Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5149, sondan 1088. ayet; 59. sure ve Haşr Suresinin 23. ayetidir. Haşr Suresi 23. ayetinin kelime sayisi 19, harf sayısı 87 ve toplam ebced değeri ise 3694 olarak hesaplanmıştır. Haşr Suresinin toplam ebced değeri 129416 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
هو الله الذي لا اله الا هو الملك القدوس السلام المؤمن المهيمن العزيز الجبار المتكبر سبحان الله عما يشركون
O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
Cenâb-ı Hak, “Allah” ismini en başa koyarak kendisinin bazı isim ve sıfatlarını özellikle anmakta, ardından en güzel isimlerin kendisine ait olduğunu hatırlatmaktadır. Kulluk bilincine erişmiş olanların taşıması gereken Allah korkusuna değinen 21. âyetin açıklaması mahiyetindeki bu âyetlerde bile önce Allah Teâlâ’nın birliğine, sonra ilminin sınırsızlığına, hemen bunların ardından da rahmet ve şefkatinin enginliğine yer verilmesi, ulu Rabbimizi diğer isim ve sıfatlarını da unutmadan, ama her şeyden önce sevgi, şefkat ve bağışlayıcılık nitelikleriyle düşünmemiz ve bizim de bütün yaratılmışlara karşı bu tavrı öncelememiz gerektiğini gösterme açısından dikkat çekicidir. “En güzel isimler” diye çevirdiğimiz 24. âyetteki esmâ-i hüsnâ terimi, “Allah Teâlâ’nın en güzel niteliklerine ve en mükemmel anlamlara delâlet eden isimleri” demektir (bilgi için bk. A‘râf 7:180; “Allah” hakkında bk. Bakara 2:255; “rahmân” ve “rahîm” hakkında bk. Fâtiha 1:3). Genellikle birden fazla mâna ile açıklanan esmâ-i hüsnâdan 23-24. âyetlerde geçenler için verilen başlıca anlamlar şöyledir: a) Melik: Egemenliğin mutlak sahibi, görünen ve görünmeyen âlemlerin asıl ve yegâne mâliki, b) Kuddûs: Her türlü eksiklikten uzak, mutlak kemal sahibi, yaratılmışların tasavvur ve tasvirine sığmaz, kutsî, c) Selâm: Esenlik kaynağı, esenlik veren, selâmete çıkaran, d) Mü’min: Güven sağlayan, kendisine güvenilen, vaadine itimat edilen, gönlünü imana açanlara iman veren, kendisine güvenenleri korkudan emin kılan, e) Müheymin: Görüp gözeten, yöneten ve denetleyen, evrenin mutlak hâkim ve yöneticisi, f) Azîz: Üstün, yenilmeyen, mutlak güç sahibi, yegâne galip, izzet ve şanın asıl sahibi ve kaynağı, g) Cebbâr: İradesine sınır olmayan, murat ettiğini her durumda icra edebilen, hükmüne ve etkisine karşı direnilemeyen, yaratılmışların halini iyileştiren, yaraları saran, dertlere derman olan, erişilemez, yüceler yücesi, güç ve azamet sahibi, h) Mütekebbir: Büyüklüğü apaçık olan, azametini ortaya koyan, büyüklük ancak kendisine yaraşan, büyüklükte eşi olmayan, ı) Hâlik: Takdir ettiği gibi yaratan, i) Bâri’: Örneği olmadan yaratan, yaratmanın bütün evrelerindeki inceliklerin asıl kaynağı, j) Musavvir: Biçim ve özellik veren, yarattıklarının maddî mânevî, duyularla algılanan algılanamayan bütün şekil ve hususiyetlerini belirleyen, k) Hakîm: Bütün işleri ve buyrukları yerli yerince olan, hüküm ve hikmet sahibi. Sûre –ilk âyetinde olduğu gibi– göklerde ve yerde bulunanların hepsinin Allah’ı tesbih ettiği, O’nun azîz ve hakîm olduğu belirtilerek sona ermektedir.
Mehmet Okuyan
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Hükümdardır, kutsallığın kaynağıdır, esenlik kaynağıdır, güven verendir, gözetip koruyandır, güçlüdür, istediğini yaptırabilendir, büyüklüğünü gösterendir. Allah onların ortak koştuklarından yücedir.
