Ey insanlar! Hepinizi bir kişiden yaratan, ondan eşini de çıkaran, bunlardan da bir hayli erkek, dişi üreten, birbirinizle antlaştığınızda, onun adiyle antlaştığınız Allahtan sakınınız, hısımları sayın, Allah sizin üstünüzde gözeticidir
Öksüzlere, yetişince mallarını veriniz, kötüyle iyiyi değiştirmeyin, onların mallarını, malınıza karıştırıp yemeyin, bu, büyük bir yazıktır
Öksüz kızlara karşı adaletten korkarsanız, hoşa gidenlerden iki, üç, dört kadın alabilirsiniz, haksızlıktan korkarsanız, ancak bir tektir, ya da, elinizde olan odalık yeter, işte bu, adalete en yakın olanıdır
Kadınlara mihirlerin iylikle veriniz, bundan bir şey bağışlarlarsa, sağlıcakla sindirerek yeyiniz
Beyinsizlere, geçiminiz olan mallarınızı vermeyin, onları yedirip giydiresiniz, tatlı sözlerle onlarla konuşasız
Evlenme çağınadek, öksüzleri deneyiniz, onlarda yetkinlik gördüğünüzde, mallarını verin kendilerine, «Büyürse malını alırlar» diyerek öksüzlerin mallarını, bol boluna yemeyin, zengin sakınmalı, yoksul olan kimse de, görenekçe yemeli, onlara malların verdiğinizde tanıklar bulundurun, Allah yeter hesapça
Az olsun, çok olsun, ananın, atanın, hısımların bıraktığı şeylerden hem erkeğin, hem kadının payları var, bu belli bir parçadır
Uzak hısımlar, öksüzler, yoksul olanlar üleşme anında bulunurlarsa, ondan veriniz, tatlı dille konuşunuz
Arkaya bir takım zayıf oğul, kız bırakıp da bakılmamaktan korkan kimseler Allahtan çekineler, doğru da söyleyeler
Hakları olmaksızın öksüzlerin mallarını yiyenler, ancak karınlarına ateş doldururlar, alevli ateşte yanacaklardır
Allah, çocuklarınız hakkında, buyurur ki, bir erkeğe iki kadın payıdır, eğer kadın ikiden artık olursa, üçte ikisini alırlar malın, kadın bir tek olursa, yarısın alır, ölenin bir çocuğu bulunursa, altıda biri baba ile ana, ölenin çocuğu olmazsa, anası, babası vâris olursa, üçte biri ananın; eğer kardeşleri kalırsa altıda bir ananın, bu işler, vasiyet yerine getirilip, borç ödendikten sonra yapılmalıdır, bilmezsiniz ki babalarınızdan, oğullarınızdan hangisi sizlere daha hayırlı, bu Allahın hükmüdür, Allah bilicidir, Allah bilgedir
Bir çocuk bırakmadan karınız öldüğünde malın yarısı sizin, çocuğu bulunursa dörtte biri sizindir; bu işler vasiyet yerine getirilip, borç ödendikten sonra, yapılmalıdır; çocuğunuz olmazsa kadınlara dörtte bir, çocuğunuz olursa kadına sekizde bir, bu işler vasiyet yerine getirilip de, borç ödendikten 1 sonra yapılmalıdır; ölenin anası, babası, çocuğu yoksa, onun bir kardeşi, bacısı kalmış olursa, her birisi altıda bir alırlar; eğer bunlar, söylenenden daha artık olursa vasiyeti, borcu çıktıktan sonra üçte bir üleşmede ortak olurlar; zarar görmemesi gerek bunların, bu Allahın size vasiyetidir, Allah bilici, Allah halimdir
Allahın çizdiği sınırlar işte bu, Allah ile peygamberlerine başeğen kimse, altından ırmaklar akan cennetlere konacak, orda sonsuz kalırlar, bu ulu bir kurtuluş
Allah ile peygamberine başeğmeyen, Allahın çizdiği sınırı sonsuz aşan, ateşe atılacak, orda sonsuz kalır, bu kimseye horlayıcı azap var
Kadınlarınızdan, fuhuş edenlerçin içinizden dört tanık isteyin, dört tanık bulunmazsa, kadın ölünceye dek, ya da Allah bir yol açıncaya dek, onları evde tutun
İçinizden, zina eden iki kişiyi incitiniz, eğer tövbe ederlerse, halleri düzelirse bırakınız onları; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Allahın katında gerçekten tövbe, bilmezlikle günah işlemiş olup, hemen tövbe eden bir kimsenin tövbesidir; bu gibi kimseleri Allah bağışlar, Allah bilgin, Allah bilgedir
Ölüm gelene değin, günahlar işleyenlerin ölüm yaklaştığında: «Tövbe ettim şimdi» diyenlerin tövbeleri, tövbe değildir, kâfir olduğu halde ölen kimselerin tövbeleri de böyledir, bunlar için ağrıtıcı azap hazırlamışız
Ey inanmış olanlar! Kadınları zorla miras almanız doğru değildir, hiçbirisi açıkça fuhuş etmedikçe, verdiğiniz şeylerin bir takımını geri almakçin sıkıştırmayın, onlarla hoş geçinin, eğer beğenmezseniz, beğenmemiş olduğunuz bir şeyde, Allah, büyük bir iylik yaratmış olabilir
Bir kadını bırakıp, başka bir kadın almak istiyorsanız, ilk kadına çekiyle vermiş olsanız dahi, bir nesne geri almıyasınız, açık günah ederek, kadını lekeleyip de, verdiğiniz nesneyi almak mı istersiniz?
