Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 2919, sondan 3318. ayet; 25. sure ve Furkan Suresinin 64. ayetidir. Furkan Suresi 64. ayetinin kelime sayisi 5, harf sayısı 27 ve toplam ebced değeri ise 1778 olarak hesaplanmıştır. Furkan Suresinin toplam ebced değeri 292301 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Buraya kadar geçen âyetlerde inkârcıların çeşitli bâtıl inançları; yanlış, haksız ve zararlı davranışları zikredilerek eleştirildikten sonra sûrenin neticesi mahiyetindeki bu son âyetler grubunda da Allah’ın sevdiği kulların üstün nitelikleri özetlenerek bir tür karşılaştırma yapılmaktadır. Burada nitelikleri sıralanan “kullar”, belirtilen iyi özellikleri dolayısıyla Allah’ın rahmet ve sevgisini kazandıkları için O’nun rahmân ismine izâfe edilerek anılmışlardır. Bu sebeple “ibâdü’r-rahmân” tamlamasını “rahmânın has kulları” şeklinde vermeyi uygun bulduk. “Ağır başlılık” şeklinde çevirdiğimiz 63. âyetteki hevn kelimesi, tefsirlerde genellikle “sekînet, vakar, rıfk (yumuşaklık), tevazu” ve bu anlamların hepsini içeren hilm kavramıyla açıklanmış; bunun, Kur’an’ın sık sık atıfta bulunduğu, Câhiliye Arabı’nın temel karakteri olan “kibirli, gururlu, zorba” anlamındaki müstekbir kelimesinin zıddı olduğu belirtilmiştir (meselâ bk. Taberî, XIX, 33; Zemahşerî, III, 103). Âyette müminlerin, kendilerine sözlü sataşmada bulunanlara, “selâm” diyerek, yani esenlik dileğiyle karşılık verdikleri bildirilmekte; bu suretle bir bakıma putperest Araplar’ın ortak zihniyetini ifade eden Câhiliye ile müminlerin ortak zihniyetini ifade eden İslâm’ın karşıt kavramlar olduğu ima edilmektedir. Buna göre sözlü sataşmalarla sergilenen alaycı ve küçümseyici tavırlar, Câhiliye zihniyetinin kendini beğenmişlik, küstahlık, hoyratlık, saldırganlık gibi tutumlardan oluşan barbarlık ahlâkını; müslümanların bu sataşmalara selâmla karşılık vermeleri de onların barışçı ilkelere dayalı uygarlık ahlâkını göstermektedir. Nitekim bazı çağdaş araştırmacılar, câhiliye terimini kısaca “barbarlık”, İslâm terimini de (hilm kavramıyla bağlantılı olarak) “uygarlık” şeklinde açıklamaktadırlar (ayrıntılı bilgi için bk. Izutsu, Kur’an’da Allah ve İnsan, s. 187-207; a.mlf., Kur’an’da Dinî ve Ahlâkî Kavramlar, s. 53-62; Mustafa Çağrıcı, “Cehâlet”, DİA, VII, 218-219). 64-66. âyetlerin işaretine göre, belirtilen uygarlık ahlâkının temelinde öncelikle müslümanların, huzurunda durup ibadet ettikleri, secdeye kapandıkları Allah’a olan inanç ve saygılarıyla âhiret kaygıları bulunmaktadır.
Mehmet Okuyan
Rableri için gecelerini secde ve kıyam hâlinde geçirirler.
1- Bu ayete, “Onlar, gecelerini Rabb'lerine secde ve kıyam ederek geçirirler.” şeklinde anlam verilmektedir. Kanaatimizce, bu doğru değildir. “Gecelenirler veya gecelerler şeklinde “yebitune” sözcüğüne doğrudan “gece” anlamı vermek doğru değildir. Bu sözcüğün gece ile anlamsal bağı var, ancak bu bağ; önlem almada, plan yapmada, gizlilik esas olduğu için ve gizlilik içeren şeyler de mecaz olarak gece ile yani karanlık ile ilişkilendirilerek kurulmuş bir bağdır. Bir önceki ayette, cahillerle karşılaşmada gösterilecek davranışın nasıl olması gerektiğinden söz edilmişti. O ayetin devamı olarak bu ayette de özenli ve dikkatli davranmaya dikkat çekilmiştir. Kök anlamı b-y-t olan bu sözcük, türevleri ile birlikte geçtiği birçok ayette mecaz anlamıyla dikkatli olmayı, önlem almayı, plan ve program yapmayı ifade etmektedir. Gecenin doğrudan sözcük karşılığı L-y-l olduğu dikkate alındığında “byt” sözcüğünün mecaz olarak geceyi ifade ettiği, hatta uyumak anlamına geldiği söylenebilir.
Ahmet Akgül
Onlar, (Rahman’ın makbul kulları) gecelerini(n bir kısmını) Rablerine secde ederek ve kıyam halinde (namaz üzerinde) geçirirler. (Herkesin gaflet uykusunda olduğu yarı gecelerde onlar ihlasla ibadet halindedirler.)
Cemal Külünkoğlu Furkan Suresi 64. Ayet Açıklaması
“Yebîtûne” fiili geçtiği diğer yerlerde “gecenin bir kısmında” anlamında kullanılmıştır: “… O münafıklardan bir grubu yanından ayrıldıktan sonra geceleyin aleyhinde sana verdikleri sözle bağdaşmayan komplolar kurarlar.” (Nisa 4:81) Burada münafıkların planı gecenin bir bölümünde yapılırdı sabahlara kadar değil. Çünkü ertesi günü planlarını uygulayacak zamanları ve takatları olmalıydı. “…Oysa Allah’ın razı olmadığı sözü, geceleyin planlarken Allah onlarla beraberdir…” (Nisa 4:108) Burada da planlamayı geçenini bir kısmında yaparlardı, tamamında değil. Yani burada bahsedilen münafıkların komplolarının ve palanlarının gecenin bir bölümünde yapılmasıdır.Eğer bu ayeti “Onlar gecelerini Rablerine ibadet ederek geçirirlerdi” şeklinde yorumlayacak olursak; “Geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü de çalışasınız diye aydınlık olarak yarattığımızı onlar görmüyorlar mı?” (Neml 27:86) “O, içinde dinlenesiniz diye geceyi sizin için (karanlık); gündüzü ise (çalışıp kazanmanız için) aydınlık kılandır…” (Yunus 10:67) ayetlerini nasıl yorumlayacağız? Burada mü’minlerin hayatından bahsedilirken “onlar aynı zamanda gecenin bir kısmında da Rableriyle ilişkilerine devam ederek Ona secde ederler ve Onun huzurunda kıyama dururlar” ifadesiyle onların erdemli duruşlarından bahsediliyor.
Diyanet İşleri (Eski)
Onlar, gecelerini Rableri için kıyama durarak ve secdeye vararak geçirirler.
Onlar ki, Rab’lerinin hoşnutluğunu kazanmak için gece vakitlerinde secdeye kapanarak ve namaz için kıyama durarak ibâdet ederler. Ve bütün ibâdet ve iyiliklerine rağmen, “Allah’ın özel ve ayrıcalıklı kulları” oldukları ve cehennem azâbının kendilerine dokunmayacağı şeklinde boş bir inanca, aptalca bir gurura kapılmazlar: