Allahın emri geldi, onu ivetlemeyin, o kutsaldır, o yücedir eş koşulan bir şeyden
«Kocundurun, benden özge Tanrı yok; benden sakının!» diye kullarından dilediği kimseye buyrumuyla, ruhla, melekleri gönderir
Gökleri de, yeri de hak olarak yarattı; eş koşmuş oldukları şeyden Allah yücedir
İnsan bel suyundan yaratılmışken, açık düşman oldu hemencek
Sizin için davarlar da yarattı, yılkıda ısınılan şeylerle, fayda dahi var, yersiniz de onlardan
Onları ağıla götürür iken, yaylımlarken, sizin için onlarda sevinç vardır
Kendinize güçlük vererek, ancak varabileceğiniz yere dek, onlar götürür ağırlığınızı, evet Tanrınız esirgeyici, yarlıgayıcı
Hem binmeniz, hem de bezenmenizçin, at, katır, eşek dahi yarattı, daha da bilmediğiniz şeyler yaratır
Allaha düşen doğru yolu göstermek, yolun eğrisi de var; isteseydi, hepinizi doğru yola götürürdü
Gökten yağmur indiren O, bundan hem içersiniz, hem de ağaçlar biter, orda yılkıları otlatırsınız
Onunla sizlere ekin, zeytin, hurma ağacı, üzümlerle, her çeşitten yemişler bitirmektedir, düşünen bir ulusçün bunda nice belge vardır
Sizinçin geceyi, gündüzü, güneşi, ayı hazırlamıştır, yıldızlar da buyrumuyla verilmiş; anlayan bir ulusa, bunda nice belgeler var 0
Yeryüzünde sizinçin, renkleri, çeşitli yaratılan şeyleri de verdi; öğüt alan bir ulusçün, bunda nice ibret var
Taze et yemenizçin, kullanılan süsü de elde etmenizçin, denizi de veren o sizlere, görürsünüz geminin denizi yardığını, isteyin erdemini, ola ki şükredersiz
Sizi sarsmasın diye, yeryüzünde sağlam dağlar yarattı, ırmaklar, yollar dahi yarattı, ola ki siz doğru yola gidesiniz
Belgeler de yarattı, yıldızlarla onlar yolu doğrulturlar
Yaratan, yaratmayan gibi midir? Öğüt almaz mısınız?
Allahın nimetini saymak isteseniz de, sayamazsınız; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Allah bilir gizli, açık netseniz
Allahtan özge taptıkları bir şey yaratamazlar, onlar yaratılırlar
Onlar ölüdürler, diri değiller; ne zaman dirilirler, onu da bilemezler
Sizin tapacağınız bir tek Tanrıdır, ahrete inanı bulunmayanların, gönülleri inanmaz, büyüklük de satarlar
Hiç şüphe yok Allah bilir gizli, açık nederlerse; büyüklenen kimseleri sevmez o
«Ne indirdi Tanrınız?» diye onlar sorduğunda, «Eskilerin masalları!» diyorlar
Kıyamet günü, bütün kendi günahlariyle, —bilmiyerek— saptırılan kimselerin günahlarını da yüklenecekler; ne kötüdür yüklendikleri
Bunlardan önce de al eylediler, temelinden sarstı Allah yapılarını, çatısını da üstlerinden başlarına çökertti, bilinmiyen yönden üzerlerine azap gönderdi
Sonra da, kıyamet günü, onları horlayacak, «Hani sizin haklarında tartışmış olduğunuz, bana eş koştuğunuz şeyler?» diyerek soracaktır, kendilerine bilgi gelmiş olanlar «Bugün horluk, kötülük etmiş, küfretmiş olanlaradır!» diyeceklerdir
Kendi özlerine zulmedenlerin, melekler canlarını alırlarken, boyunların uzatarak: «Biz kötülük etmedik!» diye söylerler, evet, Allah bilir ne yaptınızsa
Orda sonsuz kalmak üzere, hemen girin cehennemin kapılarından! Ne kötüdür büyüklenen kimselerin durağı