Onu nice alırsınız? Baş başa yaşadınız, kadınlar da sizden en sağlam söz almıştı
Geçen geçti, atalarınızın almış bulundukları kadınları, siz de almayın, bu bir fuhuştur, alçaklıktır, kötü de bir yoldur
Analarınız, kızlarınız, bacılarınız, bibileriniz, teyzeleriniz, kardeş kızları, süt anaları, süt kardeşleri, karınızın anası, karınızdan olan üvey kızınız, sizlere haram oldu, karınız bulunmıyan bir kadının kızı, helaldir size, kendi öz oğlunuzun karıları haramdır, iki kız kardeşi bir arada almayın, geçen başkadır, Allah bağışlayıcı Allah yarlıgayıcı
Tutsak olanlardan başka, evli bir kadını almak, size haramdır, Allahın hükmü budur, gerisiyse helaldir, zina etmiyerek, korunmak üzere, malınızdan faydalanmak, hakkınız sizin, gönenmek istediğiniz bir kadının mihrini verin, bundan başka aranızda uzlaşılan şeyde bir günah yoktur, Allah bilicidir, Allah bilgedir
Sizden birinin, inanlılardan hür bir kadın almak için gücün yetmezse, inanlı olanlardan, odalık alabilir, Allah bilir sizin inanlılardan, birbirinizden peyda oldunuz, odalık olanları, velisinin izniyle almalısınız, bunların mihrini de görenekçe veresiniz, onlar korunalar, zina etmeyeler, oynaş da tutmayalar, evlendikten sonra, fahişelik yaparlarsa, bunlara hür kadınların yarı cezası verilmelidir, odalık almak, günaha girmekten korkan içindir, sabrederseniz size daha hayırlı, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Allah size her şeyi apaçık kılmak, sizden öncekilerin yollarını göstermek, sizleri bağışlamak dileğindedir, Allah bilicidir, Allah bilge
Allah sizi bağışlamak diliyor, şehvete uyanlarsa, sizleri büsbütün saptırmak istiyorlar
Allah diler yükünüzü yeğnitmek, çünkü insan zayıf yaratılmıştır
Ey inanmış olanlar! Gönül hoşluğiyle alışveriş yapmaksızın, aranızda bir takım boş şeylerle, mallarınızı yemeyin, kendinizi öldürmeyin, Allah sizi yarlıgar
Kim taşkınlık ederek, zulmeylerse biz onu ateşe yandıracağız, bu, Allaha kolaydır
Size yasak edilen şeylerin büyüğünden çekinirseniz, kapatırız sizin günahlarınızı, güzel bir yere eletiriz de
Allahın nicenizi, bir niceniz üzere, artık kıldığı şeyde özenmeyiniz; erkek, kadın paylarını, kendi kazançlarından alır, Allahın erdeminden isteyesiniz, Allah bilir her şeyi
Ananın, atanın, hısımların bıraktıkları maldan, her birine mirasçılar gösterdik, antlaştığınız kimselere paylarını veriniz, Allah her şeye tanık
Allah bir nicesini, bir nicesi üzere artık kılarak, erkeklerin mallarından harcadıkları için, erkekler kadınları koruyucudur, onat kadınlar itaatlıdır, Allahın «Sakının» dediği şeyi, kocaları yokluğunda koruyuculardır, kadınların azmasından korkarsanız, onlara öğüt veriniz, yatakları ayırınız, döğün, imdi size uyarlarsa başka yola gitmeyin, Allah yücedir, Allah büyüktür
Karı koca arasında ayrılıktan korkarsanız, bir aracı, erkek tarafından, bir aracı da, kadın tarafından bulundurunuz; barışmak isterlerse, Allah uzlatıcı aralarını, Allah bilicidir, Allah haberli
Allaha tapınız, ona bir şey eş koşmayın, anaya, babaya, hısımlara, öksüzlere, yoksullara, uzak yakın komşulara, koldaşlara, yolculara, kölelere iylik ediniz, Allah sevmez büyüklenen, öğünücü kimseyi
Allah sevmez cimrileri, cimrilikle buyuranı da, Allahın erdeminden verdiğini saklıyanı da; kâfirlere hazırladık horlayıcı azabı
Allah sevmez gösteriş olmak için mallarını harcayanla, Allah ile ahrete inanmıyanı, şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır
Ne olurdu, Allah ile son güne onlar inansalardı? Allahın verdiğinden yedirmiş olsalardı? Allah bilir onları
Allah, zerre kadar zulüm eylemez, bir iyiliğe kat kat verir, verir büyük sevap kendi katından
Her ümmetten bir tanık, seni de onlara tanık getirdiğimiz gün, ne yapacaklar?
