Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 539, sondan 5698. ayet; 4. sure ve Nisâ Suresinin 46. ayetidir. Nisâ Suresi 46. ayetinin kelime sayisi 38, harf sayısı 177 ve toplam ebced değeri ise 10295 olarak hesaplanmıştır. Nisâ Suresinin toplam ebced değeri 1117221 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
من الذين هادوا يحرفون الكلم عن مواضعه ويقولون سمعنا وعصينا واسمع غير مسمع وراعنا ليا بالسنتهم وطعنا في الدين ولو انهم قالوا سمعنا واطعنا واسمع وانظرنا لكان خيرا لهم واقوم ولكن لعنهم الله بكفرهم فلا يؤمنون الا قليلا
Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından uzaklaştırırlar. Dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik, karşı geldik”, “İşit, işitmez olası!” “Râ’inâ”[118] derler. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize bak” deselerdi, bu kendileri için daha hayırlı olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Bu yüzden pek az iman ederler.[119]
118. Bakara sûresinin 104. âyeti ile ilgili olarak da açıklandığı gibi, “Râ’inâ” Arap dilinde “Bizi gözet”, “Bize bak” demektir. Yahudiler, bu kelimeyi İbrânice’de hakaret ifade eden bir anlama; bir başka yoruma göre ise, peygamberimize hitaben “Çobanımız” anlamına gelecek şekilde hakaret kastederek “Râ’înâ” şeklinde söylüyorlardı.119. Konu ile ilgili olarak ayrıca Bakara sûresinin 104. âyetine bakınız.
Yahudilerden bir kısmının kelimelerin yerlerini değiştirmeleri –muhtemelen bu âyetten alınan– tahrîf terimi ile ifade edilmektedir. Tahrifin çeşitleri vardır. Âyetin devamında verilen tahrif örneklerinde müsbet mâna ve değer ifade eden kelimeler alınmakta, ya ses benzerliğinden veya kelimelerin diğer mânalarından yararlanılarak olumsuz, kötü, aşağılayıcı maksatlarla kullanılmaktadır. Meselâ “râinâ” kelimesi Arapça’da “Bizi gözet, durumumuzu göz önüne alarak konuş...” mânasına gelir, müminler bu ifadeyi olumlu bir mânada kullanmakta, Hz. Peygamber’den –söylediklerini iyi anlamaları ve yerine getirebilmeleri için– durumlarını gözeterek konuşmasını, açıklamalarını buna göre yapmasını istirham etmektedirler. Yahudiler ise İbrânîce’de ses itibariyle bu kelimeye benzeyen ve “ahmak, kalın kafalı” gibi bir mâna ifade eden “râûnâ” kelimesinin mânasını kastederek “râinâ” demektedirler. Tahrifin diğer şekilleri kelimelerin yerlerini değiştirmek, kelimeleri başkalarıyla değiştirmek ve lafızla alâkası olmayan veya kastedilme ihtimali çok uzak bulunan mânalar vererek sözü asıl mânasından saptırmak suretiyle yapılmaktadır. Bir kısım yahudiler ve hıristiyanlar tahrifin bütün şekillerini yapmışlar, hem kendilerini aldatmışlar hem de başkalarını saptırmak istemişlerdir. Kötü niyetle davranan, hidayet karşısında sonuna kadar direnen kâfirler akıl ve iradelerini böyle kullandıkları için ilâhî lânete müstahak olmuşlardır, lânetlenmişlerin ise inanmaları beklenemez. “Artık pek az inanırlar” ifadesi, “Bunu çok az adam söyleyebilir”, “utanması az” deyimlerinde olduğu gibi olumsuzluk ifade etmek için kullanılmıştır, “Artık inanmazlar” demektir.
Mehmet Okuyan
Yahudilerden bir kısmı kelimelerin yerlerini değiştirir; (Peygambere karşı) dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak “İşittik ve karşı geldik”, “Dinle, dinlemez olası!” ve (bir de) ‘[Râ‘ınâ]’ (bize çobanlık et) derler. Onlar “İşittik, itaat ettik”, “(Bizi) dinle.” ve “Bizi gözet.” deselerdi, (bu ifadeler) kendileri için hayırlı ve çok doğru olurdu. Fakat inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir; artık azı inanır.
