

Bu rivayette söz konusu edilen musalla, Mescİd-İ Nebevî'nin kapısından itibaren bin zira' uzaklıkta bir yerdir. (Namaz bittikten sonra ayağa kalkıp insanlara döner) İbn Hüzeyme'nin naklettiği bir rivayette bu ifade ''Bayram gününde ayakları üzerinde durup hutbe okudu" diye geçmektedir. Bu rivayet de Resulullah (s.a.v.) zamanında musallada minber bulunmadığını göstermektedir. Ayrıca Ebu Saîd'ten nakledilen rivayette geçen "Zaten onun zamanına kadar insanlar Resulullah (s.a.v.) dönemindeki bu uygulamayı devam ettirmişlerdi" cümlesi de buna işaret etmektedir. Bu ifadelerden anlaşılan şudur: Musallada minber bulundurma uygulamasını ilk başlatan Mervân'dır.
Ebu Saîd, Mervân'ı elbisesinden tutup çekerken hutbeden önce namazı kıldırmasını sağlamak istemiştir. "Fakat halk namazdan sonra oturup bizi beklemiyor ki, dağılıp gidiyorlar. Ben de bu yüzden hutbeyi namazın önüne aldım!" cümlesinden anlaşıldığı kadarıyla Mervân bu uygulamayı kendi içtihadına dayanarak başlatmıştır. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1. Hutbe okunması için minber inşa etmek mümkündür. Zeyn İbnü'I-Müneyyir şöyle demiştir: "Musallada kullanılacak minberin ahşaptan değil kerpiçten dayanıklı malzemelerden yapılmasını daha uygun bulmuşlardır. Çünkü bu minber açık arazide herhangi bir koruma söz konusu olmaksızın bırakılacaktır. İşte minberin dayanıklı malzemelerden yapılması sökülüp götürülmesini de engelleyecektir. Fakat caminin içindeki minberin ahşap malzemeden yapılması durumunda buna benzer endişeler taşınmaz."
2. Musallada hutbe îrad ederken minbere çıkmaktansa ayakta durup halka hitap etmek daha iyidir. Açık alan olan musalla İle kapalı bir mekan olan mescit arasında bu bakımdan farklılık söz konusudur. Zira açık alanda ayakta duran imamı cemaatteki herkesin görmesi mümkündür. Halbuki kapalı bir alan olan mescitte cemaatin imamı görmemesi ihtimal dahilindedir.
3. Bayram namazları için musallaya uygun bir açık alana çıkılır. 4. Bayram namazları zorunluluk bulunmadıkça mescitlerde kılınmaz. 5. Âlimler yöneticileri sünnete aykırı tutum ve davranışlarını gördükleri.zaman uyarmakla mükelleftir. 6. Alim bir kimse verdiği bilginin haberin doğru olduğunu pekiştirmek maksadıyla yemin edebilir. 7. Dinin hükümlerinin tam olarak ortaya çıkması için karşılıklı görüşme yapmak gerekebilir.
8. Hâkim'in devlet Başkanı veya üst düzey yöneticinin muvafakat etmediği durumlarda bir Âlim daha evlâ/üstün ve iyi olan uygulamayı terk edebilir. Çünkü Ebu Saîd, Mervân'ın uygulamasına karşı çıktığı halde hutbeyi dinlemiş ve ayrılıp gitmemiştir. 9. Bayram günü namaza hutbeden önce başlamak namazın sıhhat şartlarından değildir" diye bir hükme de işaret edilmiştir. Allah her şeyin en doğrusunu bilir.
Zeyn İbnü'l-Müneyyİr konuyla ilgili olarak şu açıklamalarda bulunmuştur: "Ebu Saîd Resuİullah (s.a.v.)'in bayram namazlarındaki uygulamasını söz konusu sıranın mutlaka takip edilmesi gerektiği şeklinde anlamıştır. Halbuki Mervân'a göre bu sıra evlâ olandır, mutlaka takip edilmesi gerekmez. Nitekim evlâ olan uygulamayı terk ederken de gerekçe olarak halkın değişen tutumunu göstermiştir. İşte bu yüzden bayram namazının temel sünneti olan hutbenin dinlenmesini sağlamak maksadıyla namazın şartlarından olmayan söz konusu sırayı değiştirmiştir. Her şeyin en doğrusunu sadece Allah bilir.
10. Bayram namazları için uygun olan boş bir alana çıkmak müstehaptır ve böyle bir alanda bayram namazlarını kılmak mescitte kılmaktan daha faziletlidir. Zira Resul-i Ekrem (s.a.v.) kendi mescidinin faziletine rağmen bayram namazlarını daima musallada kılmıştır. İmam Şafiî, el-Ümm adlı eserinde: "Bize ulaştığına göre, Resulullah (s.a.v.) bayram namazları için Medine'deki namazgaha giderdi. Ondan sonra da yağmur gibi zorunlu durumlar dışında bu uygulama devam ettirildi.
Mekke dışında bütün İslâm beldelerinde uygulama böyledir" demiş ve bunun gerekçesini: "Mekke mescidi çok geniştir ve Mekke çevresinde uygun alanlar yoktur" diye açıklayarak sözlerine şöyle devam etmiştir: "Bir şehir kurulur ve bu şehirde halkın tümünü alabilecek kadar geniş bir mescit inşa edilirse bana göre orada bayram namazları için musallaya çıkmaya gerek yoktur. Fakat buradaki mescit yeterince geniş değilse, halkın mescitte bayram namazlarını kılması mekruh olur ama kılacak olurlarsa iade etmeleri gerekmez."
İmam Şafiî'nin bu açıklamalarını esas aldığımızda musallaya çıkma hükmünün gerekçesinin mescidin geniş olup olmaması ile bağlantılı olduğunu anlarız. Dolayısıyla musallaya çıkma hükmünün gerekçesi bizatihi "namaza çıkma olgusu" değildir. Çünkü burada asıl sağlanmaya çalışılan hedef halkın toplanmasıdır. Bu hedef mescitlerde gerçekleştirilebiliyorsa bayram namazlarının mescitte kılınması daha uygun olacaktır.

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.