Bu ayet Hafs Mushafı sırasına göre baştan 847, sondan 5390. ayet; 6. sure ve En'am Suresinin 58. ayetidir. En'am Suresi 58. ayetinin kelime sayisi 14, harf sayısı 59 ve toplam ebced değeri ise 4107 olarak hesaplanmıştır. En'am Suresinin toplam ebced değeri 933851 olarak hesaplanmıştır. Ebced sayımlarında varsa ء Hemze harfi dahil olarak sayılmıştır.
Arapça Metin
قل لو ان عندي ما تستعجلون به لقضي الامر بيني وبينكم والله اعلم بالظالمين
De ki: “Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu.” Allah, zalimleri daha iyi bilir.[177]
Hz. Peygambere karşı çıkanlar, “Seni reddediyoruz, inkâr ediyoruz, ama bize hiçbir şey olmuyor. Gerçekten peygamber olsaydın, başımıza taş yağardı. Hadi hemen böyle bir azap gelsin de görelim,” diyorlardı. İslâm’ın ilim ve akıl yoluyla ikna etme prensibini temel ilke olarak aldığını, zorlama ve kaba kuvvete dayanmadığını bilmiyorlardı. Zaten böyle bir azabı istemek, Peygamber’in âlemlere rahmet oluşu ile bağdaşmazdı.
İlk âyet, bir bakıma, inkârcıların Resûlullah’ı “şair, sihirbaz, mecnun” gibi hiçbir gerçeklik taşımayan ifadelerle itham etmelerine karşı bir cevap teşkil etmekte; onun tebliğlerinin kesin ve apaçık delile (beyyine) dayandığını haber vermektedir. 57-59. âyetlerde, müşriklerin, güya Hz. Peygamber’i zor durumda bırakmak ve âciz olduğunu göstermek için “Eğer iddialarında doğruysan, hadi şu bizi tehdit ettiğin azap ve musibetleri başımıza getir de görelim!” gibi sözler sarfetmelerine karşılık, Resûlullah’ta tanrısal bir güç bulunmadığı, onun böyle bir iddia da taşımadığı, azap ve musibet gibi hususlardaki hükmün yalnız Allah’a ait olduğu bildirilmiştir. Hz. Peygamber’in, Kur’an’daki bu açıklamaları, yani Allah’ın kendisine tanıdığı yetki ve görevin ötesinde ilâhî güçler taşımadığını, gaybı da bilmediğini –kendilerini olduğundan daha kudretli göstermeye çalışan sahte önderlerin aksine– hiçbir komplekse kapılmadan tam bir dürüstlük ve içtenlikle insanlara bildirmesi, onun nübüvvetinin en belirgin delillerinden biridir. 59. âyet, yüce Allah’ın ilminin ne kadar geniş, ne kadar kapsamlı olduğunun çok veciz ve eşsiz ifadelerindendir: Gaybın anahtarları (başka bir kıraate göre gaybın hazineleri) Allah’ın yanındadır (gayb terimi için bk. Bakara 2:3). Burada Allah’ın ilminin, karalar ve denizler gibi en geniş varlık ve olaylardan, düşen bir yaprağa, yerin karanlıklarındaki bir bitki tanesine, kuruluk, yaşlılık vb. keyfiyetler gibi en basit varlık ve olaylara kadar her şeyi kuşatıp kapsadığı, dolayısıyla bütün bunların en yüce, en ince bilgi ve kudretle yaratılıp düzenlendiği ifade buyurulmuştur. Bundan dolayı kelâm bilginleri tarafından söz konusu âyet, bazı düşünürlerin,ilm-i ilâhînin cüz’iyyâtı (değişken varlık ve olayları) kapsamadığı yolundaki iddialarını çürüten en kesin delillerden biri olarak gösterilmiştir. “Apaçık bir kitap” diye çevirdiğimiz “kitâbin mübîn” tamlaması, “hafaza melekleri tarafından tutulan amel defteri”, “levh-i mahfûz” veya “Allah’ın her şeyi kuşatan ilmi” olarak açıklanmıştır (Zemahşerî, II, 19; İbn Atıyye, II, 300). Râzî son yorumu tercih eder (XIII, 11).
Mehmet Okuyan
De ki: “Acele istediğiniz (azap) benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmiş olurdu. Allah zalimleri çok iyi bilendir.”
Bu ayet azabın zamanı ve şekli konusunda eğer Hz. Muhammed’de herhangi bir yetki olsaydı cezalarının verileceğini, işlerinin çok önceden bitirileceğini, konunun sonuçlanmış olacağını ifade etmektedir.
Bayraktar Bayraklı
De ki: “Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah, zâlimleri hakkıyla bilir.”