Sakınan kimselere «Tanrınız ne indirdi?» denildiğinde, derler ki : «Hayır indirdi !», bu dünyada iylik eden kimseye, iylik vardır; ahret yurdu hayırlıdır, ne güzeldir sakınçların yurtları
Eğleşilen cennetlere girerler, altından ırmaklar akar; neyi isterlerse, onlara orada vardır; Allah sakınçları böyle ödüllendirir
Melekler bunların ruhlarını alırken, tertemizdirler, «Yaptığınız iş yüzünden cennete girin, esenlik size!» diyeceklerdir
Onlar, ancak ya melekler, ya da Tanrının buyrumu gelmesini mi beklemekteler? Bunlardan önce gelmiş olanlar da böyle yapmışlardı, Allah zulmetmedi o kimselere, onlarsa zulmetti kendilerine
Yaptıkları işlerin kötülükleri değdi onlara; alay ettikleri de kapladı kendilerin
Eş koşanlar dediler ki : «Allah dileseydi, bizler de atalarımız da, Allahtan başka bir şeye tapınmaz idik; ondan özge olarak hiçbir nesneyi, haram dahi kılmazdık!», bunlardan önce geçmiş olanlar dahi, böyle yapmışlar idi; açıkça söylemekten başka, ne var elçilere
«Allaha tapasınız; şeytandan kaçasınız» diye, her bir ümmete bir peygamber gönderdik, onlardan kimini Allah kılavuzladı, kimine de; azgınlık hak olmuştur, yeryüzünde gezerek, yalanlayan kimselerin sonu noldu görün !
Onların doğru yolu tutmaların istesen de, sapıtanı Allah kılavuzlamaz, onlar için yardımcı da bulunmaz
«Allah ölen bir kimseyi diriltmez!» diyerekten bütün güçleriyle, Allaha ant içtiler, bu olacaktır; insanların pek çoğuysa bilmezler
Ayrışmış oldukların, onlara açıklaya, yalan söylediklerin kâfirler de, bileler diye
Bir şeyin olmasını dileyecek olsak, ona sözümüz: «ol!» demektir, hemencek o olur
Zulüm gördükten sonra, Allah yolunda, göçmen olanları, dünyada güzelce yerleştiririz; ahretin sevabı da, bilirlerse çok büyük !
Bunlar sabredenler, Tanrıya da güvenenler
Senden önce ancak kendilerine vahyetmiş olduğumuz birtakım adamlar göndermiş idik, eğer bilmiyorsanız, bilenlerden sorasınız
Onları belgelerle, kitaplarla gönderdik, insanlara indirileni, bildirmençin, sana öğüt indirdik, ola ki düşüneler
Kötülükle al edenler, Allahın kendilerini yere batırmayacağından, ya bilmeden azap gelmiyeceğinden emniyette midirler?
46,47. Ya da gezerlerken azaba yakalanmamaktan; yahut korku içindelerken, azap gelmiyeceğinden emniyette midirler? Onlar âciz kılamazlar Allahı, benim Tanrım acıyıcı, yarlıgayıcı
46,47. Ya da gezerlerken azaba yakalanmamaktan; yahut korku içindelerken, azap gelmiyeceğinden emniyette midirler? Onlar âciz kılamazlar Allahı, benim Tanrım acıyıcı, yarlıgayıcı
Allahın yarattığı şeylerin —boyun bükerek, sağdan, soldan gölgeleri dönerek— Allaha secde ettiklerini görmüyorlar mı?
Canlılardan, meleklerden, göklerde, yerde olan her nesne, Allaha secde eder, büyüklenmezler
Üstün olan Tanrılarından korkarlar onlar, buyurulmuş olan şeyi yaparlar
Allah buyurur ki: «İki Tanrı tutmayın, ancak o bir Tanrıdır, yalnız benden korkunuz !»
Göklerde, yerde bulunan O'nundur, kulluk her zaman O'na, Allahtan başkasından mı sakınırsınız?