O Allah, kendisinden başka tanrı olmayandır. O, mülkün sahibi ve hâkimidir. Kutsal kurtuluşun tek kaynağıdır. Güven verendir, iman bağışlayandır. Görüp gözetendir. Güçlüdür, istediğini zorla yaptırandır. Büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların eş koştuklarından uzaktır.
O Allah ki: O'ndan başka ilah yoktur; Melik'tir¹, Kuddûs'tür², Selâm'dır³, Mü'min'dir⁴, Muheymin'dir5, Aziz'dir6, Cebbar'dır7, Mutekebbir'dir.8 Allah, onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.9
1- Evrenin sahibidir, egemenidir, yöneticisidir. 2- Tertemizdir, her türlü eksiklikten uzaktır, saygındır, kusursuzdur. 3- Esenliktir, barıştır. 4- Güvendir. 5- Koruyucudur, gözeticidir. 6- Mutlak üstün olandır. 7- Bozuk işleri, toplumları düzeltendir, onarandır. 8- Büyüklük ve ululuk yalnızca O'na aittir. 9- Allah'a ait nitelikler hiçbir varlıkta yoktur.
Ahmet Akgül
O Allah ki, O'ndan başka İlah yoktur. Melik'tir (Gerçek Sultan ve Hükümrandır) ; Kuddûs'tür (Her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır) ; Selâm'dır (Kullarını selamet ve esenlikte tutandır) ; Mü'min'dir (İman ehlini huzur ve emniyete ulaştırandır) ; Müheymin'dir (Himaye edip kollayan, gözetip koruyandır) ; Azîz'dir (Sonsuz üstünlüğe sahip olandır) ; Cebbâr'dır (Her istediğini mutlaka ve zorla yaptırandır) ; Mütekebbir'dir (Büyüklük ve Ululuk O’nun şanıdır) . Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok Yücedir.
O, bir Allah'tır ki yoktur ondan başka tapacak; her şeye sahiptir, ayıplardan ve noksanlardan arıdır, kullarını esenliğe erdirir ve kendi esendir, kullarına zulmetmez ve onları emniyete ulaştırır, her şeyi görüp gözetir, üstündür, saltanatında mutlaktır ve iradesini geçirir de sınıkları onarır ve eksikleri tamamlar, ululuk ıssıdır ve ulu sıfatlara layıktır; münezzehtir, yücedir Allah, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.
Allah O'dur ki, O'ndan başka ilah yoktur. Mülkün sahibi ve hükümranı O'dur. Her türlü ayıp ve noksanlıklardan uzaktır. Yarattıklarına zulmetmeyen tek güven kaynağıdır. İman bahşeden ve daima emniyette kılandır. Herşeyi görüp gözetendir. Mağlup edilemeyen tek güçlü ve kuvvetli O'dur. Dilediğini engelsiz yapan ve yaptırandır ve gerçekten büyüklüğe layık olandır O. Şanı yüce olan Allah, insanların ilahlık yakıştırdıkları herşeyden de uzak ve yücedir.
O, kesinlikle hak ilâh olan Allah'tır. Mülkün sahibi ve tek hâkimidir. Her türlü noksanlıktan, ayıptan münezzeh, en büyük kutsaldır. Âfetten, kederden, dertten, zevalden uzak, bütün varlıkların selâmet kaynağıdır. İman, emniyet ve güven veren, güvenilen bir varlıktır. Görüp gözeten, koruyan, hakkı belirleyen ölçüyü koyan ve murakabe edendir. Kudret sahibi, hükümran ve üstündür. Dilediği icraatı yapan, gücüne karşı konulmayandır. Büyüklük, ululuk ve azamet sahibidir. Allah, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında, Allah'a ortak koşan müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Mülkün sahibidir, kutludur, esenlik verendir, güven verendir, gözetip koruyandır, yücedir, her şeye buyruğunu geçirendir, pek uludur. Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.
O Allah ki, O'ndan başka ilah yoktur. Melik'tir; Kuddûs'tur; Selam'dır; Mü'min'dir; Müheymin'dir; Aziz'dir; Cebbar'dır; Mütekebbir'dir. Allah, (müşriklerin) şirk koştuklarından çok yücedir.
