Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2331, sondan 3906. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 81. ayetidir. Meryem Suresi 81. ayetinin kelime sayisi 8, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 2247 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (3) ي (1) ع (1) ص (0) bulunuyor.
Müşrikler Allah’tan başka taptıkları ilâhlardan yardım bekliyor ve bundan izzet ve şeref umuyorlardı; çünkü her kabilenin putu aynı zamanda onun saygınlık sembolü idi. 82. âyet, Hz. Peygamber’in ülkesinde putperestliğin devam etmeyeceğini, bir süre sonra müşriklerin müslüman olup bâtıl ilâhlara ibadeti reddedeceklerini ve onlara düşman olacaklarını müjdelemektedir. O günün âhiret günü olduğuna dair yorum da vardır. En‘âm sûresinin 23. âyeti ile Ahkaf sûresinin 6. âyeti bu yorumu desteklemektedir.
Âyet şöyle de yorumlanmıştır: Kıyamet gününde ilâhlar, kendilerine tapanların ibadetlerini reddedip onlara düşman olacaklardır. Nahl sûresinin 86. âyeti ile Kasas sûresinin 63. âyeti de bu yorumu destekler mahiyettedir, biz de meâlde bunu tercih ettik.
Mehmet Okuyan
Onlar, kendilerine itibar (kaynağı) olsunlar diye Allah’ın peşi sıra ilahlar edindiler.
(Münafık sahtekârlar onlardır ki) Kendilerine izzet (etiket, kuvvet ve hükümet) sağlasınlar diye Allah’tan başka ilahlar (ve güç odakları) edinip, (onların himayelerine sığınmışlardır.)
Kendini heykellere adamak (7:138) şirkin sadece bir türüdür. Allah'ın isminin yanında başka isimleri anmaktan hoşlanmak (39:45), din adamlarının Tanrı adına koyduğu din kurallarını izlemek (9:31; 42:21, 6:148), peygamberlerin ve evliya olduğuna inanılan kimselerin şefaat ve yardımına inanmak (2:48;10:18), peygamberlerin hatasız olduğunu ileri sürmek (18:110) gibi tavırlar da şirktir. Müşrik kafalar, şeytanın hipnozu altında bulunduklarından Kuran'daki apaçık ayetlere rağmen kendilerinin hâlâ tek Tanrıcı olduklarını sanırlar (6:23). Bak 18:32-42.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'dan başka ilâh edindiler.
(1)“Ey bedbaht ehl-i dalâlet ve sefâhet! (Haktan sapmış ve günahlara dalmış olanlar!) (...) Güvendiğiniz ve bel bağladığınız ve âsâr-ı İlâhiyeyi (Allah-ü Teâlâ’nın eserlerini) ve ihsânât-ı Rabbâniyeyi(Rabbinizin ihsanlarını) onlara isnâd ettiğiniz (dayandırdığınız) hangi tabîatınız, hangi esbâbınız(sebebleriniz), hangi şerîkiniz (Allah’a ortak koştuğunuz şey), hangi keşfiyâtınız (fennî keşifleriniz), hangi milletiniz, hangi bâtıl ma‘bûdunuz (ilâhınız), sizi sizce i‘dâm-ı ebedî (sonsuz yokluk) olan mevtin (ölümün)zulümâtından (karanlığından) kurtarıp, kabir hudûdundan, berzah (kabir âleminin) hudûdundan, mahşer(haşir meydanı) hudûdundan, Sırat köprüsünden hakîmâne geçirebilir, saâdet-i ebediyeye mazhar edebilir(kavuşturabilir)? Hâlbuki kabir kapısını kapamadığınız için, siz kat‘î olarak bu yolun yolcususunuz. Böyle bir yolcu, öyle birisine dayanır ki, bütün bu dâire-i azîme (bu büyük dâire) ve bu geniş hududlar, O’nun taht-ı emrinde ve tasarrufundadır (emir ve idâresi altındadır).” (Sözler, 32. Söz, 297)
İlyas Yorulmaz
Onlar için güç ve şeref olsun diye, Allah’dan başkalarını ilahlar edindiler.
Buna rağmen müşrikler, kendilerine öte dünyada güya şefaat edip yücelik ve onur kazandırsınlar diye, bazı melekleri, Peygamberleri, onların izinden giden büyük şahsiyetleri Allah’tan başka tanrılar ediniyorlar.
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 81. Ayet Açıklaması
[2537] Tüm aşırı yüceltmelerin ve ilâhlaştırma teşebbüslerinin temelinde yatan zaafın harika bir ifadesi. Yüce olanı yüceltme teşebbüsü bir perdelemedir. Bu perdenin gerisinde birtakım zaaflar saklanır. Mesela yüceltirmiş gibi yapan, kendisini özne yücelttiğini de nesne olarak görür. Aslında onu değil kendini yüceltme arzusu taşımaktadır. Zaten yüce olanı yüceltmeye kalkmak, onun sırtından nüfuz ve statü kazanmanın peşindedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve onlar Allah'tan başka tanrılar edindiler, kendileri için bir izzet olsun diye.
Dünyevî varlığa ve iktidara nerdeyse dinî bir vecd ile “tapınan” ve dünyevî başarının bu tezahürlerine tanrısal nitelikler yakıştıran insanlardan bahsediliyor.
Süleyman Ateş
Kendilerine destek olsunlar diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.