Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 759, sondan 5478. ayet; 5. sure ve Mâide Suresinin 90. ayetidir. Mâide Suresi 90. ayetinin kelime sayisi 16, harf sayısı 82 ve toplam ebced değeri ise 4729 olarak hesaplanmıştır. Mâide Suresinin toplam ebced değeri 824694 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
يا ايها الذين امنوا انما الخمر والميسر والانصاب والازلام رجس من عمل الشيطان فاجتنبوه لعلكم تفلحون
Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.[158]
Bu âyette, sarhoşluk veren her türlü içki, kumarın her çeşidi kesinlikle haram kılınmaktadır. Âyet indiği zaman, bütün müslümanlar, ellerinde bulunan şarapları Medine sokaklarına döküp kaplarını kırmışlar, içki alışkanlıklarını; Kur’an’ın bu kesin emri karşısında tereddüt etmeden topluca terk etmişlerdi. Meâlde geçen “içki” kelimesi, âyetteki “hamr” kelimesinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda hamr, aklı örten şey demektir. Bu nitelikteki tüm içki ve uyuşturucular hamr kapsamına girer. Haram kılınan gıdalar ile fal okları için ayrıca bakınız: Mâide sûresi, âyet, 3.
İslâm’da yükümlülüklerin tebliği ve insanın eğitimi konularında tedrîcîlik yani adım adım ilerleme yöntemi önemli bir yere sahiptir. Özellikle toplumda kökleşmiş uygulamaların bir anda sökülüp atılmasının meydana getireceği sarsıntı dikkate alınarak bazı buyruk ve yasaklar aşama aşama bildirilmiş, bunların amaçlarının kavranmasına ve sindirilmesine imkân tanınmıştır. Hz. Âişe şu sözleriyle bu hususu çok veciz bir biçimde ifade etmiştir: “Şayet Kur’an’ın ilk âyetleri ‘İçki içmeyin’ ve ‘Zina etmeyin’ hükümlerini getirseydi insanlar Resûlullah’ın etrafından dağılırlardı” (Buhârî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 6).
İslâm’ın ilk muhatapları olan toplumda çok yaygın bulunan içki ve kumar alışkanlığı karşısında da bu yöntem esas alınmış, önce insanların bunların kötülükleri üzerinde düşünüp bir yargıya ulaşmalarına fırsat tanınmıştır. Diğer taraftan, kesin yasaklar getirilmeden önce imanın sağlam temeller üzerine oturması sağlanmış ve ilâhî buyruklara mutlak itaat gerektiği fikri zihinlere ve gönüllere yerleştirilmiştir. Bu inanç temeli oluşturulup fikrî hazırlık tamamlandıktan sonra bu âyetlerle içki ve kumar kesin bir biçimde yasaklanmış ve bir yasak etrafında kolektif şuur oluşturma açısından insanlık tarihinde emsali görülmeyen başarılı bir sonuç elde edilmiştir. Buna karşılık, meselâ Amerika’da 1929 yılında devlet eliyle ve imkânlarıyla yürütülen içki yasağı girişimi, çok büyük maddî harcamalar yapılmasına ve çok ağır cezalar uygulanmasına rağmen –böyle bir inanç temeli bulunmadığı için– başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Tefsirlerde içki ve kumarı kesin biçimde yasaklayan âyetin nüzûl sebebi olarak birçok olay zikredilir. Taberî bunları naklettikten sonra özetle şöyle der: Bu sebep, Hz. Ömer’in içki hakkında kesin bir buyruk gelmesi için Allah’a yalvarması veya içkili bir yemekten sonra çıkan tartışma sonucunda Sa‘d b. Ebû Vakkas’ın saldırıya uğrayıp burnunun yarılması ya da bir kimsenin kumar oyununda servetini kaybetmesinin büyük bir husumete yol açması olabilir. Bu konuda kati bir delil bulunmamakla beraber, kesin olan bir husus vardır ki o da bütün yükümlülerden âyette sayılan işleri ve diğer hususları terketmelerinin istenmiş olmasıdır (VII, 35; “içki” olarak çevirilen hamr ve “kumar” olarak çevirilen meysir kelimelerinin anlamları, içki ve kumar yasağının Kur’an’daki aşamaları hakkında bilgi için bk. Bakara 2:219; Nisâ 4:43; “hamr” için ayrıca bk. Buhârî, “Eşribe”, 1-6).
