Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 720, sondan 5517. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 51. ayetidir. Mâide Suresi 51. ayetinin kelime sayisi 23, harf sayısı 104 ve toplam ebced değeri ise 7810 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا لا تتخذوا اليهود والنصارى اولياء بعضهم اولياء بعض ومن يتولهم منكم فانه منهم ان الله لا يهدي القوم الظالمين
Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.[152]
Bu âyette, müslümanların, yahudileri ve hıristiyanları, inançlarından dolayı kendilerine yakın görüp dost edinmeleri yasaklanmakta, onların kendi inanç ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı olmaları istenmektedir. Bakara sûresinin 102. âyeti de bu konuda açık bir uyarı niteliğindedir.
İki şeyin –aralarına yabancının giremeyeceği kadar– birbirine yakınlığını ifade eden velâ (veya vely) kökünden türemiş olan velî (çoğulu evliyâ) terimi “dost, arkadaş, yardımcı, destekçi ve yakın” anlamlarında kullanılmaktadır. Aynı kökten olup “sevgi, dostluk, yetki ve yardım” anlamlarına gelen velâyet (veya vilâyet) terimi ise, başkaları adına onların rızâları alınmaksızın hukukî işlemde bulunma yetkisini ifade eder. Bu yetkiyi taşıyan kimseye de velî denir (bk. Hamza Aktan, “Velâyet”, İFAV Ans., IV, 453). Velî terimi Kur’an’da tekil ve çoğul (evliyâ) olarak seksen yedi âyette yer almıştır. Bunlardan kırk altısında Allah’ın insanlara dostluğu, üçünde insanların Allah’a dostlukları, on âyette insanlarla şeytan arasındaki dostluk, diğerlerinde ise iyi veya kötüler arasındaki dostluk için kullanılmıştır. Mevlâ ve velî terimleri de Kur’an’da aynı anlamda geçmekte olup velî, hem Allah hem de kul için kullanılırken, mevlâ ancak Allah için kullanılmıştır.
Bu âyetlerin çoğunda insanların gerçek dostunun Allah olduğu, O’nun insanlara, müminlere ve peygambere yardımcı olacak, onları koruyacak, bağışlayacak, karanlıklardan aydınlığa çıkaracak ve irşad edecek olan gerçek dost olduğu belirtilerek insanların O’na inanmaları, dayanıp güvenmeleri gerektiği; ayrıca kâfirlerin, zalimlerin yahudi ve hıristiyanların ancak birbirlerinin ve şeytanın dostları olabilecekleri bildirilerek dinî ve ahlâkî inanç ve anlayışların sosyal ilişkiler üzerindeki etkileri vurgulanmış, dostlukların tesisinde kan bağı yerine inanç birliğinin esas alınması gerektiği bildirilmiştir (Tevbe 9:23).
Kur’an-ı Kerîm’e göre dostun, sevdiği kişi için bir yardımcı olması, onu koruyup kollaması, maddî ve mânevî sıkıntılardan kurtarması, yüceltmesi, iyiliğe yöneltmesi, bu suretle dostluğun sevgiye dayanması ve pratik ahlâkî sonuçlar doğurması gerektiğine işaret edilmiştir. Nitekim en büyük dost olan Allah, bu dostluğunun birer belirtisi olarak insanlar için koruyucu, yardımcı, bağışlayıcı, merhametli, aydınlatıcıdır; “Allah’ın ahlâkıyla bezenme”yi emreden hadis uyarınca müslümanlar arasındaki dostlukların da bu olumlu meyveleri vermesi gerekir. Müminlerin kardeş olduklarını (Hucurât 49:10; Âl-i İmrân 3:103) bildiren âyetler de geniş kapsamlı dostluğun önemini anlatmaktadır (bilgi için bk. Mustafa Çağrıcı, “Dostluk”, İFAV Ans., I, 419).