Bir toplulukla ilgili bütüncül bir değerlendirme yapmamak gerektiği, kötüleri olduğu gibi iyilerinin de bulunabileceği bilinmelidir. Âl-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Mâide 5:66; A‘râf 7:168.,Benzer mesajlar: Bakara 2:75; Mâide 5:13, 41.,Burada geçen [râ‘ınâ] kelimesi, “bizim çobanımız” gibi olumsuz anlamdaki bir kullanımdır ve bazı yahudilerin müslümanlara yönelik olumsuz ve hakaret içerikli ifadelerini içermektedir. Bu yüzden Yüce Allah bunu söylemeyi yasaklamaktadır. Bu mesaj, Bakara 2:104. ayetle birlikte okunmalıdır.,Lanet “sonuç”; inkâr ise “sebep”tir.
Bayraktar Bayraklı
Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, bazı kelimelerin yerlerini değiştirirler; dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak peygambere karşı “işittik ve karşı geldik, dinle, dinlemez olası, bizi güt” derler. Eğer onlar “işittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet” deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat inkârları sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek azı inanır.
Yahudilerin bir kısmı, kelimelerin aslını değiştirerek: “İşittik ve reddettik.”, “Kulak vermeden dinleyin.”, “Bizi güt.”¹ derler; dillerini eğip bükerek dinle alay ederler. Eğer onlar: “İşittik, itaat ettik.”, “Bizi gözet.”² deselerdi bu onlar için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak Allah, gerçeği yalanlayan nankörler olmaları yüzünden onları lanetlemiştir. Artık pek azı hariç iman etmezler.
Kimi Yahudiler, kelimeleri (Hakkın sözlerini) “konuldukları yerlerden” saptırıp (kaydırarak Hakk Dinde tahrifata girişirler) . Ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek (Peygambere) : “Dinledik (ama kabul etmedik) ve karşı geldik. (İtiraz ve isyanımızı) İşit, (ey) -işitmez olası- (şeklinde hakaret ederler) . Ve 'Raina' bizi güt, bize bak” derler. (Oysa) Eğer onlar: “(Ey Nebi) İşittik ve itaat ettik, Sen de (sesimizi ve teslimiyetimizi) işit ve 'bizi gözet' (organize edip yönet) ” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmayan (ve inanmayacak olan kimselerdir).
Yahudi olanlardan, sözleri yerlerinden alıp değiştirenler de var ve işittik de isyan ettik derler, işit, işitmeyesice ve dillerini eğip bükerek ve dini kınayarak bizi de gözet derler. İşittik ve itaat ettik, bizi de dinle ve bize de bak deselerdi onlar için daha hayırlı, daha doğru olurdu, fakat Allah, küfürleri yüzünden onları rahmetinden uzaklaştırdı, pek azından başkası imana gelmez onların.
Yahudilerden öyleleri var ki, vahyedilmiş sözlerin anlamını çarpıtırlar, sözleri asıl maksatlarından koparıp “İşittik ama, karşı geliyoruz” ve “Dinleyin ama kulak asmayın” ve “Bizi güt, bizi gözet a çoban” derler ve böylece dilleriyle oyun oynarlar ve gerçek inancın yanlış olduğunu anlatmaya çalışırlar. Halbuki, onlar sadece “İşittik ve itaat ediyoruz” ve “Bizi dinle, bizi gözet” deselerdi, bu onların gerçekten yararına ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Fakat gerçekleri örtbas ettikleri için, Allah onları lanetledi. Bu yüzden pek azı hariç iman etmezler.
Yahudiliğin takipçilerinden bir kısmı, Allah'ın kitabındaki kelimeleri, ifadeleri, aslî mânalarından uzaklaştırarak tahrif ediyorlar, değiştiriyorlar, maksadının dışında tefsir ediyorlar, gayesine aykırı te'viller yapıyorlar.
"- Sözünü, tebliğini duyduk. Seni, emirlerini, kitabını, sünnetini, devletini tanımıyor, âsi davranıyoruz. Sözlerimiz kabule şâyan görülmese bile bizi de dinle." diyorlar.
"- Dinî, siyasî ve idarî otoriteni, bizim de taleplerimizi dikkate alarak, menfaatlerimizi gözetip kollayarak kullan" derken, konuşma tarzlarıyla peygambere hakaret içeren ifadeleri de çağrıştırıyorlar. Alay yollu, peygamberliğe ve dine saldırıyorlar. Keşke onlar:
"- Sözünü, tebliğini dinledik, kabul ettik. Kur'ân'a, sünnetine ve devletine itaat ediyoruz. Bizi de dinle, Kur'an, sünnet ve ilmî esaslarla, örfün kuralları ve aklın verileriyle çalışan, sesimize kulak veren, yardım, destek ve imkân sağlayan, bize neler kazandırılabileceğinin hesabını yapabilen, ihtilâfları halleden, meseleleri zamana yayarak çözen, danışarak tedbir ile bizi yöneten hükümet ve meclis kur, bakanlar ve hâkimler tayin et." deselerdi, kendileri için daha hayırlı, daha doğru ve sağlıklı, ayakta kalmalarını sağlayan daha mükemmel bir düzen tesis edilmiş olurdu. Fakat bile bile seni ve tebliğini inkârları, küfürleri sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. Azıcık bir kesimi pek az şeye iman edecekler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2:75, 104; 3:78; en-Nüket ve’l-Uyûn, 1:493; Hak Dini Kur’an Dili, 2:567; ed-Dürrü’l-Mensûr, 3:698; Lisânü’l-Arab.
