Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 5951, sondan 286. ayet; 87. sure ve A'lâ Suresinin 3. ayetidir. A'lâ Suresi 3. ayetinin kelime sayisi 3, harf sayısı 12 ve toplam ebced değeri ise 1150 olarak hesaplanmıştır. A'lâ Suresinin toplam ebced değeri 25512 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Tesbîh, Allah’ı kendisine lâyık olmayan isimlerden, niteliklerden ve eylemlerden tenzih etmek, O’nun böyle kusurlardan uzak olduğunu kabul ve ifade etmektir. “Uygun şekil verme” diye çevirdiğimiz 2. âyetteki tesviye kavramı, Kur’an’da genellikle Allah’ın, yarattığı varlığa, onun varlık türünün gerektirdiği yapıyı, şekli vermesi, uygun forma kavuşturması” anlamında kullanılmaktadır. Bu âyette ise “sevvâ” fiilini –nesnesi belirtilmediğinden– “her şeye uygun şeklini verme” olarak anlamak gerekir (ayrıca bk. Hicr 15:29). Allah’ın yol göstermesinden (3. âyet) maksat, yarattığı şeylerin tabiatını belirleyip onu hedefine doğru yöneltmesidir. Şevkânî âyeti şöyle yorumlar: “Allah varlıkların cinslerini, türlerini, niteliklerini, ne yapacaklarını, ne söyleyeceklerini, ecellerini takdir etmiştir; her birini yapabileceği, kendisine uygun olan davranışlara yöneltmiş ve yaratıldığı amaç istikametinde hareketini kolaylaştırmış, din ve dünya işlerinde yapması gerekeni ona ilham etmiştir” (bk. V, 493). 4 ve 5. âyetler, Allah’ın baharda yeşil bitkileri bitirip vakti gelince onları kapkara bitki kalıntısı haline getirmesi şeklinde açıklandığı gibi mecazen “canlı varlıklara hayat veren ve zamanı gelince onları öldüren” anlamında da yorumlanabilir. Bazı çağdaş yorumcular 5. âyetin, kömür madeninin teşekkülüne işaret ettiğini ileri sürmüşlerdir. Buna göre ilâhî kudret önceleri her türlü bitkileri, ağaçları yetiştirip uzun zaman sonra bunları kömür haline getirmiştir, âyet bu olayı ifade etmektedir. Zira kömür yataklarının daha önceki jeolojik dönemlerde yaşamış olan dev bitkilerle ormanların geçirdiği değişikliklerin ardından yer altında basınç ve ısı etkisiyle kömüre dönüşmüş olduğu bilinmektedir. Cansız madde olan taş ve topraktan yemyeşil otların ve ormanların çıkması nasıl Allah’ın kudretini gösteren bir olaysa onların zamanla taş kömürüne dönüşmesi de öylece O’nun kudretini gösteren bir olaydır (bk. Elmalılı, VIII, 5747-5758; Emin Işık, “A‘lâ Sûresi”, DİA, II, 311).
Bu cümle “takdire uygun imkânlar sunan” demektir. Benzer mesaj: Tâhâ 20:50.
Bayraktar Bayraklı
2,3,4,5. Yaratıp düzene koyanın, her şeyi ölçüyle yapıp doğasına göre görevini belirleyenin, yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çevirenin ismini tesbih et.
1- Her varlığa kendisine özgü özellikler(fıtrat) verdi.
Ahmet Akgül
(O her şeyin biçimini, özelliğini, süresini en ince ayrıntılarıyla) Takdir edip, böylece (yaratılış gayesine ulaşması için yol gösterip) hidayet buyurandır.
1,2,3,4,5. Düzeltleyen, yaratan, yücelerden yüce olan, ölçümleyen, doğru yolu gösteren, yaylımı da bitiren, sonra onu kuru ot yapan Tanrının adına tespih edesin !
1, 2, 3, 4, 5. Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren, (topraktan) yeşil otu çıkarıp sonra da onu kapkara bir sel artığına çeviren yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et.
Yarattığı her şeyi bir ölçü ve plan ile (cinsini, boyunu, ağırlığını, nesebini, rengini, nerede yaşayacağını, ömrünü vs. her şeyini planlayan) yapan ve onlara yollarını gösterendir.
