Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 798, sondan 5439. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 9. ayetidir. En'am Suresi 9. ayetinin kelime sayisi 9, harf sayısı 44 ve toplam ebced değeri ise 1248 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
ولو جعلناه ملكا لجعلناه رجلا وللبسنا عليهم ما يلبسون
Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık[169] ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.[170]
169. Müşrikler, melekleri kadın suretinde hayal edip böyle inanırlardı. Bu inanışın yanlışlığını vurgulamak üzere, onlara melek gönderilse bile bunun kadın suretinde temsil edilemeyeceği ifade edilmiştir. (Bakınız: Zuhruf sûresi, âyet, 19)170. Kâfirlerin ısrarla istedikleri şekilde peygamber bir melek olsaydı, o melek bir insan suretinde gelecekti. Çünkü sıradan insanların meleği asıl şekliyle görmelerine imkân yoktu. Bu defa onların bu husustaki şüpheleri ve müşkülleri aynen sahnelenmiş olacaktı. Zira peygambere dedikleri gibi ona da, “Sen de bizim gibi bir beşersin, melek olamazsın” diyeceklerdi.
Eğer Allah onlara gönderdiği elçiyi bir melek yapsaydı ya da beşer yerine bir meleği elçi gönderseydi yine onu melek suretinde değil insan görünümünde, hem de –müşriklerin, meleklerin dişi olduğu şeklindeki bâtıl inançlarının aksine– onu “adam sûretinde” göndereceği, bunun sonucu olarak yine onları, bu gelenin gerçekten melek mi yoksa insan mı olduğu hususunda şaşkınlığa düşüreceği bildirilmektedir. Nitekim başka bir âyette ifade edildiği üzere, onlar Kur’an-ı Kerîm için “Bu, insan sözünden başka bir şey değildir” (Müddessir 74:25) demişlerdi. Halbuki tamamen ruhanî varlıklar olan meleklerin insanlara görünmesi ve onlara hitap edebilmesi, ancak cismanî bir görünüme bürünmeleriyle mümkündür. Bu durumda vahyin doğruluğunu, ihtiva ettiği yüksek hakikatlere göre değerlendirmek yerine, onu kendilerine tebliğ edenin melek olmasında arayanlar, bu cismanî görünümlü varlığın insan olduğunu ileri sürerek yine inkâra sapacaklar, şimdi olduğu gibi yine şüphe edeceklerdi.
Mehmet Okuyan
Onu (peygamberi) bir melek kılsaydık şüphesiz ki onu bir erkek (insan suretinde) yapar, düşmekte oldukları kuşkuya onları yine düşürürdük.
Ayetin sonundaki [mâ yelbisûne] ifadesi inkarcıların zaten şüphe içinde olduklarını, dolayısıyla şüphelerini sürdürdüklerini, onları şüpheye düşürenin Allah olmadığını göstermektedir.
Bayraktar Bayraklı
Eğer peygamberi bir melek kılsaydık, elbette onu insan sûretine sokar, onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.
1- “Bu da senin gibi bir insandır.” der, yine inanmazlardı.
Ahmet Akgül
(Biz) Onu (Hz. Peygamber Aleyhisselamı) eğer bir melek kılsaydık, (yine) elbette erkek insan (suretinde bir melek) yapardık ve mutlaka (kâfirlerin) duymuş oldukları (şüpheleri) yine katardık. (Herkesi inanmaya mecbur bırakacak netlikte bir imtihan yapmazdık.)
Ve eğer biz, peygamberi bir melek olarak gönderseydik, herhalde onu bir erkek şeklinde görünmesini sağlardık da, yine onlar bu insan mı, melek mi diye kuşkuya düşerlerdi.
Eğer biz, peygamberi bir melek olarak göndermeyi planlasaydık, onu mutlaka liyâkatli ve güvenilir bir erkek suretine sokar, onları, yine de düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.
Eğer o peygamberi melek yapsaydık yine de onu adam şeklinde yapardık ve onları yine, düştükleri kuşkuya düşürürdük. (Çünkü bunlar imtihanı kaybetmeyi hak ediyorlar.)
Bkz.17:95, 23:24Müşrikler “Muhammed melek değildir, insandır” dedikleri halde yine de çıkar ve menfaatlerine ters düştüğü için iman etmedikleri ifade edilmektedir.