Elinizde olan bütün nimetler hep Allahtandır, size darlık erişince, yine O'na yakarırsız
Sonra darlık açılınca sizlerden, Tanrıya eş koşar birtakımınız
Verdiğimiz şeyi, varsın tanımasınlar, metahlanınız, yakında bileceksiniz
Verdiğimiz azıktan, bilgisi bulunmayan putlara pay ayırırlar, Allah hakkıyçin, inkâr ettiğiniz şeyden sorulursunuz
Allah için kızlar isnad ediyorlar, Allah kutsaldır, kendileri ise istediklerini almaktadırlar
Onlardan birine kız müjdelense, yüzü kararır, öfkeyle yutkunur
Müjdelenen şeyin kötülüğünden, halktan saklanırlar da, onu horluk içinde sağ mı bırakmak? Yoksa diri diri gömmek mi gerek? iyi bilin, hükümleri ne kötüdür onların
Ahrete inanmış olmayanların, kötü sıfatı vardır, en yüce sıfatsa Allah içindir; O emredir, O bilge
Zulümleri yüzünden, Allah insanları yakalasaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı; lâkin, onları adanmış bir vakte dek bırakır; vakitleri gelince, ne bir saat gecikirler, ne de öne geçerler
Hoşlarına gitmeyeni Allaha ayırırlar, «iylik onlarınmış» diye yalan söyler dilleri, şüphe yok ki, onlar için ateş var, ilk önce ateşe atılacaklar
Allah hakkıyçin, senden önce birtakım ümmetlere peygamberler göndermiştik; şeytan onlara, yaptıkların hoş gösterdi, o bunların, bugün dostu; acı azap vardır onlara
Sana ancak ayrıştıkları şeyi açıklamançin kitap indirdik; inanmış olanlara kılavuzluktur, rahmettir bu
Allah gökten su indirir, onunla ölmüş olan yeryüzünü diriltir, işiten bir ulusçün bunda nice ibret var
Sizinçin davarlarda alınacak ibret var, tıçkı ile karın arasından çıkan, içenlerin boğazından kolay geçen, arı sütle suvarırız
Hurmadan, üzümden içilecek şeylerle, güzel azık yaparsınız, anlayan bir ulusçün bunda nice belge var
Tanrın bal arısına: «Dağlarda ağaçlarda, çardaklarda yuvalar yap!
Sonra her yemişten ye, başeğerek yürü Tanrın yolundan !» diye vahiy etti, arının karnından türlü renklerde, içilecek şey çıkarır, insanlara şifadır, düşünen bir ulusçün, bunda nice belge var
Allah sizi yarattı, sonra da öldürecektir, içinizden birtakımın bunaklığa götürür, bilmesi bulunurken, hiçbir şey bilmez olur, Allah bilicidir, Allah güçlüdür
Allah bir nicenizi, bir niceniz üzere azıkça artıkladı, artıklanmış olanlar kendi kölelerine vermezler azıkların, onlarsa birdir O'nda, Allahın nimetini tanımıyor musunuz?
Allah sizinçin, kendi cinsinizden eşler yarattı, bu eşlerden oğullarla, torunlar da yarattı, arı şeylerden de size azık vermiştir, bâtıla inanarak, Allahın nimetini tanımıyor musunuz?
Allahı bırakarak —göklerde de, yerde de, kendileriyçin— hiçbir azığı olmayana, gücü de yetmeyene tapmaktadırlar
Allaha karşı, örnekler getirmeyin, Allah bilir, sizlerse bilmezsiniz
Allah size, hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köleyle, kendisine güzel azık verilerek, gizli, açık onu harcayanı örnek veriyor; bunlar bir midir? Allaha öğüş, onlarınsa birçokları bilmezler
Allah örnek verir iki kişiyi, birisi dilsizdir, gücü yetmez bir şeye; koruyana bir yüktür, nereye giderse iylik getirmez; birisi de adaletle buyurur, doğru yoldadır, bunlar bir midirler?
Göklerde de, yerde de göze görünmiyen her şey Allahın, kıyamet işi ancak göz kırpmacadır; ya da, o daha yakındır; Allahın her şeye gücü yetişir,
Allah sizi, ananızın karnından bir şey bilmediğiniz halde çıkardı; size kulak, göz, gönül de verdi; olur ki şükredesiz !
