Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 719, sondan 5518. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 50. ayetidir. Mâide Suresi 50. ayetinin kelime sayisi 10, harf sayısı 45 ve toplam ebced değeri ise 2140 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
افحكم الجاهلية يبغون ومن احسن من الله حكما لقوم يوقنون
Câhiliye kelimesi, sözlükte bilgisizlik anlamına gelen cehl kökünden türetilmiş olup, “bilgiden yoksun olmak, bir konuda doğru olanın tersine inanmak, yapılması gerekenin tersini yapmak” demektir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “chl” md.). İslâmî dönemde ortaya çıkmış olan câhiliye kelimesi özel olarak, Araplar’ın İslâm’dan önceki dinî ve sosyal hayat telakkilerini, genel olarak da kişilerin ve toplumların günah ve isyanlarını ifade eden bir terimdir. Kur’an’da dört yerde geçen câhiliye terimi (Âl-i İmrân 3:154; Mâide 5:50; Ahzâb 33:33; Feth 48:26) Araplar’ın İslâm’dan önceki inanç, tutum ve davranışlarını İslâmî devirden ayırt etmek için kullanılmış olup, İslâm’ın tevhid inancına aykırı olarak, dönemin hâkim dinî telakkisi olan şirk/putperestlik ile hâkim ahlâkî yapısı olan kibir, kendini beğenme övünme gibi ben merkezli, alt edilemez duygular ve öfke, zorbalık, saldırganlık gibi şiddet eğilimlerini ifade eder. Bu içeriğiyle “cahiliye” gerek inançta gerekse ahlâkta “İslâm” kavramının karşıtı olarak konumlandırılır. Ünlü Yedi Askı’dan birinin şairi olan Câhiliye’den Amr b. Külsûm’un şu mısraları kavramın içeriğini yansıtan en iyi örneklerdendir: “Sakın kimse bize karşı câhillik etmeye kalkışmasın. Çünkü biz (karşımızdaki) câhillerin cehlinden daha güçlü bir şekilde câhilleşiriz.” Bu sebeple genel olarak Araplar’ın İslâm’dan önceki dönemine Câhiliye veya Câhiliye çağı denilmektedir (bu konuda bilgi için bk. Mustafa Fayda, “Câhiliye”, DİA, VII, 17).
Bu âyette câhiliye terimi ile yalnızca İslâm’dan önceki tarihî zaman dilimi değil, o dönemin insanlar arasında farklı uygulamalar doğuran haksız ve zalim zihniyetine, kişisel ve toplumsal olguların sadece menfaat açısından yararlı olup olmadığı endişesinin karakterize ettiği ahlâkî eksikliğe dikkat çekilmekte; özellikle Araplar’dan etkilenerek Tevrat’ın hükmünü bırakıp onlarda mevcut olan eşitsizlik ve üstün ırk anlayışını yahudi kabileleri arasında dahi uygulayan Nadîroğulları’na işaret edilmekte ve onlar kınanmaktadır. Allah’tan daha üstün bir hâkim ve O’nun verdiği hükmünden daha güzel ve daha âdil bir hüküm yoktur. Bunu ancak hakka, adalete ve eşitliğe inanan toplumlar anlayabilirler. Kalplerinde hastalık olup ahlâken sapmış olanlar bunu anlayamazlar. Dolayısıyla, haksızlığı ve zulmü hakka ve adalete tercih edebilirler. Bu tür ahlâkî sapmalar daima ortaya çıkabileceği için Hz. Peygamber, Câhiliye dönemine geçmişte kalan bir zaman dilimi olarak bakmamış, aksine bu dönemdeki anlayışın her fırsatta tekrar ortaya çıkabileceğini düşünerek uyarılarda bulunmuştur (Buhârî, “Cenâiz”, 39, 40; “Menâkıb”, 8).
Mehmet Okuyan
(Yoksa) onlar, (İslam öncesi) Cahiliye hükmünü mü arıyorlar! Kesin bir şekilde inanan bir toplum için hüküm konusunda Allah’tan daha güzel kim olabilir ki!
Yüce Allah müşrik Arapların, ilahi hükümler yerine kendi itibar ettikleri ve gelenek haline getirdikleri, menfaate, adaletsizliğe ve hukuksuzluğa dayalı hüküm ve uygulamaları istediklerini ifade etmektedir. Ayetin başındaki soru edatı, onların durumunun ne olduğunu sorgulamayı değil tercihlerinin yanlışlığını ortaya koymayı amaçlayan bir sorudur. Yani soruya konu olan şeyin eleştirisi yapılmakta ve durumun hayret sebebi olduğuna dikkat çekilmektedir
Benzer mesaj: En‘âm 6:114.