İslâm’dan önce Medine’de Araplar’la birlikte Kaynukaoğulları, Nadîroğulları ve Kurayzaoğulları adında üç yahudi kabilesi mevcut olup Araplar’la aralarında dostluk antlaşması vardı. Araplar İslâm’dan sonra da bu dostluğu devam ettirmek istediler; fakat yahudilerle münafıklar görünüşte dost gibi davransalar da her fırsatta müslümanların aleyhine çaba harcıyorlar, özellikle Hz. Peygamber’in askerî planları hakkında müslüman dostlarından edindikleri bilgileri müşriklere ulaştırıyorlardı. 41. âyetten itibaren buraya kadar Medine yahudilerinin müslümanlara karşı olan tutum ve davranışları, münafıklarla olan dostluk ilişkileri ve bunları müslümanların aleyhine kullanmaları, kendi kutsal kitapları olan Tevrat’a karşı samimiyetsizlikleri, müslümanları İslâm’dan döndürerek Hz. Peygamber’i başarısızlığa uğratmaya gayret göstermeleri gibi olaylar anlatılarak veya bunlara işaret edilerek yahudi ve hıristiyanlarla kurulacak dostluğun faydadan çok zarar getireceği müslümanlara açıklandıktan sonra bu âyette müminlerin bu gibi yahudi ve hıristiyanlardan samimi dostlar edinmemeleri emredilmiştir.
Müslümanların Medine’ye göç ettikleri dönemde burada hıristiyanların bulunmaması veya yok denecek kadar az olması sebebiyle müslümanlar yahudilerden gördükleri sıkıntıların benzerini onlardan görmemişlerdir. Hatta Kur’an-ı Kerîm, hıristiyanların müslümanlara karşı yahudilerden daha iyi davrandıklarını bildirmektedir (Mâide 5:82). Ancak Kur’an’a ve Hz. Peygamber’e iman etmedikleri için hıristiyanların da müslümanların kendileriyle kuracakları dostluğu kötüye kullanmaları ihtimal dahilindedir. Nitekim Bakara sûresinin 120. âyetinde Hz. Peygamber’e hitaben, “Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır” buyurulmuştur. “Onlar birbirlerinin velileridir” meâlindeki kısmı müfessirler şöyle yorumlamışlardır: Bu iki toplumun her biri gerçek dostluğu yalnızca kendi mensupları için yani yahudiler yahudiler için, hıristiyanlar da hıristiyanlar için kabul ederler. Bu sebeple onlardan müslümanlara gerçek bir dostlukla yaklaşmaları beklenemez (Taberî, VI, 276-277; Elmalılı, III, 1712).
Âyetin ifadesine göre yahudileri veya hıristiyanları dost edinenler onlardan sayılır, yani onlara benzer, onların huyunu kapar, gerçeğe değil onlar gibi hevâ ve heveslerine uyarlar, böylece zalimlerden olurlar; Allah zalimleri hidayete erdirmeyeceği için kurtuluşa ve mutluluğa eremezler. İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre gayri müslimlerle samimi dostluk kuran kimse küfre rızâ göstermedikçe dinden çıkmış olmaz (İbn Âşûr, VI, 230), ancak kimi dost edineceği konusunda hataya düşmüş olur. Kur’an-ı Kerîm, burada olduğu gibi birçok âyette müminleri uyararak kendilerinin dışındakilerin ister dinsiz olsun, isterse yahudiler ve hıristiyanlar gibi Ehl-i kitap olsun, müslümanların hayatî önem taşıyan sırlarını öğrenecek, muhtaç olduklarında kendilerini koruyacak derecede dostları olamayacağını ifade buyurmuştur (Âl-i İmrân 3:28, 118; Nisâ 4:144). Ancak mümin olmayanları dost edinme yasağı, onlarla iyi geçinmemek anlamına gelmez. Toplum ve devletin emniyet ve selâmeti bakımından devlet sırlarını onlara verecek derecede kendileriyle samimi olmak veya devletin sırlarını yahut menfaatlerini alâkadar eden önemli görevleri onlara teslim etmek yanlış olmakla birlikte, Kur’an müslümanlara karşı düşmanca tavır almayan gayri müslimlerle beşerî münasebetlerin iyi yürütülmesini, gerektiğinde onlara iyilik edilmesini, haklarında adaletli