Burada içki ve kumar kesin bir şekilde yasaklandıktan sonra “Şeytan içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister” buyurularak bunların yol açtığı ahlâkî ve dinî konulardaki zararlar hatırlatılmış; ardından da toplum veya devlet baskısı gibi sebeplerle değil, iman etmiş ve ikna olmuş bir müslüman olarak bu yasaklara uyulması gerektiği vurgulanmış ve “Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?” buyurulmuştur. Âyette “şeytan işi iğrenç şeyler” olarak nitelenen içki ve kumarın ruh ve beden sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri esasen sıradan insanların gözlem ve tecrübeleriyle kolayca farkedilebileceği gibi, deneysel bilim çerçevesindeki araştırmalarla bu konunun incelikleri üzerinde önemli tesbitler de yapılabilmektedir. Bu sebeple olmalıdır ki âyette bunların daha çok sosyal hayatta açtığı yaralara ve dinî hayata vurduğu darbeye değinilmiştir. Gerçekten, insanlığın –içki ve kumara oranla oldukça kısa sayılabilecek bir tecrübeden sonra– beden ve ruh sağlığı ve ekonomi açısından önemli zararlarını gördüğü sigara ile mücadele için ciddi ve örgütlü çalışmalara yönelmesine karşılık, içki ve kumarın sadece bu yönünü dikkate alıp başka yararlar ve hazlar uğruna bu zararları katlanılabilir türden görmesi veya en azından bu konuda daha pasif kalması, Kur’an’ın işin bu yönü üzerinde durmasını daha anlaşılır kılmakta ve insanlığın vahyin ışığına olan ihtiyacını bir defa daha gözler önüne sermektedir. Nice yuvaların yıkılmasına sebep olan, dostlukları çökertip yerine düşmanlıkları yerleştiren ve toplumu için için kemiren bu iki iptilâ ile ilgili olarak âyette dikkat çekilen hususlar, bir taraftan olmayan düşmanlıkları peyda etmesi ve mevcut husumetleri körüklemesi, diğer taraftan da kişinin rabbine yakın olmasını ve O’na karşı ödevlerini yerine getirmesini engellemesi, dolayısıyla insanın kendi kendini kontrol melekesini zayıflatması veya yok etmesidir.
İçkinin bazı yararlarından ve kontrollü alınması halinde anılan sakıncaların önüne geçilebileceğinden söz edilirse de, zararı daha fazla olan, kontrolü de imkânsız bulunan bir nesneyi ve alışkanlığı ortadan kaldırmanın tek yolu kesin ve genel yasaklamadır; İslâmiyet de işte bu yolu tercih etmiştir.
“Dikili taşlar”dan maksat Araplar’ın, üzerinde putlar adına kurban kesmek için Kâbe’nin etrafına diktikleri taşlardır (Taberî, VI, 75). Bir yoruma göre burada, huzurunda kurban kesilen putların kendileri kastedilmiştir (İbn Atıyye, II, 232). “Fal okları” da Câhiliye dönemi Arap geleneğinde önemli bir işe girişmeden önce bu işin sonunun iyi gelip gelmeyeceğini anlama amacıyla kullanılan oklardır. Bunlarla yapılan işlemler kumarla ilintili idi ve tevhid inancıyla bağdaşmayacak uygulamalardı. Allah’tan başkasına kulluk anlayışını çağrıştıracak ve kişinin teşebbüs ruhunu birtakım temelsiz inanışlara kilitleyecek bu tür uygulamalar da içki ve kumar yasağının peşi sıra zikredilmiş ve yüce Allah’ın hoşnut olmadığı, bir mümine yaraşmayan çirkin fiillerden sayılmıştır (ayrıca bk. Mâide 5:3). Birçok İslâm ülkesinde görülen yatırlar için adakta bulunma ve din ulularının mezarları yanında adak kurbanı kesilmesi uygulamalarının, bunları yapanları âyette ikaz edilen tehlikeli anlayışa yaklaştırdığını ve bunların –iyi niyetle yapılmış olsa da– yeterli dinî bilgi donanımına sahip olmayan insanların farkına varmadan tevhid inancından sapmalarına yol açabileceğini göz ardı etmemek gerekir. Modern toplumlarda kültür seviyesinin yükselmesine ve pozitif bilimler alanındaki büyük ilerlemelere rağmen, bâtıl inanışlara bel bağlamanın nicelik ve nitelik olarak küçümsenemeyecek boyutta olması, çalışıp kazanma yerine ümitlerini ve geleceğini âniden zengin olma hayalleri üzerine kurmayı doğal sayar hale gelmiş bir lotarya zihniyetinin yaygınlık kazanması, sağlıklı din bilgisinin ve din eğitiminin ne kadar önemli olduğunu ve insanlığın çok basit gibi görünen bazı gerçekleri idrak edebilmesi için vahyin aydınlığına olan ihtiyacının asla belirli zamanlarla sınırlı olmadığını, bu âyetlerdeki uyarıların, geldikleri gündeki önem ve tazeliğini koruduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Mehmet Okuyan
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal (şans) okları şeytanın işinden bir pisliktir. Ondan (o pis şeylerden) uzak durun ki kurtulasınız.
