Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 616, sondan 5621. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 123. ayetidir. Nisâ Suresi 123. ayetinin kelime sayisi 20, harf sayısı 72 ve toplam ebced değeri ise 1968 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ليس بامانيكم ولا اماني اهل الكتاب من يعمل سوءا يجز به ولا يجد له من دون الله وليا ولا نصيرا
İş, ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kim kötü bir iş yaparsa, onunla cezalandırılır. O, kendisine Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
Bir önceki âyetten itibaren 126. âyete kadar iman yolunu seçen, şeytana değil, rahmâna kulak veren, imanını ibadetlerle, iyi ve güzel işlerle güçlendiren kimselerin dünyada ve âhirette elde edecekleri meyvelerden, güzel sonuçlardan söz edilmekte, bunların başında gelen cennet ve ebedî saadet vaadinin Allah’a ait bulunduğu ve hiçbir kimsenin sözüne O’nun kadar sadık olamayacağı vurgulanmaktadır.
Bazı Ehl-i kitap gruplarıyla bir kısım müslümanlar veya müşrik Araplar, boş kuruntulara, delilsiz, dayanaksız kanaatlere kapılarak Allah’ın kendilerine farklı muamele edeceğini, günah işleseler bile âhirette cezalandırmayacağını iddia etmişlerdir. Âyetler bu gibi boş sözleri ve kuruntuları reddettikten sonra şu evrensel kanunu ilân etmektedir: Dünya hayatında sa‘y (emek, çaba, eser) kanunu geçerlidir. Kötülük eden cezasını görür, hakça bir düzende kimse onu koruyamaz. Mümin olup iyi işler yapan, güzel davranışlarda bulunanlar da, cinsiyetleri ne olursa olsun cennete girerler, kendi seçimleri ve eserleri olmayan farklılıklardan dolayı zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.
Mehmet Okuyan
(Cennete giriş) sizin kuruntularınızla da kitap ehlinin kuruntularıyla da değildir. Kim bir kötülük yaparsa ona (yaptığının) karşılığı verilir ve kendisi için Allah’tan başka dost da yardımcı da bulamaz.
Bu mesaj Bakara 2:111. ayetle birlikte okunmalıdır. Yüce Allah gerek müslümanların, gerekse kitap ehlinin kuruntularının gerçek olmadığını, böyle kuruntulu davranmakla kurtuluşa ermenin mümkün olmadığını ifade etmektedir. Kuruntunun hiçbir işe yaramayacağıyla ilgili olarak Bakara 2:111’de şöyle buyrulmaktadır: (Kitap ehli:) “Yahudi olanlar veya hristiyanlar hariç kimse asla cennete giremeyecek.” demişlerdi. İşte şu (iddiaları), kendi kuruntularıdır. De ki: “Doğruysanız delilinizi getirin!”
Bayraktar Bayraklı
İş, ne sizin kuruntularınızla, ne de kitap ehlinin kuruntularıyla olur. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost ne de yardımcı bulur.
Ne sizin kuruntularınız ne de Ehli Kitap'ın kuruntularına göre değil; kim bir kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur. O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulamaz.
Bu (hesap ve sevap konusu) sizin kuruntularınıza ve Kitap Ehlinin kuruntularına göre değildir. Doğrusu kim kötülük yaparsa (Kur’an’ın ve kâinatın yasalarına aykırı davranırsa) cezasına katlanacaktır. Ve o kendisine Allah'tan başka bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamayacaktır. (Salih ameli, dini gayreti ve Hakka teslimiyeti yoksa, hiç kimsenin zahiri etiketi ve resmi hüviyeti onu kurtaramayacaktır.)
Ne sizin boşuna kuruntularınızın aslı var, ne kitap ehlinin kuruntularının aslı. Kim kötülük ederse cezasını görür ve Allah'tan başka ne bir dost bulur, ne bir yardımcı.
Öteki alemdeki kurtuluş; ne sizin vahye dayanmayan kuruntularınızla, ne de bize de kitap verildi diyen, önceki toplumların kuruntularıyla gerçekleşecek değildir. Kim bir kötülük yaparsa, onunla cezalanır, kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz.