O, öyle Allah ki, O'ndan başka hiç bir İlâh yok... Melîk'dir= mülk ve saltanatı devamlı olandır, Kuddûs'dür= her türlü noksanlık ve ayıblardan berîdir, Selâm'dır= bütün âfet ve kederlerden salimdir, Mümin'dir= emniyet verendir, Müheymin'dir= her şeyi gözetib koruyandır, Azîz'dir= her şeye gâlibdir, Cebbâr'dır= kulların hallerini ve ihtiyaçlarını düzeltendir, varlığı çok yücedir, Mütekebbir'dir= azamet ve ululuk sahibidir. Allah, (müşriklerin kendisine) koştukları ortaklardan münezzehtir.
O, öyle bir Allah ki, Ondan başka tapılacak yoktur. O, her şeyin sahibidir, her kusurdan paktır, her şeyin düzen ve selametini sağlar, onları korur, emniyete alır, izzet ve güç sahibidir. Çok büyük ve her şey üstünde etkindir. O, insanların eş koştuklarından münezzehtir.
O Allah ki, O'ndan özge Tanrı yok, egemen O, kutsal O, O'dur olgun, O'dur aman verici, O'dur gören, gözeten, O'dur emre, O'dur engelsiz olan, O'dur büyüklüğün sahibi, kutsaldır eş koşmuş olduklarından
O, öyle bir Allah'tır ki, O'ndan başka hiçbir İlâh yoktur. Melik'tir (mülk ve saltanatı devamlı olandır), Kudüs'tür (her türlü eksiklikten uzaktır), Selâm'dır (barış ve esenliğin kaynağıdır), Mümin'dir (güvenilecek yegâne varlıktır), Mühremindir (her şeyi gözetip koruyandır), Aziz'dir (kudreti her şeye üstündür), Cebbar'dır (iradesine asla karşı çıkılmayan, her dilediğini mutlaka yapandır), Mütekebbir'dir (azamet ve ululuk O'nun hakkıdır). Allah, (müşriklerin kendisine) koştukları ortaklardan uzaktır.
O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.
O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
O ALLAH'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Egemendir, Kutsaldır, Barıştır, Güvenilendir, Koruyandır, Üstündür, Güçlüdür, Uludur. Onların ortak koştuklarından ALLAH çok yücedir.
O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah puta tapanların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
O öyle Allahki ondan başka tapılacak yok, öyle melik (Padişah) ki kuddus, selam, iyman ve emniyyet veren mü'min, gözeten koruyan müheymin, Azîz, Cebbar, mütekebbir, tenzih o Allaha muşriklerin şirkinden
O, öyle Allahdır ki kendisinden başka hiçbir Tanrı yokdur. (O), mülk-ü melekûtun yegâne saahibidir. Noksaanı mucib her şeyden pâk ve münezzehdir. Selâm ve selâmetin ta kendisidir. Emn-ü eman verendir. Her şey'e nigehbandır. Gaalib-i mutlakdır. Halkın haalini kemâl-i salâha götürendir. Büyüklükde eşi olmayandır. Allah (müşriklerin kendisine) katmakda oldukları her ortakdan münezzehdir.
O öyle Allah'dır ki O'ndan başka ilâh yoktur! (O,) Melik (mülkünde istediği gibi tasarruf eden)dir, Kuddûs (her noksanlıktan münezzeh olan)dır, Selâm (her kusurdan ve âfetten sâlim olan)dır, Mü'min (çokça emniyet veren)dir, Müheymin (her zaman gözetip koruyan)dır, Azîz (kudreti dâimâ üstün gelen)dir, Cebbâr (dilediğini yaptıran)dır, Mütekebbir (büyüklük ve yücelik kendisine mahsûs olan)dır. Allah, (onların) ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzehtir.
O Allah ki, O’ndan başka ilah yok, O her şeyin sahibi, en kutsal, güvenliği sağlayan, kendisi de en güvenli olan, doğru ile yanlışı belirleyen, çok güçlü, dilediğinde zor kullanan ve en büyük olandır. Allah onların koştukları ortaklardan çok uzaktır.