Ahmet Varol
Yahudilerden bazıları sözlerin yerlerini değiştiriyor ve dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak: "Duyduk ve karşı geldik, duy duyulmaz olası ve bizi gözet (ra'ina) [12]" diyorlar. Eğer onlar "duyduk, itaat ettik, işit ve bize bak" deselerdi kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Ancak inkarlarından dolayı Allah onlara lanet etmiştir, az bir bölümü dışındakiler iman etmezler.
12.Yahudiler bu "raina" sözünü hakaret amacıyla kullanıyorlardı. Bundan dolayı Bakara suresinin 104. ayetinde Müslümanların Resulullah (a.s.)`a bu şekilde hitap etmemeleri istenmiştir. Bu konuda Bakara suresi 104. ayeti kerimesinin mealine ve dipnotuna bakılabilir.
Ali Bulaç
Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: 'Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olasıve 'Raina' bizi güt' derler. Eğer onlar: 'İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar.
Hazreti Peygamberin vasfına dair Tevrat'daki kelimeleri, konuldukları yerlerden değiştiren Yahudi'lerden bir kısmı, dillerini eğerek ve dine saldırarak şöyle derler: “- Sözünü işittik, emrine isyan ettik. Sen işit, biz seni dinlemeyiz, RAİNA= bizi gözet= bize çobanlık et!” (Burada iki mânaya gelen RAİNA kelimesini, Rasûli ekreme hakaret için ikinci mânayı kasdederek kullanıyorlardı.) Eğer onlar; “- Dinledik, itaat ettik. İşit ve bize bak” deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lânetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
Yahudi olanlardan bazıları, kelimeleri yerinden kaydırırlar; dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak “işittik ve isyan ettik”, “işit, işitmez olası”, “ey çobanımız, bizi kolla” derler. Eğer onlar, “işittik ve itaat ettik, bizi dinle, bizi gözet” deselerdi, onlar için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu. Fakat kâfirliklerinden dolayı, Allah onları lanetlemiştir. Onlar (kendi kitaplarına dahi) çok az inanırlar.
Bir nice Yahudiler, sözlerin yerlerini değiştirirler, dillerini bükerek —dine taş atmak için—: «Biz işittik, karşı koyduk bize kulak tut, işit, (işitmez olasın) bizi gözet» demektedirler; onlar eğer : «Biz işittik, başeğdik, bize bak!» deselerdi onlar için daha iyi olurdu, daha doğru olurdu da, küfürleri yüzünden Allah onlara lânet etmiştir, ancak azı inanmıştır
Yahudilerin bir kısmı, (Tevrat'taki) kelimelerin anlamını çarpıtırlar. Sözleri asıl bağlamından koparıp tahrif ederek, “İşittik ama karşı çıkıyoruz!” ve “Dinle, dinlemez olası!” ve “Asıl sen bize kulak ver (bizim çobanımız ol ey Muhammed)!” derler. Böylece dilleriyle oyun oynarlar ve (sahih) itikadın yanlış olduğunu ima etmeye çalışırlar. Hâlbuki onlar, sadece “İşittik ve itaat ediyoruz!” ve “Bizi dinle, bize katlan (organize edip yönet)!” deselerdi, gerçekten bu onlar için daha hayırlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. İşte Allah inkârları (ve isyanları) yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.