Diyanet İşleri (Eski)
Biz onu melek kılsaydık, bir insan şeklinde yapardık da, düştükleri şüpheye onları yine düşürmüş olurduk.
Şimdi, peygamber insan olduğu için, «Sen de bizim gibi bir insansın» diyerek inanmayan kâfirler, o zaman da meleği insan sûretinde görecekler ve ona «Biz senin melek olduğunu nereden bilelim; sen de bizim gibi bir insansın» diyerek onun melek olduğuna inanmayacaklar, getirdiklerini dinlemeyecekler ve peygamberliğini tasdik etmeyeceklerdi.
Edip Yüksel
Onu bir melek yapsaydık, onu bir adam biçiminde gönderir ve mevcut kuşkuları içinde bırakırdık.
Eğer onu (peygamberi) bir melek yapsaydık onu (o meleği) de her halde bir adam (suretinde) gösterir ve her halde onları yine düşmekde oldukları şüpheye düşürürdük.
Ve onu (o peygamberi) bir melek kılsaydık, elbette onu (yine) bir adam (sûretinde)kılardık,(1) doğrusu onları, karıştırmakta oldukları şeyde yine şübheye düşürürdük.
(1)“Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın çendan (gerçi) her hâli ve her tavrı, sıdkına(doğruluğuna) ve nübüvvetine (peygamberliğine) şâhid olabilir; fakat her hâli, her tavrı hârikulâde olmak lâzım değildir. Çünki, Cenâb-ı Hakk onu beşer (insan) sûretinde göndermiş, tâ insanın ahvâl-i ictimâiyelerinde (ictimâî hâllerinde) dünyevî, uhrevî (dünya ve âhiret) saâdetlerini kazandıracak a‘mâl ve harekâtlarında (amel ve hareketlerinde) rehber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mu‘cizât-ı kudret-i İlâhiye (İlâhî kudretin mu‘cizeleri) olan âdiyât (basit zannedilen şeyler) içindeki hârikulâde olan san‘at-ı Rabbâniyeyi ve tasarruf-ı kudret-i İlâhiyeyi göstersin. Eğer ef‘âlinde (fiillerinde) beşeriyetten (insanlık hâlinden) çıkıp hârikulâde olsa idi, bizzat imam olamazdı; ef‘âliyle (fiilleriyle), ahvâliyle (hâlleriyle), etvârıyla (tavırlarıyla) ders veremezdi.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 5-6)
İlyas Yorulmaz
Biz elçiyi meleklerden yapsaydık, onu yine bir adam (suretinde) yapardık ve elçi meleğe, onların üzerlerine giydiği kıyafetlerinden giydirirdik.
Kaldı ki, Biz elçi olarak bir melek gönderseydik, onu bir insan şeklinde gönderirdik; böylece o inkârcıları, şimdi düştükleri şüphelere yine düşürmüş olurduk. İnsanlara Peygamber olarak kim gönderilirse gönderilsin mutlaka o da Hz. Peygamber’in tavrıyla O’nun söylediklerini söyleyecek, istemeyenler de aynı asılsız bahanelerle inanmayacaklar. O hâlde ey Peygamber! Sen hakîkate çağırmaya devam et, onların kaba davranışlarına üzülme:
Eğer Biz o Peygamberi (insan değil de) bir melek kılsaydık, yine de onu bir erkek şeklinde1 gönderirdik.2 O zaman da onları (kendi kendilerine) düştükleri şüpheye Biz, düşürmüş olurduk.