Kâfir olup, peygambere başeğmemiş olanlar, işte o gün yerle düpdüz olmasını isterler, Allahtan bir sözü saklayamazlar
Ey inanmış olanlar! Söylemiş olduğunuz sözleri bilene dek, sarhoşken namaza yaklaşmayın, cünüp bulunursanız yıkanmadıkça, yine böyledir, yolculuk hali başka; içinizden hasta olan, ya gurbette bulunan, ya ayak yolundan gelirseniz, ya da kadınlara dokunmuşsanız, su bulunmazsa, temiz, iyi toprağı yüzünüze, elinize sürünüz, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Kendilerine kitap verilmiş bulunanları görmedin mi sen? Sapkınlığı satın almaktadırlar, sizi de yoldan saptırmak isteğindeler
Allah iyi bilir sizin düşmanlarınızı, yeter Allah dost olarak, yeter Allah yardımcı
Bir nice Yahudiler, sözlerin yerlerini değiştirirler, dillerini bükerek —dine taş atmak için—: «Biz işittik, karşı koyduk bize kulak tut, işit, (işitmez olasın) bizi gözet» demektedirler; onlar eğer : «Biz işittik, başeğdik, bize bak!» deselerdi onlar için daha iyi olurdu, daha doğru olurdu da, küfürleri yüzünden Allah onlara lânet etmiştir, ancak azı inanmıştır
Ey kitaplı olanlar! Çehreleri belirsiz eyliyerek, arkaya döndürmeden, ya da Cumartesine saygı göstermiyen, Yahudilere lânet ettiğimiz gibi, lanetlemeden, elinizde bulunan kitabı gerçekliyen bir kitaba inanınız, Allahın buyrumu yerine gelir
Allah kendisine eş koşanları, şüphe yok yarlıgamaz, bundan başka, dilediğin bağışlar, Allaha eş koşanlarsa, en büyük bir günahı iftira etmişlerdir
Görmedin mi, kendini temize çıkarmak isteyenleri? Ancak, Allah dilediğin temize çıkaracak, kıl kadar zulme uğratılmazlar
Bak Allaha karşı nice yalan atıyorlar, yetişir bu açık günah onlara
Görmedin mi onları? Kitaptan pay alanlar, hem şeytana, hem puta inanıyorlar, kâfirlere derler ki: «inanlılar yolundan bu yol daha doğrudur»
İşte bunlar Allahın lânet ettiği kimselerdirler, Allah kimi lanetlerse, hiç bulamazsın ona yardım edeni
Onlara mülkten pay mı bulunur? O halde onlar insanlara, en ufak bir şey veremezler de
Allahın erdeminden insanlara gelene haset mi ederler? Biz İbrahimgillere kitap verdik, hikmet verdik, büyük ülke de verdik
Onlardan bir takımı ona inandı, yüz çevirdi ondan bir takımı da, cehennem alevi yeter onlara
Bizim âyetlerimizi tanımayanları, ateşte yakacağız, derileri kavrulunca azabı tatsınlar diye, yeni deriler bitiririz, Allah emre, Allah bilge
İnanmış olaraktan, yararlı iş görenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyarız, orda tüm sonsuz kalırlar, orda temiz eşler var; onları oyu gölgelere iletiriz
Allah size buyurur ki: «Emanetleri ehline bırakınız!»; insanların arasında hüküm vermek isterseniz, adaletle hüküm verin, Allah size ne iyi şey öğütler, Allah işitici, Allah görücü
Ey inanmış olanlar! Allaha, peygambere, içinizden, buyurma sahibi bulunanlara başeğiniz, İmdi, eğer bir işte anlaşmazlık ederseniz, Allah ile son güne inanmışsanız, o işi siz Allah ile peygambere bırakınız, bu hayırlı, sonu da pek iyidir
Görmedin mi sen, sana da, senden önce gelenlere de «inandık» sananları? Şeytanın karşısında, duruşmak istiyorlar, oysaki onlara şeytanı tanımamakla emrolunmuştu; şeytan da onları büsbütün saptırmak ister
Onlara: «Allahın indirmiş olduğuna, peygambere geliniz!» denildiğinde, münafıkların senden bütün bütün yüzlerini döndürdüğünü görürsün
Yaptıkları işlerin cezası olarak, başlarına bir şey gelecek olsa, halleri nice olur? Sonra sana gelerek: «Bizler ancak iyilikle uyuşmak istiyoruz» diye Allahın adına ant içerler
Allah bilir onların yüreklerinde olanı, onlardan kaçınasın, öğüt dahi veresin, özlerine koyacak, sözler söyle onlara
