Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 406, sondan 5831. ayet; 3. sure ve Âl-i İmran Suresinin 113. ayetidir. Âl-i İmran Suresi 113. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 58 ve toplam ebced değeri ise 2239 olarak hesaplanmıştır. Âl-i İmran Suresinin toplam ebced değeri 1056696 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır. Bu sure الم hurufu mukatta harfleriyle başlamaktadır. Bu ayette ا (13) ل (8) م (4) bulunuyor.
Arapça Metin
ليسوا سواء من اهل الكتاب امة قائمة يتلون ايات الله اناء اليل وهم يسجدون
Onların (Kitap ehlinin) hepsi bir değildir. Kitap ehli içinde, gece saatlerinde ayakta duran, secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okuyan bir topluluk da vardır.[98]
Bu âyet ile sonraki iki âyette, kitap ehlinden iken müslüman olan Abdullah b. Selam ve arkadaşları kastedilmektedir. Bu sûrenin 199. ve 200. âyetlerinde de bu kimselere işaret edilmektedir.
İlk âyette geçen “ümmetün kaimetün” tamlaması, “hakkı tanıyan, doğru davranan, dosdoğru olan ve adaleti yerine getiren topluluk” anlamlarına gelmektedir. Burada, Ehl-i kitap’tan olup Allah’ın dini üzere dosdoğru yürüyen kimseler kastedilmiştir (İbn Âşûr, IV, 58).
Tefsirlerde bu âyetlerin iniş sebebiyle ilgili olarak bazı farklı rivayetler yer almış olmakla birlikte (Kurtubî, IV, 175; Elmalılı, II, 1160) konunun akışından üslûpta, mânada bütünlük bulunmasından bu âyetlerin öncekilerin devamı olduğu anlaşılmaktadır. Önceki âyetlerde kötü davranışları ve vasıfları sebebiyle Ehl-i kitap kınandıktan sonra burada da hepsinin aynı olmadığına, içlerinde güzel ahlâk ve iyi nitelikler taşıyan kimselerin de bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Elmalılı bu âyetlerin 110. âyette geçen “İçlerinde inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır” meâlindeki cümlenin açıklaması mahiyetinde olduğu kanaatindedir (II, 1160).
Kur’an ölçülerine göre kim zerre kadar hayır işlerse âhirette onun karşılığını görür; kim de zerre kadar şer işlerse o da onun karşılığını görür (bk. Zilzâl 99:7-8). Nitekim yüce Allah 113 ve 114. âyetlerde Ehl-i kitap’tan samimi olarak iman edip sâlih amel işleyenleri övdükten sonra 115. âyette onların yaptıkları hayırlı işlerin kesinlikle zayi edilmeyeceğini, karşılıksız bırakılmayacağını ifade buyurmaktadır. Âyetin “Allah kötülükten sakınanları bilir” meâlindeki son cümlesi riyakârlarla samimi müminlerin birbirinden ayırt edileceğine, riyakârların görünüşteki imanlarının kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağına işaret eder. Yüce Allah’ın samimi olarak iman eden Ehl-i kitaba böyle lutufkâr muamelesi İslâm’ın evrenselliği açısından son derece anlamlıdır. Zira kendilerini Allah’ın çocukları ve sevgilileri sayan (Mâide 5:18), âhiret yurdunu başkaları için değil sadece kendileri için hazırlanmış bir yurt kabul eden ve kendilerinden başka hiç kimsenin cennete giremeyeceğini iddia eden (Bakara 2:111) Ehl-i kitabın egoizmine karşılık Kur’an, onlardan samimi iman sahibi olanların yapacağı en küçük bir hayrın dahi karşılıksız bırakılmayacağını haber vermektedir.
Mehmet Okuyan
(Ancak) hepsi aynı değildir. Kitap ehlinden gece saatlerinde secde ederek Allah’ın ayetlerini [tilavet] eden (okuyup aktaran), ayakta olan bir topluluk vardır.
Mehmet Okuyan Âl-i İmran Suresi 113. Ayet Açıklaması
Âl-i İmrân 3:69, 72, 75, 78. ayetlerde de geçtiği üzere, Yüce Allah kitap ehlinin hepsinin aynı duyarsızlıkta olmadığını, kötüleri çoğunlukta olsa da içlerinden iyilerin de bulunduğunu, bütüncül bir değerlendirme yapmamak gerektiğini bu ayette ortaya koymaktadır. Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Nisâ 4:46; Mâide 5:66; A‘râf 7:168.,Müminlerin geceleri değerlendirmeleri ile ilgili bkz. Âl-i İmrân 3:17; İsrâ 17:79; Tâhâ 20:130; Furkân 25:64; Secde 32:16; Zümer 39:9; Kâf 50:39; Zâriyât 51:16-18; Tûr 52:49; Müzzemmil 73:2-4, 20; İnsân 76:26.