Bu ayet iddia edildiği gibi içki ve kumarla ilgili ilk ve tek hüküm ayeti değildir. Çünkü bu konudaki ilk hüküm ayeti Bakara 2:219’dur. Nahl 16:67’de herhangi bir hüküm söz konusu değildir. Nisâ 4:43’te ise sarhoşken namaza yaklaşmamayla ilgili başka bir açılım ve yeni bir haramlık söz konusudur. Mâide 5:90. ayet, daha önceki bir hükmü tekrar vurgulayan, benzer haramları hatırlatan ve bu yasakları gerekçelendiren bir içerik arz etmektedir.
Bayraktar Bayraklı
Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.
1- Aklı örten, sarhoşluk veren her türden içki ve uyuşturucu. 2- İnsanlardan yararlanmak amacıyla manevi değer verilmiş, kutsallaştırılmış put ve benzeri nesneler; mezar, türbe vb. şeyler. 3- Şans oyunları ile gelecek hakkında kehanette bulunmak.
Ahmet Akgül
Ey iman edenler! Kesinlikle şarap (her çeşit sarhoş edici içki ve uyuşturucu), kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal-şans okları (çekiliş oyunları; bunların tamamı), ancak şeytanın işinden birer pisliktirler. Bunlardan (ve bu rezaletleri ülkenize bulaştıranlardan ve hâlâ uygulayanlardan) kaçınıp uzaklaşın ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inananlar, şarap, kumar, tapınmak için dikilmiş olan taşlar, fal için kullanılan oklar, ancak Şeytan'ın işlerindendir ve birer pisliktir bunlar. Bunlardan kaçının da muradına erenlerden olun.
Bu âyetlerle içki ve kumar tamamıyla men edilmiştir.
Abdullah Parlıyan
Ey iman edenler! Sarhoşluk veren herşey, şans oyunları, putperestçe uygulamaların tümü ve şanstalih okları çekmek, her türlü tahmine dayanan şans oyunu oynamak ve bunlara göre hareket etmek, şeytan işi ve iğrenç kötülüklerden başka bir şey değillerdir. O halde onlardan kaçının ki, mutluluğa eresiniz.
Ey iman edenler, mayalanmış, zihnî melekeleri bulandıran şarap ve benzeri içki, kumar, putlar, heykeller, fal ve şans okları, şans kalemleri şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgın işi çirkin amellerdir, haramdır, lâneti, gazabı ve cezayı muciptir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa eresiniz.
90-91.Nesai ve Beyhaki`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre, bu ayeti kerime ensardan iki grup hakkında indirilmiştir. Bunlar aralarında herhangi bir düşmanlık olmayan kimselerdi. Birlikte şarap içerlerdi ve sarhoş olduklarında birbirlerini hırpalarlardı. Daha sonra kendilerine geldiklerinde hırpalama izleri yüzlerinde kalırdı ve: "Eğer filanca bana karşı bir sevgi ve merhamet besleseydi bana böyle yapmazdı" derlerdi. Dolayısıyla içlerinde birbirlerine karşı kin oluşmaya başladı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.14.Dikili taşlar (ensab) ile kastedilenler Mekke müşriklerinin cahiliye döneminde yanlarında ibadette bulunmak ve kurban kesmek amacıyla Kabe`nin etrafına dikmiş oldukları taşlardır.