Her hangi bir peygamberi, Allahın izniyle ancak başeğilmekçin göndermişizdir, onlar kendilerine zulmettiklerinde, sana gelip de, Allahın bağışını istemiş olsalardı, peygamber de onlarçin haykırmış bulunsaydı, Allahın bağışlayıcı, yarlıgayıcı olduğunu görürlerdi
Öyle değil, Tanrına ant, onlar aralarında olan anlaşmazlığa, seni aracı yapıp, verdiğin hükümden sıkılma duymadıkça, büsbütün de seni dinlemedikçe, inan etmiş olmazlar
Biz onlara kendilerin öldürmeyi, ya da yurtlarından çıkmayı farzetmiş olsaydık, ancak onlardan pek azı bunu yapardı, öğütlenen şeyi onlar yapsaydı, haklarında hem hayırlısı, hem de sağlam olurdu
Böylelikle katımızdan onlara, herhalde büyük sevap verirdik
Allah ile peygambere başeğenler, işte bunlar Allahın nimetine erişenlerle, peygamberlerle, gerçeklerle, şehitlerle, onatlarla birlikteler, bunlar da, ne güzel arkadaşlardır
Bu Allahtan bir erdem, yetişir Allahın bilir olması
Ey inanmış olanlar! Yedekli bulununuz, ya bölük bölük, ya da toplan savaşınız
İçinizde öyleleri vardır ki, ağır davranırlar, başınıza bir şey gelse derler ki: «Allah bana acıdı da, ben onlarla bulunmadım»
Allahtan bir iyilik gelse sizlere, sanki aranızda dostluk yok gibi, «Nola ben de bulunsaydım onlarla, en büyük onunca erişirdim» der
Dünya dirliğini, ahret dirliğiyle değiştirenler, Allahın yolunda çarpışalar, Allahın yolunda çarpışaraktan ölmüş olana, ya, düşmanı yenene büyük sevap vereceğiz
Allahın yolunda neden çarpışmazsınız? «Ey Tanrımız! Halkı zalim olan işbu şehirden bizleri kurtar, bize kendi katından bir kurtarıcı, bize kendi katından bir de yardımcı gönder» diyen nice zayıflar, nice erkekler, nice kadınlar, çocuklar vardır
İnanmış bulunanlar, Allah için çarpışırlar, kâfirler de şeytan için çarpışırlar, şeytanın dostlariyle savaş ediniz, iyi bilin onun hilesi çürük
Görmedin mi, onlara: «Elinizi çekiniz, zekât verin, namaz kılın» denilen kimseleri? Sonra da çarpışmak buyurulunca, Allahtan olduğu gibi, ya da daha çok insanlardan korkarak, derler ki: «Ey Tanrımız! Niçin bize çarpışmayı farzettin? Nolurdu, yakın bir güne değin bizi bıraksa idin?», Onlara diyesin ki: «Dünya metaı azdır, sakınan kimseye ahret hayırlıdır, kıl kadar da zulme uğramazsınız»
Nerede olursanız, sağlam kulelerde olsanız bile ölüm size erişir, onlara bir iyilik gelecek olsa: «Bu Allahtandır» derler, bir kötülük gelince: «Bu senin yüzünden» demektedirler, onlara diyesin ki: «Hepsi de Allahtan!»; bu ulusa ne oldu? Söz anlamaz oldular
Sana iyilik haktan gelir, kötülükse kendinden, «Seni insanlara peygamber gönderdik, Allah yeter buna tanık olarak
Peygambere başeğen Allaha başeğmiştir, yüz çevirene, seni bekçisi kılmadık!»
Sana «Başeğdik» derler, yanından ayrılınca, onların bir nicesi, geceleyin, senin dediğinden başkasını düşünürler, Allah da yazar onların düşündüklerin, onlardan yüz dönesin, Allaha dayanasın, yeter Allah sana vekil olarak
Onlar Kur'anı düşünmüyorlar mı ki? Eğer Kur'an, Allahtan başka bir yerden gelmiş olsaydı, onda birçok ayrılıklar bulunurdu
Onlara emniyetten, ya da korkudan bir salık gelse, hemen onu yayarlar, onu peygambere götürselerdi, içlerinde bulunan emir sahiplerine bildirselerdi, ondan ne çıkacağını daha iyi anlarlardı, üstünüzde Allahın erdemi, yarlıgası olmasaydı, pek çoğunuz, şeytana uyardınız
İmdi, Allah yolunda savaş edesin, sen yalnız kendin tekliflendin, özendir inanmış bulunanları, olur ki Allah kırar kâfirlerin saldırışını, Allah saldırışta, azap etmekte hayli katıdır
İyilikle bir kimseyi kollayan, o iyilikten pay alır, kötülükle kollayan, o da payını alır, Allahın her şeye gücü yetişir
Bir selâmla selâmlanırsanız siz, ya ondan daha güzel, ya da ancılayın selâmlayınız, Allah sayar her şeyi
Allah odur, ondan özge Tanrı yok, şüphesiz bulunan kıyamet günü, sizi toparlıyacak kimdir Allahtan başka, daha doğru söyleyen?
