

Yukarıdaki hadisin Arapça ifadesi, "Şahit olmaları istenmediği halde şahit olacaklar" anlamına gelebileceği gibi, "şahitlik yapacaklar ama şahitlik yapmaları istenmeyecek, yahut şahitlik etmeleri istenmediği halde şahitlik edecekler" anlamına da gelebilir. Ancak ikinci anlam daha yakındır. Fakat Müslim'in, Zeyd b. Halid'den rivayet ettiği şu hadis bununla çelişir. Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Size şahitlerin en hayırlısını haber vereyim mi? Şahitlik etmesi istenmeden şahitlik edendir" buyurmuştur.
Alimler bu iki hadisten hangisinin tercihe şayan olduğu konusunda görüş ayrılığına düşmüşlerdir. İbn Abdilber, Zeyd b. Halid'in rivayet ettiği hadisi tercih etmiştir. Çünkü bu hadis Medineliler kanalıyla rivayet edilmiştir. İbn Abdilber bunu Iraklıların rivayetinden üstün tutmuştur. Diğer alimler ise İmran b. Husayn'ın r.a. rivayetini tercih etmişlerdir. Çünkü bu hadis, Buhari ve Müslim'in ittifak ettikleri hadislerdendir.
Diğer bazı alimler ise bu iki hadisi uzlaştırma yoluna gitmişler ve bunun için birkaç açıklama yapmışlardır. Bu açıklamalardan biri ve en güzelolanı şudur: Zeyd'in rivayet ettiği hadisten maksat, kişinin hak sahibi tarafından bilinmeyen bir hakka şahit olması ve ona gelerek hakkını haber vermesidir. Veya hakkından haberdar olan hak sahibinin ölmesi ve geride mirasçılar bırakmasıdır. Bu hakka şahit olan kişi onlara gelir ve haklarını kendilerine haber verir.
"aşırı kiloluluk baş gösterecek": Yani yemeye ve içmeye düşkün olacaklar. Çok yemek, aşırı kilolanmanın başlıca sebeplerindendir. Aşırı kilolu olmak kınanmıştır. Çünkü şişman olan kişi, -bilindiği üzere- genellikle ibadet etmekte zorlanır. "şahitlikleri yeminlerini; yeminleri şahitliklerini geçecek": Bu, iki ayrı durumda olur. Şöyle ki; kişi, şahitliğini pekiştirmek ister ve bunun için yemin eder. Bazen şahitlik etmeden önce yemin eder; bazen de yemin etmeden önce şahitlik eder.
Şahitlikte yemin etmeyi caiz görenlere göre, bunun bir durumda (aynı anda) olması da mümkündür. Buna göre kişi, şahitlik etmek ve yemin etmek ister. İbnü'l-Cevzi, "Bu hadisten maksat, insanların şahitlik ve yemin etmeyi hafife almaları ve ihtiyatlı davranmamalarıdır" demiştir. İbn Battal "Bu hadis, yemin etmenin şahitliği geçersiz kılacağına delildir" dedikten sonra şöyle devam etmiştir: İbn Şa'ban ez-ZaM adlı eserinde şöyle nakletmiştir: Bir kimse "Allah'a yemin ederek şahitlik ederim ki falancanın falancada şu kadar alacağı vardır" derse şahitliği kabul edilmez. Çünkü bu söz şahitlik değil; yemindir.
İbn Battal "İmam Malik'in bu görüşte olmadığı bilinmektedir" demiştir. İbn Abdilber şöyle demiştir: Bu hadisin anlamı, kişinin "Allah'a yemin ederek şahitlik ederim"; "Allah'ın ahdi benim üzerime olsun ki şöyle şöyle oldu" gibi sözler söylemesini yasaklamaktır. Onlar, alışkanlığa dönüşüp de uygun düşen ve düşmeyen her yerde yemin etmesinler diye, böyle yapanları tartaklıyorlardı.
Ben derim ki: Şahitlikte durumun, İbn Abdilber'in dediği gibi olması mümkündür. Fakat şahitlik etmeye cesaret etmelerinin ve kolayca şahitlik etmelerinin yasaklanmış olması da mümkündür. Çünkü bir olaya şahit olmak ve özellikle de mahkemede şahitlik etmek güç bir iştir. Zira insan, unutkan ve yanılgıya düşen bir varlıktır. Hele hele o dönemlerde onların yazma alışkanlıkları da yoktu.
"Allah'ın ahdi üzerime olsun" sözünü yasaklamalarından maksat, vasiyetin kapsamına girmek de olabilir. Çünkü bu birçok kötü sonuca yol açar. Vasiyete bazen "ahid" de denir. Allah Teala "Ahdim zalim/ere erişmez (On/ar için söz vermem" [Bakara, 124] buyurmuştur. Allah nasib ederse "Yeminler ve Adaklar (eyrnan ve nuzur)" bölümünde konuyla ilgili ek açıklama gelecektir.(hadis no: 6659)

Zincir sözün kaynağından musannife doğru sıralanmıştır: 1 = sözü söyleyen/ilk aktaran, sonrakiler onu sırayla nakledenler, en altta eseri derleyen Buhârî. Râviye tıklayınca aynı râvinin geçtiği tüm hadisler listelenir; parantezdeki sayı râvinin bu kitapta geçtiği hadis sayısıdır.