Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 637, sondan 5600. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 144. ayetidir. Nisâ Suresi 144. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 85 ve toplam ebced değeri ise 5594 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تتخذوا الكافرين اولياء من دون المؤمنين اتريدون ان تجعلوا لله عليكم سلطانا مبينا
Çeşitli vesilelerle tekrar edilen “müminleri bırakıp kâfirleri veli edinmeme, müminleri ihmal ederek kâfirleri dost tutmama” tâlimatı, müminlerle gayri müslimler arasındaki bütün iyi ilişkileri yasaklayan bir hüküm olarak anlaşılmamalıdır. “Müminleri bırakıp” kaydında ısrar edilmesi bu kaydın önemli olduğunu göstermektedir. Müminleri bırakmamak, onları birinci planda dost, veli, taraf saymak şartıyla gayri müslimler ile de, taraflar ve bütün insanlık için hayırlı olacak, faydalar sağlayacak, kötülükleri önleyecek ilişkiler kurmak, anlaşmalar yapmak ve dayanışmalarda bulunmak yasak değildir, hatta teşvik edilmiştir (Âl-i İmrân 3:28; Mümtehine 60:7-8).
Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onlarla düşüp kalkanlar, dinleri ve dindaşları aleyhine de olsa kâfir dostlarının yapıp ettiklerine ses çıkaramayanlar, kâfirlerin kendilerine hâkim olmasına itiraz etmeyenler; bütün bunları –ki hepsi “velâyet, veli edinme” kavramına dahildir– mecbur olmadıkları halde yapanlar, kâfirlere dünyada ve âhirette verilecek cezaya katılmaya lâyık ve müstehak olurlar. Allah vereceği cezaya –âdeti gereği– bu yapılanları gerekçe gösterir.
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! (Bunu yaparak) Allah’a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz!
Ey iman edenler! Mü'minlerin yanı sıra gerçeği yalanlayan nankörleri evliya¹ edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sûltan² mı vermek istiyorsunuz?
1. Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur'an'da yer alan, “veli” ve velinin çoğulu olan “evliya” sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler. 2- Kanıt, Yetki, yetkili kılma, yapmasını isteme.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da (sakın) kâfirleri veliler (yön vericiler ve himaye ediciler) edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah’a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz? (Bundan sakının.)
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp, Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ey iman nimetine kavuşanlar, şuurlu ve kâmil mü'minleri bırakıp, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri kamu görevlerini icraya yetkili kılmayın, candan dost, müttefik, veli edinmeyin. Böyle bir şey yaparak, Allah'a aleyhinize kullanacağı apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dostlar edinmeyin (başlarınıza geçirmeyin.) Azabızınızı gerektiren açık bir hüccet Allah'a vermek ister misiniz?
Bkz. 3:28, 4:139, 5:51, 57, 9:23, 58:22, 60:1“Dostlar” ifadesi, her geçen gün küçülen dünyada aynı coğrafyayı, aynı bölgeyi, aynı şehri, aynı beldeyi, aynı sokağı hatta aynı apartmanı paylaşan ve aynı şartlarda ve ortamda yaşamak zorunda kalan insanların sosyal, politik ve ticari anlamdaki birlikteliklerini göstermez. Aynı zamanda Hz. Peygamber’i ve ona gönderilen Kur’an’ı inkâr edenler ile ahlaki dayanışmaya işaret eder. Bu da onların hayat tarzlarını mü’minlerin benimsemesini ya da hangi sebeple olursa olsun kendi hayat tarzlarına onların yaşamlarını tercih etmesini ifade eder. Sahih inancın öngördüğü ahlaki esaslar ile inkârcıların yaşadıkları çeliştiği için inananların tavizsiz bir hayat ortaya koymaları gerekir. 139. âyette de belirtildiği gibi Müslüman neye inanıyorsa onu yaşamak ve ne ile emrolunuyorsa ona göre hayatının tanzim etmek zorundadır.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! Müminleri bırakıp kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?
Kâfirleri ve müşrikleri dost edinmeme konusu Kur’an-ı Kerim’de sık sık zikredilen ve üzerinde durulan bir konudur. Yahudi ve hıristiyanların müminlere dost olamayacağı, müslümanların da onları dost edinmemeleri gerektiği ısrarla belirtilmiştir. Zaruret sebebiyle işbirliği ve dayanışma yapılabilir; ancak bu, dostluktan farklı bir ilişkidir.
Edip Yüksel
İnananlar, inananları bırakıp inkarcıları dost edinmeyin. ALLAH'a, size karşı kullanacağı bir delil mi vermek istiyorsunuz!
Ey o bütün iyman edenler! mü'minleri bırakıb da kâfirleri başlarınıza geçirmeyin, ister misiniz ki Allah için aleyhinizde açık bir saltanat husule getiresiniz
Ey İman edenler! İnanları bırakıp, inkâr edenlere sığınmayın onlardan yardım istemeyin (veli edinmeyin). Allah’ın huzurunda kendi aleyhinize apaçık bir delil mi bulmak istiyorsunuz?
Ey iman edenler! İnananları bırakıp da, Allah’ın ayetlerini inkâr eden münâfık ve kâfirleri başınıza yönetici ve dost edinmeyin! Böyle yaparak, kendi aleyhinizde Allah’a açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?Elbette istemezsiniz, değil mi? Çünkü kâfirleri dost edinmek, münâfıklığın açık bir delilidir ve bunun cezası da çok şiddetlidir:
Ey îman edenler! Sakın Müslümanları bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Siz, (onlar gibi yaparak) Allah’a karşı, kendi aleyhinize işleyecek açık bir delil verir misiniz hiç?1
1 Buradaki soru; inkari olarak anlaşılmış ve o şekilde tercüme edilmiştir. Yani, “tabiî ki siz, münâfıkların yaptığı gibi yapmazsınız.” demektir.
Muhammed Esed
Siz ey imana ermiş olanlar! Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! Suçluluğunuz konusunda Allah'ın önüne açık bir kanıt mı 159 koymak istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp, kâfirleri evliya/dost ve müttefik edinmeyin. Allah’a kendi aleyhinizde apaçık delil mi vermek istiyorsunuz? 3/28, 4/89, 60/2
Siz ey iman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri veli edinmeyin![850] Siz kendi aleyhinize, Allah’ın önüne reddedilemez bir belge mi koymak istiyorsunuz?
Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri müttefik edinmeyin. Böyle yaparak, Allah'a, aleyhinizde kesin bir belge mi vermek istiyorsunuz? Göz göre göre, Allah'ın hışmını üzerinize çekmek mi istiyorsunuz? [3, 28]
Sultan: Kesin belge demektir “Kâfirlere taraftar olmakla münafıklığınızı belgelemiş olursunuz. Zira kâfirlere taraftar olmak münâfıklığın en açık belgesidir.” Sultan: “Allah’ın cezalandırmasını size musallat edecek bir sebep” mânasına da gelir. Eturîdûne: “ister misiniz” tâbiri, işin dehşetinin boyutlarını düşündürmek içindir. Yani: “Akıllı olan, bunu istemeyi bile düşünmez, nerde kaldı ki o işi yapsın?” demektir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?
Ey inanıp güvenenler! Müminleri bırakıp kafirleri (ayeti görmezden gelenleri) veli edinmeyin. Allah'a aleyhinize olacak açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?