Ali Bulaç
Ey iman edenler, içki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytanın işlerinden olan pisliklerdir. Öyleyse bun(lar)dan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey müminler! Şarap (içki içmek), kumar oynamak, ibadet için dikilen putlar, (cahillik devrinde kullanılan) fal okları hep şeytanın işinden pis birer şeydir. Onun için bunlardan sakının ki, kurtulasınız.
Ey iman edenler! Şüphesiz alkol, kumar(la elde edilen mal) putlar(ın önünde kesilen et,) şans oyunları(yla kazandığınız şeyler) necistir ve şeytanın yaptığı bir iştir. O işten sakının ki kurtulasınız.
Ey İnananlar! Hamr (Sarhoş eden herşey), kumar (tüm şans oyunları), dikili taşlar (putlar) ve fal okları (çekiliş oyunları) şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.
Bkz. 2:219Aklı örten, sarhoşluk veren her türden içecek ve hangi yolla olursa olsun vücuda enjekte edilen her türlü uyuşturuşu şeyler, hangi adla olursa olsun ve ne şekilde oynanırsa oynansın tüm şans oyunları, put ve puta benzeyen kutsallaştırılmış bütün nesneler, gelecek hakkında fal bakarak kehanette bulunmak şeytan işi bir pisliktir yani doğrudan haramdır.
Diyanet İşleri (Eski)
Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.
* 5:90 Ayetteki "hamr" kelimesi, "örten" anlamına gelir ve aklı örten tüm alkollü içkiler ve uyuşturucular için kullanılır. Bu kelimenin "şarap" veya "içki" olarak çevrilmesi, ayetin kapsamını daraltmaktadır. Kuran, alkollü içkilerin bazı yararları olmasına rağmen zararlarının daha büyük olduğunu bildirir ve inananlara yasaklar (2:219). Bu yasak kategorik olup azı da çoğu da içerir. Ne var ki hayati bir tehlike karşısında ölçüyü aşmamak şartıyla bazı yasakların çiğnenmesine izin verilmiştir (2:173; 6:145). Alkollü içkiler karşısında katı prensiplere sahip olmayan toplumların ekonomik, sosyal, ailevi ve psikolojik yönden ödediği bedel çok büyüktür. Kuran, alkollü içkilerin devlet tarafından yasaklanmasını veya onları kullananların cezalandırılmasını öngörmez. Bireysel suçlara karşı sadece öğüt ve güzel davranış ile karşılık vermemizi emreder. Kamuya açık yerlerde, araba sürerken, işyerinde çalışırken alkollü içki kullanılması başkalarının güvenliğini ve sağlığını riske soktuğu için toplumun öngüreceği uygun bir cezayla cezalandırılabilir.
** Ayetteki "ensab" kelimesi, kutsallaştırılan taşları, türbeleri kapsar. Kabe etrafındaki dönüş sayısını belirlemek için konulmuş bulunan, ancak sonradan putlaştırılan siyah taş ve Muhammed peygamberin Medine'deki mezarı başta olmak üzere İslam dünyasında sayısız taşlar ve türbeler birer putperestlik merkezi olmuşlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey o bütün iyman edenler! İçki, kumar, putlar, kısmet çekilen zarlar hep Şeytan işi murdar bir şeydir, onun için siz ondan kaçının ki yakayı kurtarasınız
Ey îman edenler, içki, kumar, (tapmıya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer murdardır. Onun için bun (lardan kaçının ki muradınıza eresiniz.
Ey îmân edenler! Şarab, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fâl okları ancak şeytanın işinden bir(er) pisliktir; öyleyse ondan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey İman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve geleceği öğrenmek için açılan fallar (ve benzeri şeyler) şeytanca çirkin uygulamalardır. Artık bu çirkin ve sizi Allah’a olan kulluktan uzaklaştıran uygulamalardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Şarap da, kumar da dikili taşlar da [¹] fal okları da Şeytanın murdar bir işinden başka birşey değildir. Artık ondan kaçının ki felâh bulasınız.
İsmail Hakkı İzmirli Mâide Suresi 90. Ayet Açıklaması
[1] Veya dikili putlar.