O, öyle bir Tanrı/dır ki kendisinden başka tapacak yoktur; O, her bir şeye mâliktir [¹], Nâlâyık olan her şeyden âridir. Her noksandan sâlimdir; aman veren [²]; her şeyi görüp gözetendir, yegâne galiptir, icbar eden Zat/tır [³], büyüklükte en yüksek derecededir [⁴] Allah müşriklerin şerik koşmalarından tamamıyle münezzehtir.
İsmail Hakkı İzmirli Haşr Suresi 23. Ayet Açıklaması
[1] Veya öyle muazzam bir padişahtır ki mülkü elden gitmek ihtimali yoktur.[2] Veya peygamberlerini tasdik eden.[3] Yâni bir şeyi dileyince karşısına hiçbir engel çıkamaz veya insanların hallerini cebr'eder, yâni ıslah eder.[4] Veya lâyık olmayan her bir şeyden gayet âlidir.
Kadri Çelik
O kendisinden başka ilah olmayan, hüküm sahibi, mukaddes, esenlik veren, güvenliğe kavuşturan, gözetip koruyan, güçlü, buyruğunu her şeye geçiren, gerçekten ulu olan Allah'tır. Yüce Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.
O Allah ki, Kendisinden başka kulluk edilecek bir otorite, bir ilâh yoktur! O, mutlak hükümranlık sahibi, Melik’tir. Her türlü kusurdan, noksanlıktan uzak; Kuddüs’tür. İslâm, kurtuluş ve esenliğin kaynağı; Selâm’dır. İman, güven ve emniyet veren; Mümin’dir. Her an her şeyi gözetip koruyan, her muhtacın ihtiyacını karşılayan; Müheymin’dir. Gerçek anlamda kudret, izzet ve şeref sahibi; Aziz’dir. Dağınıkları toparlayan, yaraları sarıp sarmalayan gücüne karşı konulamayan sonsuz kudret sahibi; Cebbâr’dır. Her konuda yüceliğini gösteren, yüceliğiyle övünmeye hakkı olan; Mütekebbir’dir. Daha büyüğü olmayan en büyüktür. Allah,müşriklerin düşünce ve anlayışlarının bozukluğundan kaynaklanan şirkin her şeklinden ve her türünden münezzehtir; acziyet ve noksanlık anlamına gelebilecek her türlü nitelikten uzaktır; insanların ilâhlık pâyesi vererek O’na ortak koştukları her şeyin üzerinde ve ötesindedir, çok yücedir!
O Allah ki O’ndan başka ilah yoktur.
Mütekebbir Cebbâr Azîz Müheymin Mümin Selâm Kuddûs Melik O’dur.
Allah şirk koşacakları şeylerden uzaktır / sübhandır.
O (Allah) ilâhlık sadece kendisine ait olan, her şeyi hükmü altına alan,1 mukaddes,2 güvenilen,3 (her şeyi) görüp4 gözeten,5 son derece şerefli,6 hükmüne karşı gelinemeyen7 ve çok yüce olan, tek Allah’tır. (İşte O) Allah, onların kendisine ortak koştuklarından çok yücedir.