De ki: "Kendisine acele etmekte (ve doğruysa haydi gelsin demekte) olduğunuz şey (hak ettiğiniz felaket ve akıbet) ; benim yanımda olsaydı, benimle aranızda iş elbette (hemen) bitirilmiş olurdu. Allah zulmedenleri en iyi Bilendir” (ama imtihan için fırsat tanımaktadır).
De ki: Bu kadar şiddetle arzuladığınız Allah'ın azabı benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda verilmesi beklenen hüküm verilmiş olurdu. Ama kimin varlık sebebine aykırı hareket ettiğini, en iyi Allah bilir.
“Sizin, küstahça acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda yargı gerçekleştirilmiş, ilâhî plan icra edilmiş olurdu. Allah, inkâr ile isyan ile, baskı, zulüm ve işkence ile, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlerin davranışlarını iyi biliyor." de.
De ki: “- Eğer, o acele istediğiniz şey (azab) elimde olsaydı, sizinle aramızdaki iş (helâk) çoktan olup bitivermişti.” Allah zâlimlerin azab vaktini çok iyi bilendir.
De ki: “O çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde olsaydı, aramızdaki iş çoktan sonuçlanmış olurdu. (Fakat) Allah zalimleri(n azap vaktini) en iyi bilendir.”
Yani ben Allah gibi sabırlı değilim. Bana kalsaydı o azabı belki de çoktan size yaşatırdım veya bir an önce yaşamanız için Allah’a dua ederdim. Ama biliyorum ki; Allah “Halim”dir, hoşgörülü davranan ve ceza vermekte acele etmeyendir. Lâkin günü gelince hak ettiğiniz cezaya mutlaka çarpılacaksınız.
Diyanet İşleri (Eski)
De ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir.
De ki: "Sizin çabuk gelmesini istediğiniz azab benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki durum herhalde sonuçlanmış olurdu. Allah, zulmedenleri en iyi bilendir".
De ki: «Eğer o acele isteyegeldiğiniz şey benim yanımda (elimde) olsaydı iş benimle sizin aranızda elbette olub bitirilmiş olurdu». (Bununla beraber) Allah zaalimleri çok iyi bilendir.
De ki: “Eğer o kendisini acele istemekte olduğunuz şey gerçekten yanımda olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Çünki Allah, zâlimleri en iyi bilendir.”
Deki “Eğer sizin benden acil olarak istediğiniz şeyler, benim elimde olsaydı, sizinle benim aramda hüküm verilmiş olurdu.” Allah zulüm edenleri en iyi bilendir.
De ki: “Şâyet sizin o çabucak gelmesini istediğinizazâbı getirmek benim elimde olsaydı, aramızdaki mesele çoktan halledilmiş olurdu. Zira ben de nihâyet bir insanım; bana kalsaydı, sizin alay ve işkencelerinize dayanamayıp mûcizeler göstermek veya sizi azâba uğratmak isterdim. Fakat siz yine de azâbı bekleyin, zira Allah, kimlerin zâlim olduğunu ve onları ne zaman, ne şekilde cezalandıracağını çok iyi bilmektedir.” Bunun da ötesinde;
(Bir de onlara): “Sizin acele gelmesini istediğiniz (azabı) getirmek eğer benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilirdi.1 Allah, zalimleri çok iyi bilir.” de.
1 Yani ben Allah gibi sabredemezdim ve hepinizi helâk ediverirdim veya Allah’tan sizin helâkinizi isterdim, O da sizi helâk ediverirdi.
Muhammed Esed
De ki: “Eğer bu kadar şiddetle arzuladığınız şey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda (verilmesi beklenen) hüküm verilmiş olurdu. 48 Ama kimin zulüm işlediğini en iyi Allah bilir”.
De ki: “Şayet sizin çabucak gelmesini istediğiniz azap benim elimde olsaydı, sizinle benim aramda iş bitirilmiş olurdu ama Allah, azabı hak eden zalimlerin kimler olduğunu en iyi bilendir.” 10/88, 22/47, 29/53
De ki: “Eğer acele gerçekleşmesini ısrarla istediğiniz şey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda hüküm gerçekleşmiş olurdu. Ama Allah kimin zalim olduğunu daha iyi bilir.
De ki: «Eğer o acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı iş benimle sizin aranızda elbette halledilmiş ve fasledilmiş olurdu. Allah Teâlâ zalimleri bihakkın bilendir.»
De ki: “Eğer o acele istediğiniz azap benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitmiş olurdu. ”Zalimlere nasıl davranılması gerektiğini Allah pek iyi bilir.
De ki: "Eğer acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş, şimdi (çoktan) bitirilmişti." Allah zalimleri daha iyi bilir.