Ne sizin hayalleriniz, kuruntularınız, ne de ehl-i kitabın hayalleri, kuruntuları gerçekleşecektir. İnsanları Allah'ın azabından kurtaracak olan imanları, amel-i sâlihleridir. Kim bilinçli olarak bir kötülük yaparsa, dünyada da âhirette de onun cezasını görür. Kendisi için Allah'ın dışında kulu durumundakilerden veli, koruyucu ve yardım eden de bulamaz.
Bu ne sizin kuruntularınıza ne de kitap ehlinin kuruntularına göredir. [22] Kim bir kötülük işlerse ona karşılık cazalandırılır ve kendisi için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulabilir.
22.Burada "siz"den amaç müşriklerdir. Yani: "Ey müşrikler, ne sizin kurtuluşa ereceğiniz yolundaki ümit ve kuruntularınız ne de kitap ehlinin benzer kuruntuları esas alınacaktır."
Ali Bulaç
Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin kuruntularıyla değil. Kim kötülük yaparsa, onunla ceza görür; o, Allah'tan başka bir veli (dost) ve bir yardımcı bulamaz.
Ey müşrikler, ne sizin putlardan yardım görme kuruntularınızla, ne de ehl-i kitabın (Yahudi ve Hristiyanların) kendilerini selâmette görmeleri kuruntularıyla Allah'ın bu vaad ve sevabına kavuşulmaz. Kim bir kötü iş yaparsa, onunla cezalanır ve kendisine Allah'dan başka ne bir dost bulabilir, ne de bir yardımcı...
Ne sizin ne de ehl-i kitabın kuruntu ve arzularınızla olmaz. (Kuruntularla kurtulacağınızı sanmayın.) Kim bir kötülük yaparsa, onunla cezalandırılacaktır. Ve o, Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı bulamayacaktır.
(Unutmayın ki siz); ne kendi hayal ve kuruntularınızla (cennete) ulaşabilirsiniz ne de Ehl-i Kitap (kendilerini selamette görme) kuruntularıyla (cennete) ulaşabilirler. Doğru olan şudur ki: Her kim bir kötülük yaparsa, kötülüğünün cezasını mutlaka çekecek ve Hesap Günü kendisine Allah'tan başka ne bir dost bulabilecek ne de bir yardımcı!
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim fenalık yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne dost ve ne de yardımcı bulur.
Ne sizin kuruntularınız ne de ehl-i kitabın kuruntuları (gerçektir); kim bir kötülük yaparsa onun cezasını görür ve kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz.
Bu, ne sizin kuruntularınız ne de kitap halkının kuruntularıra göredir: Kim bir kötülük işlerse karşılığını bulur ve ALLAH'tan başka bir Sahip ve Yardımcı bulamaz
(İş), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir. Kötülük yapan, o yüzden cezalandırılır. O, kendisine Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir.
O, sizin kuruntularınızla da değil, ehli kitabın kuruntulariyle de değil, kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır ve Allahdan beride ne bir veliy bulabilir ne de bir nasîr
(İş) ne sizin kuruntularınızla, ne de kitablıların kuruntularıyle (olub bitmiş) değildir. Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır ve o, kendisine Allahdan başka ne bir yâr, ne bir mededkâr da bulamaz.