1 El-Melik: Allahu Teâlâ’nın “Hükümdar” ve “kral” anlamındaki güzel isimlerinden birisidir. Malik ve sahip olmak anlamına gelen (مَلَكَ) fiilinden türemiştir. Sahip ve malik anlamında “melik, malik, melîk” kelimeleri kullanılır. Ayrıca bu kelime (مِلْكٌ) mastarından sıfat-ı müşebbehe, olarak (مَالِكٌ) veya (مَلِكٌ) şekillerinde okunabilir. Dini terim olarak, “bütün mevcudata hükmeden, onlar için en doğru kanunları koyan, kuvvet ve kudret sadece kendisinde olan tek sahip yani Allah” demektir ve bu yetkinin tamamı Âlemlerin Rabbi Allah’a aittir. Nitekim Allahu Teâlâ için insanların meliki denirken, O’nun insanlar üzerinde mutlak tasarruf sahibi olduğu ifade edilmiş olur. İnsan yeryüzünde halife olduğu yani “Allah adına yeryüzünde tasarrufta bulunacağı” için, kendisine yeryüzü mülkü üzerinde “izafî bir meliklik yetkisi” tanınmıştır. Bu yetki, hiç bir zaman mutlak anlamda değildir ve insanın keyfine bırakılmamıştır. Yani bu tasarruf, hiç bir zaman mutlak değil, sınırlı ve Allah’ın tanıdığı alanda sadece bir emanettir. Allah, bazen elçilerini hem Rasul, hem de melik kılar. (Hz. Davud, Hz. Süleyman ve Hz. Muhammed (a.s) gibi.) Öte yandan “melik” kelimesinin hükümdar, yani “devlet başkanı” anlamında kullanılması da söz konusudur. İslâm devletlerinin hükümdarları genellikle “melik” unvanını taşımazlar. Melik kelimesi, İslâm tarihinde ilk olarak Emevî devletinin kurucusu Muaviye tarafından kullanılmıştır. Muâviye’nin bu “melik” unvanını alması iyi karşılanmamış ve hatta âlimler tarafından şiddetle kınanmıştır. Osmanlılarda hükümdar için “melik” unvanının kullanıldığını gösteren kayıtlara rastlanmamıştır. Bk. (Fatiha: 4, En’am: 73, İsra: 111, Tâ Hâ: 114, Hac: 56, Mü’minûn: 116, Furkan: 2, Fatır: 13, Zümer: 6, Mü’min: 16, Cuma: 1, Mülk: 1, İnfitar: 19) 2 Kuddûs: Kelime anlamı olarak, gayet mukaddes, her türlü şaibeden münezzeh, temiz, hiç bir lekesi olmayan, bütün eksiklik ve kusurlardan münezzeh olan, herhangi bir eksikliği kabul etmeyen ve güzel sıfatlardan dolayı övülen demektir. Istılahta ise; Kuddûs, Allah’ın güzel isimlerinden birisidir. Bu isme göre O, zatına yakışmayan her şeyden münezzeh, bütün vasıflarda en mükemmel, tasvire sığmayan, övülmeye lâyık kemâl, fazilet ve güzellik sıfatları kendisinde olandır. Kur’ân’da Kuddûs kelimesi, Yüce Allah’ın ismi olarak iki yerde (Haşr: 23, Cum’a: 1) el-Melik ismiyle birlikte geçmektedir Ayrıca (Bakara: 30)’da da “nukaddisu” kalıbıyla zikredilmektedir ki, burada da aynı anlamlar söz konusudur. 3 Selâm: Sözlükte, “bedenî ve ruhî hastalık, eksiklik ve kusurlardan uzak olma” anlamında kullanılır. Allah’a nisbet edildiğinde; “her türlü eksiklik, acizlik ve kusurdan, yaratılmışlara özgü değişikliklerden ve yok oluştan münezzeh olan, selâmetin kaynağı olup esenlik veren” anlamına gelen Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Selâm ismi, İbnu Mâce ile Tirmizî’nin esmâ’ül-hüsnâ listesinde bulunmaktadır. Namazdan çıkış selâmının ardından okunan ve; “Allâhümme ent’es-selâm ve mink’es-selâm” diye başlayan tâzim ifadesinde selâm, hem Allah’ın ismi olarak zikredilmekte hem de selâmetin O’ndan geldiği belirtilmektedir. (Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî). Rasûlullah’ın arkasında namaz kılan sahâbîler tahiyyat oturuşunda ilk zamanlar, “Allah’a kullarından selâm olsun…” anlamında ifadeler kullanıyordu. Bundan haberdar olan Hz. Peygamber, “Allah’a selâm olsun demeyin, Allah selâmın kendisidir, fakat siz şöyle söyleyin” buyurmuş ve Tahiyyat duasını öğretmiştir. (Buhârî, Müslim). 