Kadri Çelik
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şüphesiz şeytan işi birer pisliktir, bunlardan kaçının; umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler! 1.Şarap başta olmak üzere, bütün sarhoşluk verici ve uyuşturucu maddeler,2.Kumar, yani haksız kazanca sebep olan her çeşit şans oyunları,3. Allah’ın hükümlerinin reddedilerek O’ndan başka ilahlaştırılan varlıkları temsil etmek üzere ortaya konan işâretler, semboller, rozetler, dikili taşlar, heykeller, putlar,4.Ve yapacağınız işlerde, ilâhî vahyi rehber edinip, karar vermek yerine; medyumluk, astroloji, fal okları (5. Mâide: 3) gibi bâtıl inançlarla hayatınızı yönlendirmeniz size yasaklanmıştır.İşte bütün bunlar, şeytan işi iğrenç birer pislikten başka bir şey değildir! O hâlde, bunlardan uzak durun ki, dünya ve âhirette kurtuluşa eresiniz!Bunların haram kılınma hikmetine gelince:
Ey îman edenler! İçki,1 kumar,2 dikili taşlar3 ve zar çekerek şâns aramanız4 şeytana ait pis işlerden başka bir şey değildir. (Gerçekten) kurtuluşunuzu umabilmek için bun(lar)dan hep birlikte kaçının.5
1 Hamr: Kök anlamıyla “örtmek” mânâsına mastardır. “Aklı bürüyüp örtmesi sebebiyle, çiğ üzüm şırasından, hurma, buğday, arpa ve darıdan yapılan ve içeni sarhoş eden içkiye” denilir ki bunun Türkçe karşılığı şaraptır. Bu, özel anlamıdır. Ancak hamr, bir de genel olarak; “aklı örten şey” anlamında kullanılır ki bu durumda aklı örten içki ve uyuşturucu madde çeşitlerinin tamamı buna dâhil olur. İmam Malik, İmam Şafi’î ve birçok ulema, Kur’an’-daki hamr’ın genel manasıyla sarhoşluk veren şey demek olduğuna, her nevi müskiratın Kur’an ile aynen haram kılındığına, kullanılmasının ve alınıp-satılmasının asla caiz olamayacağına hükmetmişlerdir. Fakat İmam Ebu Hanife ile Ashab ve tabiînden birçok ulema, hamr kelimesinin esas manasının, şarap olduğundan Kur’an ile liaynihi haram olanın şarap olduğu ve diğer müskiratın aynen değil sarhoşluk vermelerinden dolayı haram oldukları kanaatine varmışlardır. Şarabın kullanılmasının haram, alınıp-satılmasının ise caiz olabileceğine hükmetmişlerdir. Bk. (Bakara: 219)2 Meysir: “Kolay olmak” fiilinden mastardır. Kumarda zahmetsizce mal kazanmak veya kaybetmek esas olması sebebiyle, mecâzen “kumar” anlamında kullanılır. Cahiliyye Arapları kumarı ya tavla, zar ve satranç gibi oyunlarla ya da piyango şeklinde oynarlardı. Ayrıca zar yerine kullandıkları on tane okları vardı ve bunları piyango şeklinde kullanırlardı. Bu sebeple bütün şâns oyunları kumar hükmündedir. Hattâ bir hadîste çocukların aşık ve ceviz oynamaları bile kumar olarak nitelendirilmiştir. 3 Nusub: Tapınmak veya kendisine kutsallık verilerek hürmet edilmek üzere kabul edilen ve kullanılan şekilli ve şekilsiz put veya putlaştırılan şeylerdir. Bu özellikleri taşıyan semboller, rozetler, biblolar ve haç buna dâhildir. Bk. (Tevbe: 31) 4 Ezlâm: İranlı ve Rumların kumar oynadıkları ve Arapların ok türünden zarları demektir. Bk. (Mâide: 3)5 Bu âyet, içkinin yasaklanması hakkındaki (Nahl: 67, Bakara: 219 ve Nisâ: 43.) âyetlerden sonra inen dördüncü ve son âyettir. Bu âyette içki, puta tapmakla beraber zikredilerek, içki içmenin, puta tapmakla aynı olduğu da vurgulanmaktadır. Bu üç âyetin de Hz. Ömer (r.a)’ın “Allah’tan bu konuda bir açıklık getirmesini” istemesi üzerine indirildiği rivâyet edilmiştir. (Nesâî)
Muhammed Esed
SİZ EY imana ermiş olanlar! Sarhoşluk veren şeyler, şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak, Şeytan işi iğrenç kötülüklerden başka bir şey değillerdir: 105 O halde onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz!