davranılmasını tavsiye etmekte, böyle yapanları yüce Allah’ın sevdiğini bildirmektedir (Mümtehine 60:8). Müslümanların menfaatine olduğu müddetçe onlarla uluslararası dostluk antlaşmaları imzalamakta da bir sakınca yoktur. Nitekim Hz. Peygamber Medine’deki yahudilerle vatandaşlık antlaşması yaptığı gibi müşrik kabilelerle de ittifak antlaşması yapmıştır. Samimi dost edinilmeleri yasaklananlar ancak İslâm’a ve müslümanlara karşı düşmanca tavır alanlar, onlarla savaşmak ve onları yurtlarından çıkarmak için birbirlerine destek verenlerdir. Yüce Allah bu tür gayri müslimlerle dostluk bağları kuranları zalimler olarak nitelemiştir (Mümtehine 60:9; gayri müslimlerle ilişkiler, velî ve velâyet hakkında bilgi için bk. Bakara 2:257; Âl-i İmrân 3:28, 118; Nisâ 4:138-140, 144).
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin! (Zira) onlar, birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost edinen kişi şüphesiz ki onlardan olmuş olur. Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
Buradaki mesaj Mâide 5:57. ayetle birlikte okunmalıdır. Kastedilen “dostluk yasağı”ndaki kişiler İslam’ı alay ve oyun edinenlerdir. Kaldı ki dost edinmemek ilişkiyi tamamen kesmek değildir. Yahudi, hristiyan veya başka inançlara mensup kişilerle insani ilişkiler, alış-veriş vs. konularda iletişimde bulunmak yasaklanmamaktadır.,Burada kastedilen, yahudilerin de hristiyanların da kendi aralarındaki gerçek olmayan sözde dostluğudur.
Bayraktar Bayraklı
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz. Çünkü onlar sadece birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları vekil edinirse onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğuna doğru yolu göstermez.[98]
[98] Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmek hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, VI, 56-61.
Erhan Aktaş
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veliler¹ edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir.² Sizden kim onları mütevelli³ edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet etmez.
1- Mü'minlere karşı faaliyette yer alanları müttefik edinmeyin; onlarla ittifak etmeyin. 2- Müttefikidir. İşbirlikçisidir. 3- Kendisine veli edinirse, yönetici, koruyucu, yaparsa.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! (Fitne çıkarmamak, anarşi ve ahlâksızlığı kışkırtmamak ve karşılıklı hak ve hürriyetlere saygılı bulunmak şartıyla; onlarla birlikte yaşayın, komşuluk yapın, ülke ve bölge nimetlerini paylaşın, ilmi ve iktisadi konularda yardımlaşın, ama gerçekten iman ediyor ve gereğini yapmaya razı ve hazır bulunuyorsanız, sakın ha!) Yahudilerin (ırkçı emperyalist kesimlerini ve yine haksızlık ve ahlâksızlık hedefleyen bazı) Hristiyan (merkezlerini) veliler (yöneticiler) edinmeyin. (Onları dost ve dürüst zannedip, kendinize idareci, karar verici olarak kabullenmeyin. Zulüm ve hıyanet örgütlerine ve girişimlerine destek vermeyin.) Onlar, (sizin değil) birbirlerinin dostları ve destekleyicileridir. (Artık) Sizden her kim onları dost (ve rehber) edinip (peşlerine giderse), kesinlikle o da onlardandır. Şüphesiz Allah (Siyonist Yahudilere ve emperyalist Hristiyanlara değer ve destek veren ve Müslümanlara hıyanet eden) zalimler topluluğuna hidayet etmez (onların iman nurunu karartır).
[Not: Bu ayet Yahudi ve Hristiyan kimselerle iyi ve insani ilişkileri, ticari ve bilimsel iş birliğini değil; zulüm sistemlerinin ve oluşumlarının güdümüne girmeyi yasaklamaktadır.]