1 Buradan; Meleklerin kadın şeklinde gönderilmeyeceği anlaşılmaktadır. Peygamberler de kadınlardan olmayacağına göre, buradaki (رَجُلًا) ifâdesini feminist, hümanist veya ne olduğu belli olmayan kaygılarla “adam veya insan” şeklinde tercüme etmek doğru değildir. Zaten Kur’an’da ismi zikredilen tüm peygamberler erkektir. Kâfirler, Melekleri hep kadın olarak hayal ediyorlardı. Böylece kâfirlerin bu tezleri de çürütülmüştür. Ayrıca melekleri gönderen Allah olduğuna göre, onları nasıl isterse, öyle gönderir. Vahiy ve uyarı için gelen meleklerin tamamı da hep erkek şeklinde göndermiştir. 2 Allah o gönderdiği Peygamberi beşer değil, onların dedikleri gibi Melek olarak gönderse idi mutlaka onu bir erkek suretine koyar da gönderirdi. Cebrail Rasulullah’a da çok defa Dıhyet’ül-Kelbî suretine girerek inerdi. Bazen de Peygamberle beraber Sahabeye de gayet beyaz elbiseli ve çok siyah saçlı bir adam suretinde görünürdü. Üzerinde hiç bir sefer alameti görünmez ve Sahabeden hiç biri de tanımazdı. Vahiy hadîslerinde Peygamberimizin: “Melek bana bazen erkek şeklinde görünürdü” buyurulduğu bilinmektedir. Cebrailin bir a'rabî suretinde geldiği, imanı, İslam’ı, İhsanı, sorarak İslâm’ın binâsını talim ettiği de meşhurdur. Melek, Hz. Meryem’e, bir erkek suretinde görünmüştü. Hz. İbrahim’e ve Hz. Lût’a da melekler erkek misafir suretinde gelmişlerdi. Melekler hakikatte onların hayalleri gibi kızlar değildir. Hatta onlara karşı kadın suretinde görünmeleri bile ihtimal dışıdır. Buna işareten bu ayette: “Peygamberi melek gönderecek olsa idik her halde bir erkek sûretine kor da gönderirdik” buyurulmuştur. Şimdi Peygamberin, beşer olduğundan dolayı kendilerine benzediğine itiraz edenler, o zaman da Meleği insan suretinde görecekler ve ona da: “biz senin Melek olduğunu ne bilelim? Sen de bizim gibi bir beşersin” diyecekler, melek olduğuna inanmayacaklar ve sözlerini dinlemeyeceklerdi.
Muhammed Esed
Ve Biz, bir meleği elçimiz olarak tayin etmiş olsaydık [bile], 7 onun kesinlikle bir insan olarak [görünmesini] sağlardık ve böylece onları, şimdi içinde bulundukları şaşkınlığa yine düşürürdük. 8
[1021] Lafzen: “erkek”. Burada müşrik muhatapların dişi melek tasavvuruna ince bir gönderme ile birlikte, kendi hâllerine bakarak insan soyundan ümit kestiklerine dair zımnî bir atıf da görüyoruz.
Ömer Nasuhi Bilmen
Ve eğer O'nu (peygamberi) bir melek kılsaydık, elbette O'nu yine bir erkek (suretinde) kılardık ve onları yine düşmüş oldukları şüpheye düşürürdük.
Beşeriyetin büyük bir kısmının sapması, kendi hemcinslerinden peygamberleri kabul etmemelerinden ileri gelmiştir. Onlara kalsa, otorite sağlamak, bağlanmak için mutlaka insanüstü, tanrısal bir güç olması gerekir. Bu zihniyet hak peygamberlerin öğrettiklerini bile şirkle bulaştırmıştır. Budizm, Hinduizm, Zerdüşt dini, muhtemelen peygamber tebliğleri etrafında oluşmuş büyük dinlerdi. Onlardan daha yakın dönemdeki Hıristiyanlığın bile, Hz. İsa gibi bir peygamberi, Tanrının oğluna dönüştürmesi, bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Allah, Hz. Muhammed (a.s.)’ın evrensel ve ebedî risâleti ile beşeriyeti eğitmek ve onlara en mâkul ve yaratılışlarına en uygun bu sade gerçeği benimsetmek istiyor. Sade, güzel, fıtrî gerçek şudur: Kâinatı yaratan Allah’ın insanlık hakkındaki buyruklarını ulaştırmasının en mâkul yolu, insanların içlerinden seçtiği mükemmel elçilere mesajlarını vahiy yolu ile bildirmesidir. İlâhî terbiye ile en güzel nûmune mertebesine yükselen, Allah’ın kitabını tebliğ, tebyin ve tatbik eden (ulaştıran, açıklayan ve uygulayan) o Peygamber ve bir harfi bile değişmeden Hakkın hücceti olarak ortada olan Kur’ân: Allah’ı, Peygamberi, insanı, hayatı, aklı, evreni, dünyayı âhireti her şeyi yerli yerine koymuştur.
Süleyman Ateş
Eğer O(Hak Elçisi)ni melek yapsaydık, yine bir adam (şeklinde) yapardık ve onları yine düştükleri kuşkuya düşürürdük.
Eğer o peygamberi bir melek kılsaydık kuşkusuz onu bir er kişi yapacaktık ve içine yuvalandıkları kuşku ve karmaşayı onların üzerlerine giydirmiş olacaktık.