Bayraktar Bayraklı
Yoksa onlar, câhiliye kanununu mu istiyorlar? İyi anlayanlar için Allah'tan daha iyi kanun koyucu olabilir mi?
Onlar hâlâ cahiliye hükümlerini (Kur’an’ın tabii ve temel hukuk kurallarına, evrensel insan haklarına ve en güzel İslam ahlâkına aykırı düzenleri) mi arıyorlar? Kesin bilgiye (yakine) dayanan sağlam inanca sahip bir topluluk için, hüküm ve hikmeti (kural ve prensipleri) Allah'tan daha güzel olan kimdir?
Kur’ân, Hz. Peygamberden evvelki devre "câhiliyye", yani bilgisizlik devri adını veriyor.
Abdullah Parlıyan
Yoksa onlar, hâlâ İslâm'ın karşıtı cahiliye kanunları ile mi yönetilmek istiyorlar? Şüpheden uzak, doğru ve gerçek bilgiyi tanıyarak kabul edip inanmış bir toplum için Allah'tan daha güzel kanun koyucu olabilir mi?
Yoksa onlar, İslâm dışı cahiliyyet dönemindeki idareyi, mahkemeleri ve cahiliyet mevzuatını mı arıyorlar?
İlme, delile ve gerekçeye itibar eden, menfaatlerini bilen, inanan bir milletin lehine, Allah'ın koyduğu yasalarla, mahkemelerle ve idareyle kurulan düzenden daha güzel, doğruluğun hakim olduğu düzeni kim kurabilir?
Onlar, hâlâ o câhillik devrinin hükmünü mü istiyorlar? Kimmiş Allah'dan daha güzel hüküm verecek? Fakat bunu, gerçek anlayış sahibi olan bir toplum bilir.
Onlar haalâ cahillik (devri) nin (o kötü)hükmünü mü arıyorlar? Şübhesiz bir kanâata sahib olacak bir kavm indinde hükmü Allahdan daha güzel olan da kimdir?
Onlar hala cahiliyye dönemine ait hükümleri mi istiyorlar? Allah inancında kesin kanaat oluşmuş bir toplum için, Allah’dan daha güzel hüküm verecek kim vardır.
Yoksa onlar, İslâm öncesi câhiliye döneminin, hak hukuk tanımayan kanun ve hükümlerini mi hayata egemen kılmak istiyorlar? Allah’ın yegane rab ve tek ilah olduğu gerçeğinin yok sayıldığı sadece O’na kul köle olma imkanlarının yok edildiği, vahyin hayata hakimiyet hakkının kaldırıldığı bir hayat tarzı mı istiyorlar? Hâlbuki, yürekten inanan bir toplum için, Allah’tan daha iyi kim hüküm verebilir? O hâlde:
1 Bu âyet, Nadîr Yahûdîleriyle Kureyza Yahudîleri arasında meydana gelen adam öldürme olayı üzerine Peygamberimizden aralarında hükmetmelerini istemeleri ve Peygamberimizin de aralarında eşit hüküm vermesi üzerine Nadîr oğullarının bu hükme râzı olmayarak cahiliyye âdeti gereği kendilerinin üstün tutulmaları gerektiğini arzu etmeleri üzerine indirilmiştir. (Nesâî)
Muhammed Esed
Yoksa onlar, cahiliyye kanunu [ile yönetilmek] mi istiyorlar? 71 Halbuki, kalben mutmain olan insanlar için Allah'tan daha iyi kanun-koyucu olabilir mi?
Yoksa onlar, cahiliye döneminin hükmünü mü istiyorlar? Gerçek iman sahibi bir toplum için, Allah’tan daha iyi hüküm sahibi kim vardır? 5/120, 10/109, 34/26, 95/8
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 50. Ayet Açıklaması
[943] Sırf dünyevî yararlılık ve çıkar ilişkilerini gözeten tüm yasa ve hükümleri kapsar. Yasaların da ruhu ve vicdanı vardır. Allah’ı görmeyen ve âhireti yok sayan her yasa ve hüküm, hem ruhsuz hem vicdansız kalmaya mahkûmdur.
Ömer Nasuhi Bilmen
Onlar cahiliyet devrindeki hükmü mü arıyorlar? Allah Teâlâ'dan daha güzel hükmeden kim vardır tam kanaat sahibi bir kavim indinde?