Size noldu münafıklar işinde? iki bölük oldunuz, yaptıkları şeyler dol ay isiyle, Allah döndürdü onları, Allahın saptırdığın yola mı getirmek istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık ona bir yol yoktur
Onlar gibi sizin de kâfir olmanızı istemekteler, bir düzeyde olmanız için çalışmadalar, Allahın yolunda onlar göçmenlik etmedikçe, onları dost edinmeyin, eğer onlar yüz dönerse yakalayın, nerde bulursanız hemen öldürün, siz onlardan ne dost tutun, ne de yardımcı
Ancak aranızda, bağlanma bulunan bir ulusa, sığınmış olanlar, ya sizin onlar ile, ya kendi ulusunun sizinle savaşmasından sıkılarak, gelenler böyle değildir, Allah isteseydi onları size sataştırır, sizinle çarpışırlardı, sizden uzak dururlarsa, çarpışmıyorlarsa, bağış diliyorlarsa onların üzerine varmaya, Allah onlara karşı yol vermez size
Hem sizlerden, hem de kendi ulusundan, emin olmak isteyen birçok kimse bulacaksınız, ne zaman fitneye çağrılırlarsa, hemen koşarlar, sizden çekinmeyip, barışmazlarsa, el de çekmezlerse yakalayıp onları nerde bulursanız öldüresiniz, işte size bu kimseler hakkında açık belgeler verildi
Bir imanlı, bir inanmış olanı, öldürmek yoktur, yanlışlık başka, bir inanlı kimseyi yanlışlıkla öldüren, bir inanlı köle salıversin, aylasına dahi kan akçesi vermeli, akçe almak bağışlanabilir de, öldürülen kimse düşman bir ulustan olup da, inanlı bulunan kimselerden olursa, bir köle salmak gerektir, aranızda, bir bağlantı bulunan ulustan ise, aylasına kan akçesi vermeli, bir de İslâm köle salıvermeli, bulamıyan Allahtan yarlıganmak üzere, art arda iki ay oruç tutmalı, Allah bilicidir, Allah bilgedir
Bile bile bir inanlı olanı öldürenin cezası, cehennemdir, orda sonsuz kalır, Allah ona gadabeder, onu lânetlemiştir, onun için de ulu azap hazırlamıştır
Ey inanmış olanlar! Allahın yolunda savaşa çıkınca, iyice inceleyin, sizi selâmlayan birisine —dünya malı arayarak— «Sen inanmış değilsin!» demeyiniz, imdi, Allah katında çok doyumluk var, siz önceden böyleydiniz, Allah size iyilik etti, inceleyin, araştırın, Allah haberlidir her işinizden
Bir sıkıntı dolayısiyle olmadan, evinde oturan insanlarla, mallariyle, canlariyle Allah yolunda uğraşanlar bir düzeyde olamazlar, mallariyle, canlariyle uğraşanları, oturanlara, Allah bir derece üstün kılmıştır, bunların hepsine Allah iyilik vadeder; savaşanları, oturanlara büyük sevaplarla, Allah üstün kılmıştır
Onlara kendi katından en büyük dereceler, bağışlanmalar, yarlıganmalar var, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Kendi özlerine zulmeden kimselerin, melekler canlarını alırken: «Siz ne durumdaydınız?» diyerek soracaklar, onlar da: «Bizler orada zayıf kimselerdik» diyeceklerdir, «Allahın yeryüzü geniş değil mi? Orda göçmen olaydınız!» denilir, imdi onların durakları ateştir, o ne kolu uğraktır
98,99. Meğer ki göçmek için bir çare, bir yol bulamıyan erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan, birtakım zayıf kimseler ola, işte bunları Allah bağışlar, Allah suçtan vazgeçici, Allah bağışlayıcı
98,99. Meğer ki göçmek için bir çare, bir yol bulamıyan erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan, birtakım zayıf kimseler ola, işte bunları Allah bağışlar, Allah suçtan vazgeçici, Allah bağışlayıcı
Allah yolunda göçmen olan yeryüzünde bollukla birçok sığınak bulur, Allah ile Peygamberin yolunda, göçmen olup yuvasından ayrılanın, sonradan da ölenin, sevabı Allah üzerinedir, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Yolculukta olup da kâfirlerin şerrinden korkacak olursanız, namazları kısaltmakta bir günah yoktur, kâfirler sizlere belli bir düşman
Sen onların arasında bulunup da, namaz kıldırmak istersen, içlerinden bir bölük, silâhını alarak seninle namaza dursun, secdede arkanıza çekilsinler, namazın kılmayan bir başka bölük, sakınarak, silâhını alarak kıla seninle namazlarını, kâfirler ister ki, habersiz olup silâhlarınızla, mallarınızı bırakmış olun da, hemen birden saldıralar sizlere, ya hastalıktan, ya yağmurdan üzüntünüz olursa, silâhları çıkarmakta günah yok, sakınmanız gerektir, Allah, kâfirlere horlayıcı azap hazırlamıştır
Namazını bitirince, dururken, otururken, söylenirken de Allahı anasınız, gönlünüz rahatlarsa, namazı tüm kılınız, namaz inanlılara vakitle farz olundu
Düşmanları kovalamak işinde, gevşeklik göstermeyin, sizler acı duyarsanız, onlar da sizin gibi acı duymaktadırlar, onlar ummaz Allahtan, siz umarsınız, Allah bilicidir, Allah bilgedir
İnsanlar arasında Allahın çizdiğince hükmetmenizçin, hak olarak sana kitap gönderdik, hainlerçin savaşma
Allahtan, bağışlanmak isteyesin, Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Kendi özüne karşı, hainlik edenlerçin uğraşmayasın, Allah sevmez hain olan günahlıyı
İnsanlardan gizlerler, Allahtan gizlemezler, hoş olmayan sözleri düzerlerken geceleri, Allah onlarla idi; Allah kavrar onlar ne işliyorsa
İşte sizler bu dünyada unlar için uğraştınız, kıyamette kim uğraşır onlarçin, onlara kim vekil olur?
