Kasas Suresi 63. Ayet

A-
A+
Ayet Bulunuyor.
Matematiksel
Matematiksel
Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 3315, sondan 2922. ayet; 28. sure ve Kasas Suresinin 63. ayetidir. Kasas Suresi 63. ayetinin kelime sayisi 18, harf sayısı 84 ve toplam ebced değeri ise 6787 olarak hesaplanmıştır. Kasas Suresinin toplam ebced değeri 399353 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure طسم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ط (0) س (0) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
Arapça Metin
قال الذين حق عليهم القول ربنا هؤلاء الذين اغوينا اغويناهم كما غوينا تبرأنا اليك ما كانوا ايانا يعبدون
Harf Sayımı
Harf Sayımı
قالالذينحقعليهمالقولربناهؤلاءالذيناغوينااغويناهمكماغويناتبرأنااليكماكانواايانايعبدون
Latin Harfleriyle Okunuşu
Latin Harfleriyle Okunuşu
Kâle-lleżîne hakka ‘aleyhimu-lkavlu rabbenâ hâulâ-i-lleżîne aġveynâ aġveynâhum kemâ ġaveynâ(s) teberra/nâ ileyk(e)(s) mâ kânû iyyânâ ya’budûn(e)
Diyanet İşleri (Yeni)
Diyanet İşleri (Yeni)
Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı” diyeceklerdir.
Mehmet Okuyan
Mehmet Okuyan
(O gün) hüküm aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar şöyle diyeceklerdir: “Rabbimiz! Şunlar, azdırdığımız kişilerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık. (Kendilerinden) uzak olduğumuzu sana (arz ederiz). Zaten onlar, bize de tapmıyorlardı.”
Bayraktar Bayraklı
Bayraktar Bayraklı
O gün, söz aleyhlerine gerçekleşmiş olanlar, “Ey Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, onları da öyle azdırdık. Onlardan uzaklaşıp sana geldik, zaten onlar bize tapmıyorlardı” derler.
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş
Haklarında sözün gerçekleştiği¹ kimseler: “Rabb'imiz! İşte bunlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık.² Uzak olduğumuzu³ Sana arz ederiz. Zaten onlar, bize kulluk etmiyorlardı.” dediler.
Ahmet Akgül
Ahmet Akgül
Üzerlerine (azap) sözü hak olanlar derler ki: 'Rabbimiz, işte bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlardır; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. (Zaten) Onlar bize tapıyor da değillerdi. (Kendi nefsani heves ve istekleri için bizim peşimize düşmüşlerdi.)
Abdulbaki Gölpınarlı
Abdulbaki Gölpınarlı
Azap edeceğimize dair söylediğimiz sözü hakedenler, Rabbimiz derler, işte şunlar, azdırdığımız kişiler, biz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık. Onlardan uzaklaştık, tapına geldik; onlar, bize tapmıyorlardı zaten.
Abdullah Parlıyan
Abdullah Parlıyan
Azap edeceğimize dair söylediğimiz sözü hakedenler: “Ey Rabbimiz!” diyecekler. “Bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir, evet biz kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık. Onların yaptıklarından uzak olduğumuzu, bu hususta bizim suçumuzun olmadığını sana arzederiz. Zaten onlar, bize tapmıyorlardı, kendi arzu ve heveslerine tapıyorlardı” dediler.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur'ân'a itibar etmedikleri için, aleyhlerinde gerekçeli hükümleri gerçekleşmiş olan liderler, güç ve iktidar sahipleri: “Rabbimiz, şunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak, onları da öylece azdırdık. Onların suçlarıyla ilgimiz olmadığını arz eder, sana sığınırız. Onlar, aslında, bizlere de tapmıyorlardı.” derler.
Ahmet Varol
Ahmet Varol
Üzerlerine (azap) söz(ü) hak olanlar derler ki: "Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımız. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi (onlardan) uzaklaşarak sana yöneldik. Zaten onlar bize tapmıyorlardı."
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Üzerlerine (azab) sözü hak olanlar derler ki: 'Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi.
Ali Fikri Yavuz
Ali Fikri Yavuz
Üzerlerine azab vacib olanlar şöyle diyecektir:” - Ey Rabbimiz! İşte şu düşükler, azdırdığımız kimseler. Biz nasıl azmışsak onları da öyle azdırdık, (hak yoldan çıkardık). Onların seçtiği küfürden beri olub sana döndük. Aslında onlar bize tapmıyorlardı (ancak hevalarına uyuyorlardı).”
Bahaeddin Sağlam
Bahaeddin Sağlam
O gün, kendileri için azabın tahakkuk ettiği kişiler: “Ey Rabbimiz! İşte aldattığımız bunlar! Kendimiz aldandığımız gibi, onları da aldattık. (Onlardan) Sana sığınıyoruz. Zaten onlar bize ibadet etmiyorlardı. [Kendi hevalarına tapıyorlardı.]