Bkz. 2:104, 3:78, 5:13“Râina”, Bakara suresinin 104. ayetinde de olduğu gibi “i” harfinin kesresini azıcık uzatmakla yani “î” yapmakla anlamı değişen bir kelimedir. Normal okunuşla “Lütfedip dinle” anlamı taşıdığı gibi “î” yi uzatarak hakaret anlamında “dinle, dinlemez olası, çoban ol” gibi anlama da gelir. Medine Yahudilerinden bazıları Peygamber Efendimizle konuştukları zaman, kelime oyunları yaparak “bizi gözet” anlamına gelen “râina” kelimesindeki ayının kesresini biraz uzatarak “râina” şeklinde okur ve “Bizim çobanımız ol, dinlemez olası!” anlamına gelen şekle sokarlardı. Bu şekilde laubali tavırlarıyla Hz. Peygamberle alay etmeye çalışırlardı. Bu ayet, o günün Yahudilerinin bu yaptığının ne kadar çirkin bir iş olduğu ve bu tavırlarından dolayı lanetlendikleri ifade edilmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Yahudilerden, sözleri yerlerinden değiştirip: "İşittik ve karşı geldik, kulak vermeyerek dinle" ve dillerini eğip bükerek ve dini yererek: "Bizi de dinle" diyenler vardır. Şayet: "İşittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet" demiş olsalardı, onlar için daha iyi daha doğru olurdu. İşte Allah inkarları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı inanır.
Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) «İşittik ve karşı geldik», «dinle, dinlemez olası», «râinâ» derler. Eğer onlar «İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet» deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.
Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği kitabı tahrif etmiş, kelime ve cümlelerin yerlerini değiştirmiş, manalarını saptırmış, gerçekleri ve bu arada Hz. Peygamberin geleceğini müjdeleyen kısımları örtmüş, bozmuş ve inkâr etmişlerdir. Resûlullah’ın zamanında da ilk anda kötü maksatlarını belli etmeyecek sözler kullanarak onu tahkir etmek ve kinlerini tatmin eylemek yoluna gitmişlerdir. Meselâ «râinâ» kelimesi «bizi gözet» manasına gelir, aynın kesresi biraz uzatılarak söylenirse «râînâ: bizim çobanımız» manasına gelir. İşte buna benzer kelime oyunları ile akıllarınca Peygambere hakaret ediyorlardı. Âyet, onların oyunlarını bozmakta ve haklarında hayırlı olacak yolu göstermektedir.
Edip Yüksel
Yahudilerin bir kısmı kelimelerin anlamını değiştirir ve "İşittik ancak kabul etmiyoruz," veya "Sözünüz sağır kulağa giriyor" veya dinle alay etmek için dillerini eğip bükerek, "Raina (çobanımız ol)," derler. Onlar, "İşittik ve itaat ettik," "Dinliyoruz" ve "Bizi gözet," deselerdi kendileri için daha iyi ve daha doğru olurdu. Ne var ki ALLAH inkarlarından ötürü onları lanetlemiştir. Çokları inanmaz.
Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas mânâsından kaydırıp; dillerini eğerek ve dine saldırarak, "Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve râinâ (bizi gözet)" diyorlar. Halbuki onlar, "İşittik ve itaatettik; dinle ve bize de bak" deselerdi bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
O Yehudî olanlardan ki kelimeleri mevzı'larından tahrif ediyorlar, Ve dillerini eğerek, dine dokunarak «dinledik ısyan ettik», «dinle dinlenilmesi», «râinâ» diyorlar; böyle diyeceklerine «işittik itaat ettik» «dinle ve bizi gözet» deselerdi elbette haklarında daha hayırlı ve daha dürüst olurdu. Ve lâkin küfürleri yüzünden Allah kendilerini lâ'netlemiştir Onun için iymana gelmezler meğer ki pek az
Yahudi olanlardan kimi kelimeleri (Allah tarafından) konuldukları yerlerinden (kaldırıb) değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek, dîne de saldırarak (sana) derler ki: «(Sözünü zaahiren) dinledik, (fakat kalbimizle) isyan etdik. İşit, işitmez olası. Râînâ». Eğer onlar: «Dinledik, itaat etdik. İşit, bize bak» deselerdi kendileri için elbet daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, kendi küfürleri yüzünden onları rahmetinden koğmuşdur. Artık onlar, birazı müstesna olmak üzere, îman etmezler.
O yahudi olanlardan bir kısmı (Tevrât'taki) kelimeleri yerlerinden değiştiriyorlar ve(peygambere karşı) dillerini eğip bükerek (alay etmek) ve dîni kötülemek üzere: “İşittik ve isyân ettik!”, “Dinle, dinlemez olası!” ve diyorlar.(1) Hâlbuki gerçekten onlar, “İşittik ve itâat ettik”, “Dinle!” ve (bizi gözet!) deselerdi, onlar için elbette hayırlı ve daha doğru olurdu; fakat küfürleri sebebiyle Allah onlara lâ'net etmiştir; bu yüzden pek azı müstesnâ, îmân etmezler.