Bir kötülük işleyen, ya da kendi özüne zulmedip de, Allahtan bağışlanmak isteyen, görür ki Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Bir günah işleyen, onu ancak kendisiyçin hazırlamış olur, Allah bilicidir, Allah bilgedir
Kim bir yanlış iş görürse, ya da günah işleyip de, bir suçsuza atarsa, açık bir günah ile iftira işlemiştir
Allahın, sana erdemiyle rahmeti olmasaydı, onlardan bir nicesi, seni saptırmak için uğraşırlardı, onlar ancak kendilerin saptırır, sana hiçbir zararları dokunmaz, Allah sana hikmetle, kitap gönderip bilmediğin öğretti; Allahın erdemi büyüktür sana
Onların gizli konuşmasında, bir hayır yoktur, yalnız sadaka ile, iyi işlerle insanların arasını bulmakla, uğraşan kimsede hayır bulunur, Allahın hoşnutluğun isteyerek, bunu yapan kimseye büyük sevap vereceğiz
Doğru yol kendince belli olduktan sonra, Peygambere karşı düşmanlık yapanları, inanmışlar yolundan, başka bir yola sapanları, o yolda yürüdükçe yollarında bırakırız, cehenneme göndeririz, o ne kötü döneydir
Allah bağışlamaz kendisine eş koşulmayı, bundan öte, dilediğin bağışlar, Allaha eş koşan, sapıklığın koyusuna düşmüştür
Allahtan başka, ancak, dişi puta tapınırlar, dik başlı şeytana taparlar onlar
Allah ona lânet etsin, o demiştir ki : «Ben senin kullarından, belli olan nicesin, tutacağım
Onları saptırırım, onları umdururum, davarların kulakların kesmeyi Allahın yaptığını bozmayı, emrederim onlara», Allahı bırakıp da, şeytanı dost edinen, en koyu ziyandadır
Onlara söz vererek, umuda düşürerek, şeytanın söz verişi ancak aldatmak için
İşte bunların durakları cehennemdir, ondan çıkmak için bir yol da bulamazlar
İnanmış olanlarla, yararlı iş görenleri, altından ırmaklar akan cennetlere koyacağız, orda tüm sonsuz kalırlar, Allah gerçek vadetti, kimdir Allahtan başka daha doğru söyleyen?
Bu, ne sizin umuntunuza göredir, ne de kitaplıların, kim kötülük işlerse cezasını görür o; haktan başka, bir tek dost, bir tek yardımcı bulamaz o
Erkek olsun, kadın olsun inanmış bulunanlardan kim bir iyilik işlerse cennete girecektir, hiçbir zulüm görmezler
Allaha büsbütün kendini veren, iyilik eyleyen, doğru olup, İbrahim'in dinine uyan bir kimseden, dince daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmiştir
Göklerde, yerde olan her şey Allahın, Allah kaplamıştır bütün varlığı
Kadınlar hakkında senden hüküm isterler, diyesin ki: «Hakların vermeden almak istediğiniz kimsesiz kadınlarla, zayıf çocuklara, öksüzlere adaletle davranmanızçin, yapılacak olanı, okunulan kitapta Allah size bildirdi, Allah bilir siz ne iyilik edersiniz»
Bir kadın, kocasının incitmesinden, ya da yüz çevirmesinden korkacak bulunursa, ikisinin arasını bulup barıştırmakta bir günah yoktur, barış hayırlıdır, cimrilik, yüreklerde yerleşmiş, iyilik edip sakınçlı olursanız, Allah haberlidir yaptığınızdan
Her ne denli uğraşsanız da, kadınların arasında adalet yapamazsınız, büsbütün birine gönül kaptırıp, birini askıda bırakmayınız, düzgün geçinerek sakınırsanız, imdi Allah bağışlar, hem de yarlıgar
Ayrılacak olurlarsa, Allah hepsini de, kendi büyüklüğiyle koruyacaktır, Allah geniş, Allah bilge
Göklerde de, yerde de bulunanlar hep Allahındır, «Allahtan sakınınız» diye sizlerden önce kitap gelenlere de, sizlere dahi öğüt vermiştik ki, «Eğer küfrederseniz, göklerde de, yerde de olan Allahın», Allah zengin, Allah öğülmüş
Göklerde de, yerde de olan Allahın, vekil olarak da Allah yetişir
Ey insanlar! Allah dilerse sizi yok eder, yerinize başkaların getirir, Allahın buna gücü yetişir
Kim isterse ödülünü dünyanın ödülleri dünya ile ahretin Allahın katındadır, Allah işitici, Allah görücü