Besim Atalay
Besim Atalay
Kendi üzerlerine, söz hak olan kimseler diyecekler ki: «Ey Tanrımız! İşte bizim azdırmış olduklarımız, azmış isek biz nice, azdırdık da öylece, onlardan uzaklaştık, sana yaklaştık, onlar bize tapmazlardı»
Cemal Külünkoğlu
Cemal Külünkoğlu
(Bunun üzerine) haklarında azap hükmü gerçekleşen (o saptırıcı önder)ler: “Ey Rabbimiz! İşte bunları sapıklığa sürükleyen biziz. Evet, biz kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık (fakat onlar da kendi iradeleriyle peşimizden geldi). Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyor (kendi istek ve arzularına tapıyor)lardı” diyecekler.
Diyanet İşleri (Eski)
Diyanet İşleri (Eski)
Hükmün aleyhlerine gerçekleştiği kimseler: "Rabbimiz! İşte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaşıp Sana geldik, zaten aslında bize tapmıyorlardı" derler.
Diyanet Vakfı
Diyanet Vakfı
(O gün) aleyhlerine söz (hüküm) gerçekleşmiş olanlar: Rabbimiz! Şunlar azdırdığımız kimselerdir. Biz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık (yoksa onları zorlayan bir gücümüz yoktu. Onların suçlarından) berî olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı), derler.
Edip Yüksel
Edip Yüksel
Aleyhlerinde yargının gerçekleştiği kimseler, "Rabbimiz, şunlar bizim saptırdığımız kimselerdir; biz kendimiz sapmış olduğumuz için onları saptırdık. Onları bırakıp sana sığınıyoruz. Onlar aslında bize tapmıyorlardı," derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı Hamdi Yazır
(O gün) haklarında azaba itilme, hükmü gerçekleşen kimseler, "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. (Onların suçlarından) beri olduğumuzu sana arzederiz. Zaten onlar aslında bizlere tapmıyorlardı." derler.
Elmalılı (Orijinal)
Elmalılı (Orijinal)
Aleyhlerinde söz hakk olmuş olanlar şöyle demektedir: ey bizim yegâne rabbımız! daha işte şunlar: o azdırdığımız kimseler, biz onları kendi azdığımız gibi azdırdık sana teberri ettik onlar bizlere tapmıyorlardı
Hasan Basri Çantay
Hasan Basri Çantay
(O gün) aleyhlerinde söz hak olanlar (şöyle) demişdir (diyecekdir): «Ey Rabbimiz, işte bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık. Uzaklaşdık, sana (döndük. Zâten) onlar bize tapmıyorlardı».
Hayrat Neşriyat
Hayrat Neşriyat
Aleyhlerine (azâbımıza dâir) söz hak olanlar der ki: “Rabbimiz! Bizim azdırdığımız kimseler (işte) şunlardır. (Biz) nasıl azdıksa, onları da (öyle) azdırdık.(Onlardan) sana (sığınıp) uzaklaştık! (Zâten onlar, nefislerinin peşindeydiler de) bize tapmıyorlardı.”
İlyas Yorulmaz
İlyas Yorulmaz
Allah’ın vaat ettiği sözün üzerlerine hak olduğu kimse dedi ki “Rabbimiz! İşte bizim azdırdıklarımız bunlar. Kendimiz azıp senden uzaklaştığımız gibi, onları da yoldan biz çıkardık. Sana koşulan tüm ortaklıklardan seni arındırırız ki, onlar dünyada iken yalnızca bize kulluk etmiyorlardı” dediler.
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Hakkı İzmirli
Üzerlerine azap sözü sabit olacak elebaşıları «— Ey Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak azdırdıklarımızı da öyle azdırdık. Fakat zorlamadık, sana gelip onlarla ilişiğimizi kestik. Onlar bizlere değil, heveslerine taparlardı» diyecekler.
Kadri Çelik
Kadri Çelik
Üzerlerine söz (azap) hak olanlar derler ki: “Rabbimiz! İşte bizim azdırıp saptırdıklarımız bunlar; kendimiz azıp saptığımız gibi, onları da azdırıp saptırdık. (Şimdiyse) Sana (gelip onlardan) uzaklaşmış bulunmaktayız. Onlar bize tapıyor da değillerdi.”
Mahmut Kısa
Mahmut Kısa
Bunun üzerine, haklarında azap hükmü kesinleşmiş olan o saptırıcı önderler, “Ey Rabb’imiz!” diyecekler, “Bunları sapıklığa sürükleyen biziz! Evet, biz nasıl kendi irâdemizle azdıysak, onları da öyle azdırdık. Onlar da kendi arzularıyla bizim peşimizden geldiler. Fakat şimdi, onlarla hiçbir ilgimiz kalmadığını sana arz ediyoruz!Zaten onların tapındığı, gerçekte biz değildik. Aslında onlar, sadece kendi arzu ve heveslerine kulluk ediyorlardı.”
Mahmut Özdemir
Mahmut Özdemir
Söz aleyhlerinde gerçekleşmiş olanlar dedi ki: -“Rabbimiz! İşte onlar azdırdığımız kimselerdir. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. (Onlardan ayrılarak) Sana iltica ettik. Onlar sadece bize kulluk ediyor değillerdi”.