4 Mü’min: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Sözlükte “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak” anlamındaki (أمن) kökünden türeyen mü’min kelimesi; “inanıp tasdik eden; başkalarının güvenli olmasını sağlayan, va’dine güvenilen” mânalarına gelir. Kelimenin esmâ’ül-hüsnâ’dan biri olarak içerdiği mâna da bu çerçevededir. Âlimler “mü’min” isminin mânasını “emân” köküne veya “îmân” mastarına dayandırmaktadır. Mü’min, birinci anlayışa göre “başkalarını korku ve endişeden emin kılan, onların güvenli olmalarını sağlayan” demektir ve bu, dünya hayatında olduğu gibi âhiret hayatı için de söz konusudur. Mü’min ismi, “Allah dostları” demek olan mü’minlerin (Âlu İmrân: 68) âhiret hayatındaki güvencesinin sağlanması anlamını da içermektedir. Mü’min iman kavramına dayandırıldığı takdirde onaylayan konumunu alır. Buna göre kelime “kullarının imanını ve samimiyetini tasdik eden, onların sıdkını onaylayan, ayrıca mûcize vermek suretiyle peygamberlerin doğruluğunu ispat eden” mânalarına gelir. 5 Müheymin: Allah’ın güzel isimlerinden biridir. Sözlükte “bir şeyi gözetimi altına alıp korumak ve onu yönetmek” mânasındaki “heymene” kökünden türeyen “müheymin”: “kâinatın bütün işlerini idare eden” demektir. Müheyminin “başkalarını korku ve endişeden emin kılmak” anlamındaki îmân masdarından türeyip hemzenin “hâ”ya dönüşmesiyle ortaya çıkmış olması da mümkündür. Bu takdirde “kendisine güvenilen, başkalarını korku ve endişeden koruyup güvenlerini sağlayan” mânasına gelir. Müheymin ismi, İbnu Mâce ve Tirmizî’nin rivayet ettiği “esmâ’ül-hüsnâ” listelerinde yer almıştır. Müheyminin etkisini icra etmesi; ilâhî ilim, kudret ve fiilin kemal mertebesinde bulunması sayesindedir. Bu niteliklerin tamamı ise sadece Allah’ta bulunmaktadır.6 Azîz: Allahu Teâlâ’nın güzel isimlerinden biridir. Allah’ın, “hiçbir yönden mağlup edilemeyen, her işinde mutlak gâlip gelen, son derece izzetli ve yüce olan” manasına gelir. Hiçbir yönden benzeri olmayan dilediğini yapan ve buna güç yetiren, yüce varlığını ve kudretini hiçbir gücün mağlup edemediği tek yaratıcı Allah’tır. Allah’ın emir ve iradesine karşı koyacak yoktur. O, her şeye galip gelir. O’nu mağlûp edecek hiç bir kuvvet yoktur. Allah Azîzdir yani, Onun gücü her şeye yeter, O her şeye galip gelir, fakat hikmeti ile kötülerin cezasını tehir eder demektir. 7 Cebbar: Allahu Teâlâ’nın güzel isimlerinden biridir. a- Eksiklikleri tamamlayan, işleri düzelten, dertlere derman veren, yoksulları zengin eden, perişanlıkları yoluna koyup düzelten demektir. b- Dilediğini zorla yaptırmağa kadir olan, halkı iradesine mecbur eden, hükmüne karşı gelinemeyen demektir.
Muhammed Esed
Allah O'dur ki O'ndan başka ilah yoktur: Mutlak Hakim, Kutsal, Kurtuluşun Tek Kaynağı, 28 İman Bağışlayan, Doğru ile Yanlışın Tek Belirleyicisi, 29 Üstün, Eğriyi Düzeltip Doğruyu İhya Eden, 30 Bütün İhtişamın Sahibi! Şanı yüce olan Allah, insanların ilahlık yakıştırdıkları her şeyden münezzehtir.
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Varlığın tek ve yegâne sahibidir, kutsalın kaynağıdır, kurtuluşun ve huzurun membaıdır, güvenen ve güvenilmeyi hak edendir, iyiyi ve kötüyü belirlemedeki tek otoritedir, mutlak üstün olandır, otoritesini her zaman uygulayan ve uygulatandır, ululukta ve yücelikte eşsiz olandır, yüceler yücesi olan Allah onların koştukları tüm şirk unsurlarından münezzehtir. 2/255
O, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır: varlığın mutlak hâkimidir,[5037] kutsalın kaynağıdır,[5038] mutlak kurtuluş ve huzurun membaıdır, güven ve iman verendir, (iyi ile kötüyü belirlemede) mutlak otorite sahibidir,[5039] mutlak üstün ve yüce olandır, her şartta iradesini yürütendir,[5040] büyüklüğünde sınırsız olandır.[5041] Eşsiz yüce olan O, onların şirk koştukları her şeyin ötesindedir, aşkındır.[5042]
[5037] Yani: Mülkün hakiki mâlikidir. Onun mülkü verince azalmaz, çünkü mülkünü verdiği insan da O’nun mülküdür.
