaklarını ve boyunlarını mesh edip okşamaya başladı. (Güya bu atlar, Hz. Süleyman’ı Allah’tan ve itaatten alıkoyduğu için, tutup onların boyunlarını ve bacaklarını kesmeye başladığı yorumları; fıtrata ve şefkate aykırıdır.)
6.Veya: "Ayaklarını ve boyunlarını kesmeye başladı." Tefsirlerde ifade edildiğine göre Süleyman (a.s.) kendisini ikindi namazından alıkoymaları dolayısıyla bu atları kurban ederek etlerini fakirlere dağıttı. Çünkü onun şeriatında at eti yemek caizdi.
Ali Bulaç
'Onları bana geri getirin' (dedi). Sonra bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
(Bunun üzerine, atlar kendisini meşgul edib ibadetten alıkoyduklarından onları Allah için kurban etmeye kasd etti ve şöyle dedi): “- Onları bana geri getirin.” Artık ayaklarını ve boyunlarını kesib kurban etmeğe başladı.
(*) Birinci görüşte atları, güzelliklerinden, mana-yı ismiyle sevmişti. Zikirden gafil kalmıştı. İkinci görüşte ise onları, Allah namına mana-yı harfiyle sevmişti. Bu ayetlerle ilgili İsrailiyatın İslamî bir kaynağı yoktur.
Besim Atalay
Süleyman dedi ki: «Siz onları bana geri getirin!» Hemen inciklerin, boyunların okşamaya başladı
32,33. Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
32, 33. Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı. (O zaman:) Onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Âyet, muharebe için at beslemenin öteden beri yürütülegelen güzel bir âdet olduğunu ortaya koymaktadır. Hz. Süleyman, savaş ihtiyacı belirince, atların hazırlanmasını ve idman için koşturulmasını emrederek, «Ben bunları dünyada nefsimin hazzı için değil, Allah’ın emrinden ve onun dinini takviye etmek arzusundan dolayı seviyorum» demişti.
Edip Yüksel
"Onları bana geri getirin," dedi, (veda etmek için) bacaklarını ve boyunlarını okşadı.
İsmail Hakkı İzmirli Sâd Suresi 33. Ayet Açıklaması
[3] Atların boyunlarından, bacaklarından, muhabbetinden dolayı tozunu silkti. İkinci mânâya göre kılıç sürdü, ayağını kesti. Bu hal Süleyman için mubah idi. Fakat bizim şeriatımızda böyle değildir.
Kadri Çelik
“Onları bana geri getirin” (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı.
1 Birçok tefsirde, Hz. Süleyman ve atları ile ilgili yakışıksız rivâyetler vardır. Bazıları bu ayeti, [“Ben hayrı yani malı ve atı sevmek için Rabbimin zikrinden kaldım. Sonunda Güneş battı gizlendi ve böylece ikindi namazım geçti” diye üzüldü ve bundan dolayı: “getirin onları bana” deyip hepsini Allah için kurban etti.] şeklinde anlamışlarsa da bu rivâyetlerin sağlam bir kaynağı olmadığından dolayı tercüme yukarıdaki gibi yapılmıştır. Bk. (Râzî) Esasen Hz. Süleyman (a.s.), “Gerçekten ben, iyi atı bana Rabbim(in gücünü) hatırlattığından dolayı severim.” dedi. Yani namazını geçirmedi. Zira ayetin metninde namazla ilgili hiçbir ifade geçmemektedir. Belki de atların kendisine ikindi vakti arz olunmasından dolayı böyle bir iftira uydurulmuş olabilir.
Muhammed Esed
“Onları bana getirin!” [diye emretti] ve bacakları ile boyunlarını [şefkatle] sıvazlamaya başladı. 31
32, 33. Onlarla ilgilenip “Ben Rabbimi hatırlattıkları için güzel şeyleri severim. ” dedi ve onlar gözden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra: “Onları tekrar bana getirin! ” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Hz. Süleyman (a.s.) savaşta istifade etme ve daha başka gayelerle atların hazırlanmasını ve eğitimleri için koşturulmalarını emrederek, bazan bu işe bizzat nezaret ediyordu.” Ben bunları nefsimin haz duyması için değil, Allah’ın dinini güçlendirmek arzumdan dolayı seviyorum.” demişti.
Süleyman Ateş
Onları bana getirin (dedi), bacaklarını ve boyunlarını okşamağa başladı.