Ey iman edenler! Sarhoş edici her türlü içki/aklı örten, kumar ve şans oyunları, tapınmak için dikilmiş taşlar, fal ve kehanet aletleri şeytan işi birer pisliktir. Bütün bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. 2/219, 4/43
[978] SİZ ey iman edenler! Sarhoşluk veren her şey,[979] tüm şans oyunları,[980] Allah’tan başkasına kurban sunmak[981] ve gelecek hakkında fal bakarak kehanette bulunmak şeytan işi bir pisliktir. Şu hâlde bunlardan kaçının; umulur ki ebedî mutluluğa erersiniz.
Mustafa İslamoğlu Mâide Suresi 90. Ayet Açıklaması
[978] İçki yasağını beyan eden bu âyetle Hıristiyanlarla ilgili önceki pasajlar arasında sıkı bir irtibat vardır: Helâli kendilerine yasaklarken içki gibi bir haramı ibadetin içine dahil etmişlerdir. Bu yaman, hem de pek yaman bir çelişkidir. Zımnen: Helâli haram kılan, haramı da helâl kılar.
[979] İçki küfrün sıvı hâlidir. Zira aklı örter. Hamr ile “başörtüsü” anlamındaki hımârın ortak noktası “baş” ile ilgili olmasıdır (Bkz: 24:31, not 40). İnkâra da vicdanı ve fıtratı örttüğü için küfür adı verilmiştir. İçkinin yasaklanma sürecinde bu âyet son aşamayı temsil eder (Bkz: 2:219 ve 4:43).
[980] Meysir: kaybedenin kazanana bir bedel ödediği her tür şans oyunu. Bu emeğe saygısızlık, haksız kazanç ve umut tacirliğidir.
[981] Zımnen: “..ve sunulan kurbanlar”. Lafzen: “sunak taşları”.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ey imân edenler! Muhakkak ki içki, kumar, putlar ve kısmet için çekilen zarlar şeytanın işinden olan murdar bir şeydir. Artık ondan kaçınınız ki, felâh bulabilesiniz.
Ey iman edenler! Şarap, kumar, putlara kurban kesilen sunaklar, fal okları, şeytana ait murdar işlerden başka bir şey değildir. Bunlardan geri durun ki felâh bulasınız. [2, 219] {KM, Levililer 10, 9; Hakimler 13, 4. 14}
Sarhoş edici içkileri Allah Teâlâ birkaç safhada, tedricî olarak yasakladı. Önce Mekkî bir âyette “güzel bir rızık” olmadığına işaret etti (16,67). Sonra kötülük ve günah tarafının, faydasına galip olduğunu (2,215) bildirdi. Derken sarhoş iken namaz kılmayı yasakladı (4,43). Nihayet bu âyetle kesin hüküm halinde haram kıldı.
Süleyman Ateş
Ey inananlar, şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Ey inanıp güvenenler! Hamr (kişiyi sarhoş edip uyuşturan şey), kumar, (kurban sunmak için) dikili taşlar ve şans oyunları[2], şeytan işi pisliklerdir. Onlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız. Ey inanıp güvenenler! Hamr (kişiyi uyuşturup sarhoş eden maddeler)[1], kumar[2], sunaklar[3] ve ezlam[4], şeytan işi zararlılardır. Onlardan uzak durun ki umduğunuza kavuşasınız.