Bayraktar Bayraklı
Kitap ehlinin hepsi aynı değildir. Onların arasında, gece boyunca Allah'ın âyetlerini okuyan ve secdeye kapanan dosdoğru insanlar da vardır.
(Gerçi) Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehlinden (Yahudi ve Hristiyan kesimlerden) gece vakti kıyama durup, Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapananlar da vardır.
Ama hepsi bir değil. Kitap ehlinden dosdoğru hareket edip ibadetten vazgeçmeyen, geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyan bir bölük de var.
Ama hepsi de bir değil, bize kitap verildi diyenler arasında geceleyin Allah'ın ayetlerini okuyan ve O'nun huzurunda secdeye kapanan Allah'ın emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınan bir topluluk da vardır.
Onların hepsi aynı hükme tâbi değildir. Ehl-i kitaptan ehl-i tevhid olan, ibadetlerini yerine getiren, İslâmî sorumluluk sahibi cemaatler de vardır. Gecenin ilerleyen saatlerinde secdelere kapanarak namaz kılarlarken Allah'ın âyetlerini okurlar.
Ahmet Varol Âl-i İmran Suresi 113. Ayet Açıklaması
113.İbnu Ebi Hatim, Taberani ve İbnu Mende`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre, yahudilerden Abdullah bin Selâm, Sa`lebe bin Said, Esed bin Abd ve onlarla birlikte diğer bazı yahudiler Müslüman olunca yahudi hahamları: "Bizim en kötülerimiz Müslüman oldular. Onlar eğer iyi kimseler olsalardı atalarının dinlerini terkedip başka bir dine geçmezlerdi" diye konuştular. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.
Ali Bulaç
Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli'nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar.
Ehl-i kitabın hepsi eşit değildir. Onlardan dosdoğru İslâm dini üzere bulunan bir ümmet vardır ki, gece vakitleri Allah'ın âyetlerini okurlar ve onlar secdeye kapanırlar, namaz kılarlar.
Kitap ehlinin hepsi aynı değildir. Onların arasında, gece boyunca Allah'ın âyetlerini okuyan ve O'nun huzurunda secdeye kapanan (samimi, dürüst ve) dosdoğru insanlar da vardır.
Cemal Külünkoğlu Âl-i İmran Suresi 113. Ayet Açıklaması
Burada Allah’ın “dosdoğru insanlar” olarak tanımladığı kişiler, önceki vahyin takipçileri yani Yahudi ve Hıristiyanlardan olup da Müslümanlara düşmanlık beslemeyen ya da Hz. Peygamber’in risaletinden sonra Müslümanların safında yer alan ve onlarla birlikte îmâni sorumluluklarını yerine getirenlerdir. Yaşadıkları çevrenin çoğu Hz. Peygamber’in çağrısının getireceği ahlaki ve manevi disipline uymak konusunda isteksiz davranırken ve hatta karşı çıkarken, Ehli Kitaptan bazılarının kendi dindaşlarının ve akrabalarının baskısına rağmen, Allah’a ve O’nun koyduğu ahlaki prensiplere sahip çıkarak Müslümanların yanında yer almaları takdire şayandır. İşte âyet bu gerçeği dile getiriyor.
Diyanet İşleri (Eski)
113,114. Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.
Hepsi bir değildirler. Kitap ehli içinde doğruluk üzere bulunan bir ümmet (topluluk) vardır ki, gecenin saatlerinde onlar secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.
(Ancak, onların) hepsi bir değildir. Ehl-i kitabdan (istikamet üzere) doğru olan bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde Allah'ın âyetlerini okurlar ve onlar (namaz kılarak) secde ederler.(4)
(4)Bu âyet-i kerîme, ehl-i kitabdan İslâm’a giren Abdullah bin Selâm (ra) ve arkadaşları hakkında nâzil olmuştur. (İbn-i Kesîr, c. 1, 312)Hasan-ı Basrî Hazretleri onları şöyle ta‘rîf eder: “Onlar, ayaklarıyla (yani kıyamda durarak) başlarını, başlarıyla(yani secde ederek) ayaklarını dinlendiriyorlardı.” (Râzî, c. 4:8, 208)
İlyas Yorulmaz
Elbetteki kitap ehlinin hepsi eşit değildir. Onlardan bir topluluk, Allah’ın ayetlerini okuyup, gecenin bir bölümünü ayakta kalarak (namaz kılarak) ve secde ederek geçirirler.