[5038] Hiçbir şey kendiliğinden kutsal değildir. Bir şeyi ancak O mukaddes ve mübarek kılar. Onun kutsamadığını kutsal bilmek Allah’tan rol çalmaya yeltenmektir.
[5039] Parantez içi açıklama için muheymin kelimesinin kullanıldığı 5:48’e bkz.
[5040] Veya: “Her eksik ve ihtiyacı giderendir”.
[5041] Lafzen: “Büyüklenmek O’nun hakkıdır”. Mutekebbir kalıbı burada tekellüf değil tazim ve mübalağa ifade eder. Bu âyetlerin inişine neden olan Nadîroğulları sürgünü, burada sayılan İlâhî esma ve sıfatın tümünün tecelli ettiği tarihsel bir aynadır. Bu esmanın tecellisi, o ana yerleştirilen bu aynadan yansımaktadır.
[5042] Krş: 30:40.
Ömer Nasuhi Bilmen
O, o Allah'tır ki, kendisinden başka hiç bir mabut yoktur. Hükümdar olan, mukaddes olan selâmetbahş olan, emniyet ihsan eden, murakıp olan, her dilediğine galip olan, dilediğini cebren var eden, kibriyası pek azim bulunan ancak O'dur. Allah, şerik koştukları şeylerden münezzehtir.
Allah'tır gerçek İlah! O'ndan başka yoktur ilah! O melik'tir, kuddûs'tür, sel^åm'dır, Mü'min'dir, müheymin'dir, aziz'dir, cebbar'dır, mütekebbir'dir. Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir. [62, 1] {KM, İşaya 6, 3; Çıkış 15, 11; I Samuel 2, 2}
O meliktir: kâinatın gerçek hükümdarıdır. Kuddûs’tur: bütün eksiklerden uzak ve yücedir. Selâm’dır: Kusurlardan salim olup yaratıklarına esenlik verendir. Mü’min’dir: Güvenlik verendir. Muheymin’dir: Her şeyin üzerinde gözetip kollayandır. Aziz’dir: Üstün kudret sahibi, mutlak galiptir. Cebbar’dır: Yaratıklarının hallerini ve işlerini düzelten ve iradesi ile onları istediği şekilde yönetendir. Mütekebbir’dir: Büyükler büyüğüdür. [85,9; 10,46; 13,33]
Süleyman Ateş
O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Padişahtır, mukaddestir, selam (esenlik veren) mü'min (güvenlik veren), müheymin (kollayıp koruyan), aziz (üstün, galib), cebbar (istediğini zorla yaptıran), mütekebbir(çok ulu)dur! Allah (puta tapanların) ortak koşmalarından yücedir.
O, Allah’tır; kendinden başka ilah olmayan, bütün yetkiyi elinde tutan, yaptığını tertemiz yapan, esenlik ve güvenlik veren, güven veren, görüp gözeten, her şeyden üstün olan, buyruğunu her şeye geçiren, büyüklenmeyi hak edendir. Allah, onların ortak saydıklarından uzaktır.
O, kendisinden başka ilah olmayan Allah'tır. Hakim'dir, kutsaldır, esenlik verendir, güven verendir, himaye edendir, güçlüdür, kahredicidir, büyüklük sahibidir. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.
O Allah ki Ondan başka tanrı yoktur. O Meliktir; herşeyin egemenliği Ona aittir. Kuddûstür; her türlü eksik ve çirkin sıfatlardan temiz ve münezzehtir. Selâmdır; bütün eksikliklerden uzak olduğu gibi, bütün esenlik de Ondan gelir. Mü'mindir; güven Ondan gelir, imanı O nasip eder. Müheymindir; görüp gözetir. Azizdir; kudreti herşeye üstündür. Cebbardır; iradesine asla karşı çıkılmaz. Mütekebbirdir; büyüklük Onun hakkıdır. Allah, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden uzaktır.
Öyle Allah ki O, ilah yok O'ndan gayrı! Melik, Kuddûs, Selâm, Mümin, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir. Allah, onların ortak koşmalarından yücedir, arınmıştır.