Süleymaniye Vakfı Mâide Suresi 90. Ayet Açıklaması
[*] Arapçada 'humar' baş örtüsü, 'hamır' aklı örten şeyidr. Bugünkü anlamında bunlar narkotik maddelerdir. [*] Meysir: Üç âyette şarapla birlikte zikredilen meysir önce kınanmış (Bakara 2:219), daha sonra kesin olarak yasaklanmıştır (Mâide 5:90-91). Meysirin özel bir kumar türünü mü yoksa bütün kumar çeşitlerini mi kapsadığı ihtilâflı olmakla birlikte İslâm âlimlerinin büyük çoğunluğu bu âyetlerle bütün kumar çeşitlerinin yasaklandığı görüşündedir (kumarla ilgili fıkhî hükümler için bk. KUMAR). Hadislerde ve klasik dönem fıkıh literatüründe meysir kelimesinin genellikle kumarla eş anlamlı olarak kullanıldığı görülür. İslâm öncesi Hicaz-Arap toplumunda daha çok kış mevsiminde ya da kıtlık günlerinde zenginlerin oynadığı en yaygın kumar türlerinden biri olan meysir aynı zamanda Araplar arasında bir övünç vesilesi kabul edilir ve bu oyuna katılmayan varlıklı kişiler kınanırdı. Oyunda kazananların payları daha çok fakirlere dağıtıldığı için meysir diğer kumar çeşitlerine göre daha sakıncasız ve yararlı sayılmaktaydı. Bununla birlikte Câhiliye devrinde hakemlik yapan Akra' b. Hâbis gibi meysiri kınayan ve yol açtığı olumsuz sonuçlara dikkat çekenler de vardı. (Tevfîk Fehd ) [*] Câhiliye Arapları yolculuğa çıkma, savaşa gitme, evlenme, şüpheli çocukların nesebini tayin etme, ticaret yapma, su kuyusu açma, hatta kumar oynama gibi kendilerince önemli olan işlere başlamadan önce tahtadan yapılmış ve kanat takılmamış ince oklar üzerine "yap, yapma" şeklinde alternatifler yazıp bir torbaya koyarlar, daha sonra içlerinden birini çekerek çıkan yazıya göre girişilen işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olacağına inanır ve ona göre hareket ederlerdi. Ezlâmın beyaz çakıl taşlarından yapılmış tavla zarı şeklinde veya satranç taşları gibi olduğunu rivayet edenler de vardır. Arap tarihçileri ezlâmı iki grupta toplarlar. 1. Fal Okları. Sayısına ve bulunduğu kimselere göre ikiye ayrılır. a) Üçlü fal okları. Herkesin yanında taşıdığı üç okun birinde, "Rabbim bana emretti" veya "yap"; diğerinde, "Rabbim bana yasak etti" yahut "yapma" diye yazılır, üçüncüsünde ise yazı bulunmaz ve çekilen kısmette ne çıkarsa ona göre hareket edilirdi. Eğer yazısız ok isabet ederse kısmet çekme işlemi tekrarlanırdı. b) Yedili fal okları. Kâbe'nin içindeki Hübel adlı putun yanında veya kâhinlerle hakimlerin nezdinde bulunan ve her biri üzerinde "evet", "hayır", "sizden", "başkasından", "açık değil", "diyet", "su" ifadelerinden biri yazılmış olan yedi ok bir işi yapmak veya yapmamak, nesebi şüpheli görülen bir çocuğun babasını belirlemek, öldürülen kimsenin diyetini ödetmek, su kuyusu açmak, evlenmek gibi değişik maksatlarla kullanılırdı. Bu işlerden biriyle ilgili olarak kısmetini tayin etmek isteyen kişi hediyelerle birlikte Kâbe'nin hizmetçisine yahut yedi oku bulunan kâhinlere gider, kısmet çektirir, çıkan sonucun putların iradesine uygun olduğuna inanır ve ona göre hareket ederdi. 2. Kumar Okları. On oktan oluşan ve bir tür piyango çekilişine benzeyen bu okların üçü boş bırakılır, yedisine birden yediye kadar hisseler takdir edilip yazılırdı. On kişi arasında yapılan çekilişte boş okları çekenler ortaya konan maldan pay alamadıkları gibi kumara konu teşkil eden malın parasını da öderlerdi. Bu tür oklar daha çok bir deveyi kesip etini çeşitli hisselere ayırmak suretiyle oynanan kumarda kullanılırdı (DİA-Musafa Öz).
Şaban Piriş
- Ey iman edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları sadece şeytanın işinden bir pisliktir, kurtuluşa erebilmeniz için onlardan uzak durun.
(24) Putlar için kurban kesilen dikili taşlar ve onlarda kesilen hayvanlar, putperestliği simgeleyen taşlar ve diğer şeyler.(25) Kumar âletleri, kehanet araçları, kumar, falcılık.
Yaşar Nuri Öztürk
Ey iman edenler! Uyuşturucu/şarap, kumar, tapılmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.