(1)اِسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ cümlesi de, Bakara Sûresinin 104. âyetindeki رَاعِناَkelimesi gibi iki ma‘nâda kullanılabilen kelimelerdendir ki, hürmet makāmında: “Lütfen ve tenezzülen dinle!” demek olduğu gibi, bir hakāret ma‘nâsında: “Dinle, dinlemez olası!” gibi ma‘nâları da ifâde eder.رَاعِناَ kelimesi de “Râînâ” tarzında söylenirse: “Bizi gözet!” yerine “Bizim çoban!” gibi, hattâ daha tahkīr edici bazı ma‘nâlara da gelmektedir. Bu âyet-i kerîme, yahudilerin bu çirkin tavırları hakkında sahâbeleri îkāz etmektedir. (Râzî, c. 5:10, 123)
İlyas Yorulmaz
Yahudilerden (Allah’ın) sözlerinin yerlerini diyorlar ki "Dinle ey (başkaları tarafından) dinlenmeyesi adam! Dinledik ama isyan ediyoruz" deyip, dinde kusur arayarak ve dillerini eğip bükerek "Bizi yönet" diyorlar. Hâlbuki "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözetle (hatalarımızı ikaz et)" deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha sağlam olurdu. Ama Allah inkârlarından dolayı onlara lanet etmiştir. Artık böylelerinin çok azı iman eder.
Yahudi olanlardan bir güruh kelimeleri yerlerinden kaydırırlar. «İşittik, karşı koyduk [¹] işit, işitmez olasın [²] ve (raina) [³] derler. Bunu da dillerini eğerek ve bükerek [⁴] dine tân ederek [⁵] derler. Onlar «işittik itaat ettik, işit, (ünzu/rna) deselerdi haklarında hayırlı ve daha doğru [⁶] olurdu. Fakat Allah onlara küfürlerinden nâşi lanet etmiştir. Bu halle onlardan imana gelen az olur [⁷].
İsmail Hakkı İzmirli Nisâ Suresi 46. Ayet Açıklaması
[1] «İşittik, itaat ettik «yerine» sözünü işittik, emrine karşı koyduk, zahiren itaat ettik, batınen karşı koyduk» derler.[2] «İşit» yerine «işit, fena şey işitmeyesin» gibi medih mânasını «işit, işitmez olasın, sağır olasın, hoşnut olacak bir söz işitmeyesin» gibi zem mânası muhtemel olan sözler söylerler.[3] «Bize bak» yerine hem «bizi gözet» gibi methi hem «ey ahmak» gibi zemmi müştemil mânaya gelen sözü söylerler.[4] Sözü zahirinden çevirerek, kalplerindekine döndürerek.[5] Din ile istihza ederek.[6] Veya daha adilâne.[7] Yahut birazına iman ederler. Peygamberlere ve bâzı kitaplara iman ettikleri gibi.
Kadri Çelik
Yahudilerden bir kısmı, (Allah'ın kitabındaki) kelimeleri esas manasından kaydırıp; dillerini eğip bükerek ve dine saldırarak, “Sözünü işittik, emirlerine isyan ettik, dinle, dinlemez olası ve bizi gözet” diyorlar. Hâlbuki onlar, “İşittik ve itaat ettik; dinle ve bize fırsat ver” deselerdi, bu, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir. Artık onlar, pek azı müstesna, iman etmezler.
Yahudiler arasında öyle düşük karakterli kimseler var ki, kelimelerle oynayıp anlamlarını çarpıtıyor ve Peygamberin huzurunda konuşurken, güya inancınıza hakaret amacıyla tıpkı sarhoş gibi dillerini eğip bükerek: “Semi’na ve eta’na!: İşittik ve itaat ettik” yerine “Semi’na ve asayna!: İşittik ve isyan ettik!” diyorlar. “Sen izin vermedikçe konuşamayız!” veya “Asıl sen bizi dinle, çünkü sen dinlenilmeye lâyık değilsin!” anlamına gelebilecek kaypak kelimelerle “Vesma’ ğayra musma’!” diyorlar. Ve hem “Bizi gözet!”, hem de “Hey, bizim çoban!” anlamına gelebilecek şekilde “Râinâ!” diyorlar.Hâlbuki onlar, kelimeleri çarpıtmadan, adam gibi;“İşittik ve itaat ettik!” “Bize kulak ver!” ve “Bizi gözet ve âdil bir hakem ve yönetici olarak aramızda hükmet!” demiş olsalardı, elbette bu, kendileri için en doğru ve en uygun davranış olurdu. Fakat öyle olmadı, çünkü Allah, nankörce davranıp Son Elçiyi inkâr etmeleri yüzünden kalplerini mühürleyerek onları lânetlemiştir, bundan dolayı içlerinden pek azı hariç, iman etmezler. Ama her şeye rağmen, bu lânetten kurtulmaları mümkündür:
Yahudîleşenlerden bir kısmı, Kelime’yi / Söz’ü asıl yerlerinden kaydırıyorlar / tahrif ediyorlar / bozuyorlar.
