Önceki ayette, yetimin malına sahip çıkan kişilere hitap edilmektedir. Bu kişiler yetimlerin mallarını yaşları erişkin olana kadar işletmekte ve bunlarla beraber kendi mallarını da birlikte hesap ederek, tek bir mal varlığı gibi iş görmekte olduklarını anlıyoruz. Allah, onların mallarını kendi mallarınıza katmayın, diyerek uyarıyor. Hemen sonraki, yani bu ayette de "ve" bağlacı ile konuyu devam ettirmektedir. Kendi çabanızla çoğalttığınız tüm mal varlığınızla yetimlerin mallarını ayırmakta adaletsizlik olacağını düşünüyorsanız, sizinle uygun eş olabilecek onlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın, ki zaten öncesinde tüm mal varlığını siz ticaretle işletiyordunuz, bu nikah ile herhangi bir mal ayrımına gerek kalmadan işletmeye devam edebilirsiniz; şeklinde bir çıkar yol göstermektedir. Ayetin son kısmında ise Allah, tam adaletin yine de bu şekilde sağlanamayacağını, ya bir tanesiyle nikah olunması yada en doğrusu kendi malınızı ayırmanız olacağını önermektedir. Üç ayet sonrasında ise yetimlerin yaşça nikah çağına geldiklerinde bunların mallarının hemen teslim edilmesini emretmiştir. Yani bu ayetteki ikişer üçer dörder veya biriyle nikahlanma konusu mal varlığına sahip olan yetimlerin mallarını yıllarca işletmiş olan kişilerin, kendi mallarıyla yetimlerin mallarının içiçe karıştıranların içinden çıkılmaz bu karmaşayı nikah yoluyla tatlıya bağlanması Allah tarafından önerilmiştir. Ancak yine de yetim mallarıyla kişilerin mallarını karıştırılmaması ve bu malları vakti geldiğinde kendilerine verilmesi gerektiği de emredilmiştir.