Buyrumlanmış olarak, görmezler mi gökte uçan kuşları? Onları, yalnız Allah durdurur; inanan bir ulusçün bunda âyetler vardır
Allah evlerinizi, size durak kılmıştır, göçtüğünüz, konduğunuz günlerde — hafif de olsun diye— yılkı derisinden çadırlar da yaptı, bunların yünlerinden, tüylerinden, kıllarından pırtı ile, bir zamançin meta yarattı size
Allah size gölgeler de yaptı; yarattığı şeylerden, dağlarda da sığınaklar yaptı sizlere, sıcakta koruyan giysiler de yarattı, savaşta koruyan zırhlar da verdi, işte böyle sizlere nimetlerini tümlemektedir; ola ki başeğersiniz
Onlar yüz dönerse de, ancak sana düşen, açıkçana eriştirmek
Bilirler onlar Allahın nimetini, sonra da tanımazlar, pek çoğu da kâfirdirler!
O gün her bir ümmetten, bir tanık çıkarırız, kâfir olanlara izin verilmez, özürleri de dinlenmez
Zalimler azabı gördüklerinde, hafifletilmez onlarda, zaman dahi verilmez
Eş koşan kimseler, eş koşmuş oldukların gördüklerinde: «işte senden ayrı, eş koşarak taptıklarımız!» diyeceklerdir; «Siz yalancısınız!» denir onlara
Onlar o gün, hep başeğer Allaha, iftira ettikleri şey de uzaklaşır onlardan
Allahın yolundan ayıranların —fesatları yüzünden — azapları üstüne azap katacağız biz !
O gün her bir ümmete, yine kendi içlerinden bir tanık çıkarırız, bunlara da seni tanık tutarız; Müslümanlar için her şeyi belirterek, müjdelemek, onlara kılavuzluk eylemek, rahmet olmak üzere biz sana kitap indirdik
Allah adaletle, iyilikle, yakınlara bakmanızla emir buyurur, fuhuşa, kötülüğe, azgınlığa gitmeyi yasak etmekte, size öğüt veriyor; olur ki siz öğütlenirsiniz
Bir ahit yaparsanız, Allahın ahdini yerine getiresiniz, Allahı kefil yapıp sağlamlaştırdığınız antları bozmayasınız, Allah bilir ne yapsanız
İpi sağlam eğirerek, sonra onu çözüp bozan kadın gibi olmayın; bir ulusun, bir ulustan çok olması yüzünden, antlarınızı aranızda araç edersiniz, Allah sizi bununla sınavlıyor, üzerinde ayrışmış olduğunuz şeyleri, kıyamette Allah size bildirecek
Allah dileseydi, bir tek ümmet olarak yaratırdı sizleri, oysa sapıttırır istediğin, istediğin doğru yola götürür; herhalde işlerinizden sorulursunuz
Antlarınızı aldatmaya araç kılmayınız, kayar duran ayaklarınız; Allahın yolundan alıkoymakla kötülük görürsünüz; size ulu azap var
Allah ile olan ahdinizi, az bir parayla değiştirmeyin, eğer bilirseniz ki Allahın katında bulunan bir şey, sizin için daha da hayırlıdır
Sizde olan tükenir, Allahın katında olan kalıcıdır; sabreden kimselere, işlerinden dolayı güzel sevap veririz
Erkek olsun, kadın olsun inanlı bulunup da, kim onat iş yaparsa, yaşatırız arı dirlik içinde; yaptıkları iş yüzünden, onlara en güzel sevap veririz
Kur'anı okumak istediğinde, koğulan şeytandan Allaha sığın
Allaha inanarak, ona dayananlara, şeytanın gücü yetmez
Şeytanın gücü, yalnız onu dost tutanlara yeter, Allaha karşı eş koşanlara da
Biz, bir âyeti başka bir âyetle değiştirirsek, Allah iyi bilir neyi indireceğin; «Sen yalnız iftiracısın!» diyorlar, pek çoğuysa, bilmiyorlar onların
Diyesin ki: «İslâmları doğru yola ileterek, müjdelemek, inanlıyı sağlam kılmak üzere, Tanrın katından hak çalarak onu kutsal ruh indirdi»
Biz biliyoruz «Ona bir adam öğretiyor!» diyorlar; söylenilen adamın dili Arapça değil, Acemcedir; oysa açık Arapçadır
Allahın âyetlerine inanmayan kimseleri, Allah kılavuzlamaz, onlar için acı azap da vardır
Yalan yere iftira ederek Allahın âyetlerine inanmış olmayanlar, işte bunlar yalancılar!