Din’e dokundurmak üzere dillerini eğip bükerek diyorlar ki:
-“İşittik, isyan ettik”.
-“İşit, duymaz olası!”.
-“Bizi güt!”.
Böyle diyeceklerine:
-“İşittik, itaat ettik”.
-“İşit, bizi gözet!” deselerdi, kendileri için hayırlı ve en doğru düzgün olurdu; ama Allah, onların inkârı sebebiyle onları lanetledi.
Çok azı hariç iman etmezler.
(Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlardan bir kısmı, bu dine hakaret etmek amacı ile (Allah’ın kitabındaki) kelimelerin anlamlarını değiştirerek1 ve dillerini eğerek-bükerek: “işittik ve isyan ettik, (asıl sen bizi) dinle behey söz dinlemez!”2 ve râinâ”3 diyorlar. Hâlbuki onlar, “işittik ve itaat ettik; bizi dinle ve gözet” deselerdi, kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onları lânetlemiştir. Ancak onların pek azı, îman ederler.
1 Konu ile ilgili Bk. (Bakara: 75, Nisâ: 13, 41)2 Nitekim Yahudiler Peygamberimizin huzuruna gelirler bazı şeyler sorarlar yanından çıkınca da Peygamberin sözlerini tahrif ederek yaymaya çalışırlardı. İşte Kur'an bunların peygamberimizin sözlerini (سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا), (اِسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ) ve (رَاعِنَا) diyerek değiştirmelerini anlatıyor. (سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا) “işittik ve isyan ettik,” (وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ), “(asıl sen bizi) dinle behey söz dinlemez, dinle sözü dinlenmeyesice, dinle iyi şeyler işitmeyesice, benden duymuş olduğunu kimseye söylemeden dinle” anlamlarına gelir. (رَاعِنَا) ise “hayvanat hakkında gütmek, insanlar hakkında da siyaset yapmak” demektir. Hatta Yahudiler bunu, dillerini bükerek, sarhoş gibi ağızlarını eğerek söylerlerdi.3 İslâm’ın ilk yıllarında Müslümanlar, Peygamberimize; “bizi gözet, müsaade buyur da anlayalım.” anlamına gelen (رَاعِنَا) “Râinâ” ifâdesini kullanırlardı. Daha sonra Allah, Müslümanlara bu ifâdenin yerine, aynı anlama gelen (اُنْظُرْنَا) ifâdesini kullanmalarını emir buyurdu. Zîrâ Yahûdîler, (رَاعِنَا) ifâdesini kendi aralarında birbirlerine hakaret etmek için kullandıkları ve “bizim çoban” anlamına gelen (رَاعيِنَا) ifâdesine benzetiyorlar ve bununla Peygamberimize hakaret etmeye çalışıyorlardı. İşte Allah, bu âyetle Müslümanların Yahûdîlerin sahtekârlıklarına fırsat vermemelerini, sağlamıştır. Türkçe meâlcilerden bazılarının, özellikle bu âyetteki “Râinâ” ifâdesine, “bizi güt” anlamı vermeleri, çok gariptir ve ihanette Yahudileri bile geride bırakmaktır. Bk. (Bakara: 104)
Muhammed Esed
Yahudi itikadına mensup olanların bir kısmı, [vahyedilmiş] sözlerin anlamını çarpıtırlar; sözleri asıl bağlamından kopararak, [şimdi yaptıkları gibi] “İşittik ama karşı çıkıyoruz!” ve “Dinleyin ama kulak asmayın!” 59 ve “Asıl sen biz[im sözümüz]e kulak ver [ey Muhammed]!” derler; böylece dilleriyle oyun oynarlar ve [sahih] itikadın yanlış olduğunu îma etmeye çalışırlar. 60 [Halbuki] onlar, sadece “İşittik ve itaat ediyoruz!” ve “[Bizi] dinle, bize katlan!” deselerdi, bu onların gerçekten yararına ve daha dürüstçe bir davranış olurdu: ama hakikati reddettikleri için Allah onları lânetledi; zira onların inandıkları, basit birkaç şeyden ibarettir. 61
Yahudileşenlerden kimileri de dine hakaret maksadıyla kelimeleri asıl anlamlarından saptırarak ve dillerini eğip bükerek: “İşittik tutunduk/isyan ettik.”, “İşitmez olasıca dinle” ve “Raina”, “Bizi güt” diyenler eğer, “İşittik ve itaat ettik, bizi dinle bizimle ilgilen” deselerdi elbette bu kendileri için daha hayırlı ve daha dürüstçe olurdu. Fakat Allah, onları bu kâfirlikleri yüzünden lanetlemiştir. Artık onların, çok azı dışında mümin olmazlar. 2/93, 2/75-76, 12/103, 13/1
Yahudileşenlerden kimileri sözleri bağlamlarından kopararak çarpıtırlar; “işittik ve sarıldık/reddettik”,[783] “dinle dinlenilmeyesi” ve “râ‘inâ” derler, dillerini eğip bükerek ve dine hakaret kastıyla.[784] Eğer onlar “işittik ve itaat ettik”, “dinle” ve “unzurnâ”[785] deselerdi, bu kendileri için daha yararlı ve daha dürüstçe bir davranış olurdu. Ne ki, hakikati inkâr ettikleri için Allah onları rahmetinden dışladı; gerçekten de onlar, çok azı müstesna, inanmıyorlar.