Ey inanmış olanlar! Kendi üzerinize, ananın, babanın üzerine, zengin olsun, yoksul olsun, hısımların üzerine olsa da, Allah için tanıklık edecek bulunursanız, adaletten ayrılmayın, imdi Allah onlara dahi iyi vekildir, havaya uymayınız, döneklik etmeyiniz, dilinizi bükerseniz, tanıklıktan yüz dönerseniz, Allah haberlidir yaptığınız her işten
Ey inanmış olanlar! Hem Allaha, hem Peygambere, hem de Allahın peygamberine indirmiş olduğu kitaba, ondan önce inmiş olana da inanasınız, Allaha, meleklere, kitaplara, peygamberlere, sonku güne inanmayan bir kimse koyu sapkınlıktadır
İnandıktan sonra, küfre gideni, yine inanarak, yine küfre gideni, küfürle direneni, Allah hiç bağışlamaz, doğru yola iletmez de
Müjdele münafıkları, onlar için ağrıtıcı azap var
İnanlıyı bırakıp da münafıkla, kâfirleri dost tutanlar, onların yanlarında, saygı mı bekliyorlar? Emreliğin hepsi Allah içindir
Kitapta sizlere bildirilmiştir, Allahın âyetlerin tanınmadığın, alaya alındığın, duyduğunuz bir yerde, başka söze geçmezlerse, onlarla oturmayın, yoksa siz de, onlara benzersiniz, kâfirlerle kaypakların hepsini Allah toplar cehennemde
Onlar sizi gözlerler, Allah size bir fetih gösterecek olursa: «Biz sizinle birlik değil miydik?» demektedirler, kâfirlere bir kazanç düşünce de derler ki : «Bizler sizi yenmez miydik? inanmış olanlardan sizi korumadık mı?» Allah kıyamet günü aranızda hükmeder, inanmışlar üzerine kâfirler için Allah hiçbir kolaylık vermez
Münafıklar Allahı aldatmak ister, o onları aldatır, namaza kalkınca da, ağır kalkarlar, herkese gösteriş yaparlar, Allahı az anarlar
Kararsızlık içindeler, ne onlardan yana, ne de bunlardan, Allah kimi saptırırsa, ona hiçbir yol bulamazsın
Ey inanmış olanlar! İnanlılar dururken, kâfiri dost tutmayın, Allahın kendi üzerinize açık bir hüccet mi tutmasını istersiniz?
Münafıklar cehennemin en alt katında, hiç yardımcı bulamazsın onlara
Tövbe yapanlarla, halini düzelterek Allaha sarılanlar, Allah için dinlerinde özden olanlar, böyle değildirler, imdi bunlar inanlılarla birlikte olacaklardır, Allah inanmışlara büyük sevap verecektir
Eğer sizler inanmış bulunup da şükrederseniz, Allah size niçin azap yapacak? Allah verir karşılığın, Allah bilgindir
Allah sevmez kötü sözün açıkça söylenmesin, zulme uğrayan başka, Allah işitici, Allah bilici
Açık, gizli, siz bir hayır işliyecek olursanız, ya da bir kötülüğü bağışlarsanız, imdi Allah da bağışlar, Allahın gücü yeter
Allah ile, Peygambere inanmıyanlar, Allah ile peygamberleri ayırmak istiyenler «Nicesine inanırız, nicesine inanmayız» diyenler, orta bir yol bulmakçin yeltenenler
İşte bunlar tam kâfirdir, kâfirlerçin horlatıcı azap hazırlanmıştır
Hem Allaha, hem de peygamberlerine inanarak, onlardan hiçbirini ayırmayan kimselere sevapları verilecek; Allah bağışlayıcı, Allah yarlıgayıcı
Kitaplı olanlar, senden kendilerine, gökten kitap indirmeni isterler, imdi onlar, Musa'dan da, bundan daha büyüğünü istemişlerdi, «Açıkçana bize göster Allahı» demiş idiler, zulümleri yüzünden yıldırıma çarpıldılar, kendilerine belgeler geldiği halde, daha sonra buzağıya taptılar, biz onları bağışladık, biz açık bir hüccet verdik Musa'ya
Mîsakları dolayısiyle, Tûr dağını üstlerine yükselttik, «Kapıdan girerken de secde edin !» dedik onlara, «Cumartesi günü aşırılık etmeyin!» diye de söylemiştik, onlardan en koyu bir de mîsak almıştık
Ahitlerin bozmalarından, Allahın âyetlerin tanımadıkları, haksız yere peygamberleri öldürdükleri «Gönlümüz örtülüdür» diye söyledikleri, kâfir dahi olmaları yüzünden, Allah damgaladı gönüllerin, onların pek azı inana gelir