Gönlü inan ile dolu olup da, zorlanmış bulunan kimseden başka, inandıktan sonra Allaha karşı kâfirlik eden, göğsünü küfre açan kimselere, Allahın gadabı gelir; onlar için ulu azap da vardır
İşte bunlar, dünya dirliğini, ahretten çok severler; kâfir olan kimseleri Allah kılavuzlamaz
İşte bunlar, Allahın gönüllerine, kulaklarına, gözlerine damga vurmuş bulunduğu kimselerdir, işte bunlar, bilgisizler
Hiç şüphe yok bu kimseler ahrette ziyan edeceklerdir
Evet senin Tanrın da sıkıntı çekerek göçmen olan kimseleri, sonra savaşanları, sabır dahi edenleri, çektikleri şeyden sonra, hem bağışlar, hem yarlıgar
O gün herkes, kendisiyçin uğraşır, işlediği ödenir, zulmolunmazlar
Allah, size bir kenti örnek göstermektedir, emniyetteydi, rahat idi, her bir yönden azıkları bol gelirdi, unuttular Allahın nimetlerini; imdi Allah oraya —yaptıkları yüzünden— açlık, korku, sıkıntı gibi şeyler tattırdı
Onlar içlerinden bir peygamber gelince, onu yalanladılar, zulümleri yüzünden azaba uğradılar
Temiz olarak, helâl olarak, hakkın size verdiği azıklardan yeyiniz, yalnız Allaha tapasınız, şükredin Allahın nimetlerine
Allah size ancak ölmüşü, kanı, domuz etini, Allahtan başkasıyçin kesilmiş bulunanı haram kılmıştır, taşkınlık etmiyerek, sıkıntıda olanı taşkın olmayanı; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Dilinizi alıştırıp yalana, Allaha iftira için: «Bu helaldir, bu haramdır» demeyin ! Yalan yere Allaha iftiracılar kurtulmazlar
Dünya az bir metadır, onlar için ağrıtıcı azap var
Sana önce anlattık, Yahudi olanlara, neyi haram kılmışsak, zulmetmedik onlara, onlarsa zulmetti kendilerine
Bundan sonra bilmezlik yüzünden kötülük edip, sonra tövbe yapanları, onat dahi olanları, Allah bilmekte, Tanrın bağışlayıcı, Tanrın yarlıgayıcı
İbrahim, içten Allaha başeğen bir ümmet idi, eş koşanlardan olmadı
Şükrederdi verdiği nimetlerine, Allah onu seçkin kıldı, onu doğru yola iletti
Dünyada ona iyilik verdik, ahrette de doğrulardandır
Daha sonra eş koşanlardan olmayan, özden olan İbrahim'in dinine uy diye, sana vahiy ettik
Ancak cumartesi, onda ayrışanlar üzerine farzdır, ayrışmış oldukları şeyi kıyamet günü Tanrın hükmedecek
Tanrın yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır, çok güzel bir yolda uğraş onlarla, O iyi bilir yoldan sapmış olanları, O iyi bilir doğru yolu tutanları
Ceza vermek isterseniz, size nice yapmışlarsa, öylecene ceza verin, eğer sabrederseniz, sabredenlerçin o daha hayırlıdır
Sabredesin, senin sabrın ancak Allah vergisi, onlardan kaygı çekme, yaptıkları iftiradan sıkma canını
Allah sakınçlarladır, iyilik edenlerledir