[783] ‘Asâ, İbn Fâris’in de vurguladığı gibi birbirine zıt iki anlamı içeren bir kelimedir: Toplanmak veya ayrılmak, emre sarılmak veya isyan etmek. Bu yüzden “toplanmaya” da “dağılmaya” da ‘asâ denilir (Mekâyîs ve Tâc). ‘Asayna diyenler, bu kelimeyi tevriyeye elverişli olduğu için seçmiş olmalıdırlar ki, Kur’an dil oyununa müsait bu kelimenin yerine eta‘nâyı (itaat ettik) önerir (Krş: 2:93).
[784] Öyle görünüyor ki, burada sözleri bağlamlarından koparmaya “işittik ve reddettik”, “dinle dinlenilmeyesi” örnekleri, dillerini eğip bükme ve dine hakaret kastına da “bize bak” anlamına gelen râ‘inâyı, dili eğerek “çobanımız” anlamına gelen râînâ ya da “ahmaklık” anlamına gelen ra‘ûnet köküne dayama örnekleri verilmektedir.
[785] Yukarda râinâyı, burada onun yerine kullanılması önerilen unzurnâyı kelimeler üzerinden örnek verildiği için çevirmek yerine olduğu gibi bırakmayı tercih ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen
O Yahudi olanlardan ki, kelimeleri yerlerinden tebdîl ederler ve dillerini eğerek ve dine dokunarak, «İşittik ve isyan ettik, işit, işitmez olası ve râina,» derler. Ve eğer onlar «İşittik ve itaat ettik ve işit ve bize nazar et» deselerdi elbette onlar için hayırlı ve ziyâde dürüst olurdu. Velâkin Allah Teâlâ onlara küfürleri sebebiyle lânet etmiştir. Artık pek az müstesna olmak üzere onlar imân etmezler.
Yahudilerden bir kısmı, bazı sözleri aslî şeklinden ve mânasından saptırır, mesela: “İşittik” (ama isyan ettik), “işit” (hay işitmez olası! ), ve râina derler. Bu sözleri, ağızlarını eğip bükerek güya vaziyeti kurtarmak ve dinle alay etmek için söylerler. Halbuki onlar sadece “İşittik ve itaat ettik”, “İşit! ” unzurnâ (bizi de gözet), deselerdi kendileri için elbette daha hayırlı ve daha dürüst bir iş olurdu. Fakat Allah, inkârları yüzünden onları rahmetinden kovdu. Artık onlar pek az iman ederler. [2, 75. 104; 3, 78]
Onlar parantez içindeki sözleri içlerinden veya ancak yanındaki arkadaşı işitecek şekilde sessizce söylüyorlardı. Müminlerin “râina: bizi gözet, bize himmet et” sözlerini de bahane ederek ağızlarını eğip bükerek, İbrânice’de hakaret ifade eden benzer bir lafza dönüştürüyorlardı.
Süleyman Ateş
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırıyorlar. Dillerini eğip bükerek ve dini taşlayarak: "İşittik ve isyan ettik", "dinle, dinlemez olası" ve: "ra'ina" diyorlar. Eğer onlar: "İşittik ve ita'at ettik", "Dinle ve bize bak!" deselerdi, elbette kendileri için daha iyi olurdu. Fakat Allah, inkarlarından dolayı onları la'netlemiştir, pek az inanırlar.