Abdulbaki Gölpınarlı
Ey inananlar, Yahudilerle Nasranileri dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudur ve sizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki o da, onlardandır. Şüphe yok ki Allah, zalim olan kavmi doğru yola sevk etmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdırlar. Ve hanginiz onları dost edinirse, kesinlikle onlardan olur. Allah yaratılış sebebine aykırı davranan toplumlara doğru yolu göstermez.
Ey iman nimetine kavuşanlar, yahudileri ve hristiyanları, kamu görevlerini icraya yetkili kılmayın. Candan dost, müttefik, veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostu, müttefikidirler, birbirlerinin tarafını tutarlar. Sizden kim onların hâkimiyetini kabul eder, dost edinirse, o onlardandır. Allah, düşmanlarını dost edinen, başlarına otorite yapan zâlim bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak.
Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse o onlardandır. Allah zalimler topluluğunu doğru yola eriştirmez.
51.İbnu İshak, İbnu Cerir ve daha başkalarının Ubade bin Samit (r.a.)`ten rivayet ettiklerine göre, yahudilerden Kaynuka oğulları Resulullah (a.s.)`a karşı savaşa girişince Abdullah bin Ubey bin Selul onlara yardımcı olma teşebbüsünde bulundu. Abdullah bin Ubey ile Kaynuka oğulları arasında bir dostluk anlaşması (hilf) vardı. Öte yandan yine Kaynuka oğulları ile dostluk anlaşması (hilfi) olan Ubade bin Samit (r.a.) ise Resulullah (a.s.)`a gelerek bu anlaşmayı kaldırdığını ve Kaynuka oğullarından beri olduğunu bildirdi. Bu ayeti kerime de onlarla ilgili olarak indirildi.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.
Ey imân edenler! Yahudî'lerle Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden kim onları dost ve yardımcı edinirse, o da onlardandır. Allah, düşmana dostluk etmekle nefislerine zulmedenleri hak yoluna eriştirmez.
Ey iman eden Müslümanlar! (Bu şekilde cahiliyet yaslarını isteyen) Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalim olan bir topluma doğru yolu göstermez.
Ey inanmış olanlar! Yahudilerden, İsa'lılardan dost edinmeyin, onlar dosttur birbirine, sizden biri, onlardan dost tutacak olursa, bu da onlardan olur, Allah zalim olan bir ulusu, doğru yola götürmez
Ey inananlar! Yahudileri ve Hıristiyanları dost (sırdaş) edinmeyin. Zira onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğunu (istemedikleri için) doğru yola eriştirmez.
Bkz. 3:28, 4:139, 144, 5:57, 9:23, 19:81, 29:25, 58:22, 60/13:28 ve 4:139 ayetlerde de görüldüğü gibi bir Müslümanın diğer din mensuplarıyla kuracağı dostluk, onların hayat tarzlarını benimsemesine ya da -Kur’an terminolojisine göre- onlarla “dost olması” durumunda kendi ahlaki kimliğini yitirmesine sebep olacağından Kur’an böyle bir ilişkiyi reddeder. Fakat dünyalık ilişkiler ve ticari münasebetler konusunda bir yasak getirmez.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.
İnananlar, Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır. ALLAH zalim toplumu doğru yola iletmez.
51-57 Ellibirinci ayette kendileriyle dost olmamız yasaklanan kitap halkının nitelikleri 5:57 ayetinde açıklanıyor. Kitap halkının arasında iyiler de var (3:113). Kitap halkının yemeği yenir, kızlarıyla evlenilir. 5:57 ve 60:8-9 ayetleri, diğer insanlar ve toplumlarla olan ilişkilerimizde bize temel ilkeleri verir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.