O Allah ki, evrene yerleştirdiği yasalar çerçevesinde, her şeyi mükemmel bir ölçü ve dengeyle ayarladı ve her varlığı belli özellik ve fonksiyonlarla donatarak insana, varoluş gayesine giden yolu gösterdi.
1 Allah, ilim ve iradesiyle her şey için bir “kader” tayin etti. Cinslerinde, türlerinde, sıfatlarında, fiillerinde, ecellerinde birtakım özelliklerle birer sınır ve miktar tahsis etti. Allah, Rab olması sebebiyle terbiye sayesinde başlangıçtan sona, dünyadan ahirete doğru her birini yetiştireceği netice ve akıbete ulaştırmak veya buna giden yolu göstermektedir. Bu arada insana da akıl ve din hidayetleriyle kendini ve yolunu göstermekte ve özel muhatap olan Hz. Muhammed (s.a.v.)'in zatına Nebilik ve Rasullüğü takdir edip hidayet ve başarı ihsan etmiştir. Gökler ve yer, yıldızlar, bitkiler, hayvanlar ve insanlardan her birine cüsse ve irilikte birer özel miktar, yine her birine kalma hususunda özel bir müddet ve sıfat ve renklerden, tat ve kokulardan, durumlardan, güzellik ve çirkinlikten, mutluluk ve bedbahtlıktan, hidayet ve sapıklıktan belli bir miktar takdir etmiştir. “Kesinlikle her şeyin hazineleri Bizim katımızdadır; ancak onun miktarını belirleyerek, sadece Biz indiririz.” (Hicr: 21) buyurduğu gibi belli ve özel bir kader ile sınırlayıp özelleştirmiştir ki, bu manada yücelerin yücesinden, aşağıların aşağısına kadar bütün eşya ve âlemler dâhildir. Bununla beraber Allah katında belli olan o kaderin sırrı bizim için ortaya çıkmadan önce tamamen belli olmaz. (Özetle-Elmalılı)2 Hidâyet: Ulaşılmak istenen şeye lütuf ve güzellikle delâlet etmek, yol göstermek demektir. Hidayet hayırlı şeyler için geçerlidir. Meselâ hırsıza yol göstermeğe, hidayet denilmez. Allah kullarına hidayetini; a- Onlara akıl ve irade ihsan ederek, b- Peygamberler ve kitaplar göndererek, c- Vahiy, ilham veya sadık rüya gibi fevkalâde yollarla göndermek, suretiyle ihsan eder. Hidayetin zıddı dalâlettir. Dalâlette bulunanların hidayet istemesi, hidayetin meydana gelmesini istemek, hidayette bulunanların hidayet istemesi ise hidayette sebat veya hidayet mertebelerinin artırılmasını istemek, demektir. Bk. (Fatiha: 6)
Muhammed Esed
O ki, [bütün mevcudatın] tabiatını belirlemekte 2 ve onu [hedefine doğru] yöneltmektedir;
[5681] Veya: “her şeye (önce) amacına ulaşacak bir güç verdi sonra o istikamete yöneltti”. Krş: “Biz, her şeyi bir ölçüyle yaratmışızdır.” (54:49). Bu âyet Kur’anî kader anlayışını ifade eder. Hidayetin takdire atfı, müsebbebin sebebe atfıdır. Bundan şu sonuç çıkar: Allah’ın takdir ettiği ölçü ve ilkeleri gözeten, hidayete yani yaratılış amacına (mâ hulika leh) erer. Bu vahiy de, insanı yaratılış amacına ulaştıracak ilâhî bir rehberliktir.
[5682] Takdir ve hidayetin insana ilişkin boyutu İnsan 3 ve Şems 8 ışığında anlaşılmalıdır.
Herşey, kendisi için belirlenen hedefe doğru koşmaktadır. Hiçbir şey yaratılış hedefinin dışına çıkamaz. Meselâ spermin hedefi insan, çekirdeğin hedefi dallı budaklı ağaç olmaktır. Bu biçim ve hedef, her varlık için takdir edilmiştir.