Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2332, sondan 3905. ayet; 19. sure ve Meryem Suresinin 82. ayetidir. Meryem Suresi 82. ayetinin kelime sayisi 6, harf sayısı 33 ve toplam ebced değeri ise 2109 olarak hesaplanmıştır. Meryem Suresinin toplam ebced değeri 281117 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure كـهيعص hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette كـ (0) ه (2) ي (3) ع (2) ص (0) bulunuyor.
Müşrikler Allah’tan başka taptıkları ilâhlardan yardım bekliyor ve bundan izzet ve şeref umuyorlardı; çünkü her kabilenin putu aynı zamanda onun saygınlık sembolü idi. 82. âyet, Hz. Peygamber’in ülkesinde putperestliğin devam etmeyeceğini, bir süre sonra müşriklerin müslüman olup bâtıl ilâhlara ibadeti reddedeceklerini ve onlara düşman olacaklarını müjdelemektedir. O günün âhiret günü olduğuna dair yorum da vardır. En‘âm sûresinin 23. âyeti ile Ahkaf sûresinin 6. âyeti bu yorumu desteklemektedir. Âyet şöyle de yorumlanmıştır: Kıyamet gününde ilâhlar, kendilerine tapanların ibadetlerini reddedip onlara düşman olacaklardır. Nahl sûresinin 86. âyeti ile; Kasas sûresinin 63. âyeti de bu yorumu destekler mahiyettedir, biz de meâlde bunu tercih ettik.
Mehmet Okuyan
Hayır! (Taptıkları putlar) onların ibadetlerini tanımayacak ve onlara hasım (düşman) olacaklardır.
Hayır; o taptıkları kişiler, Hesap Gününde onların kendilerine yaptığı kulluk ve ibâdeti asla kabul etmeyecekler; onlara şefaat ve yardım etmek şöyle dursun, onların tam karşısında yer alacaklar. Peki bu zâlimler, neden hâlâ cezalarını çekmiyorlar diyorsan:
Mustafa İslamoğlu Meryem Suresi 82. Ayet Açıklaması
[2538] Buradaki dıddenin ne manaya geldiği tartışılmıştır (Bkz: Taberî). Bizce bu kelime akla gelen ilk anlamı olan “zıddına, tersine, aksine” şeklinde anlaşılmalıdır. “Neyin zıddına?” sorusunun cevabı, bir önceki 81. âyettedir: “statü ve nüfuz beklentilerinin aksine zillet ve utanç delili olacaklar”. İşte bu gerekçeyle “zillet ve utanç delili” yananlamını parantez içine alma gereği duymadık (Krş: Râzî).
Ömer Nasuhi Bilmen
Asla öyle değil, onların tapındıklarını atiyyen inkâr edecekler ve onların üzerine düşman kesileceklerdir.