Ey o bütün iyman edenler! Yehud ile Nesârâyı yar tutmayın, onlar ancak birbirlerinin yaranıdırlar, içinizden her kim onlara yardaklık ederse muhakkak onlardan ma'duddur, Allah ise zulm edenleri doğru yola çıkarmaz
Ey îman edenler, Yahudileri de, Nasrânîleri de kendinize yâr (ve üstünüze haakim) edinmeyin. Onlar (ancak) birbirinin yaranıdırlar içinizden kim onları dost (ve haakim) edinirse o da onlardandır. Şübhesiz Allah o zaalimler güruhuna muvaffakıyyet vermez.
Ey îmân edenler! Yahudileri ve hristiyanları dostlar edinmeyin!(1) Onlar birbirinin yârânıdırlar. Buna rağmen içinizden kim onları dost edinirse, artık şübhesiz o, onlardandır. Muhakkak ki Allah, zâlimler topluluğunu (inkârlarındaki ısrarları sebebiyle) hidâyeteerdirmez.
(1)“Zamân-ı saâdette (Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm devrinde), bir inkılâb-ı azîm-i dînî vücûda geldi (büyük bir dînî inkılâb oldu). Bütün ezhânı (zihinleri) nokta-i dîne çevirdiğinden, bütün muhabbet ve adâveti (düşmanlığı) o noktada toplayıp, muhabbet ve adâvet ederlerdi. Onun için, gayr-ı müslimlere olan muhabbetten nifak (münâfıklık) kokusu geliyordu.” (Mektûbât, Münâzarât, 359)
İlyas Yorulmaz
Ey İman edenler! Yahudilerin ve Hıristiyanların korumaları altına girmeyin. Onlar birbirlerinin koruyucularıdırlar. Sizden kim onların koruması altına girmek isterse (veli edinirse), oda onlardan olur. Elbette ki Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Ey îman edenler! Yahudileri, Nasranileri yâr edinmeyin. Onlar birdiğerlerine yârdırlar. Sizlerden kim onları yâr edinirse o da onlardan olur, çünkü Allah zalim cemaate hidayet etmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları veliler edinmeyin; onlar birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onları veli edinirse o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları yani bâtıl ideolojilerin mimarlarını, samîmî ve güvenilecek bir dost, sözü dinlenecek bir yönetici, himayesine sığınılacak bir koruyucu, kısaca veli edinmeyin! Unutmayın ki onlar, ancak birbirlerinin dostlarıdır. İçinizden her kim onları dost edinecek olursa, o da onlardandır.Çünkü Allah, kâfirlerle böyle sıkı fıkı ilişkiler içinde olan zâlimleri doğru yola iletmez!
Ey iman edenler!
Yahudîler’i ve Hristiyanlar’ı veliyyler / vâli-yöneticiler edinmeyin!
Onlar birbirinin veliyyleridir.
Sizden kim onları veliyy edinirse, o da onlardandır.
Allah, Zâlim Kavm’i hidayete eriştirmez.
Ey îman edenler! Yahûdîleri ve Hıristiyanları sakın dost edinmeyin.1 Onlar ancak kendi kendilerinin dostlarıdırlar.2 Sizden her kim, onları dost edinirse3 işte o, onlardan olur.4 Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.
1 Yani, Yahûdî ve Hıristiyanları dost tutmayın, velâyetlerine, yardımlarına müracaat etmeyin. Hattâ onlarla sıkı fıkı olmayın, tuzaklarına düşmeyin. (Elmalılı)2 Yahûdîler Yahûdîlerin, Hıristiyanlar da Hıristiyanların dostlarıdırlar. Yani Yahûdîler kendilerinden başkasına, Hıristiyanlar da kendilerinden başkasına, yar olmazlar. 3 Yani, sizden her kim onları dost edinirse, onların velâyetleri altına girerse, işlerini onlara havâle ederse, o artık Hakk’a değil, onlara hizmet eder, onlardan sayılır ve âhirette de onlarla beraber haşr olunur. 4 İslâm kendi velâyeti altındaki gayr-ı müslimlere karşı hoşgörülü davranılmasını ister. Fakat onlarla işbirliği ve beşeri ilişkiler anlamında bir dostluk kurulmasını yasaklar. Kâfirlere karşı, dini yayma varsayımıyla kitap ehli olduğunu iddiâ eden kâfirlerle ittifak edilebileceğini zannetmek, ne korkunç bir bilgisizliktir! Unutmayalım ki; Filistin’i Yahûdîlere verenler, Yugoslavya, Çeçenistan, Çin, Hindistan, Afganistan, Irak ve tüm dünyada Müslümanların başına belâ olanlar, onların kanlarını dökenler, hep bu kendilerinin kitap ehli olduğunu iddiâ eden kâfirler değil midir? Kim bunlarla dost olmak arzusuyla yanıp tutuşuyorsa, mutlaka âhirette Allah’ın huzuruna, onlarla birlikte varacaktır.