(Allah'ın va'di,) ne sizin boş temennîleriniz, ne de ehl-i kitâbın asılsız kuruntuları ile (bağımlı) değildir. (Gerçek şudur ki:) Kim bir kötülük yaparsa, onunla cezâlandırılır ve (o takdirde) kendisine Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilir!(2)
(2)Bir kısım Müslümanlar, ehl-i kitabdan bazı kimselerle, bir mecliste, ilk olarak kendilerinin Cennete girecekleri husûsunda karşılıklı iddiâ ettiler. İki tarafın da: “Bizi peygamberimiz kurtarır ve dolayısıyla biz bir azab görmeyiz” demeleri, kezâ Kureyşlilerden bir kısmının da: “Biz öldükten sonra zâten diriltilmeyeceğiz” diye konuşmaları üzerine bu âyet-i kerîme indirildi. (Beyzâvî, c. 1, 238)
İlyas Yorulmaz
Ne sizin (ahiret konusunda) aklınızdan geçirdiğiniz kuruntular ve ne de kendilerine kitap verilenlerin akıllarından geçirdikleri (ahiretle ilgili) kuruntular hiçbir şey değildir. (Gerek sizden gerekse ehli kitaptan) Kim kötü bir iş yaparsa, yaptığı kötülüğün karşılığı ile cezalandırılır ve o kişi için Allah’dan başka ne bir koruyucu, nede bir yardımcı bulur.
İş sizin kuruntunuza göre değildir, ehl-i Kitabın kuruntusuna göre de değildir. [²]. Herkim kötü bir şey işlerse onunla cezaya çarpılır. Allahtan başka ona bir yâr, medetkâr bulunamaz.
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 123. Ayet Açıklaması
[2] Müslümanlar da ehl-i Kitap da peygamberlerimiz bizi sıyanet eder, biz azap görmeyiz demişlerdi. Âyet-i kerime bu fikri reddediyor. Sevap ve mükâfat meselesi sizlerin kuruntunuza göre olmaz, diyor. Yahut iman kuruntuya uygun gelmez demektir.
Kadri Çelik
Bu (ilahi vaat), sizin kuruntularınıza ve kitab ehlinin kuruntularına göre değildir. Kim kötülük yaparsa cezasını görür, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ve ne de bir yardımcı bulur.
Ey müminler! Sakın bu dine yalnızca ‘bağlı’ olmakla veya birilerinin şefaatiyle kurtuluşa ereceğinizi sanmayın! Unutmayın ki, Allah’ın sevgisine ne kendi hayal ve kuruntularınızla ulaşılabilirsiniz, ne de son Elçiye inanmadan cennete gireceklerini zanneden Kitap Ehli’nin kuruntularıyla! Doğrusu şu ki: Her kim bir kötülük yaparsa, kötülüğünün cezasını mutlaka çekecek ve Hesap Günü kendisine Allah’tan başka ne bir dost bulabilecektir, ne de bir yardımcı!
Ne sizin temennilerinizle / arzularınızla, ne Kitap ehlinin arzularıyla olur; kim bir kötülük işlerse, onunla cezalandırılır.
Kendisi için Allah’tan başka ne bir veliyy bulur, ne bir yardım edici!
(Cenneti elde etmek) kesinlikle sizin de kendilerine kitap verilenlerin de kuruntularına1 göre olmaz. Kim bir kötülük işlerse2 aynısıyla cezâlandırılır ve (o kimse,) Allah’tan başka bir dost da bir yardımcı da bulamaz.3
1 Emânî: Ümniye’nin çoğuludur. Ümniye: İnsanın hayalinde kurarak arzu ettiği şeydir. Fransızcası “ideal”dir. Yani insanın saplandığı ve arkasından koştuğu, hayal, asılsız kuruntu demektir. İnsanın kendi gönlünden saplandığı ve sürekli olarak arkasından koştuğu, hayal ve asılsız kuruntular (idealler) demektir. Bunun felsefedeki adı ise; “idealizm”dir. İdealizm felsefesine inanana da “idealist” denilir. Bir Müslümanın bu kelimeyi bilerek ve isteyerek kullanması onun imanını sıkıntıya sokar. 