Mehmet Türk
Mehmet Türk
(O gün) helâk olmayı hak edenler: “Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdığımız kimseler, biz nasıl azmışsak onları da öylece azdırdık.1 Şimdi de onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zâten onlar, aslında yalnız bize tapmıyorlardı” derler.
Muhammed Esed
Muhammed Esed
[Bunun üzerine, vaktiyle yapılan] uyarının apaçık aleyhlerine tecelli ettiğini gören 65 kimseler: “Ey Rabbimiz!” diyecekler, “Bunlar bizim azdırdığımız kimselerdir; (evet,) biz kendimiz azdığımız gibi, onları da azdırdık 66 (Ama şimdi) onları Senin hükmüne bırakıyoruz; zaten onların tapındığı gerçekte biz değildik”. 67
Mustafa Çavdar
Mustafa Çavdar
Haklarında azap hükmü gerçekleşmiş olanlar derler ki: – Rabbimiz, azdırıp yoldan çıkardıklarımız işte şunlardır. Biz nasıl azdıysak onları da öyle azdırdık. Şimdi onlardan ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz. Zaten onlar gerçekte bize kulluk etmiyorlardı, derler. 46/4...6
Mustafa İslamoğlu
Mustafa İslamoğlu
Aleyhlerindeki sözün gerçekleştiğini gören kimseler, “Rabbimiz!” diyecekler; “İşte şunlar bizim azdırdıklarımız; kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık: (onlarla) ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz; zaten onlar aslında bize tapıyor değildiler.”[3438]
Ömer Nasuhi Bilmen
Ömer Nasuhi Bilmen
Üzerlerine söz hak olanlar diyeceklerdir ki: «Ey Rabbimiz! Şunlar kendilerini sapıttırmış olduğumuz kimselerdir. Biz onları kendi sapıttığımız gibi sapıttırdık (onlardan) uzaklaştık. Sana iltica ederiz. Onlar bize tapar olmadılar.»
Suat Yıldırım
Suat Yıldırım
(Şeytanlardan ve insanlardan putlaştırılmış oldukları için) kendileri hakkında azap hükmü kesinleşmiş olanlar: “Ulu Rabbimiz! İşimiz meydanda, azdırdığımız kimseler işte karşımızda, inkâr edemeyiz. Ama sırf kötülük olsun diye değil, kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onları zorlamadık. Onların iddiaları ile, onların bizi putlaştırmaları ile hiçbir ilişkimiz olmadığını ilan ediyoruz, Sana sığınıyoruz. Zaten aslında onlar bize tapmıyorlardı, kendi hevalarına tapıyorlardı. ”
Süleyman Ateş
Süleyman Ateş
(Azab) söz(ü) üzerlerine hak olanlar: "Rabbimiz, azdırdıklarımız şunlar. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. (Biz azdık, onlar da bize uydular. Onların yaptıklarından) uzak olduğumuzu, (bu hususta bizim suçumuz olmadığını) sana arz ederiz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı (kendi arzularına tapıyorlardı)." derler.
Süleymaniye Vakfı
Süleymaniye Vakfı
Cezayı hak edenler diyecekler ki: “Rabbimiz! Bunlar, hayallere daldırdığımız kimselerdir; tıpkı bizim daldığımız gibi daldırdık. Onlardan ilişkimizi kesip sana yöneldik. Zaten kulluk ettikleri yalnız biz değildik”.
Şaban Piriş
Şaban Piriş
Hüküm aleyhlerinde gerçekleşmiş olanlar:-Rabb'imiz, işte azdırdıklarımız onlardır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzaklaştık, sana geldik. Zaten onlar bize de kulluk etmiyorlardı, dediler.
Ümit Şimşek
Ümit Şimşek
Haklarında azap vaadi gerçekleşmiş olanlar, “Rabbimiz,” derler. “İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz nasıl azdıysak, onları da öylece azdırdık. Şimdi biz onlardan uzaklaşıp Sana sığınıyoruz. Zaten onlar bize tapmıyorlardı.”
Yaşar Nuri Öztürk
Yaşar Nuri Öztürk
Üzerlerine hüküm hak olanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, azdırdıklarımız işte şunlar! Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar sadece bize kulluk/ibadet etmiyorlardı ki!.."
Eski Anadolu Türkçesi
Eski Anadolu Türkçesi
eyitti anlar kim vācib oldı anlaruñ üzere söz “iy çalabumuz! uşbunlar anlar kim azdurduķ azdurduķ anları nite kim azduķ. bįzār olduķ şendin yaña olmadılar bize ŧapalar.”
Satır Altı (1534)
Satır Altı (1534)
Eyide ol kimseler ki vācib oldı anlar üstine ‘aẕāb: Yā Rabbenā, bunlar ol kişilerdür ki azdurduḳ anları biz azġan gibi. Biz bīzāruz anlardan. Anlar bize ṭapmazlardı.