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin: Onlar yalnızca birbirlerinin dostlarıdır. 72 Ve hanginiz onları dost edinirse kesinlikle onlardan olur: Bilin ki Allah böyle zalimlere 73 doğru yolu göstermez!
Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları evliya/dost ve ortaklar edinmeyin. Onlar, birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost ve ortaklar edinirse, o da onlardandır. Allah, Yahudi ve Hıristiyanları dost ve müttefik edinenleri amaçlarına ulaştırmaz. 3/28, 4/144, 5/57, 60/1
SİZ ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları müttefik edinmeyin![944] Onlar birbirlerinin müttefikidir.[945] Sizden her kim onları müttefik edinirse, o onlardan olur.[946] Şüphesiz Allah zulme gömülmüş bir topluma rehberliğini bahşetmez.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 51. Ayet Açıklaması
[944] Zemahşerî evliyayı tensurûnehum ve testensurunehum: “onlara askerî yardımda bulunmanız ve onlardan askerî yardım almanız” şeklinde tanımlar. Çevirimiz bu yoruma dayanmaktadır. ”Evliya” terimi Kur’an’da, her biri bağlamına göre değişen anlamlar kazanır. “Dost, yoldaş, sırdaş, otorite, müttefik, veli, vasi, koruyucu” bunlardan bazılarıdır (Bkz: 4:139; 8:73). “Veli edinmek” insanî, dinî, ahlâkî, politik ve sosyal amaçlar taşıyabilir. İnsanî amaçla olanı kesinlikle serbest ve kimi durumlarda zorunlu, dinî amaçla olanı kimi durumlar hariç kesinlikle yasak, ahlâkî ve politik amaçla olanı mahzurlu, sosyal amaçla olanı ise yer ve zamana göre değişkendir (Bkz: 3:28, not 15). Müslim - gayr-ı müslim ilişkilerinde mutlak yasak olan kâfirin küfrünü, müşrikin şirkini, münafığın nifakını, mülhidin ilhadını sevmektir. Açıktır ki küfre muhabbet küfürdür. Aynı yasak mü’minlere karşı bir faaliyette onlara destek vermek, onları sırdaş ve yoldaş edinmek konusunda da geçerlidir. İnsanî ilişkiye Kur’an herhangi bir yasak getirmemiştir.
[945] Bunun anlamı Yahudilerin yine Yahudileri, Hıristiyanların yine Hıristiyanları gerçek dost edinmesidir, karşılıklı birbirlerini dost edinmeleri değildir (Taberî ve Zemahşerî).