Kâfirlik etmeleri, Meryem'e de en büyük bir iftira yapmaları
«Allahın peygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük!» demeleri yüzünden de ceza verdik, onu ne öldürdüler, ne de astılar, öldürülen kimse, onlara İsa gibi göründü, o yolda ayrışanlar bunda şüphelendiler, sanıya uymaktan başka, bu yolda onların bilgisi yoktur, onlar kesin olarak İsa'yı öldürmediler
Allah onu kendisine götürdü, Allah emre, Allah bilge
Kitaplı olanlardan, hiçbir kimse yoktur ki ölmeden önce ona inan getirmemiş buluna, o da kıyamet günü tanık olur onlara
Yahudilerin zulmetmelerinden, bir çoklarını da hak yolundan alıkoymuş olmaları yüzünden
Yasak edildiği halde, faiz aldıklarından, herkesin malların haksız yere yediklerinden, helâl olan birçok temiz şeyleri, haram kıldık onlara, onlardan kâfir olanlarına ağrıtıcı azap hazırlamışız
Onlardan, bilgide derin olanlar, inanlı bulunanlar, hem sana, hem de senden önce gelmiş olana, inanmaktadırlar, namazların kılarlar, zekâtların verirler, hem Allaha, hem de son güne inanederler, biz onlara büyük sevap vereceğiz
Hem Nuh'a, hem de Nuh'tan sonra gelmiş bulunan peygamberlere, vahyetmiş olduğumuz üzere, sana dahi vahyettik, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup ile, Yakup oğullarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyeylemiştik, Davud'a Zebur'u verdik
Senden önce gelmiş olan, nice peygamberleri, sana haber vermiştik, nicesini sana söylemedik; Allah, Musa ile söz konuşmuştur
Müjdeleyen, kocunduran peygamberler gönderdik, tâ ki, peygamberlerden sonra insanların Allaha karşı diyeceği olmaya, Allah emre, Allah bilge
Sana indirmiş olduğu şeye, Allah tanıktır, onu kendi bilgisiyle gönderdi, melekler de tanık, yetişir Allahın tanık olması
Kâfir olup da, Allahın yolundan alıkoyanlar, en koyu bir sapkınlıkla sapıtmışlardır
168,169. Kâfirlerle zalimleri, Allah bağışlar değil; cehennem yolunda başka, doğru yola iletmez; orda tüm sonsuzlukla kalırlar, bu, Allaha kolaydır
168,169. Kâfirlerle zalimleri, Allah bağışlar değil; cehennem yolunda başka, doğru yola iletmez; orda tüm sonsuzlukla kalırlar, bu, Allaha kolaydır
Ey insanlar! Tanrınızdan size hak olarak peygamber gelmiştir, iman edin, sizin için hayırlıdır, eğer kâfirlik ederseniz, göklerle, yerde bulunan Allahındır, Allah bilgin, Allah bilge
Ey kitaplı olanlar! Dininizde aşırılık etmeyin, Allaha ancak hak olarak söyleyin, Meryem oğlu İsa, Allahın peygamberidir, Meryem'e bıraktığı bir sözüdür, Tanrıdan bir ruhtur, Allahla peygamberlere inanın, Tanrı üçtür demeyin, çekinin; çekinmeniz sizin için hayırlıdır, Allah ancak birdir, kendinin oğlu olmaktan kutsaldır, göklerde, yerde olan önündür, Allah yeter vekilliğe
Mesih'le yakın melekler Allaha kul olmaktan hiç çekinmezler, Allahın kulluğundan kim çekinerek böbürlenirse, bunların hepsi O'nun katında toplanacaktır
İnanarak yararlı iş görenlerin sevapları ödenir, Allahın erdeminden artırılır da, çekinenlerle, büyüklük taslayanları acı azapla azap eder, onlar için Allahtan ayrı dost, yardımcı bulamazlar
Ey insanlar! Size Tanrınızdan hüccet gelmiştir, size açık bir nur indirdik
Allaha inanarak, ona sarılanlar da, girecekler Allahın erdemiyle yarlıgasına, onun katından, doğru yola iletilirler
Senden, kimsesiz bir ölü hakkında sorarlar, onlara diyesin ki: «Bir kişi çocuksuz ölecek olsa, yalnız bir bacısı kalırsa, bıraktığı maldan yarısı onun, bacısı çocuksuz ölmüş olursa, miras erkek kardeşindir, bacısı iki olursa kalan şeyden üçte iki alırlar, erkek, dişi kardeşleri olursa, bir erkeğe iki kadın payıdır, Allah belli eder sapmamanız için, Allah bilir her şeyi