Onların hepsi bir değildir; Kitap Ehli denilen Yahudi ve Hıristiyanlar arasında, Son Elçiye iman eden, gece vakitlerinde Kur’an’daki Allah’ın ayetlerini okuyan ve göz yaşları içinde secdeye kapanan samîmî, dürüst ve dosdoğru bir topluluk da vardır.
(Ama bunların) hepsi bir değildir. Kitap ehli1 içerisinde geceleri kalkıp, Allah’ın âyetlerini okuyarak, secdeye kapanarak dosdoğru olan bir ümmet de vardır.2
Mehmet Türk Âl-i İmran Suresi 113. Ayet Açıklaması
1 Müfessirlerin çoğunluğuna göre bunlar; Mûsa ve Îsâ (a.s)’ın Peygamberliğine îman etmiş kimselerdir ki bunların pek çoğu, kısa zaman sonra Müslüman olmuşlardır.2 Bu ve bundan sonraki iki âyet; 1- Abdullah b. Selâm, gibi Müslüman olan Yahûdîlerin faziletleri hakkında nâzil olmuştur. 2- Necran’dan 40, Habeşistan’dan 32, Bizans’tan 3 olmak üzere Müslüman olan 75 kişi hakkında nâzil olmuştur. 3- Hicretten önce Hanif olup da Peygamberimiz Medîne’ye gelince Müslüman olan Es’ad b. Zürare, gibileri hakkında nâzil olmuştur. (Elmalılı)
Muhammed Esed
[Ama] onların hepsi aynı değil: Geçmiş vahyin izleyicileri arasında, gece boyunca Allah'ın ayetlerini okuyan ve [O'nun huzurunda] secdeye kapanan dosdoğru insanlar da 85 vardır.
Onların hepsi bir değildir. Kitap ehlinden gecenin derinliklerinde kalkıp, Allah’ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanarak ibadet eden bir topluluk da vardır. 4/162, 17/79, 28/52...55
Onların hepsi bir değildir;[645] önceki vahyin takipçilerinden, gece boyunca Allah’ın âyetlerini okuyup secdeye kapanan onurlu[646] bir topluluk da vardır.
Mustafa İslamoğlu Âl-i İmran Suresi 113. Ayet Açıklaması
[645] Kur’an süpüren değil seçip ayıran mümeyyiz akla davet ediyor. Sadece pirincin içindeki taşı değil, taşın içindeki pirinci de ayıklıyor.
[646] Âyetteki kâimetun sıfatı, bir üstteki âyette geçen “zillet ve miskinlik”in zıddı olarak gelmiştir. Bu sebeple biz, “dimdik ayakta, başı dik” anlamındaki bu kelimeye “onurlu” karşılığı verdik.
Ömer Nasuhi Bilmen
Hepsi müsavî değildirler. Ehl-i kitaptan bir müstakim cemaat vardır ki, gece saatlerinde Allah Teâlâ'nın âyetlerini okurlar ve onlar secde ederler.
Ehl-i kitabın hepsi bir değildir. Onların içinde öyle dosdoğru bir cemaat vardır ki, Gece saatlerinde Allah'ın âyetlerini okuyarak secdelere kapanırlar. {KM, Mezmurlar 42, 9; 77, 3; 134, 2. Resullerin işleri 16, 25}
Süleymaniye Vakfı Âl-i İmran Suresi 113. Ayet Açıklaması
[*] Güneşin batmasından, doğmasına kadar olan gece, birbirine eşit olmayan 3 ayrı dilimden oluşur. 1- Güneşin batmasından (akşam namazı) küçük yıldızların görünmesine kadar (yatsı namazı sonu) olan bölüm, 2- Tam karanlık gece yarısı (teheccüd namazı kılınabilecek bölüm) 3- Küçük yıldızların kaybolmaya başlamasından (seher, sahur vakti) doğu ufkunda oluşan enine kızıllığın güneşin doğması ile son bulduğu(sabah namazının sonu) bölüm. Birinci dilim ile üçüncü dilim eşit ve simetriktir. Orta bölüme gece yarısı veya ortası denir. Gecenin bölümleri ve namaz vakitleri hakkında daha detaylı bilgi için (Bkz. Müzzemmil 73:20, Hud 11:114, İsra 17:78,79, Ta-Ha 20:130, Rum 30:17-18, Mümin 40:55.)
Şaban Piriş
Ehli kitabın hepsi bir değildir. Onlardan; geceleri Allah'ın ayetlerini okuyup duran secdeye kapanan bir topluluk vardır.
Ama hepsi bir değildir. Ehlikitap içinden Allah için başkaldıran/Allah huzurunda el bağlayan/hak ve adaleti ayakta tutan/kalkınıp yükselen bir zümre de vardır; gece saatlerinde secdelere kapanmış olarak Allah'ın ayetlerini okurlar.