[946] Bu cümlenin anlamı, inşâ ya da ihbar olup olmadığına bağlı olarak değişir. Eğer bu cümleye inşâî bir anlam verirsek bir tehdit olarak algılarız. Yok eğer cümleye ihbarî bir anlam verirsek, o zaman âyetin başındaki yasağın gerekçesi olmuş olur ki, “evliya” teriminin Kur’an’daki farklı kullanımları ve
Allah Rasûlü’nün Kitap Ehli’yle ilişkileri göz önüne alındığında, bu anlam tercihe şayan olandır. Eğer bu anlamı tercih edersek, bu kez âyetin girişindeki “dost olma yasağı”nın niteliği de değişir ve “gerekçe üzerine bina edilen bir yasak” durumunu alır. Bu da şu mânaya gelir: Eğer politik ve ahlâkî açıdan onlar gibi olma riski içermiyorsa Yahudi ve Hıristiyanlarla her tür insanî ilişki serbesttir. Aynı şey tüm diğer din mensupları ve dinsizler için de geçerlidir. Bu yasağın sınırlarını şu âyet belirler: “Allah size, yalnızca sizinle din savaşı yapan ve sizi yurtlarınızdan çıkaran veya sizin çıkarılmanıza destek verenlerle dostluk kurmanızı yasaklar” (60:7-9). Âyetin iniş sebebi hakkında 4 ayrı rivayet vardır. Fakat bunlar arasında yer almayan farklı bir bağlantıyı Menâr sahibinin isabetli bir biçimde kurduğunu görüyoruz. Buna göre âyette sözü edilen kişi, Mekke’deki ailesini ve mallarını güvenceye almak için onlara Rasulullah’ın seferberlik ilanını haber vermeye teşebbüs eden Hâtıb b. Ebi Belte‘a’dır. Bu pasajlar dost aleyhine düşmanla işbirliğini yasaklamaktadır (Krş: Menâr VI, 426).
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler! Yehûd ile Nasâra'yı dost tutmayınız. Onların bazıları bazılarının dostudur. Ve sizden her kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır. Şüphe yok ki Allah Teâlâ o zalimler olan kavme hidâyet etmez.
Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları velî edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin velisidirler. Sizden kim onları velî edinirse o da onlardandır. Allah böylesi zalimleri doğru yola iletmez.
Velî: Yerine göre hâmî, koruyucu, yönetici, işleri deruhte eden ve dost anlamlarına gelir.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, yahudileri ve hıristiyanları veliler edinmeyin! Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları kendine veli yaparsa, o onlardandır. Şüphesiz Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Yahudileri ve Hristiyanları dost (veli) bilmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah, yanlışlar içinde olan bir topluluğu yola getirmez.
- Ey İman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli / dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları veli kabul ederse o da onlardandır. Allah, zalim topluma hidayet vermez.
Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları veli edinmeyin. Onlar birbirinin velisidir. Sizden onları veli edinen, onlardan olur. Allah ise zalimler güruhuna yol göstermez.(18)
(18) Genellikle “dost ve yardımcı” olarak tercüme ettiğimiz “veli” sözcüğünde, 3:28 ile ilgili dipnotunda da değindiğimiz gibi, bir kimsenin işlerini yürütmek, onun üzerinde tasarruf sahibi olmak gibi anlamlar da bulunmaktadır. Âyetin önüne ve sonrasına, bir de konu ile ilgili âyetlere bütün olarak bakıldığında, burada, iman ehlini başkalarının himayesine terk etmek anlamına gelen dostluk ve ilişkilerin yasaklanmış olduğu anlaşılacaktır. Buna karşılık, bu sûrenin 5’inci âyeti Kitap Ehlinin yiyeceğinden yemeyi ve kadınlarıyla evlenmeyi helâl kılmakta, 60:8-9 ise Kitap Ehline—onlardan bir düşmanlık görmemiş olmak şartıyla—iyilik etmeyi güzel davranışlar arasında saymaktadır. 3:28 ile 4:139 gibi âyetler ise, inkârcılar ve Kitap Ehli ile dostluğun tehlikelerine karşı ciddî uyarılar içermektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları gönül dostları edinmeyin. Onlar birbirlerinin gönül dostlarıdır. Sizden kim onları gönül dostu edinirse o, onlardandır. Allah, zalimler toplumunu doğruya ve güzele kılavuzlamaz.
iy anlar kim įmān getürdiler! dutmañ cuḥūdları daħı naśrānileri dostlar bir nicesi anlaruñ dostlarıdur bir nicenüñ. daħı her kim dost dutar-ise anları sizden bayıķ ol anlardandur. bayıķ Tañrı ŧoġru yol göstermez ķavma žālimler.