2 İster kitap ehli olsun ister Müslüman olsun fark etmez, kötülük yapan herkes, mutlaka cezâsını görür.3 Yahûdî ve Hıristiyanlar; “bizim Peygamberimiz ve kitabımız, sizin Peygamberiniz ve kitabınızdan daha önce geldi ve biz, İbrahim’in dini üzereyiz.” dediler. Yahûdîler: “Cennete ancak Yahûdî olanlar girecek,“ Hıristiyanlar da; “cennete ancak Hıristiyan olanlar girecek.” diye iddiâ ettiler. Müslümanlar da: “bizim Peygamberimiz, sizin Peygamberinizden sonradır ve Peygamberlerin sonuncusudur. Kitabımız da sizin kitabınızdan sonradır ve onlara hâkimdir. Ve biz, İbrahim, İsmail ve İshak’ın dini üzereyiz ve Cennete ancak bizim dinimizde olanlar girecek.” dediler. Bunun üzerine bu ve sonraki âyet nâzil oldu. (Kurtubî, Vâhidî)
Muhammed Esed
Kötülük işleyen[in] cezalandırılacak [olması] ve kendisini Allah'a karşı savunacak ve yardım edecek bir kimse bulamaması, ne sizin kuruntularınıza uygun düşer, ne de geçmiş vahiy mensuplarının kuruntularına. 143
Ey müminler ne sizin kuruntularınız ne de ehli kitabın kuruntuları (Cennet ve Cehenneme girme konusunda) belirleyici değildir. Çünkü kim bir kötülük işlerse, onun karşılığını mutlaka görür. O, kendisi için Allah’tan başka bir veli/koruyucu ve yardımcı bulamaz. 27/89-90, 40/56
Değil, sizin kuruntularınız da, geçmiş vahiy mensuplarının kuruntuları da belirleyici değil: Kötülük işleyen herkes cezalandırılacaktır. Allah’tan başka dost ve yardımcı da bulamayacaktır.
Sizin kuruntularınızla değildir, ehl-i kitabın kuruntuları ile de değildir. Her kim bir kötülük yaparsa onunla cezalandınlır. Ve kendisi için Allah Teâlâ'dan başka ne bir yâr ve ne de bir yardımcı bulamaz.
Allah'ın vâd ettiği bu mükâfat, ne sizin temennileriniz, ne de Ehl-i kitabın temennileri ile elde edilmez. Kim kötü iş yaparsa onun cezasını bulur ve Allah'tan başka, kendisini o azaptan kurtaracak ne bir hâmi, ne de bir yardımcı bulamaz. [2, 80. 105. 111] {KM, II Tarihler 20, 7; İşaya 51, 8}
(İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne Kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz. Kötülük yapan, onunla cezalandırılır ve kendisine Allah'tan başka ne dost, ne de yardımcı bulamaz (Allah'ın vereceği cezayı hiç kimse ondan savamaz).
Ne sizin kuruntularınız ne de Ehl-i Kitab’ın kuruntuları geçerlidir. Kötülüğü kim yaparsa cezasını görür. Böylesi, kendine, ne Allah ile arasına girecek bir dost, ne de bir yardımcı bulacaktır.
(Ey müşrikler!) Sizin boş ümit ve kuruntularınız da, ehli kitabın kuruntu ve hayalleri de hiç bir şey değildir. Kim bir kötülük işlerse onun cezasını görür. O, kendisi için Allah'tan başka bir veli ve yardımcı bulamaz.
Allah'ın vaadi ne sizin kuruntularınıza tâbidir, ne de Kitap Ehlinin kuruntularına. Kötülük işleyen onun cezasını görür; kendisine Allah'tan başka bir dost veya yardımcı da bulamaz.
İş ne sizin kuruntularınızla/hurafelerinizle/anlamını bilmeden okuyuşlarınızla ne de Ehlikitap'ın kuruntuları/hurafeleri/anlamını bilmeden okuyuşlarıyla çözülür. Kötülük yapan onunla cezalandırılır. Ve böyle biri, kendisi için Allah dışında ne bir dost bulur ne de bir yardımcı.
degül arzularuñuz, ne daħı arzuları kitāb ehli’nüñ her kim işleye yavuzlıķ, cezā virinile anuñ-ile daħı bulmaya gendüzine Tañrı’dan ayruķ dost ne daħı arķa virici.
Siz istegen gibi degüldür, kitāb ehli istegen gibi degüldür ki yamanlıḳ işle‐se cezāsın görür. Daḫı ṭapmaz özine Tañrıdan özge yardım idici, nuṣret vi‐rici.