ÑÙèæÉ (ru'ûnet) kökünden ÑÇÙæ (râ'in) kaba konuşmak, kaba söz söylemek anlamında isimdir. Cümle içinde mef'ûl olduğundan mansub olmuştur. Âyette müslümanlara kaba konuşmamaları, zarif konuşmaları emredilmektedir.
Süleymaniye Vakfı
Kimi Yahudiler kelimeleri başka anlamlara çekerek: “سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا/semi’nâ ve asaynâ” = dinledik sana sarıldık/dinledik yakana sarıldık, وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ” isma’ ğayre musmain” = Sana “dinle!” demek haddimize değil ama dinle!/Dinlemezsin ya, dinle! bir de “رَاعـِنَا/râinâ” = bize çoban ol!” derler. Bunu dillerini sivriltip dine saldırma maksadıyla yaparlar. Eğer bunların yerine "اسْمَعْ/isma= bizi dinle!”, “سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا/semi’nâ ve ata’nâ = Dinledik ve içten boyun eğdik”, bir de “انظُرْنَا/unzurnâ = bizi gözet” deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama (âyetleri) görmezlikte direnmeleri sebebiyle Allah onları dışladı (lanetledi). Artık onların pek azı inanıp güvenir..
[*] Ayette geçen üç cümleden her birinin iki anlamı vardır. Bunlar birbirine zıttır. 1- "سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا" cümlesinin bir anlamı "dinledik ve sıkı tuttuk" diğeri ise "dinledik ve isyan ettik" şeklindedir. Çünkü (asâ = عصى); hem isyan, hem de değneği tutar gibi tutma anlamına gelir. Ulaşabildiğimiz tefsir ve meallerde bu inceliğin tespit edilemediği görülmektedir. Eğer "سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا" "Dinledik ve boyun eğdik" deselerdi onu tahrif, yani başka anlama çekme imkanı olmayacağından daha iyi ve daha doğru olurdu. 2- "وَاسْمَعْ غـَيْرَ مُسْمَعٍ" cümlesinin bir anlamı, "lütfen dinle, sana söz söylemek haddimize değil ama.." diğeri ise "dinle, söz dinlemez adam" şeklindedir. Eğer sadece "dinle" anlamına gelen, ""اسْمَعْ ifadesi kullanılsaydı başka anlama çekilemezdi. 3- "رَاعـِنَا" cümlesinin anlamlarından biri "bizi güt" diğeri "bizi gözet" şeklindedir. "Bizi güt" sözünde bir iğneleme vardır. Yani "Sen bizi hayvan güder gibi gütmek istiyorsun, öyleyse güt." demiş olurlar. Dillerini biraz eğer, ayn harfini uzatarak raînâ derlerse "bizim çoban" demiş olurlar. Eğer "انظُرْنَا" deselerdi "bizi gözet" dışında başka anlama çekilemezdi. Tahrifin başka şekilde olması Kur'an, Tevrat ve İncil nüshaları için mümkün değildir. Çünkü bu kitaplar milyonlarca insanın hafızasındadır ve sayısız baskısı bulunmaktadır. Ayette yer alan,"... Bunu dillerini sivrilterek ve dine saldırarak yaparlar." cümlesi tahrif için kötü niyeti şart koşmaktadır. Yoksa birden faza anlam içeren bir sözle ilgili yanlış bir tercih veya dili dönmeyen yahut unutan kişinin ayeti yanlış okuması, tahrif kapsamına girmez.
Şaban Piriş
Yahudilerden, kelimelerin anlamlarını saptıranlar ve dillerini eğip bükerek ve dine de bir nefret duyarak: “işittik isyan ettik.”, “İşit duymaz olası” ve “bizi güt” diyenler eğer, “işittik ve itaat ettik, sen de işit ve bize de bak” deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat, Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Onların çok azından başkası iman etmezler.
Yahudilerden öyleleri var ki, sözü çarpıtır da, dillerini eğip bükerek ve dini alaya alarak “İşittik ve isyan ettik,” “İşit, işitmez olasıca,” “Râinâ” derler.(20) Bunun yerine “İşittik ve itaat ettik,” “İşit,” “Bizi gözet” deselerdi, kendileri için daha doğru ve daha hayırlı olurdu. Lâkin inkârları yüzünden Allah onları lânetlemiştir; artık pek azı iman eder.
Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar; din içinde sövgüler üreterek, dillerini eğip-bükerek: "Dinledik, isyan ettik; dinle, dinlenmez olası, davar güder gibi güt bizi" derler. Eğer onlar, "Dinledik, boyun eğdik, dinle, bak bize!" demiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı ve daha yerinde olurdu. Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir. Çok az bir kısmı hariç, iman etmezler.